Amasyalıdır. Baba İlyâs Horasânî hizmetinde tahsîl-i me’ârif ederek tefeyyuz edib şeyhinin hulefâsından oldu. 657’de şeyhinin vefâtı üzerine yeğeni Behlûl Baba Mes’ûdiye Hânkâhı Şeyhi olmuşdu. Muahharan Tatar Beyleri’nin gözüne girip Behlûl Baba’yı Suşehri’ne göndertip Mes’ûdiye Tekkesi Şeyhi oldu.
Gâyet açıkgöz ve harîs-i şöhret olduğundan hâkim-i bilâd-ı [380] Selçûkiyye olan Muîneddîn Süleyman Pervâne Bey’e mu’ârız bir meslek tutdu. Tatar Beyleri’ni elde ederek halk üzerinde icrâ-yı nüfûz etmeye başladı. Pervâne Bey buna karşı Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hulefâsından eş-Şeyh Veliyyüddîn Ahmed Dedeyi Amasya’da yaptığı mevlevîhâne şeyhi olarak çıkardı.
İbik Baba, İshâk Baba’nın etvârını andırır bir tavır ve meslek tutup zâhiren müttakî ve mu’tekid göründüğü hâlde sohbet-i yârân esnâsında îrâd eylediği ba’zı hefevâtı şâyi’ olduğundan ulemânın teşebbüsâtıyla Amasya kâdı’l-kudâtı Sadreddîn Mehmed bin Hızır et-Tiflîsî tahkîkâta başladı.
670’de bunu haber alan İbik Baba Mısır’a gitdi. Sûret-i zâhirede firâr etdi. Hakîkat hâlde Pervâne Bey’le Mısır Hükûmeti arasında cereyân eden muhâberât-ı hafiyyeyi tahkîke me’mûren gitdi. Çünkü bu muhâberât-ı hafiyye Moğol Hükûmeti’ni kuşkulandırıyordu.
673’de Mısır’da ba’zı akvâl ve akâidi şâyi’ olduğundan Mısır Hükümdârı Melik Zâhir Baybars el-Bundukdârî tarafından habsedilerek ulemânın huzûrunda isticvâb [381] olundu. Verdiği cevaplardan sû-i akîdesi anlaşılmakla darb ve habsedildi.
Ba’dehû Moğol Hükümdârı Abaka Hân’ın şefâ’at ve iltimâsıyla ıtlâk edildiğinde Mısır’dan kalkıp Tebriz’e gitdi. Yediği dayağın acısını çıkarmak ve Pervâne Bey’den intikâmını almak için Abaka Hân’dan Bilâd-i Mısriyye’nin teshîrine teşvîk ve Pervâne Bey aleyhine tahrîk etmeye başladı.
675’de Abaka Hân ile Mısır Hükümdârı Barsbay Bey arasında çıkan muhârebede Abaka Hân’ın askeri mağlûb ve Moğol Beyleri maktûl oldukda Pervâne Bey’in hıyânetinden bahsederek bîçâreyi 676 senesi muharreminde i’dâm etdirip Amasya’ya avdet etdi. Müte’âkiben ikinci defa Mes’ûdiye Tekkesi Şeyhi oldu.
On iki yıl kadar devam eden bu meşîhâtı zamânında hayli Moğol Beyleri’ni ve Tatarları Müslümân ederek kendisine mürîd etdi. Bu yüzden mürîdânı ve nüfûzu fevkalâde artıp Babâiyye Tarîkati revâç buldu. 688 senesi evâsıtında vefât edib Tekkenin bahçesine [382] defnedildi.
İbik Baba, âlim, Arabî ve Fârisî lisanlarıyla mütekellim, gâyet natûk, son derece nâfizü’l-kelim, edîb, vakûr, bahs ü cidâle kâdir, uzun boylu, biraz mülâhham, uzun sakallı, gâyet müşekkel, nazîf, mehîb, hayr u şerre yarar bir kimse idi.
Moğol ve Tatarlar’ın kabûl-i İslâmında büyük himmetleri görüldü. Abaka Hân kendisine Amasya havâlîsinde büyük bir çiftlik temlîk etdi. Bu çiftlik el-yevm İbik Köyü demekle meşhûr olup evlâdının tasarrufunda bir asırdan ziyâde kaldı.
İbik Baba, Hacı Bektâş Velî akrânından bir zât olup hulefâsından Ahmed Baba, Alî Baba, Burak Baba, Saltuk Baba pek meşhûr idiler. Bunun hakkında ulemâ ve meşâyıh-ı asrı iki fırka olmuşdu. Bir kısmı tadlîl, diğer kısmı tebcîl etmişdi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Baba İlyâs-ı Horasânî'nin hizmetinde ilim öğrenip feyiz alarak şeyhinin halifelerinden oldu. 657'de [1259] şeyhinin ölümü üzerine yeğeni Behlûl Baba Mes'ûdiye Hankâhı şeyhi olmuştu. Sonra Tatar beylerinin gözüne girip Behlûl Baba'yı Suşehri'ne gönderdi ve Mes'ûdiye Tekkesi şeyhi oldu.
Çok açıkgöz ve şöhret düşkünü olduğundan, Selçuklu ülkesinin hâkimi Muînüddîn Süleyman Pervâne Bey'e karşı bir yol tuttu. Tatar beylerini elde ederek halk üzerinde nüfuz kullanmaya başladı. Pervâne Bey buna karşılık, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin halifelerinden Şeyh Veliyyüddîn Ahmed Dede'yi Amasya'da yaptırdığı mevlevîhânenin şeyhi olarak çıkardı.
İbik Baba, İshâk Baba'nın yolunu andıran bir tavır ve tutum benimsedi. Görünüşte takva sahibi ve inançlı göründüğü hâlde, dostlarıyla sohbet sırasında söylediği bazı yersiz sözler yayıldığından, âlimlerin girişimiyle Amasya başkadısı Sadreddîn Mehmed bin Hızır et-Tiflîsî soruşturmaya başladı.
670'de [1272] bunu haber alan İbik Baba Mısır'a gitti. Görünüşte kaçmıştı; gerçekte, Pervâne Bey ile Mısır Hükümeti arasında yürüyen gizli yazışmaları araştırmakla görevliydi. Çünkü bu gizli yazışma Moğol Hükümeti'ni kuşkulandırıyordu.
673'te [1274-75] Mısır'da bazı sözleri ve inançları yayıldığı için Mısır Hükümdarı Melik Zâhir Baybars el-Bundukdârî tarafından hapsedildi ve âlimlerin önünde sorguya çekildi. Verdiği cevaplardan bozuk inancı anlaşılınca dövüldü ve hapsedildi.
Sonra Moğol Hükümdarı Abaka Han'ın aracılığı ve ricasıyla serbest bırakılınca Mısır'dan kalkıp Tebriz'e gitti. Yediği dayağın acısını çıkarmak ve Pervâne Bey'den öç almak için Abaka Han'ı Mısır ülkesinin ele geçirilmesine teşvik etmeye ve Pervâne Bey aleyhine kışkırtmaya başladı.
675'te [1276-77] Abaka Han ile Mısır Hükümdarı Barsbay Bey arasında çıkan savaşta Abaka Han'ın askeri yenilip Moğol beyleri öldürülünce, Pervâne Bey'in ihanetinden söz ederek zavallıyı 676 muharreminde [1277] idam ettirdi ve Amasya'ya döndü. Hemen ardından ikinci kez Mes'ûdiye Tekkesi şeyhi oldu.
On iki yıl kadar süren bu şeyhliği sırasında birçok Moğol beyini ve Tatarı Müslüman edip kendisine mürit yaptı. Bu yüzden müritleri ve nüfuzu olağanüstü arttı, Babâiyye Tarikatı rağbet buldu. 688 yılı ortalarında [1289] ölüp tekkenin bahçesine gömüldü.
İbik Baba âlim biriydi; Arapça ve Farsça konuşur, çok güzel konuşur, sözü çok etkili, edip, ağırbaşlı, tartışmaya ve münazaraya muktedirdi. Uzun boylu, biraz etli butlu, uzun sakallı, çok biçimli, temiz ve heybetliydi; iyiliğe de kötülüğe de yarayabilecek bir kimse idi.
Moğol ve Tatarların İslâm'ı kabulünde büyük gayretleri görüldü. Abaka Han kendisine Amasya çevresinde büyük bir çiftlik verdi. Bu çiftlik bugün İbik Köyü adıyla ünlüdür ve bir asırdan fazla çocuklarının elinde kaldı.
İbik Baba, Hacı Bektâş Velî'nin akranlarından bir kişiydi; halifelerinden Ahmed Baba, Alî Baba, Burak Baba, Saltuk Baba çok ünlüydü. Bu kişi hakkında zamanın âlimleri ve şeyhleri iki gruba ayrılmıştı. Bir kısmı onu yermiş, öteki kısmı yüceltmişti.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- hânkâh: tekke, dervişlerin toplandığı ve barındığı yer
- halife: bir şeyhin yetiştirip yerine vekil bıraktığı müridi
- tefeyyüz: feyiz almak, manevi bakımdan faydalanmak
- harîs-i şöhret: şöhret düşkünü
- mu'ârız: karşı çıkan
- mevlevîhâne: Mevlevî dervişlerinin tekkesi
- hefevât: kusurlar, yersiz sözler
- kâdı'l-kudât: baş kadı
- muhâberât-ı hafiyye: gizli yazışmalar
- isticvâb: sorguya çekme
- sû-i akîde: bozuk inanç
- ıtlâk: serbest bırakma
- mürîd: bir şeyhe bağlanan derviş
- mülâhham: etli, dolgun
- mehîb: heybetli
- tadlîl: sapkın sayma, yerme
- tebcîl: yüceltme
Aybek Baba mı, İbik Baba mı
İbik Baba'nın kimliği, Hüsameddin'in verdiği biyografiden hareketle çok tartışılmıştır. Tarih yazımında bu şeyh Aybek Baba, Aybeği Şeyhi ve İbik Baba adlarıyla anılır; hakkındaki bilginin tek kaynağı Hüsameddin'in kitabıdır. Mustafa Uyar'ın Belleten'de 2014'te yayımlanan makalesi, bu biyografinin büyük bölümünün yanlış kurgulandığını ileri sürer. Uyar'a göre Hüsameddin, el-Aynî'nin kullandığı bir yazmadaki yazım eksikliği yüzünden iki ayrı kişiyi birleştirmiştir. Mısır'dan Moğollara sığınan kişi, Memlûk emirlerinden İzz el-Dîn Aybek el-Şeyhî'dir. "el-Şeyhî" sözcüğü, Memlûk emirlerinde görülen bir nisbedir, yani köle olarak satın alındığı kişiye ya da tüccara işaret eder; ancak yazmada sondaki "î" yazılmadığı için "el-Şeyh", yani "şeyh" okunmuş ve bu emir bir tarikat şeyhi sanılmıştır.
Uyar'ın aktardığına göre bu emir, Memlûk sultanı Baybars ile birlikte Elbistan Muharebesi'nin (15 Nisan 1277) ardından Kayseri'den Şam'a dönerken, sıra gözetmediği gerekçesiyle sultan tarafından dövdürülmüş, bu cezayı kabul edemeyip Abaka Han'a sığınmıştır. Pervâne ve diğer Anadolu emirlerinin Baybars'a yazdığı mektupların İlhanlı hükümdarına ifşa edilmesi de bu emirle ilgilidir. Emir Aybek el-Şeyhî, bu olaylardan yaklaşık üç yıl sonra, Zilhicce 678'de [Nisan 1280] ölmüştür. Hüsameddin'in İbik Baba için yazdığı Mısır'daki hapis, dayak, Abaka Han'a sığınma, Pervâne ile Baybars arasındaki yazışmayı ihbar ve Pervâne'nin ölümüne yol açma anlatısı, Uyar'a göre bu emre aittir. Makalenin vardığı sonuç şudur: Amasya'da Mes'ûdiye tekkesinin heterodoks inançlı bir şeyhi olan Aybek Baba'nın var olduğunu reddetmek için delil yoktur; ancak onun Mısır'dan kaçıp İlhanlılara yaklaştığına ya da Moğolları İslâm'a kazandırdığına dair İlhanlı ve Memlûk kaynaklarında hiçbir kayıt bulunmaz. Dolayısıyla Aybek Baba'nın adı, İlhanlı hükümdarlarını ve emirlerini İslâm'a yönelten Anadolu kökenli şeyhler arasında artık anılmamalıdır.
Ahmet Yaşar Ocak, Hüsameddin'in bilgilerini "ihtiyatla kullanmaya çalıştığını" belirtir ve Aybek Baba'yı mistik yönünden çok siyasetle ilgilenen, hırslı biri olarak değerlendirir. Uyar'ın makalesi bu yorumun dayandığı kaynak zincirini de sorgular. Fuad Köprülü ise Burak (Barak) Baba'nın Aybek Baba'nın halefi olduğunu yazar; bu, Hüsameddin'in "hulefâsından Burak Baba" ifadesiyle örtüşür. Dolayısıyla maddenin gövdesinde birbirine karışmış iki hikâye vardır: Amasya'daki şeyh ile Mısır'dan kaçan Memlûk emirinin hikâyesi. Bu nedenle 670-676 yılları arasında anlatılan olayların İbik Baba'ya ait olduğu güvenle söylenemez; Uyar'a göre bu bölümde Memlûk emirinin hayatı şeyhin hayatına karışmıştır. Pervâne'nin 676 muharremindeki idamı [1277] tarihi ise Uyar'ın makalesindeki ölüm tarihi (1277) ile uyuşur.
Metindeki bir ad da dikkat çeker: Hüsameddin Mısır hükümdarına bir yerde "Melik Zâhir Baybars", daha aşağıda "Barsbay Bey" der. Savaşın Abaka Han ile Baybars arasında olduğu düşünülürse "Barsbay" büyük olasılıkla bir karışıklıktır; bu bir çıkarımdır.
Baba İlyas ve Mes'ûdiye Hankâhı
Maddedeki "şeyh", Baba İlyâs-ı Horasânî'dir. Baba İlyas, Amasya yakınında Çat (bugünkü İlyas) köyüne yerleşip burada kurduğu zâviyede yaşamıştır. Babaîler İsyanı, onun adına izâfeten adlandırılır; isyanın patlak verdiği yıl 637'dir [1240] ve Baba İlyas, Selçuklu kuvvetlerince Amasya'da kuşatılıp yakalanarak idam edilmiştir. Hüsameddin ise Baba İlyas'ın ölümünü 657 [1259] olarak verir; bu tarih, Babaîler İsyanı'nın 637 [1240] olarak bilinen tarihinden yirmi yıl sonradır ve ayrıntıda bir uyuşmazlık vardır. Yirmi yıllık fark, kitabın ya da kaynağın tarih yanlışı olabilir; kesin hüküm vermek mümkün değildir. Ahmet Yaşar Ocak, Hüsameddin'in "babaî" adını bir tarikat adı olarak kabul eden yazarlardan biri olduğunu, oysa bu terimin yalnız isyana katılanlar için kullanıldığını, Baba İlyas'ın böyle bir tarikat kurmamış olabileceğini yazar. Metindeki "Babâiyye Tarikatı" ifadesi bu eleştirinin kapsamına girer.
Mes'ûdiye Hankâhı hakkında okunan kaynaklarda, Hüsameddin'e göre 1150 dolaylarında Sultan I. Rükneddin Mes'ud (1116-1156) tarafından yaptırıldığı, Baba İlyas'ın 1230'dan itibaren bu tekkenin başında bulunduğu bilgisi vardır. Yapının bugünkü durumu okunan kaynaklarda belirtilmemiştir.
İbik Köyü
Hüsameddin'in, Abaka Han'ın verdiğini söylediği çiftlik bugünkü "İbik Köyü" olarak anılır. Amasya'ya bağlı bir İbecik köyü vardır; 2021'de nüfusu 280'dir. İbik ile İbecik adlarının aynı yerleşimi gösterip göstermediği okunan kaynaklarda belirtilmemiştir; adlar arasındaki benzerlik dikkat çekicidir, ancak bu yalnız bir olasılıktır. Bir sonraki maddede (439) Hüsameddin, İbecik Bey'in çiftliğinin bugün "İbecük" adlı bir köy olduğunu söyler; iki maddedeki çiftlik adları (İbik ve İbecük) arasındaki ilişki açıklanmamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 379-382. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar