İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İsmâil Efendi-Yamak Şeyhzâde eş-Şeyh

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 302–303 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasyalıdır. İbâd Çelebizâde Yamak Şeyh Mehmed Efendi bin eş-Şeyh İsmâil Kemaleddîn Efendi bin İbâdullah Çelebi [126] mahdûmudur. Amasya‘da tahsîl-i ilim ve ma’rifet edib 958’de pederiyle beraber İstanbul’a gitdi. Merkez Efendi Tekkesi’nde ikâmet ve tekkenin şeyhi es-Seyyid Musliheddîn Efendi’ye irâdet edib 961’de müşârün-ileyhe dâmâd ve 984’de Mimâr Acem Ali Tekkesi şeyhi olduğu halde 1000 hudûdunda vefât etdi.

Âlim, sâlih, vâiz, şâir bir zât idi. Mahdûmu es-Seyyid Mehmed Efendi meşâyihdendir. Bunun evlâdından es-Seyyid Ahmed Vecdi Efendi 1141’de ve bunun mahdûmu es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi 1170’de tekke şeyhi oldukları halde vefât etdiler. Diğer mahdûmu es-Seyyid İsmâil Efendi bin es-Seyyid Ahmed Vecdi Efendi ve ba’dehû es-Seyyid Abdulhay Efendi bin es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi şeyh oldular.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. İbâd Çelebizâde Yamak Şeyh Mehmed Efendi'nin oğludur; Mehmed Efendi, Şeyh İsmâil Kemâleddîn Efendi'nin, o da İbâdullah Çelebi'nin oğludur. Amasya'da ilim ve bilgi öğrendi, 958'de [1551] babasıyla birlikte İstanbul'a gitti. Merkez Efendi Tekkesi'nde kaldı, tekkenin şeyhi Seyyid Musliheddîn Efendi'ye bağlandı, 961'de [1553-54] ona damat oldu. 984'te [1576-77] Mimâr Acem Ali Tekkesi'nin şeyhi iken 1000 [1591-92] dolaylarında vefat etti.

Âlim, dindar, vaiz ve şair biriydi. Oğlu Seyyid Mehmed Efendi şeyhlerdendir. Onun soyundan Seyyid Ahmed Vecdî Efendi 1141'de [1728-29], Ahmed Vecdî'nin oğlu Seyyid Mehmed Emîn Efendi de 1170'te [1756-57] tekke şeyhi iken öldüler. Ahmed Vecdî Efendi'nin öteki oğlu Seyyid İsmâil Efendi ve ondan sonra Seyyid Mehmed Emîn Efendi'nin oğlu Seyyid Abdulhay Efendi şeyh oldular.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mahdûm: oğul
  • tahsîl-i ilim ve ma'rifet: ilim ve bilgi öğrenme
  • irâdet etmek: bir şeyhe mürit olarak bağlanmak
  • müşârün-ileyh: adı geçen kişi
  • dâmâd: damat
  • hudûdunda: dolaylarında
  • meşâyih: şeyhler
  • evlâd: çocuklar, soy
  • es-Seyyid: Hz. Peygamber soyundan gelenlere verilen unvan

Başlıktaki İsmâil Efendi ve Ailesi

Madde adı İsmâil Efendi'dir. Metin onu, Amasya'da "Yamak Şeyh" diye tanınan Mehmed Efendi'nin oğlu olarak tanıtır. Hüsameddin aynı ailenin dedesini ayrı bir maddede verir (İsmâil Çelebi-eş-Şeyh Kemaleddîn). Oraya göre İsmâil Kemâleddîn Çelebi, Amasya'da camisi bulunan İbâdullah Çelebi'nin oğludur. Şeyh Gümüşlüzâde Pîr Abdurrahman Çelebi'nin yanında şer'î ilimleri ve tasavvuf bilgisini öğrenip ondan hilâfet almış, ardından Selâmet Hâtun Tekkesi şeyhi olmuş, Şehzade Ahmed'in Amasya'daki döneminde çok ün kazanmış ve 930 [1523-24] dolaylarında ölmüştür. Hüsameddin onu âlim, kâmil, Halvetî meşrepli, vaiz ve takvâ sahibi biri olarak anar. Oğulları Mehmed ve Mustafa Çelebilerdir. "Yamak Şeyh" diye anılan Mehmed Efendi 958'de İstanbul'a gitmiştir; onun oğulları İsmâil, Abdülâli ve Yahya Efendilerdir. Abdülâli'nin oğlu Ya'kub Çelebi ünlü bir hattat, Yahya'nın oğlu Seyyid Şükrullah Efendi ise kadılardandır.

Kitabın başka yerlerinde "Yamak Şeyh" adı iki kez daha geçer ve bilgiler birbirine tam oturmaz. Birinci cildin Mehmed Paşa Tekkesi'ni anlatan bölümünde bu tekke, Halvetî şeyhi Habîb-i Karamânî için 890'da [1485] yaptırılmış olarak gösterilir. Şeyhin ardından sırasıyla halifesi İmâmzâde Seydî Halîfe, Habîb-i Karamânîzâde Şeyh Hasan ve onun oğlu "Yamak Şeyh" Mehmed Efendi tekkenin başına geçmiştir; Mehmed Efendi'nin İstanbul'a gidişi burada 961 olarak yazılır, yerine kardeşi Ömer Efendi gelir. Üçüncü ciltte Şehzade Mustafa dönemi anlatılırken ise Sultân Bâyezîd Camii vaizi olarak "Yamak Şeyh demekle meşhur İbâd Çelebizâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi" anılır. Yani İstanbul yolculuğu için 958 ve 961, adı için Mehmed ve Muhyiddîn Mehmed biçimleri kitabın içinde yan yana durur. Bu ayrılıkları çözebilecek başka bir kaynağa rastlanmadı.

Merkez Efendi Tekkesi ve Seyyid Musliheddîn

İstanbul'daki Merkez Efendi, asıl adı Mûsâ olan, 868 [1463-64] dolaylarında Denizli'nin Sarı Mahmudlu köyünde doğduğu tahmin edilen Halvetî-Sünbülî şeyhidir ve "Merkez Muslihuddin" lakabıyla da anılır. Sünbül Sinan Efendi'nin 936'da [1529] ölümü üzerine Manisa'dan İstanbul'a gelmiştir. Bu lakapla Amasya arasında bir bağ kurulur: kimi anlatımlara göre Merkez Efendi gençliğinde tasavvuf yoluna girmek üzere Amasya'ya giderek Halvetî şeyhi Habîb-i Karamânî'ye mürit olmak istemiş, şeyh onun manevî eğitiminin başkasının elinden olacağını söyleyip isteğini geri çevirmiş ve ona "Muslihuddin" adını vermiştir. Bu rivayetin kaynakları kendi aralarında Karaman ile Amasya arasında ayrılır. Habîb-i Karamânî'nin Amasya'daki tekkesi yukarıda anılan Mehmed Paşa Tekkesi'dir.

Merkez Efendi, Yenikapı dışında kendi yaptırdığı tekkeye damadı Seyyid Muslihuddin'i şeyh olarak atamıştır. İsmâil Efendi'nin bağlandığı ve sonra damadı olduğu "Seyyid Musliheddîn Efendi"nin bu kişi olması akla yatkındır; ancak okunan kaynaklar Hüsameddin'in verdiği adı bu tekke şeyhiyle açıkça eşleştirmez, bu yüzden eşleştirme doğrulanamamıştır.

Sünbülîlik, Amasya ve Mimâr Acem Tekkesi

Sünbüliyye, Halvetiyye'nin Sünbül Sinan Efendi'den (ö. 936) doğan koludur. Merkez Efendi Tekkesi bu kolun İstanbul'daki en önemli merkezlerinden sayılır. Aynı kolun XVI-XVII. yüzyıllarda Kütahya, Amasya, Manisa ve Kastamonu gibi şehirlerde de faaliyet gösterdiği belirtilir. Amasya'da bu kolu temsil eden Hasan Dede (ö. 1020 [1611]) Âsitâne postnişini Necmeddin Hasan Efendi'den hilâfet almış, Beyazıt Camii'nde cuma vaizliği yapmış ve tefsir, hadis, Arapça ve Farsça dersleri vermiştir; ondan sonra Amasya'da yolu Kadızâde Mehmed Çelebi sürdürmüştür. Mimâr Acem ise XVII-XVIII. yüzyıllarda, Ferruh Kethüdâ tekkesiyle birlikte, nüfuzlu şeyh ailelerinin oluştuğu Sünbülî tekkelerinden biri olarak adlandırılır. Hüsameddin'in İsmâil Efendi'den başlatıp 1141 ve 1170 yıllarına kadar götürdüğü şeyh dizisi, bu ailelerin tipik örneklerinden birini andırır; ama Mimâr Acem Ali Tekkesi'nin kuruluşuna, İsmâil Efendi'nin 984'teki atanmasına ya da soyundan gelenlerin şeyhliklerine ilişkin ayrı bir kayıt bulunamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 302–303. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 302 (İsmâil Çelebi-eş-Şeyh Kemaleddîn maddesi); 1. Cilt, s. 148–155 (Mukaddime, Mehmed Paşa Tekkesi); 3. Cilt, s. 504–508 (Sultân Mustafa).

Akademik çalışmalar

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.