İstanbulludur. Malatyalı Sarı Süleyman Paşazâde’dir. 1097 senesi muharreminin on üçüncü günü Amasya mutasarrıfı olup geldi. Muharremin yirmi ikinci günü Sadr-ı a’zam Kara İbrâhim Paşa da azledildi. [179]
Safer gurresinde Kethüdâ-yı Sadr-ı Âlî Gürcü Pîrîzâde İbrâhim Ağa vezâretle Şam vâlisi oldu. Reîsü’l-küttâb Amasyalı Mehmed Bey makâm-ı riyâsette kaldı. Basra Vâlisi Abdî Paşa, Sivas vâlisi olup geldi.
Ancak sadr-ı ma‘zûlün yeğeni olan Osmân Bey irtikâp ve şirretle lisâna geldiğinden Ilgın Voyvodalığı ile İstanbul’dan ref‘ edildi. Tezkireci Amasyalı el-Hâc Lütfullah Efendi de Amasya’ya gönderildi.⁶⁷³
Kara İbrâhim Paşa, pederi Ahmed Ağa Amasya’da Hoca Ahmed Paşa kethüdâsı olduğu esnada tevellüd etmiş olduğundan Amasya’ya ve Amasyalılara teveccüh ve muhabbeti vardı. Haddizâtında gaddâr ve mekkâr adamdı. Fakat Amasyalılara karşı uluvv-i cenâbı vardı. Sâye-i ikbâlinde pek çok Amasyalılar tefeyyüz etmişlerdi.
Bu sebepten Kara İbrâhim Paşa, Amasya ricâlini ikiye ayırmışdı. Çünkü Kara İbrâhim Paşa, mesned-i sadârete geldiğinde büyük lütuflarını gördüğü Köprülü hânedânına karşı derûnunda muzmer olan kin ve adâveti meydana vurdu.
Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa’nın vezâretini ref‘ ederek tekâüde sevk etdi. Ammizâdesi Köprülü Hüseyin Paşa’yı Şehr-i Zor’a gönderdi. Eniştesi Siyavuş Paşa’yı Mora’ya, diğer eniştesi Zeynel Paşa’yı Ohri’ye attı. [180]
Sadâretten azlini müteâkip Köprülü taraftarı olan Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa, Köprülü muhibbi olan a‘yân ve sâdâtın başına geçti. Kara İbrâhim Paşalılara karşı bir vaziyet aldı. Kara İbrâhim Paşalılar da Ilgın’dan Yeğen Osmân Bey’in başına üşüşüp tahazzüb etmişlerdi. Amasya’da Alaybeyi Veliyyüddîn Bey de bunların başı idi. Bunlara Amasya’da “Yeğenli” dendi.
Yeğen Osmân Bey’in başına toplanan ma‘zuller, sipâhiler, leventler, Kara İbrâhim Paşa’yı sadârete tekrar getirmek hevâsını tutturmuşlardı. Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa, Amasya Mutasarrıfı Yûsuf Paşa’yı â‘mâline muvâfık göremediğinden Yeğenliler’in hevâsında olduğunu makâm-ı şikâyette dermeyân ederek bîçâreyi şâibedâr etmişdi.
Yeğen Osmân Bey, Kara İbrâhim Paşa’nın birâderzâdesi idi.⁶⁷⁴ Bunun birâderi Yeğen Mehmed Bey idi. Yeğenliler’in davası, Sadr-ı a’zam Hersekli Süleyman Paşa’yı fena halde kuşkulandırdı.
Rebîülâhirde Amasya Mutasarrıfı Yûsuf Paşa’nın azli ve rütbesinin ref‘iyle Amasya sancağı, Tekfûr Dağı’nda mukîm olan sâbık Şam Vâlisi Vezîr Çelebi İbrâhim Paşa’ya ber-vech-i hâss tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
İstanbulludur. Malatyalı Sarı Süleyman Paşa'nın oğludur. 1097 [1685] yılı muharreminin on üçüncü günü Amasya mutasarrıfı olarak geldi. Muharremin yirmi ikinci günü Sadrazam Kara İbrâhim Paşa da azledildi.
Saferin ilk günü sadaret kethüdası Gürcü Pîrîzâde İbrâhim Ağa vezirlikle Şam valisi oldu. Reisülküttap Amasyalı Mehmed Bey makamında kaldı. Basra Valisi Abdî Paşa Sivas valisi olarak geldi.
Ancak azledilen sadrazamın yeğeni Osmân Bey, kötü işleri ve şirretliği yüzünden dillere düştüğünden kendisine Ilgın voyvodalığı verilerek İstanbul'dan uzaklaştırıldı. Tezkireci Amasyalı Hacı Lütfullah Efendi de Amasya'ya gönderildi.
Kara İbrâhim Paşa, babası Ahmed Ağa Amasya'da Hoca Ahmed Paşa'nın kethüdası olduğu sırada doğmuş olduğundan Amasya'ya ve Amasyalılara karşı bir yakınlık ve sevgi beslerdi. Aslında zalim ve hilekâr bir adamdı; fakat Amasyalılara karşı yüce gönüllü davranırdı. Onun ikbalinin gölgesinde pek çok Amasyalı yükselmişti.
Bu sebeple Kara İbrâhim Paşa, Amasya'nın ileri gelenlerini ikiye ayırmıştı. Çünkü Kara İbrâhim Paşa sadarete geldiğinde, büyük iyiliklerini gördüğü Köprülü hanedanına karşı içinde gizlediği kin ve düşmanlığı açığa vurdu.
Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa'nın vezirliğini kaldırarak onu emekliye ayırdı. Amcasının oğlu Köprülü Hüseyin Paşa'yı Şehrizor'a gönderdi. Eniştesi Siyavuş Paşa'yı Mora'ya, diğer eniştesi Zeynel Paşa'yı da Ohri'ye attı.
Kara İbrâhim Paşa'nın sadaretten azlinin ardından, Köprülü taraftarı olan Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa, Köprülülere gönül veren ileri gelenlerin ve seyyidlerin başına geçerek Kara İbrâhim Paşa yanlılarına karşı cephe aldı. Kara İbrâhim Paşa yanlıları da Ilgın'da bulunan Yeğen Osmân Bey'in çevresine üşüşüp bir hizip oluşturmuşlardı. Amasya'da Alaybeyi Veliyyüddîn Bey de bunların başıydı. Amasya'da bunlara "Yeğenli" denildi.
Yeğen Osmân Bey'in etrafında toplanan azledilmiş görevliler, sipahiler ve leventler, Kara İbrâhim Paşa'yı yeniden sadarete getirme hevesine kapılmışlardı. Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa ise Amasya Mutasarrıfı Yûsuf Paşa'yı kendi işlerine uygun bulmadığından, şikâyet yoluyla onun Yeğenlilerin hevesine ortak olduğunu ileri sürmüş ve zavallı adamı lekeli bir duruma düşürmüştü.
Yeğen Osmân Bey, Kara İbrâhim Paşa'nın kardeşinin oğluydu. Onun kardeşi de Yeğen Mehmed Bey idi. Yeğenlilerin davası Sadrazam Hersekli Süleyman Paşa'yı fena hâlde kuşkulandırdı.
Rebîülâhirde Amasya Mutasarrıfı Yûsuf Paşa azledilip rütbesi de elinden alındı; Amasya sancağı, Tekirdağı'nda oturan eski Şam valisi Vezir Çelebi İbrâhim Paşa'ya has olarak verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sadr-ı ma'zûl: azledilmiş sadrazam
- irtikâb: kötü iş yapma, rüşvet ve yolsuzluk
- şirret: kavgacılık, huysuzluk
- lisâna gelmek: dillere düşmek
- tevellüd etmek: doğmak
- teveccüh: yakınlık, iltifat
- haddizâtında: aslında, özünde
- gaddâr ve mekkâr: zalim ve hilekâr
- uluvv-i cenâb: yüce gönüllülük, cömertlik
- sâye-i ikbâl: talihinin ve yükselişinin gölgesi
- ricâl: ileri gelenler, devlet adamları
- mesned-i sadâret: sadrazamlık makamı
- derûnunda muzmer: içinde gizli
- ammizâde: amca oğlu
- muhib: seven, taraftar
- tahazzüb: hizipleşme
- ma'zul: görevden alınmış kimse; levent: düzensiz paralı asker
- makâm-ı şikâyet: şikâyet yolu
- şâibedâr: lekeli, şüpheli
- birâderzâde: erkek kardeşin oğlu
- ber-vech-i hâss: has olarak, gelirleri doğrudan kendisine ait olmak üzere
Hüsameddin'in Dipnotları
Hüsameddin bu maddede iki kısa not düşer. Birincisinde Amasya'ya gönderilen tezkireci Hacı Lütfullah Efendi'nin, Amasya'daki Hacı Lûtoğulları ailesinin en eski atası olduğunu söyler. İkincisinde Yeğen Osmân Bey'in akrabalığı için bir belge gösterir: Yeğen Osmân Bey'in bütün maliye defterlerinde ve saray mutfağının defterlerinde "sadrazamın kardeşinin oğlu" anlamında "Birâderzâde-i sadr-ı âlî Yeğen" diye yazıldığını kendisi görmüştür. Bu not, Yeğen Osmân'ın kökeni üzerine yürütülen tartışma bakımından değerlidir.
Kara İbrâhim Paşa'nın Doğum Yeri
Hüsameddin, Kara İbrâhim Paşa'nın Amasya'ya olan yakınlığını onun Amasya'da doğmuş olmasına bağlar. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Abdülkadir Özcan'ın yazdığı maddede ise farklı bir bilgi vardır: Kara İbrâhim Paşa 1030 [1620-21] yılında Bayburt'a, bugün Gümüşhane'ye bağlı Kelkit kazasının Handevrek (Hınzeverek) köyünde doğmuştur ve Katırcı Ahmed adında bir köylünün oğludur. Hüsameddin'in kendi biyografi ciltlerindeki Kara İbrâhim Paşa tercemesi de dolaylı olarak bu bilgiyi destekler; orada paşanın iki vakfiyesinden söz edilir ve vakfiyelerdeki hayratın başında Hınzeverek köyünde annesi adına yaptırdığı bir cami gelir. Aynı vakfiyelerde Amasya'nın Bâyezîd Paşa Mahallesi'nde bir mektep de bulunur. Bu durumda Kara İbrâhim Paşa'nın Amasya ile bağının doğum yerinden çok, babasının Amasya'daki hizmetinden ve kendisinin Amasyalılarla kurduğu ilişkilerden kaynaklandığı düşünülebilir. Hüsameddin'e göre paşanın süt kardeşi de Amasyalı Memi Beyzâde İsmâil Paşa'dır.
Hüsameddin'in "gaddâr ve mekkâr" nitelemesi, çağdaş kaynakların genel değerlendirmesiyle de uyuşur. Özcan'ın aktardığına göre dönemin kaynaklarında Kara İbrâhim Paşa son derece kurnaz, zeki, ihtiraslı ve menfaatine zarar verenlere karşı zalim biri olarak tasvir edilir; Silâhdar Mehmed Ağa onu ağır ifadelerle suçlar, Râşid daha ihtiyatlı bir dil kullanır.
Azil ve Köprülülere Karşı Tutum
Hüsameddin'in azil tarihi için verdiği 22 Muharrem 1097, TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki 21 Muharrem 1097 [18 Aralık 1685] tarihinden yalnızca bir gün sonradır. Ansiklopediye göre sadrazam hastalığını bahane ederek uzun süre cepheye gitmemiş, padişah sonunda kesin olarak cepheye gitmesini emretmiş, o da yine hastalığını ileri sürünce Dârüssaâde Ağası'nın da araya girmesiyle azledilmiştir. Taşradaki görevlilerin zulmü ve İstanbul'a akın eden şikâyetçilerin dinlenmemesi de azlinde etkili olmuştur.
Hüsameddin'in saydığı Köprülü tasfiyesinin bir kısmı başka kaynaklarla doğrulanır. Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa'nın TDV maddesinde, Kara Mustafa Paşa'nın katlinden sonra kubbe vezirliğine getirildiği, ancak "yeni vezîriâzam Kara İbrâhim Paşa'nın Köprülü ailesine karşı kininin" ve padişahın Köprülülere kırgınlığının etkisiyle çok geçmeden emekliye ayrıldığı yazılıdır. Amcazâde Hüseyin Paşa'nın TDV maddesinde de, Viyana bozgunundan sonra önce hapsedildiği, kısa süre sonra 1684 başında Şehrizor beylerbeyiliğiyle İstanbul'dan uzaklaştırıldığı kaydedilir. Siyavuş Paşa'nın durumu ise biraz farklıdır. Fikret Sarıcaoğlu'nun maddesine göre Siyavuş 16 Muharrem 1095 [4 Ocak 1684] tarihinde görevinden uzaklaştırılmış, fakat birkaç ay sonra sipahiler ağası, ardından vezirlikle Diyarbekir valisi olmuş ve Budin önlerinde savaşmıştır. Hüsameddin'in onun Mora'ya gönderildiğine dair kaydı bu maddede yer almaz.
Yeğen Osmân'ın Kökeni Üzerine Farklı Rivayetler
Yeğen Osmân, 17. yüzyılın sonunda Osmanlı tarihinin en çok tartışılan kişilerinden biridir. Hüsameddin onu açıkça Kara İbrâhim Paşa'nın kardeşi Veli Ağa'nın oğlu olarak tanıtır ve arşiv defterlerindeki "Birâderzâde-i sadr-ı âlî" kaydını delil gösterir. Başka kaynaklarda ise farklı rivayetler yer alır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddede, 1939'da bir Çorum dergisinde yayımlanan bir yazıya dayanılarak Yeğen Osmân Paşa'nın Çorum'un Alaca ilçesine bağlı Çöplü köyünden Baba Paşa adlı birinin oğlu olduğu söylenir; aynı madde ona ait sayılan ve "Çorumlu namını söylesin Yeğen" dizesini taşıyan bir şiir de aktarır. Kimi kaynaklar onun Türkmen asıllı olduğunu yazar. Bir Batılı yazarın onun Ermeni ve Hristiyan asıllı olup IV. Mehmed'in kızıyla evlendiğini ileri sürmesi ise, Osman Karatay'ın belirttiği gibi, başka hiçbir kaynakla doğrulanmaz ve tarihleri de Yeğen Osmân'ın hayatıyla uyuşmaz.
Yeğen Osmân'ın sonraki hayatı kaynaklarda daha açıktır. Anadolu'da sekban birliklerinin başında bulunmuş, sancakbeyi ve serçeşme olmuş, 1687 ordu isyanında öne çıkmış, II. Süleyman'ın tahta çıkmasından sonra birkaç ay Rumeli beylerbeyiliği yapmış, ardından yeni padişaha karşı ayaklanmış, 1688'de Belgrad valisi iken şehir Habsburg ordusunun eline geçmiş ve sonunda Kırım Hanı Selim Giray'ın ısrarı üzerine çıkarılan bir fermanla 1689'da öldürülmüştür. Hüsameddin'in "Ilgın voyvodalığı" ile başlattığı hikâye, sonraki maddelerde bu büyük isyana kadar izlenir.
"Yeğenliler" ve Amasya'da Bölünme
Maddenin en özgün tarafı, Kara İbrâhim Paşa'nın düşüşünün Amasya'da iki taraflı bir bölünmeye yol açtığını anlatmasıdır. Bir yanda Köprülü taraftarı Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa ile seyyidler, öbür yanda Kara İbrâhim Paşa'nın adamları ve alaybeyi Veliyyüddîn Bey'in başında bulunduğu "Yeğenliler" vardır. "Yeğenli" adının yerel bir siyasi hizip için kullanıldığı başka bir kaynağa rastlanmadı; bu bilgi Hüsameddin'in kendi araştırmasına dayanmaktadır. Yûsuf Paşa'nın bu çekişmede Mumcuzâde'nin şikâyetine kurban gittiği anlaşılır; Hüsameddin onun için "bîçâre" sözünü kullanır. Yûsuf Paşa'nın sonraki hayatına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Hersekli Süleyman Paşa
Maddenin sonunda adı geçen "Hersekli Süleyman Paşa", Kara İbrâhim Paşa'nın yerine sadrazam olan Sarı Süleyman Paşa'dır. Uzunçarşılı ve Sicill-i Osmânî'ye dayanan bilgilere göre Boşnak asıllıdır ve Hersek sancağındaki Prepolye kasabasında doğmuştur; 18 Aralık 1685 ile 23 Eylül 1687 arasında sadrazamlık yapmıştır. Hüsameddin'in "Hersekli" nitelemesi bu doğum yerine işaret eder. Bu maddenin başında Yûsuf Paşa'nın babası için kullanılan "Malatyalı Sarı Süleyman Paşa" ifadesindeki "Sarı" lakabının da bu sadrazamın lakabıyla karışmış olması muhtemeldir; Malatyalı Süleyman Paşa kaynaklarda "Koca" lakabıyla geçer.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar
- Abdülkadir Özcan, "İbrâhim Paşa, Kara", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2000. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-pasa-kara
- Abdülkadir Özcan, "Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2002. https://islamansiklopedisi.org.tr/kopruluzade-fazil-mustafa-pasa
- M. Münir Aktepe, "Amcazâde Hüseyin Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1991. https://islamansiklopedisi.org.tr/amcazade-huseyin-pasa
- Fikret Sarıcaoğlu, "Siyavuş Paşa, Köprülü Damadı", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2009. https://islamansiklopedisi.org.tr/siyavus-pasa-koprulu-damadi
- Bekir Kütükoğlu, "Süleyman Paşa, Malatyalı", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2010. https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-pasa-malatyali
Kitaplar
Diğer kaynaklar