İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Es-Seyyid Mehmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 596 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Amasyalıdır. “Deli Emîr Mehmed Paşa” demekle meşhûrdur. 1087 senesi gurre-i muharreminde dördüncü defa Amasya mutasarrıfı olup geldi. Muharremin on birinde Apardı İbrâhim Ağa’nın ref‘inden “Paşa Ağa” demekle meşhûr Onaltının Mehmed Ağa yeniçeri serdârı oldu.

Safer gurresinde sâdât arasında teneffüz eden nakîb Koca Emîr Mahmûd Ağa’nın ref‘iyle ulemâdan es-Seyyid Mustafa Efendi nakibü’l-eşrâf kâ’im-makâmı ve rebîülevvel gurresinde Amasya Müftüsü Îydî Bayram Efendi İstanbul’a gidip yerine kibâr-ı ulemâdan Amasyalı Şeyhî Mehmed Efendi müftü vekili oldu.

Bu esnada Kayseriyye sancağı da Mutasarrıfı es-Seyyid Mehmed Paşa uhdesine ilhâken tevcîh edildi. Rebîülevvelde Ziyare eşrâfından el-Hâc Halil Ağazâde el-Hâc İbrâhim Ağa orada bir mescid ve mektep ve çeşme binasıyla kendi mahallesini ihyâ ve bunların tamir ve termimine yirmi kuruş vakfetdi.

Şa’bânın yirmi altıncı günü Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa vefât eylediğinden yerine rikâb-ı hümâyûn kâ’im-makâmı Merzifonî Kara Mustafa Paşa sadrâzam ve ağalarından vekîl-i mutemedi Gümüşlü Kürt Sefer Ağazâde Ahmed Ağa kethüdâ-yı sadr-ı âlî oldu.

Ramazânda sadr-ı müşârün-ileyhin kethüdâlığından mîrâhûr-ı evvel olan Amasyalı Bayburdluoğlu Kara İbrâhim Ağa vezâretle Kaptan-ı Deryâ olup, müftü vekili Şeyhî Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve zilka’de [165] gurresinde Habîb Efendi’nin yerine Hâfız Ahmed Efendizâde Abdülbâki Efendi ikinci defa Amasya kadısı olup tarafından Hattât Ahmed Efendi Amasya nâibi ve on birinde Seksenbirin Ahmed Ağa yeniçeri serdârı oldu.

Zilhiccenin on beşinde Sivas, Anadolu, Karaman ve Adana vilâyetlerinde eşkıyâ türediğinden Amasya ve Kayseriyye Mutasarrıfı es-Seyyid Mehmed Paşa Anadolu müfettişi ve sadrâzam ağalarından Amasyalı Kuloğlu Abbas Ağa Amasya mütesellimi olup geldi. Buna “Zor Abbas Ağa” dendi.

Es-Seyyid Mehmed Paşa, maiyetine tâyin edilen silahdâr ağası Hasan Ağa ve yeniçeri ocağı kethüdâsı Osmân Ağa ile Amasya’dan kalkıp Sivas’a doğru gitdi. Gümüşlüzâde Çelebi İbrâhim Ağa sadr-ı müşârün-ileyhin ve Mütedeyyin Pîrî Beyzâde İbrâhim Ağa da Kara İbrâhim Paşa’nın dâireleri kethüdâsı oldu.

1088 senesi muharreminde Murâd Beyzâde Ahmed Ağa yine Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi olup câmi-i şerîf’in itmâm-ı tamirine me’mûr oldu. Çünkü muhârebelerin tevâlisinden dolayı hâsılat-ı vakfiye karzan bir kısmı maliyeye, kısm-ı diğeri Enderun hazinesine verilmiş olduğundan Sultân Bâyezîd Câmii bir türlü ikmâl edilememişdi.

Bununla beraber vezâifi verilmekte idi. Sultân Bâyezîd Câmii’nin bu zamanda hademesi, kuyûd-ı vakfiye idâresinde Ahkâm Defterinde mestûr olduğu üzere şunlardı: [166]

Hatîb Ali Efendi, kürsü şeyhi Hızır Efendizâde Ya’kûb Efendi, imâm-ı evvel Sinan Efendizâde Nasûh Efendi, imâm-ı sânî Hocazâde Halil Efendi, müezzinbaşı Hacı Mustafa Efendi, Sânî Mehmed Çelebi, Sâlis Osmân Çelebi, Râbî Hüseyin Efendi, Kayyımbaşı Mustafa Ağa, Kayyım-ı sânî Hamza Çelebi, evkâf-ı Sultâniyye kâtibi hattât-ı meşhûr Kâsımzâde Mustafa Efendi.

İmâretin masârıf ve vezâifi hademesi umûmen tamirat masarıfına hasredilmişdi. Yalnız müderrise ve mektebinin hademesi vezâifi de tamamıyla veriliyor, imaret işlemiyordu.

Rebîülâhirde Derviş Bey’in ref‘inden Kadızâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi ve cumâdelûlâ ortalarında nakîb es-Seyyid Mustafa Efendi’nin ref‘inden Koca Emîr Mahmûd Ağa Amasya nâibi olup, ramazânda Amasya mutasarrıfı ve Anadolu müfettişi es-Seyyid Mehmed Paşa yine Mar’aş beylerbeyi olduğundan Amasya sancağı Pasin mutasarrıfı Mehmed Paşa’ya tevcîh edildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. "Deli Emîr Mehmed Paşa" adıyla tanınır. 1087 [1676] yılı Muharrem ayının ilk günü dördüncü kez Amasya mutasarrıfı olarak geldi. Muharremin on birinde Apardı İbrâhim Ağa görevden alınarak "Paşa Ağa" adıyla tanınan Onaltının Mehmed Ağa (on altıncı bölükten Mehmed Ağa) yeniçeri serdarı oldu.

Safer ayının ilk günü, seyyidler arasında nüfuz kazanmış olan nakîb Koca Emîr Mahmûd Ağa görevden alındı ve ulemadan es-Seyyid Mustafa Efendi nakîbü'l-eşrâf kaymakamı oldu. Rebîülevvel ayının ilk günü Amasya Müftüsü Îdî Bayram Efendi İstanbul'a gitti; yerine büyük âlimlerden Amasyalı Şeyhî Mehmed Efendi müftü vekili oldu.

Bu sırada Kayseri sancağı da Mutasarrıf es-Seyyid Mehmed Paşa'nın üzerine eklenerek verildi. Rebîülevvel ayında Ziyare eşrafından el-Hâc Halil Ağazâde el-Hâc İbrâhim Ağa orada bir mescit, bir mektep ve bir çeşme yaptırarak kendi mahallesini şenlendirdi ve bunların bakım ve onarımı için yirmi kuruş vakfetti.

Şaban ayının yirmi altıncı günü Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa öldü. Yerine rikâb-ı hümâyûn kaymakamı (padişahın yanında sadrazama vekâlet eden vezir) Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazam oldu; onun ağalarından güvenilir vekili Gümüşlü Kürt Sefer Ağazâde Ahmed Ağa da sadaret kethüdâsı oldu.

Ramazan ayında, adı geçen sadrazamın kethüdâlığından mîrâhur-ı evvelliğe yükselmiş olan Amasyalı Bayburdluoğlu Kara İbrâhim Ağa vezirlik rütbesiyle Kaptan-ı Derya oldu. Müftü vekili Şeyhî Mehmed Efendi de Amasya müftüsü oldu. Zilkade ayının ilk günü Habîb Efendi'nin yerine Hâfız Ahmed Efendizâde Abdülbâkî Efendi ikinci kez Amasya kadısı oldu; onun adına Hattat Ahmed Efendi Amasya naibi oldu. Ayın on birinde de Seksenbirin Ahmed Ağa (seksen birinci bölükten Ahmed Ağa) yeniçeri serdarı oldu.

Zilhicce ayının on beşinde Sivas, Anadolu, Karaman ve Adana eyaletlerinde eşkıya türediğinden Amasya ve Kayseri Mutasarrıfı es-Seyyid Mehmed Paşa Anadolu müfettişi oldu; sadrazamın ağalarından Amasyalı Kuloğlu Abbas Ağa da Amasya mütesellimi olarak geldi. Ona "Zor Abbas Ağa" denildi.

Es-Seyyid Mehmed Paşa, maiyetine verilen silahdar ağası Hasan Ağa ve yeniçeri ocağı kethüdâsı Osman Ağa ile birlikte Amasya'dan kalkıp Sivas'a doğru gitti. Gümüşlüzâde Çelebi İbrâhim Ağa sadrazamın, Mütedeyyin Pîrî Beyzâde İbrâhim Ağa da Kara İbrâhim Paşa'nın dairelerinin (konaklarının) kethüdâsı oldu.

1088 [1677] yılı Muharrem ayında Murâd Beyzâde Ahmed Ağa yine Sultan Bâyezîd vakıflarının mütevellisi oldu ve caminin onarımını tamamlamakla görevlendirildi. Çünkü art arda gelen savaşlar yüzünden vakfın gelirlerinin bir kısmı borç olarak maliyeye, bir kısmı da Enderun hazinesine verilmiş olduğundan Sultan Bâyezîd Camii bir türlü tamamlanamamıştı.

Bununla birlikte görevlilerin maaşları veriliyordu. Vakıf kayıtlarının yönetiminde bulunan Ahkâm Defteri'nde yazılı olduğu üzere, Sultan Bâyezîd Camii'nin bu dönemdeki görevlileri şunlardı:

Hatip Ali Efendi; kürsü şeyhi Hızır Efendizâde Ya'kûb Efendi; birinci imam Sinan Efendizâde Nasûh Efendi; ikinci imam Hocazâde Halil Efendi; müezzinbaşı Hacı Mustafa Efendi; ikinci müezzin Mehmed Çelebi; üçüncü müezzin Osman Çelebi; dördüncü müezzin Hüseyin Efendi; kayyımbaşı Mustafa Ağa; ikinci kayyım Hamza Çelebi; Sultan vakıflarının kâtibi, ünlü hattat Kâsımzâde Mustafa Efendi.

İmaretin giderleri ve görevlilerinin maaşları bütünüyle onarım giderlerine ayrılmıştı. Yalnız müderrisin ve mektep görevlilerinin maaşları eksiksiz veriliyor, imaret ise işlemiyordu.

Rebîülâhir ayında Derviş Bey görevden alınarak Kadızâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi oldu. Cemâziyelevvel ortalarında nakîb es-Seyyid Mustafa Efendi görevden alınarak Koca Emîr Mahmûd Ağa Amasya naibi oldu. Ramazan ayında Amasya mutasarrıfı ve Anadolu müfettişi es-Seyyid Mehmed Paşa yine Maraş beylerbeyi olduğundan Amasya sancağı Pasin mutasarrıfı Mehmed Paşa'ya verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • teneffüz: nüfuz kazanma, sözü geçer olma
  • kibâr-ı ulemâ: büyük âlimler
  • ilhâken: ekleyerek, ilave olarak
  • ihyâ: canlandırma, şenlendirme
  • tamir ve termîm: onarım ve bakım
  • rikâb-ı hümâyûn kâ'im-makâmı: sadrazam seferdeyken padişahın yanında ona vekâlet eden vezir
  • vekîl-i mu'temed: güvenilir vekil
  • kethüdâ-yı sadr-ı âlî: sadaret kethüdâsı, sadrazamın işlerini yürüten yardımcısı
  • sadr-ı müşârün-ileyh: adı geçen sadrazam
  • vezâretle Kaptan-ı Deryâ: vezir rütbesiyle donanma komutanı
  • nâib: kadının yerine bakan yardımcısı
  • Anadolu müfettişi: eşkıya takibi ve yolsuzluk soruşturması için Anadolu'ya gönderilen yetkili vezir
  • dâire: bir büyüğün konağı ve maiyeti
  • itmâm-ı tamir: onarımı bitirme
  • tevâlî: art arda gelme
  • hâsılât-ı vakfiye: vakıf gelirleri
  • karzan: borç olarak
  • vezâif: görevlilerin maaşları
  • kuyûd-ı vakfiye: vakıf kayıtları
  • mestûr: yazılı
  • hademe: görevliler
  • kayyım: caminin temizlik ve bakımına bakan görevli
  • hasr: yalnız bir işe ayırma

Fâzıl Ahmed Paşa'nın Ölümü ve Kara Mustafa Paşa'nın Sadareti

Hüsameddin'in verdiği tarih bugünkü araştırmalarla tam olarak uyuşur. Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa, İstanbul'dan Edirne'ye giderken Çorlu ile Karıştıran arasındaki Karabiber Çiftliği'nde 26 Şaban 1087 [3 Kasım 1676] gecesi ölmüş, hastalığı süresince ona vekâlet eden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 28 Şaban 1087 [5 Kasım 1676] günü sadrazam olmuştur. Kara Mustafa Paşa'nın Amasya sancağına bağlı Merzifon'dan olması, bu yıllarda Amasya ve Merzifon kökenli birçok kişinin devlet kademelerinde yükselmesinin başlıca sebebidir. Maddede adı geçen Sefer Ağazâde Ahmed Ağa, Gümüşlüzâde Çelebi İbrâhim Ağa ve Kara İbrâhim Ağa bu çevrenin adamlarıdır.

Kara İbrâhim Paşa

Hüsameddin'in "Amasyalı Bayburdluoğlu" dediği Kara İbrâhim Ağa, sonradan sadrazam olacak olan Kara İbrâhim Paşa'dır. Biyografik araştırmalara göre 1030 [1620-21] yılında Bayburt'a bağlı Kelkit kazasının Handevrek köyünde, Katırcı Ahmed adında bir köylünün oğlu olarak doğmuş, Abaza Hasan'ın maiyetinde levent olarak bulunmuş, isyanın bastırılmasından sonra bir süre İran'a kaçmış, dönüşünde çeşitli kapılarda hizmet ettikten sonra Merzifonlu Kara Mustafa Ağa'ya intisap etmiştir. Hâmisinin sadaret kaymakamlığında sadaret kethüdâsı olmuş, "Kara Kethüda" diye anılmış, 1082 [1671] yılında mîrâhur-ı sânî, yirmi dört gün sonra da mîrâhur-ı evvel olmuştur. Bu bilgiler Hüsameddin'in "sadrazamın kethüdâlığından mîrâhur-ı evvel olan" kaydıyla örtüşür.

Kaptan-ı deryalığın tarihi konusunda ise bir fark vardır. Hüsameddin bu atamayı 1087 Ramazanına, yani Kara Mustafa Paşa'nın sadaretinin hemen ardından gelen aya koyar. Oysa araştırmalar Kara Mustafa Paşa'nın, padişah üzerindeki nüfuzundan çekindiği İbrâhim Paşa'yı IV. Mehmed'in yanından uzaklaştırmak için 17 Ramazan 1088 [13 Kasım 1677] tarihinde kaptan-ı deryalığa getirdiğini belirtir. İbrâhim Paşa on dokuz gün sonra kendini rikâb-ı hümâyûn kaymakamı tayin ettirerek padişahın yanına dönmeyi başarmıştır. Kaynakların tarih vermedeki kesinliği karşısında Hüsameddin'in kaydında bir yıllık bir kayma bulunduğu anlaşılıyor. Paşanın doğum yerinin Kelkit olarak bilinmesi karşısında Hüsameddin'in onu "Amasyalı" sayması da dikkat çekicidir; eserin başka bir yerinde de Amasyalı Uzun Ahmed Efendi'nin "hemşehrisi" Kara İbrâhim Paşa'ya imamlık yaptığı yazılıdır. Bu, ailesinin bir süre Amasya'da yaşamış olmasından ya da paşanın Amasya çevresiyle kurduğu yakın bağdan kaynaklanıyor olabilir; elimizdeki kaynaklardan bu nokta açıklığa kavuşmuyor. Kara İbrâhim Paşa 1683'te Kara Mustafa Paşa'nın idamından sonra sadrazam olmuş ve 1098 [1687] yılında ölmüştür.

Zor Abbas Ağa

Amasya mütesellimliğine gelen Kuloğlu Abbas Ağa'nın hayatı, Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde anlatılır. Amasyalı ümeradan Koloğlu Mehmed Bey'in oğludur; Girit, Hotin ve Viyana savaşlarında yararlıklar göstermiş, birkaç kez Amasya kethüdâyeri, Sivas mütesellimi, Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini olmuştur. Çok yiğit olduğu için "Zor Abbas" diye anılmıştır. 1098'de görevden alınınca kırgınlıkla Yeğen Osman Paşa'ya katılmış, isyanın bastırılması sırasında Erzurum valisi Dursun Mehmed Paşa'ya sığınmış, oradan bağlı olarak İstanbul'a gönderilip 2 Muharrem 1101 [Ekim 1689] günü idam edilmiştir.

Sultan Bâyezîd Camii'nin Görevlileri ve İşlemeyen İmaret

Hüsameddin'in vakfın Ahkâm Defteri'nden aktardığı görevli listesi, 1677 yılında Sultan Bâyezîd Camii'nin nasıl işlediğini gösteren ender bir belgedir. Kürsü şeyhi Hızır Efendizâde Ya'kûb Efendi, 1674'te ölen Müfessir Hızır Efendi'nin büyük oğludur; Hüsameddin'e göre babası 1078 yılında bu kürsü şeyhliğini ona bırakmıştı. Hızır Efendi'nin kendi eserinin girişinde oğlu "Ya'kûb el-Vehbî"nin ısrarından söz ettiği, Ya'kûb Efendi'nin de 1124 [1712] yılında öldüğü bilinmektedir. Listenin sonundaki vakıf kâtibi Kâsımzâde Mustafa Efendi'nin "ünlü hattat" diye anılması da dönemin Amasya'sında hattatlığın vakıf ve mahkeme kâtipliğiyle ne kadar iç içe olduğunu gösterir.

Listeyi izleyen kayıt, 1668 depreminin uzun süren bir sonucunu ortaya koyar. Külliyenin aşevi olan imaret çalışmıyor, imaretin bütün gelirleri onarıma ayrılıyordu; yalnız medrese müderrisi ile mektep görevlilerinin maaşları ödeniyordu. Depremde kubbeleri çöken, minareleri eğrilen, imaret ve tabhanesi yıkılan külliyenin onarımı için vakıf gelirlerinin bir kısmının savaşlar yüzünden devlet hazinesine borç olarak aktarılması, onarımı yıllarca uzatmıştır. Murâd Beyzâde Ahmed Ağa'nın biyografisinde imaretin ancak onun 1094'te başlayan dördüncü mütevelliliğinde yeniden işletildiği yazılıdır. Külliyenin aşhane-imaret ve tabhane binaları bugün ayaktadır; uzun süre harap kaldıktan sonra onarılarak yurt olarak kullanılmıştır.

Ziyare'deki Mescit

Ziyare eşrafından el-Hâc İbrâhim Ağa'nın yaptırdığı mescit, mektep ve çeşme hakkında başka kaynakta bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin'in "Ziyare" diye andığı yer, bugün Amasya'nın hemen yakınında, Yeşilırmak'ın kıvrımları boyunca uzanan Ziyaret beldesidir. Bu yıllarda Ziyareli seyyidlerin ve ileri gelenlerin Amasya'nın şehir yönetiminde önemli bir yer tuttuğu, şehir kethüdâlığına birkaç kez Ziyareli Mehmed Çelebi'nin getirilmesinden de anlaşılır.

Bir Okuma Notu

Maddenin son paragrafında Koca Emîr Mahmûd Ağa'nın "Amasya nâibi" olduğu yazılıdır. Naiblik kadının yardımcılığı demek olup genellikle ulemadan kişilere verilen bir görevdir; Koca Emîr ise daha önce nakîbü'l-eşrâf kaymakamlığı yapmış bir seyyid ağasıdır. Aynı cümlede nakîb es-Seyyid Mustafa Efendi'nin görevden alınmasından söz edilmesi, burada kastedilenin nakîblik vekâleti olduğunu düşündürür; bu bir çıkarımdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 596–596. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, aynı baskı, 6. Cilt, s. 176–178 (Uzun Ahmed Efendi, Murâd Beyzâde Ahmed Ağa); 9. Cilt, s. 117 (Müfessir Hızır Efendi); 11. Cilt, s. 483 (Zor Abbas Ağa).

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.