Amasyalıdır. “Deli Emîr Mehmed Paşa” demekle meşhûrdur. 1084 senesi muharreminin üçüncü günü Amasya ve Kayseriyye sancaklarına birlikte mutasarrıf oldu. Kendisi Kayseriyye’de oturup tarafından Geygelli Hasan Ağa Amasya mütesellimi oldu.⁶⁷¹
Rebîülevvelde Dizdâr Hamza Ağa’nın ref‘inden Ziyareli Mehmed Çelebi yine şehir kethüdâsı ve mütesellim Hasan Ağa, güzel idâreye muvaffak olamadığından kethüdâyeri Topçuzâde Mehmed Ağa bin Hasan Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Cumâdelâhirenin yedisinde mirâhur-ı evvel Kara İbrâhim Ağa’nın tâbi‘i Bektaş Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi olup İstanbul’dan geldi. Murâd Beyzâde Ahmed Ağa Tokat voyvodası ve Amasya beytü’l-mâl emîni oldu.
Gurre-i ramazânda Kadı Mustafa Efendi’nin yerine Rıdvan Efendi Amasya kadısı olup geldi. Müteâkiben Alaybeyi Hüseyin Bey’in ref‘inden İbrâhim Beyzâde Mahmûd Bey alaybeyi oldu.
Zilka’de evâilinde Amasya Müftüsü Müfessir Hızır Efendi hastalandığından tilmîzi emînü’l-fetvâ Yahya Efendi müftü vekili olup zilhiccenin sekizinci günü dâr-ı naîme intikâl eylediğinden vekil Yahya Efendi, Amasya müftüsü ve Merzifonî Bayram Iydî Efendi Sultân [161] Bâyezîd müderrisi oldu.
1085 senesi muharreminde Kadı Rıdvan Efendi’nin harekâtı şikâyetlere bâdî olduğundan azliyle safer gurresinde sâbık Musul Kadısı Amasyalı Dâniş Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu.
Cumâdelûlâda sâdâtın harekât-ı müfritasından bîzâr olan nakîb es-Seyyid Abdurrahmân Efendi’nin isti’fâsı üzerine Koca Emîr demekle meşhûr Mahmûd Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.
Çoktan Sultân Bâyezîd Câmi-i Şerîfi’nin i’mârına devam edildiği halde ikmâl edilemediğinden cumâdelûlânın dokuzunda ikinci defa Murâd Beyzâde Ahmed Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi olup bir an evvel ikmâline gayret etmesi ekîden tenbîh edildi.
Cumâdelâhire evâilinde kethüdâyeri Mehmed Ağa’nın ref‘inden Kuloğlu Halil Ağa kethüdâyeri ve şa’bânda Ziyareli Mehmed Çelebi yerine a‘yândan Nasûh Ağazâde Hamza Ağa şehir kethüdâsı ve şevvâlde Mehmed Bey’in ref‘inden Veli Bey alaybeyi oldu.
Zilhicce gurresinde Müftü Yahya Efendi’nin yerine Sultân Bâyezîd Müderrisi Merzifonî Bayram Iydî Efendi Amasya müftüsü ve evâhirinde Mutasarrıf es-Seyyid Mehmed Paşa da Mar’aş beylerbeyi olduğundan Amasya sancağı sâbık Van Beylerbeyi Mehmed Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. "Deli Emîr Mehmed Paşa" adıyla tanınır. 1084 [1673] yılı Muharrem ayının üçüncü günü Amasya ve Kayseri sancaklarına birlikte mutasarrıf (sancağın sahibi ve yöneticisi) oldu. Kendisi Kayseri'de oturdu; onun adına Geygelli Hasan Ağa Amasya mütesellimi (sancağı vekâleten yöneten kişi) oldu.
Rebîülevvel ayında Dizdar Hamza Ağa görevden alınınca Ziyareli Mehmed Çelebi yeniden şehir kethüdâsı oldu. Mütesellim Hasan Ağa yönetimde başarılı olamadığından da kethüdâyeri Topçuzâde Mehmed Ağa bin Hasan Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Cemâziyelâhir ayının yedinci günü, mîrâhur-ı evvel (saray ahırlarının birinci amiri) Kara İbrâhim Ağa'nın adamı Bektaş Ağa Sultan vakıflarının (evkâf-ı Sultâniyye) mütevellisi olarak İstanbul'dan geldi. Murâd Beyzâde Ahmed Ağa da Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini oldu.
Ramazan ayının ilk günü Kadı Mustafa Efendi'nin yerine Rıdvan Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Ardından Alaybeyi Hüseyin Bey görevden alınarak İbrâhim Beyzâde Mahmûd Bey alaybeyi oldu.
Zilkade ayının başlarında Amasya Müftüsü Müfessir Hızır Efendi hastalandığından öğrencisi, emînü'l-fetvâ (müftünün fetva işlerini yürüten yardımcısı) Yahya Efendi müftü vekili oldu. Hızır Efendi Zilhicce ayının sekizinci günü ebedî âleme göçünce vekil Yahya Efendi Amasya müftüsü, Merzifonlu Bayram Îdî Efendi de Sultan Bâyezîd Medresesi müderrisi oldu.
1085 [1674] yılı Muharrem ayında Kadı Rıdvan Efendi'nin davranışları şikâyetlere yol açtığından görevden alındı; Safer ayının ilk günü eski Musul kadısı Amasyalı Dâniş Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu.
Cemâziyelevvel ayında, seyyidlerin aşırı davranışlarından bıkan nakîb es-Seyyid Abdurrahmân Efendi istifa edince, "Koca Emîr" adıyla tanınan Mahmûd Ağa nakîbü'l-eşrâf kaymakamı (Peygamber soyundan gelenlerin işlerine bakan nakîbin Amasya'daki vekili) oldu.
Sultan Bâyezîd Camii'nin onarımı uzun zamandır sürdüğü halde bir türlü tamamlanamadığından, Cemâziyelevvel ayının dokuzunda Murâd Beyzâde Ahmed Ağa ikinci kez Sultan vakıflarının mütevellisi oldu ve onarımı bir an önce bitirmeye çalışması kendisine sıkı sıkıya tembih edildi.
Cemâziyelâhir başlarında kethüdâyeri Mehmed Ağa görevden alınarak Kuloğlu Halil Ağa kethüdâyeri oldu. Şaban ayında Ziyareli Mehmed Çelebi'nin yerine ileri gelenlerden Nasûh Ağazâde Hamza Ağa şehir kethüdâsı, Şevval ayında da Mehmed Bey görevden alınarak Veli Bey alaybeyi oldu.
Zilhicce ayının ilk günü Müftü Yahya Efendi'nin yerine Sultan Bâyezîd Müderrisi Merzifonlu Bayram Îdî Efendi Amasya müftüsü oldu. Ayın sonlarında Mutasarrıf es-Seyyid Mehmed Paşa Maraş beylerbeyi olduğundan Amasya sancağı eski Van Beylerbeyi Mehmed Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağın geliri ve yönetimi kendisine verilen kişi
- mütesellim: sancak sahibinin yerine sancağı yöneten vekil
- ref‘: görevden alma
- kethüdâyeri: sancaktaki tımarlı sipahilerin işlerine bakan görevli
- şehir kethüdâsı: halkla yönetim arasında aracılık eden, şehrin ileri gelenlerinden seçilen temsilci
- mîrâhur-ı evvel: saray ahırlarının birinci amiri
- tâbi‘: bir büyüğün maiyetindeki adam
- evkâf-ı Sultâniyye: padişahların Amasya'daki vakıfları, özellikle II. Bayezid külliyesi vakfı
- beytü'l-mâl emîni: sahipsiz kalan mirasları devlet adına toplayan memur
- gurre: kamerî ayın ilk günü
- evâil / evâhir: ayın başları / sonları
- tilmîz: öğrenci
- dâr-ı naîme intikâl: ölmek (nimet yurduna göçmek)
- bâdî: sebep olan
- sâdât: seyyidler, Peygamber soyundan gelenler
- harekât-ı müfrita: aşırı, ölçüsüz davranışlar
- bîzâr: bıkmış, usanmış
- nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı: seyyidlerin işlerine bakan nakîbin taşradaki vekili
- ekîden tenbîh: sıkı sıkıya uyarma
- tevcîh: bir görevi ya da sancağı birine verme
Deli Emîr Mehmed Paşa
Bu madde, Amasya sancağının dört kez yönetimine getirilen Deli Emîr Mehmed Paşa'nın üçüncü dönemini anlatır. Hüsameddin bir önceki maddelerde onun Rifâî seyyidlerinden Hacı Kâsımzâde es-Seyyid Mustafa Ağa'nın oğlu olduğunu, dergâh-ı âlî kapıcıbaşısıyken Çorum sancağını aldığını, 1078 [1667] ve 1082 [1672] yıllarında Amasya'ya mutasarrıf olduğunu yazar. Bu üçüncü dönemine Kayseri sancağının mutasarrıfıyken, Sevincerli Ömer Paşa'nın Kars beylerbeyiliğine terfi etmesiyle boşalan Amasya'nın da kendisine eklenmesiyle girmişti. Paşa 1087'de dördüncü kez Amasya'ya dönecektir. Eserin biyografi ciltlerine göre kardeşi Sa'dullâh Ağa onun hazinedarı, sonra uzun süre Adana mütesellimi olmuş; Amasya'nın tanınmış hattat ve kâtiplerinden Celâlzâde Mehmed Çelebi, Fazlızâde Hâfız Hasan Efendi ve Bâlîzâde Resîm Ahmed Efendi onun divan kâtipliğini yaparak beylerbeyilik yaptığı yerlerde yanında dolaşmışlardır. Oğlu Deli Emîr Paşazâde es-Seyyid Mustafa Bey XVII. yüzyılın sonlarında birkaç kez Amasya alaybeyi olmuş, onun torunu Seyyid Mehmed Bey de XVIII. yüzyılda aynı görevde bulunmuştur.
Deli Emîr Mehmed Paşa hakkında Hüsameddin dışında bir kaynakta bilgiye rastlanmadı. XVI. yüzyılın sonunda Mısır valiliği yapmış "Seyyid Emîr Mehmed Paşa" adlı başka bir devlet adamı vardır; adlarının benzerliği yanıltmamalıdır, ikisi ayrı kişilerdir.
Geygelli Hasan Ağa ve Küçük Kızılca
Hüsameddin dipnotta bu Hasan Ağa'nın Amasya'daki Geygellioğulları ailesinin atası olduğunu, vezir Ağazâde İsmail Hakkı Paşa'nın bu aileden geldiğini ve "Geygelli"nin Amasya yakınındaki Küçük Kızılca köyünün eski adı olduğunu söyler. Eserin biyografi bölümünde aynı kişi "Geyiklili Hasan Ağa" başlığıyla anlatılır: Geyikli, öteki adıyla Küçük Kızılca köyünden Sipahi Mehmed Ağa'nın oğludur. Köprülü Mehmed Paşa'nın Macaristan seferinde yiğitliğiyle tanınmış, Deli Emîr Mehmed Paşa'nın kethüdâsı olduğu için birkaç kez Amasya mütesellimi ve Sultan vakıfları mütevellisi olmuş, 1091'de emekliye ayrılıp 1092 sonlarında ölmüştür. Ailenin adı böylece metinde "Geygelli", biyografide "Geyiklili" diye iki biçimde yazılmıştır. Küçük Kızılca bugün Amasya Merkez ilçesine bağlı, şehre 38 kilometre uzaklıktaki Küçükkızılca köyüdür; 1928 kayıtlarında adı "Kızılcasagir", yani "küçük Kızılca" olarak geçer.
Müfessir Hızır Efendi
Maddede ölüm haberi verilen Hızır Efendi, XVII. yüzyıl Amasya'sının en tanınmış âlimidir. Hüsameddin'in biyografisine göre 1006 [1597-98] yılında Hacı İlyas Mahallesi'nde doğmuş, Sultan Bâyezîd Mektebi'nde hafız olmuş, Sultan Bâyezîd Medresesi'nde muîd, Yörgüç Paşa Medresesi'nde müderris olduktan sonra dört kez Amasya müftülüğüne getirilmiştir. Mutasarrıf Köprülü Mehmed Paşa'ya şer'î bir konuda karşı çıktığı için görevden alınmış, şehir kethüdâsı Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa'nın şikâyetleri ve yalancı tanıklıklar yüzünden Kıbrıs'a sürülmüş, Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadaretinde onurla Amasya'ya döndürülmüştür. Mezarı Halifet Gazi kabristanındadır. Hüsameddin onun Maydanos Köprüsü başındaki bahçeli, havuzlu konağını da anar.
Hızır Efendi'nin eserleri bugün de araştırılmaktadır. Fıkıh usulüne dair Gusûnü'l-usûl adlı özeti, Nesefî'nin Menârü'l-envâr'ından çıkarılmış bir muhtasar olup bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'nde (Nuruosmaniye, nr. 4432) bulunur; bu esere yazdığı Tehyîcü Gusûni'l-usûl adlı şerh 2025'te Akhisârî'nin benzer bir eseriyle karşılaştırılarak incelenmiştir. Belâgate dair Unbûbü'l-belâğa ile bunun şerhi el-İfâza, Beyzâvî tefsirine En'âm sûresine kadar yazdığı haşiye öteki başlıca eserleridir. Ölüm tarihi kaynaklarda 1060, 1062, 1084, 1086 ve 1100 gibi birbirinden çok farklı yıllarla verilir. Hüsameddin'in bu maddede ve biyografide birbirini tutan kaydı, 8 Zilhicce 1084 [Mart 1674], en ayrıntılı ve en güvenilir görünen tarihtir; erken tarihler, onun 1060'lardan sonraki görevleriyle de uyuşmaz.
Sultan Bâyezîd Camii'nin Bitmeyen Onarımı
Maddenin dikkat çekici kaydı, Sultan Bâyezîd Camii'nin onarımının 1085 [1674] yılında hâlâ bitirilemediğidir. Bu onarım, 16 Ağustos 1668'deki büyük depremin sonucudur. Kuzey Anadolu Fayı'nın Niksar ile Bolu arasında büyük ölçüde kırıldığı bu depremde Amasya'da Sultan Bâyezîd Camii'nin kubbeleri ve minareleri, kale surları, kâgir yapılar, camilerin çoğunun kubbeleri ve bedestenin birçok yeri yıkılmıştır. Hüsameddin'e dayanan ansiklopedik açıklamaya göre 1079 [1668-69] depreminde caminin kubbeleri çökmüş, iki minaresi eğrilmiş, imaret ile tabhanenin kubbeleri de yıkılmış, bütün hasar mütevelli Merzifonlu İbrâhim Ağa tarafından bir yıl içinde onarılmıştır.
Bu maddedeki kayıt ise işin o kadar çabuk bitmediğini gösterir. Hüsameddin iki madde sonra (4-75) sebebi de açıklar: art arda gelen savaşlar yüzünden vakfın gelirlerinin bir kısmı borç olarak maliyeye, bir kısmı Enderun hazinesine verilmiş, cami bu yüzden tamamlanamamıştır. Tamamlanma ancak Murâd Beyzâde Ahmed Ağa'nın dördüncü mütevelliliğinde, 1094'ten sonraki beş yılda gerçekleşmiş görünür; eserin biyografisine göre Ahmed Ağa bu dönemde camiyi yeniden imar etmiş, imareti de çalıştırmıştır. Yumuşak huyu ve ince sesi yüzünden Fâzıl Ahmed Paşa'nın ona "kethüdam" yerine "kadınım" dediğini, bu yüzden "Kadınım Ahmed Ağa" diye anıldığını da Hüsameddin aktarır.
Seyyidler Meselesi
Nakîb Abdurrahmân Efendi'nin seyyidlerin taşkınlıklarından bıkarak istifa etmesi, Amasya'da yıllardır büyüyen bir sorunun parçasıdır. Hüsameddin bir önceki dönemi anlatırken, nakîbliğin yirmi otuz yıldır bazı ağaların elinde kalması yüzünden sahte seyyidlerin çoğaldığını ve nüfuzlu seyyidlerin şehirde ayrı bir güç hâline geldiğini yazmıştı. Yerine getirilen Koca Emîr Mahmûd Ağa ise ilerleyen yıllarda bu taşkınlığın başını çekenlerden sayılacak, Mirza Mehmed Paşa döneminde öteki elebaşlarla birlikte yakalanıp Yukarı Kale'de hapsedilecektir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 594–595. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, aynı baskı, 4. Cilt, s. 590–594 (Deli Emîr Mehmed Paşa'nın önceki dönemleri); 6. Cilt, s. 178 (Murâd Beyzâde Ahmed Ağa); 8. Cilt, s. 604–605 (Geyiklili Hasan Ağa); 9. Cilt, s. 117 (Müfessir Hızır Efendi); 10. Cilt, s. 261 (Sa'dullâh Ağa).
Akademik çalışmalar
- Semavi Eyice, "Beyazıt II Camii ve Külliyesi (Amasya)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/beyazit-ii-camii-ve-kulliyesi--amasya
- Abdulkadir Dündar, "Bir Belgeye Göre Amasya II. Bayezid Külliyesi", Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, XLIV/2 (2003), s. 131-172.
- Abdülkadir Tekin, "Akhisârî'nin Şerhu Semti'l-Vüsûl ilâ İlmi'l-Usûl ile Hızır b. Muhammed el-Amâsî'nin Tehyîcü Gusûni'l-Usûl Adlı Eserlerine Mukayeseli Bir Bakış", Amasya İlahiyat Dergisi, sy. 26 (2025), s. 141-179.
- "Klasik Usûl-i Fıkıh Eğitiminde Kolaylık Arayışları: Menârü'l-Envâr Muhtasarları ve Akhisârî'nin Semtü'l-Vüsûl ilâ İlmi'l-Usûl İsimli Eseri", Mevzu – Sosyal Bilimler Dergisi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/mevzu/article/1351921
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar