İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebû Yûsuf Çelebi-Mevlânâ Sivasî

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 106 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Sivas hükümdârı Sultân Eratna Hân’ın kazaskeri bulunan Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Yûsuf bin Ahmed el-Muhâcirî ahfâdından Abdulhalîm bin Ahmed bin Ahi Mehmed Yegâne bin Mevlânâ-yı mezkûrun mahdûmudur. Amasya’da Abdulhalîm Çelebizâde, “Halîmoğlu” demekle meşhûrdur. Bu da hafîdi Hilmî Mehmed Çelebi’nin imzâsıyla âsârından anlaşıldı.

803’de Topal Timur’un Sivas istîlâsında peder ve ceddiyle birâderi Sivas’dan kaçıp Amasya’ya cân atdı. Burada yerleşip kaldı. Ulemâdan tahsîl-i ulûm ederek ders-i âm oldu. Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed’in ve ba’dehû Şehzâde Alâeddîn Bey’in teveccühâtını kazanıp Amasya nâibi ve Atabeg Gâzi müderrisi oldu. 847 hudûdunda vefât etdi.

Meşâhîr-i ulemâdan idi. Mahdûmları Lütfullah, Pîr Hasan Çelebiler ve Lütfullah Çelebizâde Halîmî Mehmed Çelebi de kibâr-ı kudât ve ulemâdandır. Meşhûr lûgat sâhibi, iş bu “Halîmî Çelebi” olduğu [326] kendi imzâ ve ifâdesiyle sâbittir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Sivas hükümdarı Sultan Eratna Han'ın kazaskeri olan Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Yûsuf bin Ahmed el-Muhâcirî'nin soyundan gelir; adı geçen Mevlânâ'nın oğlu Ahi Mehmed Yegâne'nin oğlu Ahmed'in oğlu Abdulhalîm'in oğludur. Amasya'da Abdulhalîm Çelebizâde, yani "Halîmoğlu" diye tanınır. Bu da torunu Hilmî Mehmed Çelebi'nin imzasıyla eserlerinden anlaşılmıştır.

803 [1400-01] yılında Topal Timur'un Sivas'ı istilası sırasında babası, dedesi ve kardeşiyle birlikte Sivas'tan kaçıp canını Amasya'ya attı. Buraya yerleşip kaldı. Âlimlerden ilim tahsil ederek genel ders verme yetkisi kazandı. Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in, ardından Şehzade Alâeddîn Bey'in teveccühünü kazanarak Amasya naibi [kadı vekili] ve Atabeg Gâzi Medresesi müderrisi oldu. 847 [1443-44] dolaylarında öldü.

Ünlü âlimlerdendi. Oğulları Lütfullah ve Pîr Hasan Çelebiler ile Lütfullah Çelebi'nin oğlu Halîmî Mehmed Çelebi de büyük kadılardan ve âlimlerdendir. Meşhur sözlük sahibinin bu "Halîmî Çelebi" olduğu kendi imzası ve ifadesiyle sabittir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • kazasker: ordunun ve devletin baş kadısı
  • ahfâd: torunlar, soydan gelenler
  • mahdûm: oğul
  • hafîd: torun
  • âsâr: eserler
  • cân atmak: canını kurtarmak için sığınmak
  • tahsîl-i ulûm: ilim öğrenimi
  • ders-i âm: herkese açık ders verme yetkisi olan müderris
  • teveccühât: yakınlık, iltifat
  • nâib: kadının vekili, yardımcı yargıç
  • hudûdunda: dolaylarında, sıralarında
  • kibâr-ı kudât: büyük kadılar
  • lügat sâhibi: sözlük yazarı

Halîmî Ailesi ve Sözlük Yazarı Lutfullah

Bu kısa biyografinin asıl önemi, Fatih ve II. Bayezid devirlerinin tanınmış dil âlimi Lutfullah Halîmî'nin babasını tanıtmasıdır. Lutfullah'ın kendi eserlerinde adı "Lutfullah b. Ebû Yûsuf el-Halîmî" olarak geçer; tıp ve miras hukukuna dair bir kitabında dedesinin adının Abdülhalîm olduğunu da kendisi bildirir. Bu iki kayıt, Hüsameddin'in verdiği "Abdulhalîm oğlu Ebû Yûsuf" silsilesiyle ve ailenin "Halîmoğlu" diye anılmasıyla tam olarak örtüşür. Bugünkü araştırmalar da ailenin Sivaslı olduğunu, Lutfullah'ın ise büyük ihtimalle Amasya'da doğup büyüdüğünü kabul eder; bu da Hüsameddin'in anlattığı Sivas'tan Amasya'ya göç hikâyesiyle uyumludur. Yine de Timur istilası sırasındaki kaçış, Eratna Han'ın kazaskerine uzanan soy kütüğü ve Atabey Medresesi müderrisliği gibi ayrıntılara başka kaynaklarda rastlanmadı.

Lutfullah Halîmî'nin en tanınmış eseri, manzum Farsça-Türkçe sözlüğü Bahrü'l-garâib'dir. Eser 850 [1446-47] yılında tamamlanmış, Amasya valisi Şehzade Bayezid'e sunulmuş; anlaşılması güç bulunduğu için müellif 872 [1467-68] yılında onu ayrıca şerh etmiştir. Lutfullah ayrıca Fatih'e sunduğu Farsça manzum tıp kitabı Gülşen-i Zîbâ'yı, bir Arapça isimler sözlüğünü ve Topkapı Sarayı'nda bulunan satır arası Farsça bir Kur'an tercümesini kaleme almıştır. Sivas kadısı iken, Şehzade Bayezid'i içki ve kumara alıştıranları engellemek istediği için iftiraya uğramış, 1474'te azledilip Tokat'ta üç ay kadar hapsedilmiş, ardından Fatih'e sunduğu Arapça bir kasideyle durumu bildirmiştir. Ölüm tarihi tartışmalıdır: Kâtib Çelebi 900 [1494-95] yılında öldürüldüğünü yazar.

Metnin son cümlesi dikkatle okunmalıdır. Hüsameddin sözlük sahibinin "Halîmî Çelebi" olduğunu söyler; ibare, Lutfullah'ın oğlu Halîmî Mehmed Çelebi'yi de işaret ediyor gibi okunabilir. Bugünkü araştırmalara göre sözlüğün yazarı Ebû Yûsuf'un oğlu Lutfullah'ın kendisidir. Ayrıca bazı eski kaynaklar onu, Yavuz Sultan Selim'in hocası olup 922 [1516] Mısır seferinde ölen bir başka Halîmî Çelebi ile karıştırmıştır; araştırmacılar bu iki kişinin ayrı olduğunu vurgular.

Atabey Medresesi

Ebû Yûsuf'un müderrisi olduğu söylenen "Atabeg Gâzi" medresesi, Amasya'da Atabey Medresesi diye bilinen yapı olmalıdır. Bu medreseyi, Selçuklu Sultanı II. Mesud'un ve oğlu Tâceddin Altunbaş'ın atabeyi olan ve 1322-1327 yılları arasında Amasya valiliği yapan Nasıreddin Ahmed Atabey yaptırmış, bütün arazi ve mülkünü ona vakfetmiştir. Atabey'in soyundan gelenler Atabeyzâdeler adıyla anılmış, Osmanlı devrinde Yörgüç Paşa gibi önemli devlet adamları bu aileden çıkmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 106–106. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.