İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İsmâil Ağa-Pîr Mehmed Çelebizâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 303 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

[129] Amasya‘nın Sığır Pazarı altında câmi-i şerîf binâ eden Hâce Pîr Mehmed Çelebi ahfâdından ve Amasya a’yânından el-Hâc Hüseyin Ağa bin el-Hâc Ahmed Ağa bin bâni-i câmi Hâce Pîr Mehmed Çelebi mahdûmudur. Pederinin hayâtında Sipâhi ve irtihâlinde ceddi vakfına mütevellî oldu.

Hayli muhârebâta iştirâk ederek terakkî görüp Amasya mukâtaât emîni, ba’dehû Tokat voyvadası ve Amasya beytü’l-mâl emîni, daha sonra Amasya Sancâğı mütesellimi oldu. 1010 senesinde Sivas Defterdârı olup Karayazıcı ihtilâlinde emvâl-i mîriyyeyi muhâfazaya çalışdı.

1013’de erbâb-ı ihtilâl ile hayli çarpışdı. 1016’da Trabzon Defterdârı olup Murâd Hânlular’ın zimmetlerine geçen emvâl-i devleti tahsîl ve müsâdere edilen emlâk ve emvâlin bey’inde müstakîmâne hareket ederek hizmet etdi. 1021’de tekâüd edilip beş yıl kadar Amasya‘da ikâmet ve 1026’da rihlet etdi. Erbâb-ı nüfûz ve servetten bir zât idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'nın Sığır Pazarı altında camii yaptıran Hâce Pîr Mehmed Çelebi'nin soyundan ve Amasya ileri gelenlerinden el-Hâc Hüseyin Ağa'nın oğludur; Hüseyin Ağa, el-Hâc Ahmed Ağa'nın, o da cami kurucusu Hâce Pîr Mehmed Çelebi'nin oğludur. Babası hayatta iken sipahi oldu, babasının ölümünden sonra atasının [dedesinin] vakfına mütevelli oldu.

Birçok savaşa katılarak yükseldi. Amasya mukataat emini, sonra Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini, daha sonra Amasya Sancağı mütesellimi oldu. 1010'da [1601-02] Sivas Defterdarı olup Karayazıcı isyanında devlet mallarını korumaya çalıştı.

1013'te [1604-05] isyancılarla epey çarpıştı. 1016'da [1607-08] Trabzon Defterdarı olup Murâd Hânlular'ın ele geçirdikleri devlet mallarını geri aldı; müsadere edilen mülk ve malların satışında dürüstçe hareket ederek hizmet etti. 1021'de [1612-13] emekli edilip beş yıl kadar Amasya'da oturdu ve 1026'da [1617] öldü. Nüfuz ve servet sahibi bir kişiydi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ahfâd: torunlar, soyun devamı
  • a'yân: şehrin ileri gelenleri
  • cedd: ata, dede
  • mütevellî: vakfı yöneten kişi
  • mukâtaât emîni: devlet gelirlerinin toplu olarak işletmeye verildiği birimlerin (mukataaların) yönetimine bakan görevli
  • voyvoda: bir bölgenin vergi ve düzeninden sorumlu görevli
  • beytü'l-mâl emîni: mirasçısı olmayanların malını ve devlete kalan malları yöneten görevli
  • mütesellim: sancak beyinin vekili
  • defterdâr: bir bölgenin mali işlerinin başındaki görevli
  • erbâb-ı ihtilâl: isyancılar
  • emvâl-i mîriyye: devlet malları
  • zimmetine geçirmek: kendi hesabına katmak
  • müsâdere: devlet adına el koyma
  • bey': satış
  • tekâüd: emeklilik
  • rihlet etmek: ölmek

Pîr Mehmed Çelebi ve Sığır Pazarı Camii

Madde adı İsmâil Ağa'dır; metin ise onu doğrudan adıyla anmaz, soyunu sayar. Dört kuşaklık zincirin başındaki Pîr Mehmed Çelebi, kitabın birinci cildindeki mahalle anlatımında Samanpazarı Camii'ni 878'de [1473-74] yaptıran Hoca Süleyman Çelebi'nin oğlu olarak geçer. Çelebi, doğu yönünde, dere kenarında "Sığır Pazarı"nın altında minareli bir mescit yaptırmış ve vakıflarını 913'te [1507-08] düzenlemiştir; eşi Kamer Hâtun da bu camiye cüzler (eczâ) vakfetmiştir. Aynı cildin mezarlıklar bölümünde Selağzı'nda, Sığır Pazarı Camii'nin batısında duvarla çevrili küçük bir mezarlıkta caminin kurucusu "Pîr Hoca el-Hâc Mehmed Çelebi" ile eşi Kamer Hâtun'un gömülü olduğu, bunun mahkeme kayıtlarından anlaşıldığı yazılır. Yedinci ciltteki ayrı bir maddede, Pîr Mehmed Çelebi'nin kızıyla evlenen İskender Çelebi'nin sonradan Anadolu defterdarı olduğu anlatılır; kayınpederinin ölümüyle kendisine büyük bir servet geçtiği söylenir. Pîr Mehmed Çelebi bu maddede "meşhur zenginlerden" sayılır. Metnin İsmâil Ağa için kullandığı "nüfuz ve servet sahibi" nitelemesi bu aile geçmişiyle uyumludur. Metin, onun mütevelli olduğu "ceddi vakfı"nın hangi atanın vakfı olduğunu belirtmez; kitapta anılan vakıf, zincirin başındaki Pîr Mehmed Çelebi'nin 913'te düzenlediği vakıf olabilir, ama bu çıkarım metne dayanmaz.

Sığır Pazarı adı, XIX. yüzyıl ortalarındaki Amasya'nın çarşı ve pazarlarını sayan bir çalışmada da geçer; aynı çalışma, öğrencisi ya da öğretim elemanı kayıtlı olmayan medreseler arasında "Sığır pazarı Medresesi"ni de sayar. Bu çevrede bugün hangi yapının ayakta olduğu ya da cami ile bugünkü bir mahalle adı arasındaki bağ, aranan kaynaklarda bulunamadı.

Karayazıcı İsyanı ve Amasya

Metnin İsmâil Ağa'yı koyduğu olay, Karayazıcı Abdülhalim'in isyanıdır. Kaynaklarda Karayazıcı ya da Yazıcı diye anılan Abdülhalim, Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında Anadolu'da düzenin bozulduğu yıllarda altı bölük süvarisi olarak başlamış, Malatya çevresinde il erlerinin başına geçmiş, etrafına levent bölükleri toplamış ve Halim Şah unvanıyla Anadolu'da saltanatını ilan eden ilk Celâlî olarak tanınmıştır. Yaklaşık 20.000 sekbandan oluşan kuvveti vardı. Etrafında toplanan başlıca Celâlî reisleri arasında kardeşi Deli Hasan ile Amasyalı Deli Zülfikar da sayılır. Karayazıcı Urfa'da kuşatılınca, kendisine Amasya ya da Antep sancağının verileceği sözü üzerine ortağı Hüseyin Paşa'yı hükûmete teslim etmiş; sonradan Çorum sancak beyliğine getirilmiş, Çorum'da halka zulmetmekle suçlanınca üzerine yürünmüştür. Sokulluzâde Hasan Paşa onu 12 Safer 1010'da [12 Ağustos 1601] Elbistan yakınındaki Sepetli'de yenmiş, Karayazıcı yaralı olarak Canik dağlarına çekilmiş ve ölüm haberi 1010 Ramazanı'nda [Şubat-Mart 1602] İstanbul'a ulaşmıştır. Yerine kardeşi Deli Hasan geçmiş, isyan ona beylerbeyilik verilerek yatıştırılmıştır.

İsmâil Ağa'nın Sivas Defterdarı olduğu 1010 yılı bu olayların tam ortasına düşer. Hüsameddin aynı yıla kitabın başka bir yerinde de değinir: altıncı ciltteki Ahmed Paşa-Yularkısdızâde maddesine göre Sivas Beylerbeyi olan bu Amasyalı paşa, 1010 muharreminde Karayazıcı topluluğu Sivas'a saldırınca yenilmiş ve esir düşmüştür. Bu iki Amasyalının aynı şehirde, aynı yıl içinde bulunduğu böylece anlaşılıyor; kitap aralarında doğrudan bir bağ kurmaz. Hüsameddin'in "Karayazıcı ihtilâli" dediği hareketle ilgili genel tabloyu çizen ansiklopedik madde ise isyanları ekonomik zeminle ilişkilendirir: Celâlî isyanlarının üçüncü ve en yıkıcı dalgası XVI. yüzyılın sonlarında başlamış, 1586'daki büyük tağşişle akçedeki gümüş oranı yüzde 44 azaltılmış ve halkın alım gücü yarıya yakın düşmüştür.

Doğrulanamayanlar

İsmâil Ağa'nın 1013'teki çarpışmaları, 1016'daki Trabzon defterdarlığı ve "Murâd Hânlular"ın zimmetine geçirdiği mallar hakkında okunan kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. "Murâd Hânlular" ifadesinin hangi grubu kasttığı da anlaşılamadı; çeviride metindeki hâliyle bırakılmıştır. Amasya mukataat eminliği ve beytülmal eminliği görevlerinin Amasya'daki ayrıntıları ile Pîr Mehmed Çelebi vakfının mütevelliliği hakkında da başka bir yazılı kaynak bulunamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 303. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1. Cilt, s. 116–123 (Mukaddime, Pîr Mehmed Çelebi Camii) ve s. 137–141 (Mukaddime, Pîr Mehmed Çelebi Türbesi); 6. Cilt, s. 149–150 (Ahmed Paşa-Yularkısdızâde); 7. Cilt, s. 294–295 (İskender Çelebi-Yenicelizâde).

Diğer kaynaklar

  • "XIX. Yüzyıl Ortalarında Amasya Şehrinin Sosyo-Ekonomik Yapısı", çevrimiçi çalışma (Amasya'nın çarşı ve pazarları bölümü).

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.