Tokatlıdır. Tokatlı Kemankeş Mahmûd Paşa’nın akrabasındandır. 1092 [172] senesi şevvâlinin on üçüncü günü Amasya mutasarrıfı olup tarafından Yeğen Hasan Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Zilka’de evâilinde Kal’a-i Bâlâ Dizdârı Çavuşlu Mehmed Ağa vefât eylediğinden yerine kale kethüdâsı Ahmed Ağa dizdâr ve Receboğlu Mehmed Ağa da kale kethüdâsı oldu.
1092 senesi muharreminde sipâhiler ağası Amasyalı Gazzâzoğlu Hasan Ağa Saray-ı Hümâyûn kapıcılar kethüdâsı oldu. Saferde Amasya Subaşısı Cündî Ali Bey, bir Yahudî hâneye girip işret ve sefâhat etdikten sonra rufekasıyla ba’zı hâneleri yağmaya cür’et etmişdi.
Ali Bey ve rufekası derhal tutulup tevkîf edilerek kadı huzurunda bilmuhâkeme cürümleri sâbit olduğundan her birine hudûd-ı şer‘iyye ikâme edildikten sonra aldıkları sahiplerine redd ü iâde ve kendileri tart u iclâ edildi.
Bir aydan beri Çengelli mevkiinde eşkıyâ türeyip rebîülevvelde büyükçe bir kervanı bastıkları ve emvâli yağma etdikleri duyulmuşdu. Bâ-fermân-ı âlî kapıcılardan Amasyalı Kuloğlu Abbas Ağa mübâşir gelip eşkıyâyı tâkip ve emvâl-i mağsûbeyi tahlîse Mirlivâ Mustafa Bey’in me’mûr olduğunu tebliğ etdi.
Mustafa Bey, Amasya a‘yânından Murâd Beyzâde el-Hâc Ahmed Ağa, Ramazânzâde el-Hâc Ahmed Ağa, Bayram Beyzâde Osmân Ağa, Abdî Beyzâde el-Hâc Abdî ağaları ve Alaybeyi Veliyyüddîn Bey’i yanına alıp her biri miktar-ı kâfî kuvvetlerle Amasya’ya on saat mesafe-i cenûbiyede olan Çengelli’ye gitdi. [173]
Sivas Beylerbeyi Merzifonî Halil Paşa da kapısı halkıyla gelip günlerce eşkıyâ tâkip ve Turhal civarında şiddetli muhârebeden sonra tenkîl edildi. Emvâl-i mağsûbe taharri edilerek civar köylerde bulunup sahiplerine verildi.
Ancak Mustafa Bey, eşkıyânın çokluğundan ürküp dâima alarga durmuş, eşkıyânın ablukası esnasında korkaklık göstermiş olduğundan derhal azl u tekâüde sevk edilip⁶⁷² Amasya sancağı Merzifon Voyvodası Ahmed Bey’e tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Tokatlıdır. Tokatlı Kemankeş Mahmûd Paşa'nın akrabasındandır. 1092 [1681] yılı şevvalinin on üçüncü günü Amasya mutasarrıfı oldu; onun adına Yeğen Hasan Ağa Amasya mütesellimi, yani sancağı vekâleten yöneten kişi oldu.
Zilkade başlarında Yukarı Kale (Kal'a-i Bâlâ) dizdarı Çavuşlu Mehmed Ağa vefat edince yerine kale kethüdası Ahmed Ağa dizdar, Receboğlu Mehmed Ağa da kale kethüdası oldu.
1092 yılı muharreminde sipahiler ağası Amasyalı Gazzâzoğlu Hasan Ağa, padişah sarayının kapıcılar kethüdası oldu. Safer ayında Amasya Subaşısı Cündî Ali Bey, bir Yahudi evine girip içki içip eğlendikten sonra arkadaşlarıyla birlikte bazı evleri yağmalamaya kalkışmıştı.
Ali Bey ve arkadaşları hemen yakalanıp tutuklandı. Kadı huzurunda yargılandılar ve suçları sabit olunca her birine şeriatın öngördüğü had cezaları uygulandı. Aldıkları mallar sahiplerine geri verildi, kendileri de şehirden kovulup sürüldü.
Bir aydan beri Çengelli mevkiinde eşkıya türediği, bunların rebîülevvelde büyükçe bir kervanı basıp mallarını yağmaladıkları duyulmuştu. Padişah fermanıyla saray kapıcılarından Amasyalı Kuloğlu Abbas Ağa mübaşir olarak geldi; Mirlivâ Mustafa Bey'in eşkıyayı takip etmek ve gasp edilen malları kurtarmakla görevlendirildiğini bildirdi.
Mustafa Bey, Amasya ileri gelenlerinden Murâd Beyzâde Hacı Ahmed Ağa'yı, Ramazânzâde Hacı Ahmed Ağa'yı, Bayram Beyzâde Osmân Ağa'yı, Abdî Beyzâde Hacı Abdî Ağa'yı ve Alaybeyi Veliyyüddîn Bey'i yanına aldı. Her biri yeterli kuvvetle birlikte, Amasya'nın on saat güneyindeki Çengelli'ye gittiler.
Sivas Beylerbeyi Merzifonlu Halil Paşa da kapı halkıyla gelip günlerce eşkıyayı takip etti. Turhal civarında şiddetli bir çarpışmadan sonra eşkıya ezildi. Gasp edilen mallar aranıp civar köylerde bulundu ve sahiplerine verildi.
Ancak Mustafa Bey eşkıyanın çokluğundan ürküp hep uzakta durmuş, eşkıyanın kuşatıldığı sırada korkaklık göstermişti. Bu yüzden hemen görevden alınıp emekliye ayrıldı ve Amasya sancağı Merzifon Voyvodası Ahmed Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağın yönetimi kendisine verilen kişi
- mütesellim: sancakbeyi yerinde yokken sancağı onun adına yöneten vekil
- Kal'a-i Bâlâ: Yukarı Kale; dizdar: kale komutanı
- subaşı: şehirde asayişten sorumlu görevli
- işret ve sefâhat: içki içip eğlenme, zevk ve sefa
- rufekâ: arkadaşlar
- tevkîf: tutuklama; bi'l-muhâkeme: yargılanarak
- hudûd-ı şer'iyye ikâmesi: şeriatta belirlenmiş had cezalarının uygulanması
- redd ü iâde: geri verme
- tard u iclâ: kovma ve sürgün etme
- bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla
- mübaşir: bir emri yerine getirmek üzere merkezden gönderilen görevli
- emvâl-i mağsûbe: gasp edilmiş mallar; tahlîs: kurtarma
- mesâfe-i cenûbiyye: güney yönündeki uzaklık
- tenkîl: ezme, sindirme
- taharri: arama
- alarga durmak: uzak durmak, açıkta beklemek
- azl u tekâüd: görevden alınıp emekliye ayrılma
- tevcîh: bir görevin birine verilmesi
Emekli Bir Sancakbeyinin Defter Kaydı
Hüsameddin bu maddenin sonunda kısa ama değerli bir arşiv notu verir. 1092 tarihli Tokat mütekâidîn defterinde, yani emeklilere bağlanan tahsislerin yazıldığı defterde, "Mustafa Bey mirlivâ-i Amasya sâbıkan mütekâ'id yevmî 60" kaydını kendi gözüyle gördüğünü söyler. Kayıt, eski Amasya sancakbeyi Mustafa Bey'in emekliye ayrıldığını ve kendisine günlük altmışlık bir tahsis bağlandığını gösterir. Korkaklıkla suçlanıp azledilen bir sancakbeyinin cezalandırılmayıp emekli edilmesi, dönemin yönetim anlayışı hakkında da bir fikir verir. Kayıt Tokat'ta tutulduğuna göre Mustafa Bey emekliliğinde memleketi Tokat'a çekilmiş olmalıdır; bu son nokta defterin yerinden çıkarılan bir tahmindir.
Kemankeş Mahmûd Paşa
Mustafa Bey'in akrabası olarak anılan Kemankeş Mahmûd Paşa hakkında Mehmed Süreyyâ'nın Sicill-i Osmânî'sinde kısa bir biyografi bulunur. Buna göre aslen Tokatlıdır, İstanbul'da bezirgânlık yani tüccarlık yapmış, ardından bir devlet büyüğünün hizmetine girmiş, sipahiler ağalığına, Diyarbekir valiliğine yükselmiş, vezirlik rütbesiyle İstanbul kaymakamı olmuş, daha sonra Özi valisi ve Kamaniçe muhafızı olmuştur. Bir savaş sırasında yüz kadar askerinin soğuktan donduğu, kendisinin de kaleye dönerken donarak öldüğü, öldüğünde kırk beş yaş civarında bulunduğu kaydedilir. Bu özetteki tarihler birbirini tam tutmaz; Tokat'taki Mahmut Paşa Camii üzerine çalışan Erkan Atak ise aynı kaynağa dayanarak Mahmûd Paşa'nın en son 1684'te Özi valisi, sonra Kamaniçe muhafızı olduğunu yazar.
Atak'ın çalışması Tokat'la ilgili bir başka noktaya da dikkat çeker. Şehirdeki Mahmut Paşa Camii'nin kitabesi yoktur ve vakıf kayıtlarında yapım tarihi geçmez. Kaynaklarda Tokat'a yolu düşmüş iki Mahmud Paşa'dan söz edildiğini, bunlardan birinin 1616'da öldürülen bir Halep beylerbeyi, ötekinin Kemankeş Mahmûd Paşa olduğunu belirten araştırmacı, caminin tavanındaki kalem işi süslemelerin 17. yüzyılın son çeyreğine ait örneklerle benzerliğine dayanarak yapının banisinin büyük ihtimalle Kemankeş Mahmûd Paşa olduğunu düşünür. Böylece Hüsameddin'in akrabalık kaydı, Tokat'taki bir yapının hikâyesine de dolaylı bir ışık tutar.
Kervan Yolunda Eşkıya
Maddenin ikinci yarısı, Amasya'nın güneyindeki yollarda kervan basan bir eşkıya topluluğunun takibini anlatır. Bu olay tek başına değildir. Hüsameddin aynı cildin birkaç sayfa önceki kısmında, 1087 yılı zilhiccesinde Sivas, Anadolu, Karaman ve Adana vilâyetlerinde eşkıya türediğini, Amasya ve Kayseri mutasarrıfının Anadolu müfettişi tayin edildiğini yazar. Aynı yerde sadrazam ağalarından Amasyalı Kuloğlu Abbas Ağa'nın Amasya mütesellimi olarak geldiği ve kendisine "Zor Abbas Ağa" denildiği de kaydedilir. 1092'de eşkıya takibi için fermanı getiren mübaşir de odur.
Takibe katılan ileri gelenlerden Murâd Beyzâde Hacı Ahmed Ağa, Hüsameddin'in kayıtlarında Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi ve caminin onarımını tamamlamakla görevli kişi olarak geçer. Böylece takip kuvveti, bir askerî birlikten çok şehrin önde gelen ailelerinin kendi adamlarıyla kurduğu bir topluluk görünümündedir. Eşkıyayı asıl ezen kuvvet ise Sivas beylerbeyinin kapı halkıdır.
Olayın geçtiği Çengelli'nin bugünkü adı ve yeri, taranan kaynaklarda tespit edilemedi. Hüsameddin yeri Amasya'nın on saat güneyinde gösterir; çarpışmanın Turhal civarında son bulması da takibin bu yönde ilerlediğini doğrular. Sivas Beylerbeyi Merzifonlu Halil Paşa hakkında da başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Metindeki Tarih Sırası
Maddenin kronolojisinde bir pürüz vardır. Mustafa Bey 1092 şevvalinde göreve gelir, zilkade olayları anlatılır, ardından metin "1092 senesi muharreminde" diye devam eder. Muharrem yılın ilk ayı olduğundan, şevval ve zilkadeden sonra gelen muharrem ancak 1093 [1682] olabilir. Subaşı olayı, eşkıya takibi ve Mustafa Bey'in azli de bu durumda 1093 yılının ilk aylarına düşer. Bir sonraki maddede Ahmed Bey'in "1092 rebîülâhirinde" göreve geldiğinin söylenmesi de aynı sebeple 1093 olarak anlaşılmalıdır. Bu düzeltme, olayların metindeki sırasından çıkarılan bir sonuçtur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 598–599. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 4. Cilt, 1087-1088 yılı olayları (Belediye e-kitabı, sayfa 597). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page597.html
- "Kemankeş Mahmut Paşa", Biyografya (Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî, IV, 1996'dan). https://www.biyografya.com/biyografi/6983
Akademik çalışmalar