Amasya vâlisi iken Sultân Murâd Hân-ı Sânî lalası ve müdebbir-i umûru olup 822 senesi cumâdelûlâsında vefât eden Hacı Bayram Beyzâde Melîk İsmâil Gâzi Bey’in kerîmesi ve Amasya beylerbeyi Devâtdâr Ahmed Paşazâde Burak Bey’in zevce-i mükerremesidir.
Hemşîreleri Hüsnî Paşa, Şahrûz Hâtunlar ile vâlideleri Paşa Hâtun binti el-Hâc Osmân Paşa’nın Süveydâ (Savâdiye), Savakça Mahallesi’nde, Heniske köyünün Emîrtaş mevki’inde, Lâdik kasabasında Şeyh Ahmed-i Kebîr sahibü’l-hâlin zâviyesi kurbunda yaptırdıkları üç adet çeşme mesâlihine 826 şa’bânında mülklerini vakfederek tevliyetini hayâtda oldukça [327] vâlideleri Paşa Hâtun’a ve irtihâlinden sonra hemşîreleri İhsân Paşa Hâtun’a ve ba’dehâ evlâdına şart etdiler.
Bu şerâ’iti hâvî olan vakfiyeleri Bâb-ı âlî mahzeni evrâkında bulunup istinsâh edildi. Bu vakfiye pek târîhî ve şâyân-ı dikkat bir vesîka olduğundan buraya aynen nakledildi. Vakfiye şöyledir:
جرى مضمون هذالكتاب عندى حرره محمد بن عبد الرحمن المصلحى القاضى بمدينة آماسيا غفر لهما العالى. ثبت
مضمونه عندى بشهادة من أعلمت على رقم شهادته آخره. حرره الفقير إلى هللا العالى حسن بن أمير القاضى بتوقات وممالك الروم فى التاسع عشر من صفر الميمون سنةاثنتين وثالثين وثمانمأة.هذه الصورة موافقة ألصلها المنقول عنها حرره[328]
.محمد بن سيدى أحمد القاضى بالعسكر المنصور عفى عنهما هذا ذكر ماأقر واعترف األعز حاجى على بن الحاج عثمان پاشا بن باسلمش حال صحته أقاريره شرعا إقرارا وعترافا
صحيحين شرعيين وكالة عن قبل أخته الست المسماةپاشا خاتون بنت الحاج عثمن پاشا المذكور وبنتى أخته المذكورة حسنى پاشا وشاهروز بنتى ملك اسمعيل بعد ثبوت وكالته عنهن بذلك بشهادة األعز عبد الكريم بن صالح المحرر الالدقى وقايا بن الحاج عثمن پاشا المذكور أن جميع ثالثة أسهم من جملة قرية آق پينار الكائنة بقرب محفوظة الديق المستغنية عن التحديد
لشهرتها فى مكانها وقف على مصالحه ثالثةعيون: أحدها كائنة فى الديق المذكورة بقرب الزاوية الكائنة هناك والثانية كائنة فى آماسيا بقرب سويدا والثالثة كائنة فى
موضع يعرفبأمير طاش بقرب قرية خانسكةمن أعمال مدينة آماسيا. وأقر حاجى على المذكور بالوكالة عن قبل حسنى شاه وشاهروز المذكورتين بعد ثبوت وكالته عنهما بذلك [329 ]
بشهادة الشاهدين المذكورين أن التولية فى أمرالوقف المذكور ألمهما پاشا خاتون المذكورة وبعدها أختهما احسان پاشا بنت ملك اسمعيل المذكورة وبعدها ألختهما احسان پاشا بنت ملك اسمعيل المذكور وبعدها ألوالدها ثم ألختهااألخرى شهروز پاشا
المذكورة ثم ألوالدها ثم األقرب فاألقرب. وأقر حاجى على مذكور أن سدس ما يصل من الوقف المذكور للمتولى والباقى يصرف إلى مصالح العيون مهما وقع
اإلحتياج من المرمة وغيرها وإال يكون للمتولى وجرى ذلك وحرر فى الحادى عشر من شعبان المعظم سنة ست وعشرين
وثمانمأة هجرية. شهد به بإقرارالوكيل المذكور محمد بن بيرام القاضى وحسن بك بن على الدولى وسعد هللا بن أحمد وعبد الرحمن
بن محمد المصلحى وحاجى مراد بن عبدالقادر الخطيب وكتخدا محمود بن الحاج يحيا البنائى وابراهيم بن خليل الحافظ وأميرحسين بن نبى وحسن بن موسى العنقرى وطوره حاجى بن خليل ومصطفى بن سليمن وعبد الرحيم المصلحى السيواسى
وسيدى على بن حاجه عمر وحاجى أحمد بن سليمن القضوى
[330]Şu vakfiyenin içinde, üstünde, altında ne kadar zevât ve kudât ve şuhûd var ise hepsinin terâcim-i ahvâli târîhimizin bu bâbında yazılıdır. Sırası geldikçe görülür. Burada izâhât vermeye lüzûm yokdur.
İhsân Paşa, vakfiye mûcebince Paşa Hâtun’un vefâtından sonra bu vakfa mütevelli olup takrîben 841 hudûdunda vefât etdi. Mahdûmları Ahmed, Mehmed Beylerdir. Bunlara “Çelebiler” de dendi. Amasya’da Yukarı Hamam’a “Çelebiler Hamamı” denmekdedir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya valisi iken Sultan II. Murad Han'ın lalası ve işlerinin yöneticisi olan ve 822 yılı Cemaziyelevvel ayında [Mayıs-Haziran 1419] ölen Hacı Bayram Bey oğlu Melik İsmail Gâzi Bey'in kızı, Amasya beylerbeyi Devâtdâr Ahmed Paşa oğlu Burak Bey'in de saygın eşidir.
Kız kardeşleri Hüsnî Paşa ve Şahrûz Hatunlar ile anneleri, el-Hâc Osman Paşa kızı Paşa Hatun, Süveydâ'da (Savâdiye) Savakça Mahallesi'nde, Heniske köyünün Emîrtaş mevkiinde ve Lâdik kasabasında, hal ehli Şeyh Ahmed-i Kebîr'in zaviyesi yakınında yaptırdıkları üç çeşmenin bakım ve ihtiyaçları için 826 Şabanında [Temmuz-Ağustos 1423] mülklerini vakfettiler. Vakfın yönetimini (tevliyetini) anneleri Paşa Hatun'a hayatta oldukça, onun ölümünden sonra kız kardeşleri İhsân Paşa Hatun'a, ondan sonra da onun çocuklarına bıraktılar.
Bu şartları içeren vakfiyeleri Bâb-ı Âlî arşivindeki belgeler arasında bulunarak kopya edildi. Bu vakfiye son derece tarihî ve dikkate değer bir belge olduğundan buraya aynen aktarıldı. Vakfiye şöyledir:
Bu belgenin içeriği benim huzurumda cereyan etmiştir. Bunu Amasya şehrinin kadısı Muhammed bin Abdurrahman el-Muslihî yazdı; Yüce Allah ikisini de bağışlasın. Sabittir.
Belgenin içeriği, sonunda şahitlik kayıtlarına işaret ettiğim kimselerin şahitliğiyle huzurumda sabit olmuştur. Bunu, Yüce Allah'a muhtaç, Tokat ve Rum memleketlerinin kadısı Hasan bin Emîr, uğurlu Safer ayının on dokuzunda, sekiz yüz otuz iki yılında [Kasım 1428] yazdı. Bu suret, kopya edildiği aslına uygundur. Bunu muzaffer ordunun kadısı Muhammed bin Seyyidî Ahmed yazdı; Allah ikisini de affetsin.
Bu, aziz Hâcî Ali bin el-Hâc Osman Paşa bin Basalmış'ın, sağlığında, şeriata göre geçerli, sahih bir ikrar ve itirafla bildirdiği hususların kaydıdır. Hâcî Ali bunu kız kardeşi, el-Hâc Osman Paşa kızı Paşa Hatun ile bu kız kardeşinin kızları, Melik İsmail'in kızları Hüsnî Paşa ve Şâhruz adına vekil olarak yapmıştır. Onun bu kadınlar adına vekil olduğu, aziz Abdülkerîm bin Sâlih el-Muharrir el-Lâdikî ile adı geçen el-Hâc Osman Paşa'nın oğlu Kaya'nın şahitliğiyle sabit olmuştur. Bildirdiğine göre, Lâdik kasabası yakınında bulunan ve yerinde tanınmış olduğu için sınırlarını saymaya gerek olmayan Akpınar köyünün tamamından üç hisse,
üç çeşmenin bakım ve ihtiyaçlarına vakfedilmiştir. Bunlardan biri adı geçen Lâdik'te oradaki zaviyenin yakınında, ikincisi Amasya'da Süveydâ yakınında, üçüncüsü ise Amasya şehri bölgesinden Hanıska köyü yakınında Emîrtaş diye bilinen yerdedir. Adı geçen Hâcî Ali, adı geçen Hüsnî Şah ve Şâhruz'un vekili olarak (vekâleti
adı geçen iki şahidin şahitliğiyle sabit olduktan sonra) şunu da ikrar etti: Vakfın yönetimi annelerine, adı geçen Paşa Hatun'a; ondan sonra kız kardeşleri İhsan Paşa bint Melik İsmail'e (metinde bu ibare iki kez yazılmıştır); ondan sonra onun çocuklarına; sonra öteki kız kardeşi Şehrûz Paşa'ya,
sonra onun çocuklarına, sonra en yakından başlayarak yakınlarına aittir. Hâcî Ali ayrıca vakıftan elde edilecek gelirin altıda birinin mütevelliye ait olacağını, geri kalanının da onarım ve benzeri ihtiyaç doğdukça çeşmelerin bakımına harcanacağını,
ihtiyaç olmadığında ise mütevelliye kalacağını ikrar etti. Bu iş, yüce Şaban ayının on birinde, Hicrî sekiz yüz yirmi altı yılında [Temmuz 1423] gerçekleşti ve yazıldı.
Adı geçen vekilin ikrarına şahit olanlar: Muhammed bin Bayram el-Kâdî, Hasan Bek bin Ali ed-Dûlî, Sa'dullah bin Ahmed, Abdurrahman
bin Muhammed el-Muslihî, Hâcî Murâd bin Abdülkādir el-Hatîb, Kethüdâ Mahmûd bin el-Hâc Yahyâ el-Bennâî, İbrâhim bin Halîl el-Hâfız, Emîr Hüseyin bin Nebî, Hasan bin Mûsâ el-Ankarî, Tura Hâcî bin Halîl, Mustafa bin Süleyman, Abdurrahîm el-Muslihî es-Sivâsî,
Seyyidî Ali bin Hâce Ömer ve Hâcî Ahmed bin Süleyman el-Kadavî.
Bu vakfiyenin içinde, üstünde ve altında adı geçen bütün kişilerin, kadıların ve şahitlerin hayat hikâyeleri tarihimizin bu bölümünde yazılıdır. Sırası geldikçe görülür. Burada ayrıca açıklama yapmaya gerek yoktur.
İhsân Paşa, vakfiye gereğince Paşa Hatun'un ölümünden sonra bu vakfın mütevellisi oldu ve aşağı yukarı 841 [1437-38] dolaylarında öldü. Oğulları Ahmed ve Mehmed Beylerdir. Bunlara "Çelebiler" de denildi. Amasya'da Yukarı Hamam'a "Çelebiler Hamamı" denmektedir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- lala: şehzadenin eğitiminden ve işlerinden sorumlu devlet adamı
- müdebbir-i umûr: işleri yöneten, tedbir alan kişi
- kerîme: kız evlat
- zevce-i mükerreme: saygın eş
- devâtdâr: divit taşıyıcı; sarayda yazı işlerine bakan görevli
- hemşîre: kız kardeş
- vâlide: anne
- mesâlih: bakım ve ihtiyaçlar
- sâhibü'l-hâl: manevi hâl sahibi, ermiş kabul edilen kişi
- tevliyet: vakfı yönetme hakkı ve görevi
- mütevelli: vakıf yöneticisi
- irtihâl: ölüm, göçüp gitme
- vakfiye: vakfın şartlarını gösteren resmî belge
- istinsâh: bir belgeyi kopya etme
- Bâb-ı âlî mahzeni: Babıâli arşivi
- ikrâr: mahkeme önünde bir hususu kabul ve beyan etme
- terâcim-i ahvâl: hayat hikâyeleri, biyografiler
Vakfiyenin Söyledikleri
Maddenin değeri, Hüsameddin'in Babıâli arşivinden kopya ettiğini söylediği Arapça vakfiyededir. Belgenin dili, bir hanım ailesinin kurduğu küçük bir hayır vakfının nasıl tescil edildiğini bütün aşamalarıyla gösterir. Vakfı kuran kadınlar mahkemeye kendileri çıkmamış, Paşa Hatun'un kardeşi Hâcî Ali onların vekili olarak ikrarda bulunmuştur; vekâleti de biri Lâdikli bir kâtip, öteki Paşa Hatun'un bir başka kardeşi olan iki şahitle ispat edilmiştir. Vakıf 11 Şaban 826 [Temmuz 1423] tarihinde Amasya kadısı Muhammed bin Abdurrahman el-Muslihî'nin huzurunda kurulmuş, beş yıl kadar sonra, 832 Saferinde [Kasım 1428], Tokat kadısı Hasan bin Emîr tarafından yeniden tasdik edilmiştir. Elimizdeki metin ise bir kazaskerin aslına uygunluğunu onayladığı bir suret olarak arşive girmiştir.
Belge ile Hüsameddin'in özeti büyük ölçüde örtüşür, ama iki noktada ayrılır. Hüsameddin vakfın konusunu genel olarak "mülkleri" diye anar; vakfiye ise gelir kaynağını açıkça gösterir: Lâdik yakınındaki Akpınar köyünün üç hissesi. İkincisi, Hüsameddin tevliyetin İhsân Paşa'nın çocuklarına geçeceğini söylemekle yetinir; vakfiyede ise ondan sonra öteki kız kardeş Şehrûz Paşa ile onun çocuklarının, en sonda da yakın akrabaların sırayla mütevelli olacağı yazılıdır. Gelirin altıda birinin mütevelliye ayrılması, kalanının çeşmelerin onarımına harcanması da dönemin vakıf düzenini gösteren bir ayrıntıdır. Vakfiye, Paşa Hatun'un babasının adını "el-Hâc Osman Paşa bin Basalmış" diye tam olarak verir ve kızları "Melik İsmail'in kızları" diye anar; böylece Hüsameddin'in verdiği aile bağı belgeyle desteklenmiş olur. Bununla birlikte, Melik İsmail Gâzi Bey'in II. Murad'ın lalası olduğu ve 822'de öldüğü bilgisine Hüsameddin dışında bir kaynakta rastlanmadı.
Çeşmelerin Yerleri Bugün
Vakfiyede anılan üç çeşmeden biri Lâdik'te Şeyh Ahmed-i Kebîr'in zaviyesi yakınındadır. Bu zaviye, Lâdik'in Zaviye Mahallesi'nde bulunan Seyyid Ahmed-i Kebîr Türbesi'nin çevresinde gelişmiştir. Sadi Bayram'ın araştırmasına göre burada yatan zat, Rifâî tarikatının kurucusu Seyyid Ahmed er-Rifâî'nin soyundan ya da halifelerinden biri olup onu kurucudan ayırmak için kimi kaynaklarda "Küçük Seyyid Ahmed Rifâî" diye anılır. Vakıflar arşivindeki kayıtlar zaviyenin ve mescidinin XVIII. ve XIX. yüzyıllarda hâlâ vakıf olarak işlediğini, 1925'te tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla vakfın devlet idaresine alındığını gösterir.
Üçüncü çeşmenin bulunduğu Heniske (vakfiyede Hanıska) köyü, bugün Amasya Merkez ilçesine bağlı Yolyanı köyüdür; köyün adı sonradan değiştirilmiştir. Emîrtaş mevkiinin köy sınırları içindeki yeri tespit edilemedi. Amasya'daki çeşmenin bulunduğu Süveydâ ve Savakça Mahallesi hakkında da güncel bir kayda ulaşılamadı.
Yukarı Hamam
Hüsameddin, İhsân Paşa'nın oğulları "Çelebiler"in adının Amasya'daki Yukarı Hamam'a verildiğini söyler. Yukarı Hamam adı bugün Hatuniye Mahallesi'nde, Şifre Sokağı'nda, Mâdenus Köprüsü yakınındaki Altuntaş Hamamı için kullanılmaktadır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümleriyle klasik Osmanlı hamam planına sahip olan yapının inşa kitabesi yoktur; yerel kayıtlar onu muhtemelen XVII. yüzyıla ait bir Osmanlı hamamı olarak tanıtır. Bu tarihleme doğruysa, bugünkü yapının XV. yüzyıl başında yaşamış Çelebiler'le doğrudan bir ilgisi olamaz; ancak aynı yerde daha eski bir hamamın bulunmuş ve adın oradan kalmış olması ihtimal dışı değildir. Bu konuda bir belgeye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 106–107. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar