Amasyalıdır. Karahasanoğlu Hasan Ağa’nın oğludur. Yeniçeri olup cesûrâne harekâtıyla iştihâr ederek Rus Muhârebâtı’nda yararlığı görüldüğünden turnacıbaşı pâyesiyle taltîf edildi.
Mükerreren Amasya serdârı olup hayli nüfûz kazandı. 1233’de Talebe-Yeniçeri vak’asında serkeşâne tavır ve hareketinden dolayı habsen te’dîb edildi. 1238 senesi muharreminde son defa olarak yeniçeri serdârı olup ber-mu’tâd üç ay makâmında kaldı.
1239 senesi şevvâlinde zuhûr eden Yeniçeri-Talebe vak’asında yedi nefer ulemâ ve talebeyi şehîd eden yeniçerileri fevkalâde [384] tesâhub ederek fâ’il-i müşterek mevki’ine düştüğünden arkadaşı Mehmed oğlu Hasan Ağa ile Mihalıç’a nefy edildi. 1240 senesi muharreminde yeniçeri ağasının ricâsıyla ma’füvven avdet etdi.
1241 senesi zilka’desinde İstanbul’da yeniçeri ocağının ilgâsıyla beraber yeniçeri azgınları i’dâm edildiği esnâsında Amasya’ya gelen fermân-ı âlî üzerine sene-i mezbûre zilhiccesinde dokuz nefer arkadaşıyla beraber i’dâm edildi.
Gâyet cesûr, metîn, gözüpek bir zâbit idi. Oğulları Hasan, Mehmed Ağalardır. Hasan Ağa’nın oğlu eş-Şeyh Şefîk Mehmed Efendi meşâhîr-i lütafâdan Sultân Bâyezîd müezzini olduğu hâlde ber-hayât olduğu haber verilmektedir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Karahasanoğlu Hasan Ağa'nın oğludur. Yeniçeri olup cesurca davranışlarıyla ün kazandı; Rus savaşlarında yararlığı görüldüğünden turnacıbaşı rütbesiyle ödüllendirildi.
Birçok kez Amasya serdarı olup hayli nüfuz kazandı. 1233'te [1817-18] Talebe-Yeniçeri olayında asi tavır ve hareketinden dolayı hapisle cezalandırıldı. 1238 muharreminde [1822] son kez yeniçeri serdarı olup âdet olduğu üzere üç ay makamında kaldı.
1239 şevvalinde [1824] ortaya çıkan Yeniçeri-Talebe olayında, yedi âlim ve talebeyi şehit eden yeniçerileri son derece koruduğundan, olayın ortak failleri durumuna düşerek arkadaşı Mehmed oğlu Hasan Ağa ile birlikte Mihalıç'a sürüldü. 1240 muharreminde [1824] yeniçeri ağasının ricası üzerine affedilerek geri döndü.
1241 zilkadesinde [1826], İstanbul'da yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla birlikte yeniçeri azgınları idam edildiği sırada, Amasya'ya gelen padişah fermanı üzerine aynı yılın zilhiccesinde dokuz arkadaşıyla birlikte idam edildi.
Çok cesur, sağlam ve gözü pek bir subaydı. Oğulları Hasan ve Mehmed Ağalar'dır. Hasan Ağa'nın oğlu Şeyh Şefîk Mehmed Efendi, tanınmış zarif kişilerden olup Sultan Bâyezîd Camii müezzini iken hayatta olduğu bildirilmektedir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- cesûrâne: yiğitçe, cesurca
- iştihâr: ün kazanma
- turnacıbaşı: yeniçeri ocağında bir subay unvanı
- serdâr: komutan, başkan
- serkeşâne: asi, başkaldıran bir biçimde
- habsen te'dîb: hapisle cezalandırma
- ber-mu'tâd: âdet olduğu üzere
- tesâhub: arka çıkma, sahip çıkma
- fâ'il-i müşterek: ortak fail
- nefy: sürgün
- ma'füvven: affedilmiş olarak
- ilgâ: kaldırma
- i'dâm: idam etme
- metîn: sağlam, dayanıklı
- lütafâ: zarif, nükteli kişiler
- ber-hayât: hayatta
Taşrada Yeniçeriler
Madde, yeniçeri ocağının son yıllarını bir Amasya yeniçerisinin hayatı üzerinden anlatır. Karahasanoğlu Mustafa Ağa, babası Hasan Ağa gibi ocak içinde yetişmiş biridir; "Amasya serdarı" ifadesi onun, şehirdeki yeniçeri kolunun başında birkaç kez görev yaptığını gösterir. Her görevde "üç ay" kalması, bu görevin kısa süreli ve dönüşümlü olduğunu düşündürür; metin bunu "âdet olduğu üzere" diye kaydeder. Hüsameddin'in "îcâd" adının nereden geldiğini açıklaması yoktur; lakabın nedeni okunan kaynaklarda bulunamadı.
Maddede anılan 1233 ve 1239 tarihli iki "Talebe-Yeniçeri" olayı için okunan kaynaklarda ayrıntı bulunamadı; olayların Amasya'daki seyri yalnız Hüsameddin'e dayanır. Yeniçerilerle medrese öğrencileri arasındaki gerginlik ise bilinen bir olgudur: 1826'da İstanbul'da, ocağa karşı harekete geçen halk arasında, yeniçerilerle kavgalı medrese talebeleri de bulunur. Amasya'da "yedi âlim ve talebenin" öldürülmesi bu genel gerginliğin yerel bir örneği olabilir; bu bir çıkarımdır.
1826 ve Amasya'daki İdam
Yeniçeri Ocağı II. Mahmud döneminde 17 Haziran 1826'da kaldırıldı. Ocağın kaldırılmasından sonraki idamların yalnız İstanbul'la sınırlı kalmadığı, eski hesapların görülmesi için taşranın en uzak köşelerine kadar uzandığı kaydedilir. İstanbul ve taşra infazlarının toplamı için yapılan tahminler 2-3 bin kişi civarında en gerçekçi olanıdır; bir değerlendirmede genel zayiat İstanbul'da 1800, taşrada 1200 olarak verilir. Dönemin bazı rakamlarının ise dehşet yaratmak için büyütüldüğü yazılır. Karahasanoğlu Mustafa Ağa'nın dokuz arkadaşıyla idamı, Hüsameddin'in verdiği bilgiye göre Amasya'ya ulaşan bir fermanla gerçekleşmiştir. Hüsameddin, bu idamı "1241 zilkadesinde İstanbul'da ocağın ilgasıyla beraber" diye anar; aynı yılın zilhiccesinde Amasya'da yapıldığını söyler. İstanbul'daki kaldırma tarihi 17 Haziran 1826 olduğuna göre, Amasya'daki idamın bundan bir ay kadar sonra yapıldığı çıkarılabilir; hicrî ayların miladî karşılığı burada hesapla bulunmuştur ve kaynakta yazılı değildir.
Bu büyük hareketin Amasya'daki yankısı, yerel yeniçeri başlarından birinin ölümüyle sınırlı görünür; okunan kaynaklarda Amasya'daki diğer yeniçerilere ya da dokuz arkadaşın adlarına dair kayıt bulunamadı.
Mihalıç Sürgünü ve Oğulları
Hüsameddin, Mustafa Ağa ile arkadaşı Hasan Ağa'nın Mihalıç'a sürüldüğünü, birkaç ay sonra yeniçeri ağasının ricasıyla affedilerek döndüklerini yazar. Mihalıç'ın hangi yer olduğu metinde belirtilmemiştir; okunan kaynaklarda da bu olaya dair bir kayıt bulunamadı. Maddede ailenin soyu üç kuşağa kadar verilir: oğulları Hasan ve Mehmed Ağalar, Hasan Ağa'nın oğlu Şeyh Şefîk Mehmed Efendi. Şefîk Mehmed Efendi'nin Sultan Bâyezîd Camii müezzini olduğu bildirilir. Sultan Bâyezîd Camii, Amasya valisi Şehzade Ahmed'in babası II. Bayezid adına yaptırdığı külliyenin parçasıdır. Şefîk Mehmed Efendi'ye dair okunan kaynaklarda başka kayıt bulunamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 380. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar