İstanbulludur. Sadr-ı esbak Malatyalı Süleyman Paşa’nın mahdûmudur. 1094 senesi zilhiccesinin yirmi yedinci günü Amasya sancağı beyi olup a‘yândan Türedîzâde el-Hâc Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi oldu.
1095 senesi muharreminin yedinci gecesi akşam ile yatsı arasında sadr-ı sâbık Kara Mustafa Paşa Belgrad’da i’dâm edildi. Birkaç gün sonra Amasya’da meşâhir-i fuzalâdan Mehmed Paşa Müderrisi Çelebizâde Ömer Efendi dâr-ı naîme rihlet edib yerine fâzıl-ı meşhûr Çorumlu Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi müderris oldu. [176]
Kara İbrâhim Paşa’nın kethüdâsı Gürcü Pîrî Ağazâde İbrâhim Ağa kethüdâ-yı sadr-ı âlî, hemşirezâdesi Amasyalı Sefer Ağazâde Mehmed Bey mektûbî-i sadr-ı âlî, Mirlivâ Amasyalı Bekir Beyzâde Ömer Bey kapıcılar kethüdâsı, Hâcegândan Amasyalı Rahmi Efendizâde el-Hâc Lütfullah Efendi tezkire-i sadr-ı âlî oldu.
Saferde sadr-ı sâbık Kara Mustafa Paşa’nın akrabasından reîsü’l-küttâb Merzifonî Mustafa Efendi ve müteâkiben baş defterdârlıktan vezâretle Tımışvar vâlisi olan Merzifonî Hüseyin Efendizâde Hasan Paşa yok yere maktûl oldu.
Bunlardan sonra sadr-ı maktûlün kapıcılar kethüdâsı Alalalı Ömer Ağa, silahdâr ağası Ömer Ağa, telhîsî-i sadâret Merzifonî İsmâil Ağa, hazinedârı Merzifonî Mustafa Ağa Merzifon’a nefyedildi.
Rebîülevvelde Habîb Ağazâde Mehmed Ağa’nın azliyle Nasûh Ağazâde Hamza Ağa şehir kethüdâsı olup alaybeyi Boyacızâde Veliyyüddîn Bey büyük bir nüfûz ve haysiyet kazandı. Çünkü Sadr-ı a’zam Kara İbrâhim Paşa’nın yeğeni Osmân Bey’in dayısı idi.
Cumâdelâhirede nakîb Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa’nın ahvâl u harekâtı yine eski halini andırdığından azliyle Saçlı Emîr Ömer Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.
Ramazânın gurresinde Kadı Sun‘ullah Efendi’nin yerine Ahmed Efendi Amasya kadısı ve Şa’bân Efendi Amasya nâibi oldu. Ramazânın yirmi birinde gümrük emîni ve Haseki Sultân kethüdâsı Amasyalı el-Hâc [177] Hüseyin Ağa vezâretle Ayıntâb ve Malatya sancakları mutasarrıfı ve müteâkiben Silistre vâlisi ve yerine küçük defterdârlıktan ma‘zûl Amasyalı Şa’bân Ağa gümrük emîni oldu.
Şevvâlin dördüncü günü Amasya ve havâlisinde şiddetli ve sürekli bir zelzele olup kârgîr binaları hasârâta uğrattı. Çok hâneler çöktü. Sultân Bâyezîd Câmii’nde yeni ba’zı hasârât îkâ‘ etdi.
Sefer ve Mehmed paşalar evkâf-ı mütevellîsi Kurdzâde Ahmed Bey bin Kurd Mehmed Bey zelzeleden müteessiren vefât eylediğinden Mehmed Paşazâde Kurd Mahmûd Bey kerîmesi Aynî Hanımzâde Ahmed Çelebi bin Hayreddînzâde İbrâhim Efendi yine mütevellî oldu.
1096 senesi muharreminde Amasya Beyi Yûsuf Bey’e Mar’aş beylerbeyiliği verildiğinden Amasya sancağı Çorum Beyi Mahmûd Bey’e tevcîh edildi. Müteâkiben Van Beylerbeyi Arabkirli Ca’fer Paşa Sivas vâlisi oldu.
Günümüz Türkçesiyle
İstanbulludur. Eski sadrazam Malatyalı Süleyman Paşa'nın oğludur. 1094 [1683] yılı zilhiccesinin yirmi yedinci günü Amasya sancakbeyi oldu; ileri gelenlerden Türedîzâde Hacı Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi oldu.
1095 [1683-84] yılı muharreminin yedinci gecesi, akşamla yatsı arasında, eski sadrazam Kara Mustafa Paşa Belgrad'da idam edildi. Birkaç gün sonra Amasya'da tanınmış faziletli âlimlerden Mehmed Paşa Medresesi müderrisi Çelebizâde Ömer Efendi bu dünyadan göçtü; yerine meşhur fazıl Çorumlu Hâfız Seyyid Mehmed Efendi müderris oldu.
Kara İbrâhim Paşa'nın kethüdası Gürcü Pîrî Ağazâde İbrâhim Ağa sadaret kethüdası, kız kardeşinin oğlu Amasyalı Sefer Ağazâde Mehmed Bey sadaret mektupçusu, Mirlivâ Amasyalı Bekir Beyzâde Ömer Bey kapıcılar kethüdası, hâcegândan, yani divan kalemlerinin kıdemli kâtiplerinden Amasyalı Rahmi Efendizâde Hacı Lütfullah Efendi de sadaret tezkirecisi oldu.
Saferde eski sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın akrabasından Reisülküttap Merzifonlu Mustafa Efendi ve ardından başdefterdarlıktan vezirlikle Tımışvar valisi olan Merzifonlu Hüseyin Efendizâde Hasan Paşa haksız yere öldürüldü.
Bunlardan sonra öldürülen sadrazamın kapıcılar kethüdası Alalalı Ömer Ağa, silahdar ağası Ömer Ağa, sadaret telhiscisi Merzifonlu İsmâil Ağa ve hazinedarı Merzifonlu Mustafa Ağa Merzifon'a sürüldü.
Rebîülevvelde Habîb Ağazâde Mehmed Ağa görevden alınıp Nasûh Ağazâde Hamza Ağa şehir kethüdası oldu. Alaybeyi Boyacızâde Veliyyüddîn Bey de büyük bir nüfuz ve itibar kazandı; çünkü Sadrazam Kara İbrâhim Paşa'nın yeğeni Osmân Bey'in dayısıydı.
Cemaziyelahirde nakîb Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa'nın tutum ve davranışları yine eski hâlini andırdığından görevden alındı; Saçlı Emîr Ömer Ağa nakîbüleşraf kaymakamı oldu.
Ramazanın ilk günü Kadı Sun'ullah Efendi'nin yerine Ahmed Efendi Amasya kadısı, Şa'bân Efendi de Amasya nâibi oldu. Ramazanın yirmi birinde gümrük emini ve Haseki Sultan kethüdası Amasyalı Hacı Hüseyin Ağa vezirlikle Ayıntâb ve Malatya sancaklarının mutasarrıfı, ardından da Silistre valisi oldu. Onun yerine küçük defterdarlıktan azledilmiş olan Amasyalı Şa'bân Ağa gümrük emini oldu.
Şevvalin dördüncü günü Amasya ve çevresinde şiddetli ve uzun süren bir deprem oldu. Taş ve tuğla binalar hasar gördü, pek çok ev çöktü. Sultan Bayezid Camii'nde de yeni bazı hasarlar meydana geldi.
Sefer Paşa ve Mehmed Paşa vakıflarının mütevellisi Kurdzâde Ahmed Bey bin Kurd Mehmed Bey, depremin etkisiyle vefat edince, Mehmed Paşazâde Kurd Mahmûd Bey'in kızı Aynî Hanım'ın oğlu Ahmed Çelebi bin Hayreddînzâde İbrâhim Efendi yeniden mütevelli oldu.
1096 [1684] yılı muharreminde Amasya Beyi Yûsuf Bey'e Maraş beylerbeyiliği verildiğinden Amasya sancağı Çorum Beyi Mahmûd Bey'e verildi. Ardından Van Beylerbeyi Arapgirli Ca'fer Paşa Sivas valisi oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sadr-ı esbak, sadr-ı sâbık: eski sadrazam
- i'dâm: idam
- meşâhir-i fuzalâ: tanınmış faziletli âlimler
- dâr-ı naîme rihlet: cennete göçme, vefat etme
- kethüdâ-yı sadr-ı âlî: sadaret kethüdası, sadrazamın yardımcısı
- hemşirezâde: kız kardeşin oğlu
- mektûbî-i sadr-ı âlî: sadrazamın yazışmalarını yürüten mektupçu
- hâcegân: divan kalemlerinin kıdemli kâtipleri
- tezkire-i sadr-ı âlî: sadrazamın tezkirecisi
- reîsü'l-küttâb: divan kâtiplerinin başı; dış yazışmalardan sorumlu yüksek bürokrat
- yok yere maktûl olmak: haksız yere öldürülmek
- telhîsî: sadrazamın padişaha sunduğu özet yazıları hazırlayan görevli
- nefy: sürgün
- ahvâl u harekât: tutum ve davranışlar
- zelzele: deprem; kârgîr: taş ya da tuğladan yapılmış
- hasârât îkâ' etmek: hasara yol açmak
- müteessiren: etkisiyle
- kerîme: kız evlat
Yûsuf Bey ve Babası Malatyalı Süleyman Paşa
Yûsuf Bey'in babası Malatyalı Süleyman Paşa, Osmanlı tarihinin kısa süreli sadrazamlarındandır. Bekir Kütükoğlu'nun TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Malatya'da doğmuş, "Koca" lakabıyla da anılmış, Enderun'da yetişmiş, Erzurum valiliği, Sakız muhafızlığı, kubbe vezirliği gibi görevlerden sonra 16 Şevval 1065'te [19 Ağustos 1655] sadrazam olmuştur. Sadareti altı ay on gün sürmüş, ardından Bosna valiliği, iki kez İstanbul kaymakamlığı, Silistre beylerbeyiliği ve Erzurum valiliği gibi görevlerde bulunmuş, 1667'de emekliye ayrılmıştır. Son yirmi yılını Üsküdar'daki evinde geçirmiş ve 15 Rebîülâhir 1098 [28 Şubat 1687] tarihinde seksen yaşlarında vefat etmiştir. Hüsameddin'in Yûsuf Bey'i "İstanbullu" diye anması, babasının ömrünün son yirmi yılını İstanbul'da geçirmesiyle uyuşur. Yûsuf Bey'in kendisi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Bir sonraki maddede Hüsameddin aynı kişiyi "Malatyalı Sarı Süleyman Paşazâde" diye anar. Oysa Malatyalı Süleyman Paşa kaynaklarda "Koca" lakabıyla geçer; "Sarı" lakabı ise o sırada sadrazam olacak olan Boşnak asıllı Süleyman Paşa'ya aittir. İki Süleyman Paşa'nın lakaplarının Hüsameddin'in kaydında birbirine karışmış olması muhtemeldir.
Kara Mustafa Paşa'nın İdamı
Hüsameddin idamı "muharremin yedinci gecesi, akşam ile yatsı arasında" diye kaydeder. TDV İslâm Ansiklopedisi tarihi 6 Muharrem 1095 [25 Aralık 1683] olarak verir. İki tarih arasındaki bir günlük fark, hicrî takvimde gecenin kendisinden sonraki güne sayılmasıyla açıklanabilir. Aynı kaynağa göre IV. Mehmed, bilgisi dışında girişilen Viyana Kuşatması başarısız olduğu hâlde sadrazamını azletmek ya da öldürmek niyetinde değildi; Kara İbrâhim Paşa ile sarayda sadrazamın düşmanı olan Dârüssaâde Ağası Yûsuf Ağa ve Mîrâhur Süleyman Ağa'nın telkinleriyle idam fermanı çıkarılmıştır. Kara Mustafa Paşa'nın cesedi Belgrad'da bir cami avlusuna defnedilmiş, başı yahut kafa derisi ise Edirne'ye götürülmüştür.
Merzifonluların Tasfiyesi
Maddenin en dikkat çekici kısmı, idamın hemen ardından Kara Mustafa Paşa'nın adamlarına yönelen tasfiyedir. TDV İslâm Ansiklopedisi, yeni sadrazamın işe "selefine bağlı devlet ricâlini görevden uzaklaştırmakla" başladığını yazar. Hüsameddin'in "haksız yere öldürüldü" dediği Reisülküttap Merzifonlu Mustafa Efendi'nin akıbeti başka kaynaklarla da doğrulanır. Recep Ahıshalı'nın arşiv belgelerine dayanarak hazırladığı reisülküttaplar listesinde Telhisîzâde Mustafa Efendi'nin 17 Ramazan 1092'de [30 Eylül 1681] bu göreve geldiği, 1 Muharrem 1095'te görevden ayrıldığı ve 3 Safer 1095 [21 Ocak 1684] tarihinde idam edildiği kaydedilir. Hüsameddin'in "saferde" kaydı bu tarihle tam olarak uyuşur.
Çorum'daki bir yazmada bulunan ve Şuayp Ateş tarafından incelenen anonim Vekâyi-i Viyana adlı kronik de olayı aynı biçimde anlatır: sadrazam Belgrad'da öldürüldükten sonra reisülküttabı zincire vurularak payitahta getirilmiş ve asılmıştır. Reisülküttabın bu kadar ağır bir cezaya çarptırılmasının sebebi, Viyana kararındaki payıyla ilgili olmalıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre İstolni Belgrad'daki savaş meclisinde, önemsiz bir yer olan Yanıkkale yerine sadrazama daha büyük şöhret kazandıracak olan Viyana'nın kuşatılması kararı Reisülküttap Mustafa Efendi'nin de kışkırtmasıyla alınmıştı.
Tasfiye yalnız Merzifonluları değil, Köprülü ailesinin çevresini de kapsamıştır. Köprülü Mehmed Paşa'nın damadı Siyavuş Ağa, 16 Muharrem 1095 [4 Ocak 1684] tarihinde Edirne'de görevinden uzaklaştırılmış, Amcazâde Hüseyin Paşa önce hapsedilmiş, ardından Şehrizor beylerbeyiliğiyle İstanbul'dan uzaklaştırılmıştır. Başdefterdarlıktan Tımışvar valiliğine geçtiği söylenen Merzifonlu Hüseyin Efendizâde Hasan Paşa hakkında ise başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kara İbrâhim Paşa'nın Amasyalı Kadrosu
Merzifonluların yerini Amasyalıların alması, bu maddenin Amasya tarihi açısından en önemli tarafıdır. Hüsameddin, biyografi ciltlerindeki Kara İbrâhim Paşa tercemesinde aynı listeyi, paşanın vakfiyesine ve Amasya şer'iyye sicillerine dayanarak tekrarlar ve "şâyân-ı dikkattir" diye özellikle vurgular: sadaret kethüdası Amasyalı Gürcü Pîrî Ağazâde İbrâhim Ağa, mektupçusu Amasyalı Sefer Ağazâde Yeğen Mehmed Bey, tezkirecisi Amasyalı Rahmî Efendizâde Hacı Lütfullah Efendi, kapıcılar kethüdası Amasyalı Bekir Beyzâde Ömer Bey, hazine kâtibi Amasyalı Yûsuf Efendi, sadaret telhiscisi Amasyalı Bayram Ağazâde Osmân Ağa. Böylece Kara İbrâhim Paşa'nın sadareti boyunca devletin merkezindeki kilit kalemlerin önemli bir kısmı Amasyalıların elinde bulunmuştur.
Aynı terceme, alaybeyi Veliyyüddîn Bey ile Kara İbrâhim Paşa arasındaki akrabalığı da açıklar. Hüsameddin'e göre Yeğen Osmân Paşa ile Yeğen Mehmed Ağa, Kara İbrâhim Paşa'nın kardeşi Veli Ağa'nın oğullarıdır. Veliyyüddîn Bey'in Osmân Bey'in dayısı olması, onun Kara İbrâhim Paşa ailesine evlilik yoluyla bağlandığını gösterir. Bu yakınlık, Amasya'da kısa süre sonra "Yeğenliler" diye anılacak hizbin doğuşunu anlamak için önemlidir. Sırp kaynaklarına dayanan kimi yayınlarda Yeğen Osmân'ın amcasının daha sonra Hersek sancakbeyi yapıldığı yazılır; Hüsameddin ise 1099'da Hersek'in Yeğen Osmân'ın "dayısı Amasyalı Veli Bey"e verildiğini kaydeder. İki kayıt büyük ihtimalle aynı atamayı anlatmakta, yalnızca akrabalık adını farklı vermektedir.
1095 [1684] Depremi ve Sultan Bayezid Camii
Hüsameddin'in kaydettiği deprem, Amasya'nın tarihî depremleri arasında yer alır. Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün yayımladığı deprem tarihçesinde 1684 depreminde kârgir binaların çoğunun hasar gördüğü, Sultan Bayezid Camii'nin de zarar gördüğü ve depremin etkilerinin Niksar'da da hissedildiği belirtilir. Bu tarihçede depremin tarihi 14 Ekim 1684 olarak verilir. Hüsameddin'in verdiği 4 Şevval 1095 ise miladî takvimde Eylül 1684'ün ortalarına düşer. Aradaki bir aylık fark, tarih çevirisinden ya da kaynaklardan birindeki bir yanlışlıktan doğmuş olabilir.
Hüsameddin'in camide "yeni bazı hasarlar" meydana geldiğini söylemesinin bir sebebi vardır. Semavi Eyice'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki Beyazıt II Külliyesi maddesine göre, yine Hüsameddin'in tespitlerine dayanarak, cami 999 [1590] depreminde büyük zarar görmüş, 1079 [1668-69] depreminde ise kubbeler yıkılmış, iki minare eğrilmiş, imaret ve tabhanenin kubbeleri çökmüştür. Bu son hasar mütevelli Merzifonlu İbrâhim Ağa tarafından bir yıl içinde giderilmiştir. 1684 depremi, yeni onarılmış bir yapıya bir kez daha zarar vermiştir. Deprem tarihçesine göre 1668 depremi bölgenin en büyük depremidir ve Niksar ile Bolu arasındaki fay hattının tamamen kırıldığı tahmin edilmektedir.
Arapgirli Ca'fer Paşa
Maddenin son cümlesinde Sivas valiliğine getirildiği söylenen Van Beylerbeyi Arapgirli Ca'fer Paşa, büyük ihtimalle sonradan "Koca" lakabıyla anılan Ca'fer Paşa'dır. Dilek Seniha Cenez Ülker'in Koca Cafer Paşa'nın askerî faaliyetleri üzerine yaptığı çalışmaya göre bu paşa Enderun'da yetişmiş, önce Kars mutasarrıfı, ardından Erzurum ve Van beylerbeyi olmuş, 1685'te vezirlikle Sivas valiliğine, 1097'de [1686] Diyarbekir beylerbeyiliğine getirilmiş, sonra Habsburg serhadlerinde uzun yıllar savaşmıştır. Van'dan Sivas'a geçiş ve tarih Hüsameddin'in kaydıyla uyuşur. Arapgir Kaymakamlığı'nın yerel kayıtlarında da Arapgirli paşalar arasında bir Cafer Paşa'nın adı geçer ve ilçede onun adıyla anılan bir caminin bulunduğu belirtilir. Ancak bu kaynakların hiçbiri iki kişinin aynı olduğunu açıkça söylemez; özdeşlik bir ihtimal olarak kalmaktadır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar
- Bekir Kütükoğlu, "Süleyman Paşa, Malatyalı", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2010. https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-pasa-malatyali
- Abdülkadir Özcan, "Merzifonlu Kara Mustafa Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 29. cilt, 2004. https://islamansiklopedisi.org.tr/merzifonlu-kara-mustafa-pasa
- Abdülkadir Özcan, "İbrâhim Paşa, Kara", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2000. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-pasa-kara
- Fikret Sarıcaoğlu, "Siyavuş Paşa, Köprülü Damadı", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2009. https://islamansiklopedisi.org.tr/siyavus-pasa-koprulu-damadi
- M. Münir Aktepe, "Amcazâde Hüseyin Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1991. https://islamansiklopedisi.org.tr/amcazade-huseyin-pasa
- Recep Ahıshalı, "Arşiv Belgelerinden Oluşturulmuş Reisülküttablar Listesi", Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 50, 2023, s. 1-88. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3482068
- Şuayp Ateş, "1075-1099 / 1664-1688 Tarihli Anonim Bir Esere Göre II. Viyana Seferinde Sadrazam Kara Mustafa Paşa", ETÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 14, 2022, s. 203-221. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1930583
- Semavi Eyice, "Beyazıt II Camii ve Külliyesi (Amasya)", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1992. https://islamansiklopedisi.org.tr/beyazit-ii-camii-ve-kulliyesi--amasya
- Dilek Seniha Cenez Ülker, "Serhadlere Adanmış Bir Ömür: Koca Cafer Paşa'nın Askerî Faaliyetleri (1685-1697)", Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi, 7/13, 2024, s. 2-32. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3765218
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar