İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Mahmûd Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 598 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Merzifonludur. Hacı Paşazâde Yahya Bey’in oğludur. Kara Mustafa Paşa dairesinde tefeyyüz etmişdir. 1092 senesi muharreminin yirmi üçüncü günü Amasya beyi olup geldi.

Saferde nakîb es-Seyyid Mahmûd Ağa’nın ref‘inden es-Seyyid Mustafa Efendi yine nakibü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu. Rebîülevvelin gurresinde Kadı Abdülbâkî Efendi’nin yerine Niğde Kadısı Hamza Efendi Amasya kadısı ve Yûsuf Efendi Amasya nâibi oldu.

Rebîülâhirde Müftü Pîrî Mehmed Efendi’nin azliyle sâdât-ı ulemâdan Şeyhzâde Hâfız es-Seyyid Ali Efendi Amasya müftüsü ve Alaybeyi Mahmûd Bey’in mirlivâlığa terfîinden birâderi Veliyyüddîn Bey Amasya alaybeyi oldu.

Fakat müftü-i sâbık Pîrî Mehmed Efendi, kibâr-ı ulemâ ve sulehâdan bir zât olup sebepsiz azliyle meziyet-i ilmiyyesi kendisinden dûn olan es-Seyyid Ali Efendi’nin müftülüğü Mumcuoğlu’nun nüfûzuna hamledildiğinden ulemâ tarafından gönderilen mahzûr-ı umûmî meşîhata takdîm edilmişdi.

Şa’bânda Müftü es-Seyyid Ali Efendi’nin fetvâdan hacriyle selefi Pîrî Mehmed Efendi tekrar Amasya müftüsü oldu. Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa’nın nüfûzu yine alıp yürüdüğünden hânesi erbâb-ı tezvîrin mercii tanındı. Şevvâlde Amasya sancağı Çankırı Beyi Mustafa Bey’e verildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Merzifonludur. Hacı Paşazâde Yahya Bey'in oğludur. Kara Mustafa Paşa'nın maiyetinde yetişip ilerledi. 1092 [1681] yılı muharreminin yirmi üçüncü günü Amasya beyi olarak geldi.

Safer ayında nakîb Seyyid Mahmûd Ağa'nın görevden alınması üzerine Seyyid Mustafa Efendi yine nakîbüleşraf kaymakamı, yani Amasya'daki seyyidlerin başındaki vekil oldu. Rebîülevvelin ilk günü Kadı Abdülbâkî Efendi'nin yerine Niğde Kadısı Hamza Efendi Amasya kadısı, Yûsuf Efendi de Amasya nâibi oldu.

Rebîülâhirde Müftü Pîrî Mehmed Efendi görevden alındı ve seyyid soyundan âlimlerden Şeyhzâde Hâfız Seyyid Ali Efendi Amasya müftüsü oldu. Alaybeyi Mahmûd Bey'in mirlivâlığa, yani sancakbeyliğine yükselmesi üzerine kardeşi Veliyyüddîn Bey Amasya alaybeyi oldu.

Fakat önceki müftü Pîrî Mehmed Efendi büyük âlimlerden ve salih kişilerden bir zât olduğu hâlde sebepsiz yere görevden alınmıştı. İlmî değeri kendisinden aşağı olan Seyyid Ali Efendi'nin müftü olması da Mumcuoğlu'nun nüfuzuna yorulduğundan, âlimlerin gönderdiği toplu bir şikâyet dilekçesi şeyhülislâmlık makamına sunulmuştu.

Şaban ayında Müftü Seyyid Ali Efendi'nin fetva vermesi yasaklandı ve selefi Pîrî Mehmed Efendi yeniden Amasya müftüsü oldu. Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa'nın nüfuzu yine her yere yayıldığından evi, yalan dolanla iş çevirenlerin başvurduğu yer olarak tanındı. Şevvalde Amasya sancağı Çankırı Beyi Mustafa Bey'e verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • tefeyyüz etmek: bir büyüğün yanında yetişip ilerlemek, nasip bulmak
  • daire: bir devlet büyüğünün konağı ve maiyeti, kapı halkı
  • ref': görevden kaldırma
  • nakîb, nakîbüleşraf kâim-makâmı: seyyid ve şeriflerin işlerine bakan görevlinin taşradaki vekili
  • gurre: kameri ayın ilk günü
  • nâib: kadının yardımcısı ve vekili
  • azl: görevden alma
  • sâdât-ı ulemâ: seyyid soyundan gelen âlimler
  • mirlivâ: sancakbeyi
  • kibâr-ı ulemâ ve sulehâ: büyük âlimler ve salih kimseler
  • meziyet-i ilmiyye: ilmî değer; dûn: aşağı, düşük
  • hamledilmek: bir sebebe yorulmak, bağlanmak
  • mahzar-ı umûmî: birçok kişinin imzasını taşıyan toplu dilekçe
  • meşîhat: şeyhülislâmlık makamı
  • fetvâdan hacr: fetva vermekten men edilme
  • alıp yürümek: yayılmak, her yeri kaplamak
  • erbâb-ı tezvîr: yalan, hile ve fitne düzenleyenler
  • merci: başvurulan yer

Mahmûd Bey ve Hacı Paşazâdeler

Bu kısa madde, Amasya'nın 1681 yılındaki yöneticisini birkaç cümleyle tanıtır, ardından şehrin iç işlerine geçer. Mahmûd Bey'in kendisi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Ailesine dair ipucu ise Hüsameddin'in kendi biyografi ciltlerinde bulunur. Orada Eyyûb Paşa-Hacı Paşazâde adıyla anılan bir Merzifonlu tanıtılır: Merzifon eşrafından Osmân Bey bin Abdülbâkî Bey bin Hacı Yahyâ Paşa'nın oğludur, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın yakınlarındandır, 1075'te mirlivâ olarak çeşitli sancaklarda bulunmuş, 1087'de Kars beylerbeyi, ardından Şehrizor valisi olmuş, 1113'te öldürülmüştür. Hüsameddin bu maddenin sonunda Eyyûb Paşa'nın Yahyâ Bey adında bir kardeşi olduğunu da kaydeder. Bizim maddemizdeki Mahmûd Bey'in babası "Hacı Paşazâde Yahya Bey" olduğuna göre, Mahmûd Bey'in bu Yahyâ Bey'in oğlu, dolayısıyla Eyyûb Paşa'nın yeğeni olması kuvvetle muhtemeldir. Bu bağlantı Hüsameddin'in iki ayrı yerdeki kayıtlarının karşılaştırılmasından çıkan bir sonuçtur; kesin belgesi görülmemiştir.

Okurun dikkat etmesi gereken bir ad karışıklığı da vardır. Metnin üçüncü paragrafında geçen "Alaybeyi Mahmûd Bey", maddenin başlığındaki Merzifonlu Mahmûd Bey ile aynı kişi değildir. Bir önceki maddede Hüsameddin, 1090 yılında Boyacızâde Mahmûd Bey bin İbrâhim Bey'in Amasya alaybeyi olduğunu yazar. Burada mirlivâlığa yükselen odur; yerine alaybeyi olan Veliyyüddîn Bey de onun kardeşidir. Boyacızâde Mahmûd Bey birkaç yıl sonra, 1096'da, kendisi de Amasya sancakbeyi olacaktır.

Kara Mustafa Paşa'nın Gölgesinde Merzifonlular

Mahmûd Bey'in "Kara Mustafa Paşa dairesinde" yetiştiğinin söylenmesi, bu yılların Amasya tarihini anlamak için önemlidir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1044 [1634-35] yılında Merzifon'un Marınca köyünde, bugünkü Karamustafapaşa'da doğmuştur. Babası Oruç Bey adlı bir tımarlı sipahiydi ve IV. Murad'ın Bağdat kuşatmasında şehit düşmüştü. Dört yaşında yetim kalan çocuk, o sırada Amasya sancakbeyi olan ve babasının dostu bulunan Köprülü Mehmed Bey'in, yani sonraki Köprülü Mehmed Paşa'nın himayesinde onun oğullarıyla birlikte yetişti. Köprülü'nün damadı oldu ve 28 Şaban 1087'de [5 Kasım 1676] sadrazamlığa yükseldi.

Mahmûd Bey'in Amasya'ya tayin edildiği 1681'de sadrazam hâlâ Kara Mustafa Paşa'dır. Bu yüzden önümüzdeki maddelerde Merzifonlu beylerin art arda Amasya sancağına getirildiği görülür. Sadrazamın kendi memleketi olan Merzifon'da cami, kütüphane, sıbyan mektebi, han, hamam ve bedesten yaptırması da Amasya sancağıyla olan bağının bir başka yüzüdür. Bu bağın 1683 Viyana bozgunundan sonra nasıl tersine döndüğü, 4. cildin izleyen maddelerinde ayrıntılarıyla anlatılır.

Müftülük Kavgası ve Mumcuoğlu

Maddenin asıl ağırlığı, müftülük üzerinde yaşanan çekişmededir. Pîrî Mehmed Efendi bir yıl önce, 1091'de, her işe karıştığı gerekçesiyle azledilen Îydî Bayram Efendi'nin yerine müftü olmuştu. Şimdi kendisi de sebepsiz yere görevden alınmış, yerine getirilen Seyyid Ali Efendi'nin arkasında Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa'nın nüfuzu görülmüştür. Âlimlerin topluca imzaladıkları dilekçe sonuç vermiş, birkaç ay içinde Seyyid Ali Efendi'nin fetva yetkisi kaldırılmış ve Pîrî Mehmed Efendi makamına dönmüştür. Hüsameddin'in kaydına göre bu, Amasya âlimlerinin Mumcuoğlu'na karşı kazandığı geçici bir başarıdır; çünkü aynı paragrafta Mumcuoğlu'nun evinin fitne düzenleyenlerin uğrak yeri olmaya devam ettiği de söylenir.

Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa, 4. cildin bu kısmında en sık adı geçen kişilerden biridir ve birkaç madde sonra bizzat Amasya sancakbeyi olacaktır. Bir önceki maddeden öğrendiğimize göre şehir kethüdalığından azledilip şehirden çıkarılmış ve bir kaleye hapsedilmiş, 1091 muharreminde affedilerek Amasya'ya dönmüştü. Yerel bir araştırmaya göre aynı kişi, Köprülü Mehmed Paşa'nın yakın çevresinden biri olarak 1067 [1656] yılında İstanbul'dan getirdiği bir fermanla Amasya şehir kethüdası olmuş, birkaç ay içinde dönemin müftüsü Hızır b. Muhammed el-Amâsî aleyhine İstanbul'a ve Sivas'a şikâyetler göndermeye başlamıştır. Müftü Sivas'ta yargılanıp aklanmış, ancak Mumcuzâde görevine yeniden dönünce bu kez Kıbrıs'a sürülmüştür. Yirmi beş yıl sonra Pîrî Mehmed Efendi'nin başına gelenler, aynı kişinin müftülük makamı üzerindeki ağırlığının eskiye dayandığını gösterir.

Nakîbüleşraf Kaymakamlığı Neden Önemliydi

Maddede iki kez geçen nakîbüleşraf kaymakamlığı, Amasya'daki çekişmelerin merkezinde yer alan bir makamdır. Osmanlı'da seyyid ve şeriflerin işlerine bakan nakîbüleşraf İstanbul'da otururdu; diğer şehirlerde ise seyyidler arasından belirli bir süre için seçilen nakîbüleşraf kaymakamları bulunurdu. Bu görev önemli bir nüfuz ve gelir kaynağıydı, bu yüzden genellikle güçlü ailelerden seçilirdi. Kaymakamlar seyyidlerin soy kayıtlarını tutar, seyyidlik beratlarının verilmesine, seyyidlere tanınan askerlik ve örfî vergi muafiyetlerine, onları ilgilendiren davalara ve suçluların cezalandırılmasına karışırlardı. Amasya'da bu makamın birkaç ayda bir el değiştirmesi ve sonunda Mumcuzâde ailesinin eline geçmesi, şehirde seyyid zümresinin ne kadar güçlü bir siyasi taraf hâline geldiğini anlatır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.