İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Mahmûd Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 601 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Amasyalıdır. Boyacızâde İbrâhim Bey’in oğludur. Amasya Alaybeyi Veliyyüddîn Bey’in birâderidir. 1096 senesi muharreminin yirmi sekizinci günü Amasya sancağı beyi olup kendisi Rumeli Harbi’nde olduğundan birâderi Veliyyüddîn Bey Amasya mütesellimi oldu.

Saferde Kuloğlu Halil Ağa’nın ref‘inde Hatîboğlu Küçük Mehmed Ağa Amasya kethüdâyeri, rebîülevvelde Müftü Bayram Îydî Efendi’nin azliyle nakîb-i sâbık es-Seyyid Mustafa Efendi Amasya müftüsü [178] ve Saçlı Emîr’in ref‘inden de es-Seyyid Halil Ağa nakibü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.

Müteâkiben Mustafa Paşa Sivas beylerbeyi olup kethüdâsı Amasyalı Türedizâde Kâsım Ağa Sivas mütesellimi ve rebîülâhirde Mektûbî-i Sadâret-i Âlî Amasyalı Mehmed Bey reisü’l-küttâb oldu.

Receb gurresinde nakîb es-Seyyid Halil Ağa’nın ref‘iyle Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa’nın birâderi es-Seyyid Mustafa Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı olup sâdâtın inân-ı idâresi Mumcuoğlu’nun eline verildi.

Bu esnada mâliye rûznâmecisi Amasyalı es-Seyyid Mustafa Efendi Rumeli Beylerbeyiliği pâyesiyle Teke sancağı mutasarrıfı ve Kandiye muhâfızı ve Galata Voyvodası Amasyalı Halil Ağa da Rumeli pâyesiyle Bursa mutasarrıfı ve Hanya muhâfızı olup her ikisi de Girit’e gitdi.

1097 senesi gurre-i muharreminde Kadı Ahmed Efendi’nin yerine Amasyalı Mumcu Velîzâde el-Hâc Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu. Muharremin evâsıtında Amasya Beyi Mahmûd Bey’in Rumeli Harbi’nde vefâtına binâen Amasya sancağı sâbık Mar’aş Beylerbeyi Yûsuf Paşa’ya tevcîh edildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Boyacızâde İbrâhim Bey'in oğlu, Amasya Alaybeyi Veliyyüddîn Bey'in kardeşidir. 1096 [1684-85] yılı muharreminin yirmi sekizinci günü Amasya sancakbeyi oldu. Kendisi Rumeli Savaşı'nda bulunduğundan kardeşi Veliyyüddîn Bey Amasya mütesellimi oldu.

Saferde Kuloğlu Halil Ağa'nın görevden alınmasıyla Hatîboğlu Küçük Mehmed Ağa Amasya kethüdayeri oldu. Rebîülevvelde Müftü Bayram Îydî Efendi'nin azliyle eski nakîb Seyyid Mustafa Efendi Amasya müftüsü, Saçlı Emîr'in görevden alınmasıyla da Seyyid Halil Ağa nakîbüleşraf kaymakamı oldu.

Ardından Mustafa Paşa Sivas beylerbeyi oldu ve kethüdası Amasyalı Türedizâde Kâsım Ağa Sivas mütesellimi oldu. Rebîülâhirde sadaret mektupçusu Amasyalı Mehmed Bey reisülküttap oldu.

Receb'in ilk günü nakîb Seyyid Halil Ağa'nın görevden alınmasıyla Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa'nın kardeşi Seyyid Mustafa Ağa nakîbüleşraf kaymakamı oldu ve seyyidlerin yönetiminin dizgini Mumcuoğlu'nun eline verildi.

Bu sırada maliye rûznamçecisi Amasyalı Seyyid Mustafa Efendi Rumeli beylerbeyiliği pâyesiyle Teke sancağının mutasarrıfı ve Kandiye muhafızı, Galata voyvodası Amasyalı Halil Ağa da Rumeli pâyesiyle Bursa mutasarrıfı ve Hanya muhafızı olup her ikisi de Girit'e gitti.

1097 [1685] yılı muharreminin ilk günü Kadı Ahmed Efendi'nin yerine Amasyalı Mumcu Velîzâde Hacı Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu. Muharremin ortalarında Amasya Beyi Mahmûd Bey'in Rumeli Savaşı'nda vefat etmesi üzerine Amasya sancağı eski Maraş Beylerbeyi Yûsuf Paşa'ya verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • birâder: erkek kardeş
  • Rumeli Harbi: Viyana bozgunundan sonra Macaristan'da süren savaşlar
  • kethüdâyeri: sancaktaki sipahilerin işlerine bakan görevli
  • inân-ı idâre: yönetimin dizgini
  • rûznâmeci, rûznamçeci: maliyede günlük gelir ve giderleri kaydeden kalemin başı
  • pâye: görevi fiilen yapmadan verilen rütbe
  • muhafız: bir kalenin ya da adanın korunmasından sorumlu komutan
  • voyvoda: bir yerin vergilerini toplayan ve orayı yöneten görevli
  • evâsıt: ayın ortası
  • binâen: dolayı, üzerine

Boyacızâdeler

Bu madde, art arda gelen dışarıdan beylerden sonra Amasya'nın kendi ailelerinden birinin sancakbeyliğe yükseldiğini gösterir. Boyacızâde Mahmûd Bey'in yükselişi Hüsameddin'in kaydında adım adım izlenebilir. 1090 [1679] yılında Amasya alaybeyi olmuş, 1092'de mirlivâlığa terfi etmiş, yerini kardeşi Veliyyüddîn Bey'e bırakmıştır. 1096'da ise Amasya sancağı kendisine verilmiştir. Kendisi cephede olduğundan sancak bir kez daha kardeşi Veliyyüddîn Bey'in eline geçmiş, yani aile hem alaybeyliği hem mütesellimliği birlikte tutmuştur. Mahmûd Bey'in kendisi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Ailenin bu dönemdeki ağırlığı, Kara İbrâhim Paşa'yla kurulan akrabalıktan gelir. Bir önceki maddede Hüsameddin, Veliyyüddîn Bey'in sadrazamın yeğeni Osmân Bey'in dayısı olduğunu ve bu yüzden büyük nüfuz kazandığını yazar. Mahmûd Bey'in sancakbeyliği de Kara İbrâhim Paşa'nın sadaretine rastlar. Kardeşlerden Veliyyüddîn Bey'in ilerideki hayatı, Yeğen Osmân Paşa'nın kaderiyle daha da sıkı bir biçimde birbirine bağlanacaktır.

Rumeli Savaşı

Mahmûd Bey'in "Rumeli Harbi"nde bulunduğu ve orada öldüğü yıllar, Viyana bozgunundan sonraki ağır savaş yıllarıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Kara İbrâhim Paşa maddesine göre Viyana Kuşatması'yla başlayan Avusturya savaşı, Venedik ve Lehistan'ın da katılmasıyla birden çok cephede yürüyen bir savaşa dönüşmüş, asker ve malzeme yetersizliği yüzünden özellikle Macaristan ve Mora cephelerinde şehirler ve kaleler birer birer elden çıkmaya başlamıştır. Sadrazam ise cepheye bizzat gitmeyip Edirne'den asker, mühimmat ve erzak göndermekle yetinmiştir. Amasya sancakbeylerinin bu yıllarda neredeyse hiç sancaklarına uğramayıp mütesellimler eliyle yönetmeleri, sancak askerinin sürekli cephede tutulmasının bir sonucudur.

Reisülküttap Amasyalı Mehmed Bey

Hüsameddin'in rebîülâhir 1096'da reisülküttap olduğunu söylediği sadaret mektupçusu Amasyalı Mehmed Bey, bir önceki maddede sadaret mektupçusu olarak geçen Sefer Ağazâde Mehmed Bey'dir. Hüsameddin'in biyografi ciltlerindeki Kara İbrâhim Paşa tercemesine göre Sefer Ağazâde Mehmed ve kardeşi Mustafa Efendi, Kara İbrâhim Paşa'nın kız kardeşinin oğullarıdır ve bunlara "Yeğen Mehmed" ve "Yeğen Mustafa" denmiştir. Hüsameddin aynı yerde Mehmed Bey'i daha sonraki unvanıyla "Elçi Mehmed Paşa" diye de anar.

Recep Ahıshalı'nın arşiv belgelerine dayanarak hazırladığı reisülküttaplar listesi bu atamanın tarihini farklı verir. Listede sadaret mektupçusu olan "Ebû Kavuk" lakaplı Mehmed Bey'in reisülküttaplığa 23 Muharrem 1097 [20 Aralık 1685] tarihinde getirildiği ve 27 Zilkade 1098 [4 Ekim 1687] tarihine kadar bu görevde kaldığı kaydedilir. Ondan önceki reisülküttap Koca Mustafa Efendi'dir ve 1 Muharrem 1095'ten 23 Muharrem 1097'ye kadar görevdedir. Buna göre Hüsameddin'in verdiği 1096 rebîülâhiri arşiv kaydından yaklaşık dokuz ay öncedir. Arşivdeki tarih, Kara İbrâhim Paşa'nın 21-22 Muharrem 1097'deki azlinin hemen ertesine düşer; Hüsameddin de bir sonraki maddede, sadrazamın azlinden sonra "Reisülküttap Amasyalı Mehmed Bey makamında kaldı" der. Arşiv listesindeki Mehmed Bey ile Hüsameddin'in Sefer Ağazâde Mehmed Bey'inin aynı kişi olduğu, önceki görevlerinin aynı olmasından ve tarihlerin örtüşmesinden çıkarılmaktadır.

Seyyidler Arasında Bir Yıl

Maddenin seyyidlerle ilgili kısmı, nakîbüleşraf kaymakamlığının bir yıl içinde üç kez el değiştirdiğini gösterir. Önceki maddede Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa azledilip yerine Saçlı Emîr Ömer Ağa getirilmişti. Bu maddede önce Seyyid Halil Ağa, birkaç ay sonra da Mumcuzâde'nin kardeşi Seyyid Mustafa Ağa makama gelir ve Hüsameddin'in deyişiyle seyyidlerin yönetimi yeniden Mumcuoğlu ailesine geçer. Aynı yılın sonunda Amasya kadılığına da "Mumcu Velîzâde" adını taşıyan Hacı Mehmed Efendi'nin getirilmesi dikkat çekicidir; Hüsameddin bu kadının Mumcuzâdelerle akrabalığına dair bir şey söylemez.

Girit'e Giden Amasyalılar

Maliye rûznamçecisi Amasyalı Seyyid Mustafa Efendi'nin Kandiye, Galata voyvodası Halil Ağa'nın Hanya muhafızlığına getirilmesi, Amasyalıların bu yıllarda yalnız sadaret kalemlerinde değil, taşra yönetiminde de üst görevlere yükseldiğini gösterir. Seyyid Mustafa Efendi, iki madde sonra "Eğriboz muhafızı İkincizâde Vezir Seyyid Mustafa Paşa" adıyla defterdar olarak karşımıza çıkar. Cafer Paşa üzerine yapılan bir çalışmada ve Sarı Süleyman Paşa'yla ilgili kaynaklarda Defterdar Seyyid Mustafa Paşa'nın 1687 sonbaharında sadrazamla birlikte ordugâhtan Belgrad'a gittiği kaydedilir. İsmail Katgı'nın 1687 isyanı üzerine yaptığı çalışmaya göre ise isyancılar bir süre sonra bu defterdarı öldürmüşlerdir. Hüsameddin bu maddelerde bu sonu anlatmaz; konu, Seyyid Ahmed Bey maddesinin açıklamalarında ayrıca ele alınmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.