Vanlıdır. 1074 senesi gurre-i saferinde Amasya sancağı mutasarrıfı oldu. Kendisi Rumeli ordusunda meşgul-ı harb olduğundan Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi, ba‘dehû Mehmed Ağa kethüdâyeri ve es-Seyyid Mehmed Çelebi nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.
Recebde Çavuşzâde Vezîr Mehmed Paşa Sivas vâlisi olup Amasyalı Nişancı Ca’fer Paşa’ya vezâret verildi. Şa’bânda silahdâr şehriyâri Amasyalı Hacı Efendizâde Ömer Ağa bin el-Hâc Abdülbâkî Çelebi vezâretle Mısır vâlisi oldu. Buna “Öküz Ömer Paşa” ve ağasına “Balak Hasan Ağa” dendi.
Şevvâl evâilinde Müftü İsmâil Efendi’nin azline binâen fuzalâdan Yeğenzâde Hâfız el-Hâc Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu. Bu sene a‘yândan Pervâne Bey, mütevellîsi ve Nişancı Paşa’nın ammizâdesi Müeyyedzâde Abdülvâsî Çelebi ile esbak Çavuşbaşı Hacı Beyzâde Mehmed Bey ve Yörgüç Paşa Vakfı Mütevellîsi Hasan Beyzâde Mustafa Bey vefât etdi.
Ca’fer Paşa, müstakillen Pervâne Bey mütevellîsi olup ammizâdesi Vâsî Çelebizâde Habîb Efendi Amasya’da vekil oldu. Mehmed Bey’in düyûnuna oğulları Osmân, Ali beyler vâris, Yörgüç Paşa Vakfı’na da Mustafa Bey’in biraderzâdesi diğer Mustafa Bey bin Ali Bey mütevellî oldu. [146]
1075 senesi gurre-i muharreminde Kadı Abdülcelîl Efendi’nin yerine mevâlîden Hayreddînzâde Mustafa Efendi yine Amasya kadısı oldu. Müteâkiben Sefer Ağazâde Osmân Ağa Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi olup selefi Selim Bey’e mirlivâlık verildi.
Cumâdelûlâda mütesellim el-Hâc Hüseyin Ağa İstanbul’a gidip yerine kethüdâyeri Mehmed Ağa Amasya mütesellimi ve Paşazâde Hüseyin Bey’in ref‘inden Kelekcizâde Hasan Bey alaybeyi ve şa’bânın dördünde Serdârzâde Halil Paşa ma‘zûlen Amasya’ya gelip evkâf-ı Sultâniyye mütevvellîsi oldu.
Şevvâlde İstanbul şehremîni Köprülü Müftü Şücâeddîn Efendizâde İmâdeddîn Ömer Efendi bin Şemseddîn Efendi Cidde beyi olup zilka’dede Şişman İbrâhim Paşa Sivas vâlisi oldu.
Sultân Bâyezîd Câmii İmâmı Şeyh Ya’kûb Efendizâde eş-Şeyh Nasûh Efendi bin Sinan Efendi ile kibâr-ı ulemâdan Enderûn vâiz-i meşhûru Niksarlı Çepnizâde Hüsâmeddîn Efendi vefât etdi. Hüsâmeddîn Efendi’nin damâdı Mustafa Efendi Enderun Câmii vâizi ve Halvetiye Meşâyihinden eş-Şeyh Mahmûd Efendi de Mahmûd Çelebi Tekkesi şeyhi oldu.
1076 senesi muharreminde Abdülcelilzâde el-Hâc Hüseyin Ağa İstanbul’dan gelip safer gurresinde yine Amasya mütesellimi ve on yedinci bölük sipâhilerinden Muslî Ağa kethüdâyeri oldu. Beş gün sonra Merzifon Müftüsü Recebzâde Mehmed Efendi vefât edib [147] yerine Sultâniyye-i Merzifon Müderrisi Müftüzâde Abdullah Efendi müftü oldu.
Rebîülâhirin on beşinde Evkâf-ı Sultâniyye Mütevellisi Serdârzâde Halil Paşa Sivas Vâliliğine tâyin edildiğinden Ali Ağa Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi oldu.
Ramazânda şehir kethüdâsı Seyyid Ahmed Ağa, iftara davet bahânesiyle ba’zı haşerâtı hânesinde cem‘ ederek tahrîkâtı duyulduğundan şevvâlin gurresinde azl edilip yerine Dede Hasanzâde el-Hâc Mehmed Çelebi şehir kethüdâsı oldu. Fitne vukûundan evvel bastırıldı.
Şevvâlin onuncu günü sâbık şehir kethüdâsının istinadgâhı olan Ya’kûb Ağa da azl edilip Yûsuf Ağa yeniçeri serdarı ve müteâkiben nakîb es-Seyyid Mehmed Ağa’nın ref‘iyle kudâttan Amasya evkâfını teftişe me’mûr es-Seyyid Yahya Efendizâde es-Seyyid Abdurrahman Efendi nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.
Bu esnada kibâr-ı ulemâdan Gümüş kasabasında Halil Paşa müderrisi ve Gümüş Müftüsü Hasan Efendi vefât edib yerine Amasya ders-i âm larından Gümüşlü Halil Efendi müderris ve müftü olup gitdi.
Lâkin Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa’nın azlinden münba’is olan teşebbüsâtıyla mutasarrıf-ı Vânî Mehmed Paşa da zilka’dede tahvîl edilip Amasya sancağı Ankara Beylerbeyi Ferdad Paşa’ya tevcîh ve Amasya Alaybeyi Hasan Bey Eğin sancağına mirlivâ tâyin edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Vanlıdır. 1074 yılı Safer ayının başında [Eylül 1663] Amasya sancağı mutasarrıfı oldu. Kendisi Rumeli ordusunda savaşla meşgul olduğundan Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi, ardından Mehmed Ağa kethüdâyeri, es-Seyyid Mehmed Çelebi de nakîbüleşraf kaymakamı oldu.
Recep ayında Çavuşzâde Vezir Mehmed Paşa Sivas valisi oldu, Amasyalı Nişancı Ca'fer Paşa'ya vezirlik verildi. Şaban'da padişahın silahdarı Amasyalı Hacı Efendizâde Ömer Ağa bin el-Hâc Abdülbâkî Çelebi vezirlikle Mısır valisi oldu. Buna "Öküz Ömer Paşa", ağasına da "Balak Hasan Ağa" dendi.
Şevval başlarında Müftü İsmâil Efendi'nin görevden alınması üzerine fazıllardan Yeğenzâde Hâfız el-Hâc Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu. Bu yıl ileri gelenlerden Pervâne Bey Vakfı mütevellisi ve Nişancı Paşa'nın amcazadesi Müeyyedzâde Abdülvâsî Çelebi, eski çavuşbaşı Hacı Beyzâde Mehmed Bey ve Yörgüç Paşa Vakfı mütevellisi Hasan Beyzâde Mustafa Bey vefat etti.
Ca'fer Paşa tek başına Pervâne Bey Vakfı'nın mütevellisi oldu, amcazadesi Vâsî Çelebizâde Habîb Efendi de Amasya'da onun vekili oldu. Mehmed Bey'in borçlarına oğulları Osman ve Ali beyler vâris oldu. Yörgüç Paşa Vakfı'na da Mustafa Bey'in yeğeni, öteki Mustafa Bey bin Ali Bey mütevelli oldu.
1075 yılı Muharrem ayının başında [Temmuz 1664] Kadı Abdülcelîl Efendi'nin yerine büyük kadılardan Hayreddînzâde Mustafa Efendi yeniden Amasya kadısı oldu. Ardından Sefer Ağazâde Osman Ağa Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi oldu; selefi Selim Bey'e mirlivalık (sancak beyliği) verildi.
Cemâziyelevvel ayında mütesellim el-Hâc Hüseyin Ağa İstanbul'a gidince yerine kethüdâyeri Mehmed Ağa Amasya mütesellimi oldu. Paşazâde Hüseyin Bey'in görevden alınmasıyla Kelekcizâde Hasan Bey alaybeyi oldu. Şaban'ın dördünde Serdârzâde Halil Paşa görevinden azledilmiş olarak Amasya'ya gelip Sultan vakıflarının mütevellisi oldu.
Şevval'de İstanbul şehremini, Köprülü Müftüsü Şücâeddîn Efendi ailesinden Şemseddîn Efendi'nin oğlu İmâdeddîn Ömer Efendi Cidde beyi oldu; Zilkade'de de Şişman İbrâhim Paşa Sivas valisi oldu.
Sultan Bayezid Camii imamı Şeyh Ya'kûb Efendizâde Şeyh Nasûh Efendi bin Sinan Efendi ile büyük âlimlerden, Enderun Camii'nin ünlü vaizi Niksarlı Çepnizâde Hüsâmeddîn Efendi vefat etti. Hüsâmeddîn Efendi'nin damadı Mustafa Efendi Enderun Camii vaizi, Halvetiye şeyhlerinden Şeyh Mahmûd Efendi de Mahmûd Çelebi Tekkesi şeyhi oldu.
1076 yılı Muharreminde [Temmuz 1665] Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa İstanbul'dan gelip Safer başında yine Amasya mütesellimi, on yedinci bölük sipahilerinden Muslî Ağa da kethüdâyeri oldu. Beş gün sonra Merzifon Müftüsü Recebzâde Mehmed Efendi vefat edince yerine Merzifon Sultaniyesi Müderrisi Müftüzâde Abdullah Efendi müftü oldu.
Rebîülâhir'in on beşinde Sultan vakıfları mütevellisi Serdârzâde Halil Paşa Sivas valiliğine tayin edildiğinden Ali Ağa Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi oldu.
Ramazan'da şehir kethüdâsı Seyyid Ahmed Ağa, iftara davet bahanesiyle bazı ayak takımını evinde toplayıp onları kışkırttığı duyulunca Şevval başında görevden alındı; yerine Dede Hasanzâde el-Hâc Mehmed Çelebi şehir kethüdâsı oldu. Fitne daha çıkmadan bastırıldı.
Şevval'in onuncu günü eski şehir kethüdâsının dayanağı olan Yakub Ağa da görevden alındı ve Yûsuf Ağa yeniçeri serdarı oldu. Ardından nakîb es-Seyyid Mehmed Ağa'nın görevden alınmasıyla, kadılardan olup Amasya vakıflarını teftişle görevlendirilmiş bulunan es-Seyyid Yahya Efendizâde es-Seyyid Abdurrahman Efendi nakîbüleşraf kaymakamı oldu.
Bu sırada büyük âlimlerden, Gümüş kasabasında Halil Paşa Medresesi müderrisi ve Gümüş müftüsü olan Hasan Efendi vefat etti; yerine Amasya'nın ders-i âmlarından Gümüşlü Halil Efendi müderris ve müftü olarak gitti.
Ancak Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa'nın görevden alınmasından sonraki girişimleri yüzünden mutasarrıf Vanlı Mehmed Paşa da Zilkade'de görevinden alındı. Amasya sancağı Ankara Beylerbeyi Ferhad Paşa'ya verildi, Amasya Alaybeyi Hasan Bey de Eğin sancağına mirliva tayin edildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- meşgul-ı harb: savaşla uğraşan
- nakîbüleşraf kâ'im-makâmı: Peygamber soyundan gelenlerin işlerine bakan nakîbüleşrafın şehirdeki vekili
- silahdâr-ı şehriyârî: padişahın silahdarı
- fuzalâ: fazıllar, bilginler
- düyûn: borçlar
- birâderzâde: kardeş çocuğu, yeğen
- mevâlî: büyük şehirlere atanan yüksek dereceli kadılar
- ref': görevden alma
- ma'zûlen: görevinden alınmış olarak
- şehremini: İstanbul'da şehir işlerine bakan görevli
- haşerât: ayak takımı, serseriler
- tahrîkât: kışkırtmalar
- istinadgâh: dayanak, arka çıkan
- münba'is: bir şeyden kaynaklanan
- tahvîl: başka bir yere nakletme, görev değiştirme
Mısır Valisi Olan Amasyalı Silahdar
Maddede adı geçenlerin en yükseğe çıkanı, padişahın silahdarıyken vezirlikle Mısır valiliğine gönderilen Amasyalı Hacı Efendizâde Ömer Ağa'dır. Osmanlı Mısır valilerini sıralayan listelerde 1664-1667 yılları arasında Mısır'ı yöneten vali "Silahdar Ömer Paşa" olarak geçer ve aynı listeye göre bu paşa daha sonra Bağdat, Diyarbekir ve Erzurum valiliklerinde bulunmuştur. Hüsameddin'in atamayı 1074 yılı Şaban ayına, yani 1664 başlarına koyması bu bilgiyle uyuşur. Halkın ona taktığı "Öküz Ömer Paşa" lakabı ve ağası için kullanılan "Balak Hasan Ağa" adı, Amasya'da bu yükselişin nasıl karşılandığına dair küçük ama canlı bir iz bırakır.
Aynı listede 1667-1668 yıllarında Mısır valisi olarak bir "Şişman İbrâhim Paşa" da görünür; bu paşa Kasım 1668'de görevdeyken ölmüştür. Hüsameddin'in 1075 yılında Sivas valisi olarak andığı Şişman İbrâhim Paşa ile aynı kişi olması mümkündür, ancak bunu doğrulayan bir kayda ulaşılamadı.
Vakıflar ve Aileler
Madde, Amasya'nın büyük vakıflarının yönetiminin nasıl aileler içinde el değiştirdiğini açıkça gösterir. Pervâne Bey Vakfı'nın mütevelliliği, bir önceki maddelerde Pîrî Ahmed Efendi'nin torunu olduğunu ispat ederek vakfa ortak olduğu anlatılan Müeyyedzâde Ca'fer Paşa'ya tek başına kalır; Ca'fer Paşa İstanbul'da nişancı olduğu için vakfı Amasya'da amcazadesi Habîb Efendi vekâleten yönetir. Yörgüç Paşa Vakfı'nın mütevelliliği ise amcadan yeğene geçer. Yörgüç Paşa Medresesi, Hızır Efendi'nin 1041 [1631] yılında müderris olduğu medrese olarak da bilinir.
Gümüş (bugünkü Gümüşhacıköy) kasabasındaki Halil Paşa Medresesi bugün de ayaktadır. M. Baha Tanman'ın yazdığına göre Halîliye Medresesi olarak da anılan bu yapı, 816-818 [1413-1415] yılları arasında Amasyalı Kutlubeyzâdeler ailesinden Kadı Ahmed'in oğlu Hacı Halil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Halil Paşa 806 [1403-1404] yılında Çelebi Sultan Mehmed tarafından kasabadaki gümüş madeninin eminliğine getirilmişti. Medresenin vakfiyesinin aslı günümüze ulaşmamıştır; fakat Şaban 1072 (Nisan 1662) tarihli bir mahkeme ilâmında, medresenin giderleri için Gümüş ve İskilip civarında araziler vakfedildiği kayıtlıdır. Bu belge, Hüsameddin'in burada anlattığı müderris değişikliğinden yalnızca birkaç yıl öncesine aittir ve medresenin o yıllarda faal olduğunu gösterir. Avlusunu örten kubbe muhtemelen bir depremde çökmüş, yapı Osmanlı'nın son döneminde tekke gibi kullanılmış; bugün avlusundaki "Garip Hâfız" lakaplı Şeyh İbrâhim Hakkı Efendi'nin kabri yüzünden daha çok ziyaretgâh olarak bilinmektedir.
Halvetî şeyhi Mahmûd Efendi'nin şeyhliğine getirildiği Mahmûd Çelebi Tekkesi ise bugünkü Hatuniye mahallesindedir. Kadir Özköse'ye göre tekke 807 [1404] yılında Amasya'nın tanınmış kadılarından Ammâdzâde Bedreddin Mahmud Çelebi tarafından, Bahâeddin Nakşbend'in halifelerinden Rükneddin Mahmud Buhârî adına yaptırılmış ve Anadolu'nun ilk Nakşbendî tekkesi olarak anılmıştır. II. Bayezid döneminden itibaren burada Halvetîler şeyhlik yapmıştır; Hüsameddin'in kaydı bu bilgiyle uyumludur.
Mumcuoğlu'nun Son Hamlesi
Önceki maddelerde Hızır Efendi davasıyla adı öne çıkan şehir kethüdâsı Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa, bu kez iftar davetini bahane ederek evinde adam toplarken yakalanır ve görevden alınır. Hüsameddin'in anlatımına göre azlinden sonraki girişimleri, Amasya mutasarrıfının bile değiştirilmesine yol açacak kadar etkilidir. Bu durum, Köprülü Mehmed Paşa'nın ölümünden sonra bile Mumcuoğlu'nun İstanbul'daki bağlantılarını koruduğunu düşündürür. Hüsameddin daha önce onun sonunda idam edildiğini haber vermişti; bu son, izleyen maddelerde anlatılacaktır.
Küçük Bir Tutarsızlık
Maddede Hayreddînzâde Mustafa Efendi'nin Amasya kadılığına "Kadı Abdülcelîl Efendi'nin yerine" geldiği söylenir. Oysa bir önceki maddede 1073 yılında kadılığa gelen kişinin adı Abdülhalîm Efendi olarak verilmiştir. Hüsameddin'in kitabına dayanılarak hazırlanmış Amasya kadıları listesinde de 1073 yılı için Abdülhalîm Efendi adı yer alır. Buradaki "Abdülcelîl" büyük ihtimalle bir sehiv ya da dizgi hatasıdır. Benzer biçimde maddenin sonunda sancağın verildiği paşa metinde "Ferdad Paşa" diye geçer; sonraki madde bu kişinin Ferhad Paşa olduğunu açıkça gösterir.
Kürt (Vanlı) Mehmed Paşa'nın kendisi, Enderun vaizi Niksarlı Çepnizâde Hüsâmeddîn Efendi ve Cidde beyi olan İmâdeddîn Ömer Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 588–589. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- M. Baha Tanman, "Hacı Halil Paşa Medresesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/haci-halil-pasa-medresesi
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, 5 (2018), s. 91-118, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
- Neşe İnak, "Amasya Tarihinin Kaynaklarından Şeriye Sicilleri (17. Yüzyıl)", Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan Bilimleri Dergisi, 4/2 (2023), s. 183-202, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3496542
Diğer kaynaklar