İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Mehmed Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 503–504 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Kedağralı zu'amâdan Hasan Bey'in oğludur. "Deli Pervâne" demekle meşhûrdur. Eşkıyâ harbinde şöhret almış ümerâdan olmakla 939 senesi rebî'ulâhirinde Amasya beyi olarak Rûmeli'nden geldi. Amasya müftüsü "Nakîzî" demekle meşhûr Bâyezîd Efendi azl edilip yerine Ümmü Veledzâde Abdulazîz Efendi geldi.

Vezîr-i a'zam İbrâhim Paşa, Anadolu kuvâ-yı umûmiyyesini alıp Irâk'a gitmişdi. Şî'a gürûhu bundan cür'et aldı. Zâten mîrlivâ Mehmed Bey'e hasm-ı bî-amân olan şî'a, hâricde lâzım gelen tertîbâtı aldıkdan sonra 940 zilhiccesinde sabâha karşı ansızın Amasya'yı basdılar.

Ben öyle sanıyorum ki Sultân Ahmed'in şehzâdesi Sultân Murâd, [299] son bir hareket olmak üzere Amasya'yı bizzât basdı. Amasya'nın bütün mevâki'-i müstahkemesini elde etdi. Mîrlivâ Mehmed Bey'in hânesini muhâsara edib onu teslîme mecbûr etdi. Mehmed Bey, kemâl-i şecâ'atle eşkıyâya karşı kendisini müdâfa'a ederek şehîd oldu.

Eşkıyâ yâhud Sultân Murâd'ın avenesi kendilerine mu'ârız olanları ifnâ, mallarını yağmâ ederek hayli hasârât yapdılar. Amasya kalesini elde etmeğe pek ziyâde çalışdılar.

Kale dizdârı Mehmed Ağa, sipâhî kethüdâ yeri Rûmiyyeli Hüseyin Ağa, meşâhîr-i zu'amâdan "Cebecioğlu" demekle meşhûr Hasan Bey bin Devlethân Bey şiddetle mukâbele etdiler. Kedağra voyvodası çavuşân-ı dergâh-ı âlîden Abdulganîoğlu Mehmed Ağa bütün kuvvetiyle Amasya'ya koşup geldi.

Bunlar dilîrâne çalışdılar. Eşkıyâdan haylisini kılıçdan geçirdiler. Bakiyyesini de firâra mecbûr ederek Amasya'yı kurtardılar. Gâlibâ Sultân Murâd, bu hengâme esnâsında maktûl olmalıdır ki eşkıyâdan bir daha eser zuhûr etmedi. Amasya muhâfazasına da Ankara beylerbeyi Velî Paşa ta'yîn edildi.

Benim anlayışıma göre "933 ihtilâli" müdâfa'a-i hukûk için tertîb edilmiş bir vak'a-i mühimmedir. Bunu doğuran sebeblerin başlıcası Osmanlı devletinin Türkler'e karşı aldığı vaz'iyyetdir, denilebilir.

Çünkü Makbûl İbrâhim Paşa denilen Fireng İbrâhim Paşa, mesned-i sadârete geldiği günden i'tibâren Türkler'e karşı bir vaz'iyyet almış, Türkler'in yüzüne vezâret kapısını kapamışdı.

Solakzâde Târîhi'nde diyor ki: "Türkmenlerin ellerinden tımârları [300] alınmış, dirlikleri çalınmış, diğerlerine verilmişdi. Bunlar emr-i ma'âşdan âciz kaldıklarından eşkıyâ rü'esâsına arz-ı inkıyâd etmişlerdir".

Bu telhîs edilen ifâde anlatıyor ki Türkler'den alınan tımârlar, çalınan dirlikler gayr-i Türkler'e verilmiş olduğundan ihtilâl çıkdı. Türkler kendi dirliklerini, varlıklarını müdâfa'aya kalkışdı. Yine Solakzâde anlatıyor ki, Türkler'in bu hakları verildiği gün ihtilâl basdırıldı.

İster şî'a başları olsun, ister Sultân Murâd olsun hukûkunu müdâfa'a edecek bir kuvvet ve istinâd-gâh arayan Türkleri kendilerine celb ederek kıyâm etmişler, demek olur. Türkler'in hukûku teslîm edildiği anda şî'a başları uçdu. Nüfûzları zâ'il oldu.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Kedağralı zeamet sahiplerinden Hasan Bey'in oğludur. "Deli Pervane" lakabıyla tanınır. Eşkıya savaşında ün kazanmış beylerden olduğu için 939 [1532-33] yılı Rebiülahir ayında Rumeli'nden gelerek Amasya beyi oldu. Amasya müftüsü, "Nakîzî" diye tanınan Bayezid Efendi görevden alındı, yerine Ümmü Veledzâde Abdülaziz Efendi geldi.

Sadrazam İbrahim Paşa, Anadolu'nun bütün askerî gücünü toplayıp Irak'a gitmişti. Şiî topluluğu bundan cesaret aldı. Zaten sancak beyi Mehmed Bey'e amansız bir düşmanlık besleyen Şiîler, dışarıda gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra 940 [1533-34] yılı Zilhicce ayında, sabaha karşı ansızın Amasya'yı bastılar.

Ben öyle sanıyorum ki Sultan Ahmed'in şehzadesi Sultan Murad, son bir hamle olarak Amasya'yı bizzat bastı. Amasya'nın bütün sağlam mevzilerini ele geçirdi. Sancak beyi Mehmed Bey'in evini kuşatıp onu teslim olmaya zorladı. Mehmed Bey, büyük bir yiğitlikle eşkıyaya karşı kendini savunarak şehit oldu.

Eşkıya ya da Sultan Murad'ın adamları, kendilerine karşı çıkanları öldürüp mallarını yağmalayarak epeyce zarar verdiler. Amasya Kalesi'ni ele geçirmek için çok uğraştılar.

Kale muhafızı Mehmed Ağa, sipahi kethüdâyeri Rumiyyeli Hüseyin Ağa ve tanınmış zeamet sahiplerinden "Cebecioğlu" diye anılan Devlethan Bey oğlu Hasan Bey şiddetle karşılık verdiler. Kedağra voyvodası, saray çavuşlarından Abdülganioğlu Mehmed Ağa bütün gücüyle Amasya'ya koşup geldi.

Bunlar yiğitçe çarpıştılar. Eşkıyanın birçoğunu kılıçtan geçirdiler. Geri kalanı da kaçmaya zorlayarak Amasya'yı kurtardılar. Muhtemelen Sultan Murad bu karışıklık sırasında öldürülmüş olmalıdır ki eşkıyadan bir daha iz görülmedi. Amasya'nın korunmasına da Ankara beylerbeyi Velî Paşa atandı.

Benim anlayışıma göre "933 [1526-27] ayaklanması", haklarını savunmak için düzenlenmiş önemli bir olaydır. Bunu doğuran sebeplerin başlıcası, Osmanlı devletinin Türklere karşı aldığı tutumdur denilebilir.

Çünkü "Makbul" İbrahim Paşa denilen Frenk İbrahim Paşa, sadrazamlık makamına geldiği günden beri Türklere karşı bir tavır almış, Türklerin yüzüne vezirlik kapısını kapamıştı.

Solakzâde Tarihi'nde şöyle denir: "Türkmenlerin ellerinden tımarları alınmış, geçim kaynakları çalınmış, başkalarına verilmişti. Bunlar geçimlerini sağlamaktan aciz kaldıklarından eşkıya başlarına boyun eğdiler."

Özetlenen bu söz gösteriyor ki Türklerden alınan tımarlar, çalınan geçim kaynakları Türk olmayanlara verilmiş olduğundan ayaklanma çıktı. Türkler kendi dirliklerini, varlıklarını savunmaya kalkıştı. Yine Solakzâde anlatıyor ki Türklerin bu hakları verildiği gün ayaklanma bastırıldı.

İster Şiî önderleri olsun, ister Sultan Murad olsun, haklarını savunacak bir güç ve dayanak arayan Türkleri kendilerine çekerek ayaklanmışlar, demek olur. Türklerin hakları teslim edildiği anda Şiî önderleri yok oldu. Nüfuzları sona erdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • zu'amâ: zeamet sahipleri, yani büyük dirlik sahibi sipahi beyleri
  • mîrlivâ: sancak beyi
  • şî'a gürûhu: Şiî topluluğu; dönemin resmî dilinde Safevî yanlısı Kızılbaşlar
  • kuvâ-yı umûmiyye: genel askerî güç
  • dizdâr: kale muhafızı
  • voyvoda: bölge yöneticisi
  • çavuşân-ı dergâh-ı âlî: padişah sarayının çavuşları
  • tımâr, dirlik: sipahiye geçim karşılığı verilen toprak geliri
  • müdâfa'a: savunma
  • zâ'il oldu: ortadan kalktı

Olayın Zamanı

Hüsameddin, Şiîlerin Amasya baskınını 940 yılının Zilhicce ayına, yani 1534 yazına yakın bir döneme bağlar. Aynı yıllar Kanuni'nin ilk İran seferine (Irakeyn seferi) denk gelir ve sadrazam İbrahim Paşa'nın Irak'a gitmesi bu seferin parçasıdır. Şehzade Mustafa üzerine yazılmış bir yüksek lisans tezi, seferin başlarında Anadolu'da 1.300 yaya ve 300 atlı Kızılbaşın isyan ettiğini, Amasya sancak beyi Mehmed Paşa'nın bu isyancıların başlarını kestirip Manisa'daki Şehzade Mustafa'ya gönderdiğini yazar. Hüsameddin ise Mehmed Bey'in baskın sırasında şehit olduğunu söyler. Bu iki anlatının aynı olaya ve aynı kişiye ait olup olmadığı, elimizdeki kaynaklarla kesinleştirilemedi. Başka bir araştırma da 1534'ten sonra Anadolu'daki karışıklıkların yatışmaya başladığını belirtir; sonraki maddede anlatılan Velî Paşa'nın yönetimi bu yatışma döneminin başına denk gelir.

Şehzade Murad Meselesi

Hüsameddin baskının başında "Sultan Ahmed'in şehzadesi Sultan Murad"ı görür, ama bunu kesin bilgi olarak vermez. "Ben öyle sanıyorum" ve "muhtemelen öldürülmüş olmalıdır" demesi, bir tahmin yürüttüğünü gösterir. II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'in oğlu Murad ise kimi kaynaklarda 1519'da İran'da, Kaşan ya da İsfahan'da öldü diye geçer. Bu doğruysa Murad, 1530'lu yılların Amasya baskınına katılmış olamaz. Metindeki cümleyi bu yüzden Hüsameddin'in kendi yorumu olarak okumak daha doğrudur.

"933 Ayaklanması"

Hüsameddin'in andığı 933 yılı, 1526-27'ye denk gelir. Bu tarih, Mohaç seferi sırasında Maraş yöresinde başlayan Kalender Çelebi ayaklanmasının yılıdır. Kaynaklara göre isyan Orta Anadolu'ya yayıldı; Haziran 1527'de Tokat yakınlarındaki Cincife çarpışmasında Amasya beyinin de aralarında bulunduğu birçok komutan öldü. Aynı yılın 22 Haziran'ında Kalender Çelebi'nin kuvvetleri dağıtıldı. Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa'nın, tımarları elinden alınmış sipahilere haklarının iade edileceğini bildirmesi, isyancı safındaki sipahi ve Türkmen gruplarının çoğunu ayırdı. Hüsameddin'in "haklar teslim edildiği anda ayaklanma bastırıldı" yorumu, bu anlatıyla örtüşür. Ayaklanmanın yalnızca tımar sorunundan doğmadığı da biliniyor: dönemin araştırmaları Safevî propagandasının ve Kızılbaş çevrelerin rolünü ayrıca vurgular. Hüsameddin'in kendi yorumunu "Türklere karşı alınan tavır" üzerine kurduğu, Solakzâde'den aktardığı cümlenin ise bu çalışmada özgün metinden doğrulanamadığı belirtilmelidir.

Diğer Adlar

Metinde geçen "Deli Pervane" lakabı, 1527'de Kalender Çelebi'nin peşine gönderilen çaşnigirler arasında "Divâne Pervâne" adının anılmasını akla getirir. İki ad arasında bir ilişki kuran bir kaynağa rastlanmadı, bu yüzden benzerlik bir bağlantı olarak ileri sürülemez. Müftü Nakîzî Bayezid Efendi, Ümmü Veledzâde Abdülaziz Efendi, kale muhafızı Mehmed Ağa, Rumiyyeli Hüseyin Ağa, Cebecioğlu Hasan Bey ve Abdülganioğlu Mehmed Ağa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 503–504. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

  • Selim Özcan, "Amasya'da Sancak Beyliği Yapan Şehzadeler Döneminde Amasya Şehri", DergiPark (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/19685).
  • Semra Güler, Şehzade Mustafa'nın Hayatı (1515-1553) ve Türbesi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, yüksek lisans tezi, Bursa 2011.
  • Merve Karakulak, "XVI. Yüzyılda Amasya'da Kızılbaşlık Hareketlerinin Toplumsal Yansımaları", Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı 109, 2024.

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.