Amasya a’yânından Hacı Kudbeddîn Kutluğ Şâh bin Hâce Nâsırüddîn Süleyman Şâh bin Gıyâseddîn Hüsrev Şâh bin Tâceddîn Altunbaş Gâzi Çelebi bin Sultân Gıyâseddîn Mes’ud Şâh bin Sultân İzzeddîn Keykâvus-ı Selçukî mahdûmudur.
Ceddi Gıyâseddîn Keyhüsrev Şâh yeğeni Sivas hükümdârı Kılıçarslan Şâh bin Mes’ûd Şâh bin Gâzi Çelebi ile 782’de Kadı Burhan elinde pîr iken maktûl oldu. Hâce Nâsıreddîn Süleyman Şâh, bu hengâmede Amasya‘ya ilticâ edib vefâtına kadar kaldı.
Pederi Hacı Kutluğ Şâh Amasya a’yânından olup [95] 818 senesi zelzelesinde vefât etdi. İskender Bey Amasya’da hutût-ı mütenevviayı Sûfî Yahya Çelebi bin Mahmûd Çelebi’den ahz ve tahsîl-i maârif ederek 816’da Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın cülûsunda Edirne’ye gitdi.
Orada tefeyyüz ederek Gelibolu Sancağı beyi olup hayli müddet bu emâreti devam etdi. Ba’dehû Çirmen Sancağı beyi olup 838’de Edirne’de bulundu. 841 hudûdunda vefât etdi. Âlim, hattât, asîl, necîb bir emîr-i zîşân idi.
Melhamesiyle iştihâr eden şuarâdan Salahaddîn Mehmed Çelebi bunun kâtibi, yazıcısı olduğu münâsebetle melhamesinde bu zâtı şöyle tarif ediyor:
Bir kişi bulduk muazzez mu’teber
Cümle maksûdlarımız andan biter
Ehl-i irfâna sözü telkîn eder
Hattı Yâkût’u görüp tahsîn eder
Hem adı meşhûr Sikender nâmdâr
Meclis-i mergûb mükemmel şâhvâr
Atası hem Hâce-i kutb-i cihân
Nâsıreddîn ogludur bes bî-gümân
Hâce Nâsır kim cihânda mâh idi
Hem anın atası Hüsrev Şâh idi
Emîr-i müşârün-ileyhin Ferahşâh Bey adlı bir mahdûmu [96] olup eniştesi Vezîr-i a’zam Osmâncıklı İmâmzâde Hayreddîn Halil Paşa’dır. Bunun da mahdûmu İskender Bey’dir. Ferâhzâde Mehmed Çelebi 882 senesinde Amasya a’yânından idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya ileri gelenlerinden Hacı Kudbeddîn Kutluğ Şâh'ın oğludur. Kutluğ Şâh, Hâce Nâsırüddîn Süleyman Şâh'ın oğlu, o Gıyâseddîn Hüsrev Şâh'ın oğlu, o Tâceddîn Altunbaş Gâzi Çelebi'nin oğlu, o Sultan Gıyâseddîn Mes'ud Şâh'ın oğlu, o da Selçuklu Sultanı İzzeddîn Keykâvus'un oğludur.
Atası Gıyâseddîn Keyhüsrev Şâh, yeğeni Sivas hükümdarı Kılıçarslan Şâh ile (Kılıçarslan, Gâzi Çelebi oğlu Mes'ûd Şâh'ın oğludur) birlikte 782'de [1380-81] Kadı Burhan'ın elinde, yaşlı hâlde öldürüldü. Hâce Nâsıreddîn Süleyman Şâh bu karışıklıkta Amasya'ya sığınıp ölünceye kadar orada kaldı.
Babası Hacı Kutluğ Şâh Amasya ileri gelenlerindendi ve 818 yılındaki depremde [1415-16] öldü. İskender Bey, Amasya'da çeşitli yazı türlerini Mahmûd Çelebi oğlu Sûfî Yahyâ Çelebi'den öğrenip ilim tahsil etti ve 816'da [1413-14] Çelebi Sultan Mehmed Han'ın tahta çıkışında Edirne'ye gitti.
Orada yükselerek Gelibolu Sancağı beyi oldu ve bu beylik hayli süre devam etti. Sonra Çirmen Sancağı beyi olup 838'de [1434-35] Edirne'de bulundu. 841 sıralarında [1437-38] öldü. Âlim, hattat, soylu, asil, şanlı bir emirdi.
Melhamesiyle tanınan şairlerden Salahaddîn Mehmed Çelebi, bunun kâtibi ve yazıcısı olduğu için melhamesinde bu zâtı şöyle tanıtıyor:
Bir kişi bulduk muazzez mu'teber
Cümle maksûdlarımız andan biter
Ehl-i irfâna sözü telkîn eder
Hattı Yâkût'u görüp tahsîn eder
Hem adı meşhûr Sikender nâmdâr
Meclis-i mergûb mükemmel şâhvâr
Atası hem Hâce-i kutb-i cihân
Nâsıreddîn ogludur bes bî-gümân
Hâce Nâsır kim cihânda mâh idi
Hem anın atası Hüsrev Şâh idi
Şiirin anlamı kabaca şöyledir: Değerli, saygın bir kişi bulduk; bütün dileklerimiz ondan tamam olur. Bilgi ehline sözüyle yol gösterir, Yâkût'un yazısını görünce onu takdir eder. Adı da ünlü, şanlı İskender'dir; meclisi beğenilen, tam bir şah gibidir. Atası, dünyanın kutbu Hâce'dir; şüphesiz Nâsıreddîn'in oğludur. Hâce Nâsır dünyada ay gibiydi, onun babası da Hüsrev Şâh idi.
Adı geçen emirin Ferahşâh Bey adlı bir oğlu olup eniştesi, Osmâncıklı İmâmzâde Vezîr-i a'zam Hayreddîn Halil Paşa'dır. Bunun da oğlu İskender Bey'dir. Ferâhzâde Mehmed Çelebi 882'de [1477-78] Amasya ileri gelenlerindendi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- a'yân: bir yerin ileri gelenleri
- ceddi: atası, dedesi
- pîr: yaşlı
- maktûl: öldürülmüş
- ilticâ: sığınma
- hutût-ı mütenevvia: çeşitli yazı (hat) türleri
- tefeyyüz: feyiz alma, ilerleme, yükselme
- emâret: beylik, emirlik görevi
- emîr-i zîşân: şanlı emir
- melhame: büyük olayları, savaşları ve kahramanlıkları anlatan eser
- kerîmezâde: kız torun
- enişte: kız kardeşin ya da hanımın kız kardeşinin eşi
Selçuklu Soyundan Bir Amasya Ailesi
Hüsameddin'in sıraladığı zincir, Anadolu Selçuklu hanedanına dayanır. Bir Selçuklu tarihi makalesinde, bu zincirdeki Altunbaş'ın dört oğlunun Mesud, Alp Arslan, Keykubad ve Keyhüsrev olduğu, her birinin Amasya çevresinde kendilerine ayrılan çiftliklerde oturduğu yazılır: Mesud Çelebi Havza'da, Keykubad Çelebi Ladik'te, Alp Arslan Çelebi Amasya'da, Keyhüsrev ise babasının yanında kalmıştır. Makale bu bilgiyi Hüsameddin'in kitabına dayandırır ve Hüsameddin'in Kılıç Arslan'a dair aktardıklarında kaynak göstermediğini belirtir.
Kadı Burhaneddin ve Kılıç Arslan
Metindeki 782 olayı, Eretna Beyliği'nin dağıldığı yıllara denk gelir. Eretna Beyi Alaeddin Ali Bey'in 1380 Ağustosunda ölmesinden sonra beylikte karışıklık çıktı. Selçuklu soyundan gelen Kılıç Arslan, Sivas'ta naiplik üstlendi, ancak yaklaşık beş ay sonra vezir Kadı Burhaneddin tarafından öldürüldü. Kılıç Arslan'ın amcası Keyhüsrev de yeğeninin ölümünü öğrenip Kadı'ya saldırınca o gün Kadı Burhaneddin'in elinde can verdi. Hüsameddin'in "Kadı Burhan elinde pîr iken maktûl" ifadesi bununla örtüşür. Aynı makalede, Amasya'da Kılıç Arslan türbesi diye bilinen yapıdaki sandukalar arasında onun adının yazılı olduğunu bildiren eski bir not da geçer; ancak İ. H. Uzunçarşılı 1926'daki gezisinde bu sandukayı görememiştir.
İskender Bey, Halil Paşa ve Aile Bağları
Maddenin sonunda iki akrabalık bağı verilir: Ferahşâh Bey'in eniştesi Vezîr-i a'zam Halil Paşa ve onun oğlu İskender Bey. Halil Paşa, Osmâncıklı İmâmzâde Halil Paşa ile aynı kişi olabilir; bir kaynakta bu adla anılan kişinin 1406'dan 1413'e kadar sadrazamlık yaptığı yazılır. Hüsameddin ise onu Amasya ve Edirne'de Çelebi Mehmed'in vezir-i âzamı olarak anar. Halil Paşa'nın oğlu İskender Bey bir sonraki maddenin konusudur. Metinde Ferahşâh Bey'le Halil Paşa arasındaki bağ ("enişte") açık değildir; aile ilişkilerinin ayrıntısı bu yüzden belirsiz kalır.
Dikkat Edilecek Noktalar
Şiirde İskender Bey, "Nâsıreddîn oğlu" diye anılır, oysa nesir kısmında Nâsıreddîn onun dedesidir; eski anlatımda "oğul" sözü torun için de kullanılabilmiştir. Gelibolu ve Çirmen sancak beyliklerine ilişkin ayrıntı, bakılan kaynaklarda doğrulanamadı. 818 yılındaki depremin Amasya'yı nasıl etkilediğine dair de başka bir kayıt bulunamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 293–293. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar