İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İdris Çelebi-Mevlânâ Cemâleddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 273–274 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Yûsuf oğludur. Amasya ulemâsından tahsîl-i ulûm edib ders-i âm oldu. 804’de Halep’e firâr eden Amasya ulemâsından Şehabeddîn Ahmed Çelebi yerine Atabeg Gâzi medresesi müderrisi olup yıllarca tedrîs ve ifâde ederek 818 zelzelesinde zehre-çâk olmak sûretiyle vefât etdi. Meşâhir-i ulemâdandır.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Yûsuf'un oğludur. Amasya âlimlerinden ilim tahsil edip herkese açık ders veren bir müderris oldu. 804'te [1401-02] Halep'e kaçan Amasya âlimlerinden Şehabeddîn Ahmed Çelebi'nin yerine Atabeg Gâzi Medresesi'ne müderris olup yıllarca ders verdi ve ilim yaydı; 818 depreminde [1415] dehşetten ödü patlayarak (zehre-çâk) öldü. Ünlü âlimlerdendir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ders-i âm: herkese açık ders veren, tanınmış âlim
  • müderris: medrese hocası
  • tedrîs ve ifâde: ders verme ve öğretme
  • firâr: kaçış
  • zehre-çâk: ödü patlamış; çok büyük korku ve dehşet yaşamış
  • zelzele: deprem

Atabeg Gâzi Medresesi

Hüsameddin'in "Atabeg Gâzi Medresesi" dediği yapı, kaynaklarda Atabey Medresesi adıyla geçen medreseyle ilgili görünüyor. Atabeyzâdeler üzerine yapılan bir makaleye göre bu aile, Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Mesud'un ve oğlu Gazi Çelebi Taceddin Altunbaş'ın atabeyi Nasıreddin Ahmed Bey'in soyundan gelenlerdir. Nasıreddin Ahmed Atabey 1322-1327 arasında beş yıl Amasya valiliği yapmış, Amasya'da Atabey Medresesi adıyla bilinen medreseyi yaptırıp bütün arazi ve emlâkini medreseye vakfetmiştir. "Atabeg Gâzi" adı "Gazi Çelebi'nin atabeyi" ifadesinden kısaltılmış olabilir; yani aynı medrese olması muhtemeldir, fakat bunu kesinleştiren bir kayıt bulamadım. Selçuklu devrinden kalan eserler arasında Burmalı Minare Camii (1237-1247) ve Gökmedrese Camii (1266-1267) sayılır; 16. yüzyılın başında şehirde dokuz cami, on medrese, dört zaviye, altı imaret ve on beş hamam bulunduğu da kayıtlıdır. Bu sayılar İdris Çelebi'nin medrese çevresinin ne kadar kalabalık bir şehir ortamında bulunduğunu düşündürür. Aile, Osmanlı döneminde de önemli görevler üstlenmiş, Yörgüç Paşa ve Hızır Paşa kolları olarak sürmüş, 15. yüzyılda şehzade lalalığı Atabeyzâdelere özgü bir görev hâline gelmiştir.

818 Depremi

Hüsameddin'in andığı 818 depremi (1415), başka bir kayıtta da geçer. Yeşilırmak kıyısındaki Bayezid Paşa Camii'nin (1414) kitabeleriyle ilgili olarak E. Hakkı Ayverdi, 1419 tarihli ikinci kitabenin caminin yapımından birkaç yıl sonra 818'de (1415) meydana gelen depremin ardından yapılan bir tamire işaret edebileceğini söyler; ancak bu görüşün yalnızca tahmine dayandığı da kaydedilir. Yani deprem tarihi iki kaynakta tutuyor; müderrisin depremde ölmesi ise yalnızca Hüsameddin'de görülür. "Zehre-çâk" eski bir deyimdir ve bir tıbbî teşhisten çok depremin dehşetini anlatır.

Şehabeddîn Ahmed Çelebi'nin Halep'e Kaçışı

804 (1401-02) yılında Halep'e kaçan Amasya âlimleri hakkında kaynaklarda bilgi bulamadım. Mevlânâ Cemâleddîn'in kendisi hakkında da Hüsameddin dışında bir kayda rastlanmadı.

Bayezid Paşa Camii ve Çelebi Mehmed Dönemi

İdris Çelebi'nin hocalık yıllarının sonu, Amasya'nın Çelebi Mehmed'in sancakbeyliği ve ardından padişahlığı yıllarına denk gelir. Amasya'da sancakbeyi olarak bulunan Osmanlı şehzadeleri Çelebi Mehmed'den başlar. Yeşilırmak kıyısındaki Bayezid Paşa Camii, Çelebi Mehmed'in vezirlerinden Bayezid Paşa tarafından 817 Muharrem'inde (Nisan 1414) yaptırılmıştır. Kapısının üstündeki kitabeye göre yapı bu tarihlidir; son cemaat yerindeki ikinci bir levha mimarın Bayezid Paşa'nın memlüklerinden Ya'kūb b. Abdullah olduğunu 822 (1419) tarihiyle kaydeder, bir diğer levha da caminin "el-muallim" lakaplı Zeynüddin b. Zekeriyyâ'nın eseri olduğunu yazar. Bayezid Paşa, II. Murad döneminde Şehzade Mustafa üzerine gönderilmiş, askerlerinin çoğu karşı tarafa geçince teslim alınmış ve ertesi gün öldürülmüştür (1421). Evliya Çelebi, 1646 dolaylarında Amasya'ya geldiğinde bu camiyi "bağ-ı İrem-misâl" diye tarif eder. 818 depremi sonrası tamir görmüş olabileceği düşünülen bu cami, İdris Çelebi'nin yaşadığı şehrin o yıllardaki yapılaşmasına örnektir.

Kaynakça

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 273–274. amasya.bel.tr
  • Gözde Birsel Varol – Selim Özcan, "Atabeyzadelerin Amasya'nın Siyasi ve Sosyal Tarihindeki Yeri ve Önemi", MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8/4 (2019), s. 3775–3798.

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.