Yozgatlıdır. 1108 senesi muharreminin beşinde ikinci defa Amasya mutasarrıfı oldu. Kendisi harbe me’mûr olduğundan Amasya a‘yânından Sancızâde el-Hâc Hasan Ağa Amasya mütesellimi oldu. Baş a‘yân Ömer Bey de bin nefer maiyetiyle harbe gitdi.
Bu esnada Amasyalılar’dan Peçelizâde Hasan Paşa Canik Mutasarrıfı Bağdatlızâde Kara Mehmed Paşa Trabzon beylerbeyi, Şamlızâde Rahtuvan Mehmed Paşa da Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı idi. Bunlar da harbe me’mûr olmuşlardı. Ancak mütesellim Hasan Ağa, maktûl olan Tokatlı Genç Mehmed Paşa’ya kefaletinden 158 ve sâbık Van Beylerbeyi Amasyalı Abdî Beyzâde Mehmed Paşa’ya kefaletinden 1362 ki cem’an 1520 kuruş zimmetlerini te’diye etmeye mecbur olduğundan bizzarûre verdi.⁶⁸¹
Sipâhi kethüdâyeri Şa’bânzâde Mehmed Ağa, yeniçeri serdârı [224] Apardı İbrâhim Ağa da yoldaşlarıyla harbe gitdiğinden Amasya Alaybeyi es-Seyyid Mustafa Bey ve Kale Dizdârı Osmân Ağa Amasya muhâfızı olup kaldılar. Rebîülevvelde Köprülü İbşir Hasan Paşa vezâretle Silistre vâlisi oldu.
Rebîülâhirin beşinde Çetrefilzâde Yûsuf Paşa Sivas vâlisi olup Canik Mutasarrıfı Peçelizâde Hüseyin Paşa’nın kesret-i mezâliminden şikâyet edilmekle⁶⁸² Salâhûr Abaza Süleyman Ağa mübâşeretiyle cumâdelûlâda i’dâm edildi. Yerine muhârebede yararlık gösteren Amasya baş a‘yânı Bekir Beyzâde Ömer Bey Rumeli pâyesiyle Canik mutasarrıfı oldu.
Karahisar-ı Şarkî Mutasarrıfı Rahtuvan Mehmed Paşa, muhârebede bir yararlık gösteremediğinden ma‘zûlen Amasya’ya geldi. Hasan Paşa’nın emvâl ü emlâki müsadere edildiğinden yalnız Pervane Bey Mahallesindeki muhteşem konağı oğulları Osmân, Ahmed, Mustafa, Hasan beylere bırakıldı. Cumâdelûlânın yirmi birinde Evkâf-ı Sultâniye Mütevellîsi Köprülü İbşir Paşa’nın ref‘-i vezâretiyle Merzifonî Hazinedâr İbrâhim Paşa vezâretle Silistre vâlisi oldu. Mustafa Ağa’nın yerine İmam el-Hâc Mehmed Efendi evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi ve zilhiccede Avkatlı İbrâhim Ağa, Amasya alaybeyi oldu.
1109 senesi gurre-i muharreminde Sıdkı Ebûbekir Efendi, Amasya [225] kadısı oldu. Saferin yirmi altısında Amasya Mutasarrıfı Mehmed Paşa ve Sadr-ı a’zam Elmas Mehmed Paşa, Zenta Muhârebesi’nde şehid olduğundan Köprülü Ammizâde Hüseyin Paşa sadrâzam oldu. Amasya sancağı da bu muhârebede yararlığı görülen Hüseyin Bey’e verildi.
Günümüz Türkçesiyle
Yozgatlıdır. 1108 [1696] yılı muharreminin beşinde ikinci kez Amasya mutasarrıfı oldu. Kendisi savaşa görevlendirildiğinden Amasya ileri gelenlerinden Sancızâde el-Hâc Hasan Ağa Amasya mütesellimi (sancakbeyinin vekili) oldu. Baş âyan Ömer Bey de bin kişilik maiyetiyle savaşa gitti.
Bu sırada Amasyalılardan Peçelizâde Hasan Paşa Canik mutasarrıfı, Bağdatlızâde Kara Mehmed Paşa Trabzon beylerbeyi, Şamlızâde Rahtuvan Mehmed Paşa da Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı idi. Bunlar da savaşa görevlendirilmişti. Ancak mütesellim Hasan Ağa, öldürülmüş olan Tokatlı Genç Mehmed Paşa'ya kefil olmasından doğan 158 kuruş ile eski Van Beylerbeyi Amasyalı Abdî Beyzâde Mehmed Paşa'ya kefil olmasından doğan 1362 kuruş, yani toplam 1520 kuruş borcu ödemek zorunda kaldığından bu parayı çaresiz verdi.
Sipahi kethüdâyeri (sipahilerin yerel kethüdası) Şa'bânzâde Mehmed Ağa ile yeniçeri serdarı Apardı İbrâhim Ağa da yoldaşlarıyla savaşa gittiklerinden Amasya Alaybeyi es-Seyyid Mustafa Bey ile Kale Dizdarı Osmân Ağa Amasya muhafızı olarak şehirde kaldılar. Rebiülevvelde Köprülü İbşir Hasan Paşa vezirlikle Silistre valisi oldu.
Rebiülâhirin beşinde Çetrefilzâde Yûsuf Paşa Sivas valisi oldu. Canik Mutasarrıfı Peçelizâde Hüseyin Paşa'nın zulmünün çokluğundan şikâyet edildiği için, Salahor (saray ahırı görevlisi) Abaza Süleyman Ağa'nın memurluğuyla cemaziyelevvelde idam edildi. Yerine savaşta yararlık gösteren Amasya baş âyanı Bekir Beyzâde Ömer Bey, Rumeli beylerbeyi pâyesiyle Canik mutasarrıfı oldu.
Karahisar-ı Şarkî Mutasarrıfı Rahtuvan Mehmed Paşa savaşta bir yararlık gösteremediği için azledilmiş olarak Amasya'ya geldi. Hasan Paşa'nın malları ve mülkleri müsadere edildiğinden, yalnız Pervane Bey Mahallesi'ndeki görkemli konağı oğulları Osmân, Ahmed, Mustafa ve Hasan beylere bırakıldı. Cemaziyelevvelin yirmi birinde Sultan vakıflarının mütevellisi Köprülü İbşir Paşa'nın vezirliği kaldırılınca Merzifonlu Hazinedar İbrâhim Paşa vezirlikle Silistre valisi oldu. Mustafa Ağa'nın yerine İmam el-Hâc Mehmed Efendi Sultan vakıflarının mütevellisi, zilhiccede de Avkatlı İbrâhim Ağa Amasya alaybeyi oldu.
1109 [1697] yılı muharreminin ilk günü Sıdkı Ebûbekir Efendi Amasya kadısı oldu. Saferin yirmi altısında Amasya Mutasarrıfı Mehmed Paşa ile Sadrazam Elmas Mehmed Paşa Zenta Savaşı'nda şehit düştüklerinden Köprülü Amcazâde Hüseyin Paşa sadrazam oldu. Amasya sancağı da bu savaşta yararlığı görülen Hüseyin Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağı kendi adına yöneten sancakbeyi
- mütesellim: sancakbeyi sefere ya da başka göreve gittiğinde yerine bakan, vergileri toplayan vekil
- baş a'yân: şehir ileri gelenlerinin başı, halkla devlet arasında aracı olan en nüfuzlu kişi
- kefalet: kefillik; başkasının borcunu üstlenme
- zimmet: bir kimsenin üzerinde kalan devlet borcu
- te'diye: ödeme
- bizzarûre: zorunlu olarak, çaresiz
- kethüdâyeri: bir sancaktaki sipahilerin yerel kethüdası
- serdâr: burada şehirdeki yeniçerilerin yerel komutanı
- kesret-i mezâlim: zulümlerin çokluğu
- mübâşeret: bir emri yerine getirmekle görevlendirilme
- Rumeli pâyesi: Rumeli beylerbeyliği derecesi; fiilî görev değil, rütbe
- ma'zûlen: görevinden alınmış olarak
- emvâl ü emlâk: mallar ve mülkler
- müsadere: devletçe el konulma
- ref'-i vezâret: vezirlik rütbesinin geri alınması
- gurre: Arap ayının ilk günü
Hangi Mutasarrıf Zenta'da Öldü
Madde başlığında "Mahmûd Paşa" olarak anılan mutasarrıf, son paragrafta "Amasya Mutasarrıfı Mehmed Paşa" diye geçer. Bir önceki maddede Hüsameddin, Amasya sancağının 1108 başında Sakız Muhafızı Mahmûd Paşa'ya verildiğini, daha önceki bir maddede de aynı Yozgatlı Mahmûd Paşa'nın "Bostancı" lakabıyla 1105'te ilk defa Amasya mutasarrıfı olduğunu yazar. Bu durumda Zenta'da ölen mutasarrıfın adındaki "Mehmed", büyük ihtimalle bir dikkatsizlik ya da dizgi hatasıdır; ancak eldeki kaynaklarla kesinleştirilemez. Zenta'da ölen ileri gelenlerin listesi verilirken Sadrazam Elmas Mehmed Paşa, Koca Câfer Paşa ve birkaç beylerbeyi adıyla sayılır, sancakbeyleri ise toplu olarak "birçok sancak beyi" diye anılır. Mahmûd Paşa'nın adına bu listelerde rastlanmadı.
Zenta Bozgunu ve Tarih Meselesi
Maddenin son cümlesi Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından birine dokunur. II. Mustafa'nın üçüncü Avusturya seferi, 11 Eylül 1697'de Tisa nehri kıyısındaki Zenta'da Prens Eugène'in ordusu karşısında ağır bir bozgunla bitti. Ordunun bir kısmı ve padişah nehrin karşı yakasına geçmişken, nehrin bu yakasında kalan birlikler ani bir saldırıya uğradı; köprüye yığılan askerler birbirini ezerek suya döküldü. Sadrazam Elmas Mehmed Paşa'nın, kaçanları durdurmak için köprünün iki tombazını kaldırttığı ve kılıç elde köprü başında dururken, muhtemelen kendi askerlerince öldürüldüğü nakledilir. Avusturya kaynakları Osmanlı kaybını 30.000 civarında gösterirken bazı Osmanlı kaynakları 7-8000 der. Sadrazamın üzerindeki padişah mührü de düşman eline geçmiş, bugün Viyana'da saklanmaktadır.
Hüsameddin'in verdiği 26 Safer 1109 tarihi, miladî takvimde 13 Eylül 1697'ye karşılık gelir. Savaşın kendisi iki gün öncedir (24 Safer). Buna karşılık Amcazâde Hüseyin Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesine 13 Eylül 1697'de karar verilmiş, mührü 17 Eylül'de teslim almıştır. Demek ki Hüsameddin'in tarihi savaş gününü değil, sadaret değişikliğinin tarihini yansıtır. Belgrad muhafızı olan Amcazâde, sefer öncesindeki toplantılarda Varadin'e yürünmesini savunmuş, görüşü kabul görmemişti; bozgundan sonra haklı çıktığı düşünülerek göreve getirildi ve Ocak 1699'da Karlofça Antlaşması'nı imzaladı.
Peçelizâde Hasan Paşa'nın Sonu
Metinde aynı kişi önce "Peçelizâde Hasan Paşa", birkaç satır sonra "Peçelizâde Hüseyin Paşa" diye anılır; konağın kimden kaldığı anlatılırken yine "Hasan Paşa" adı kullanılır. Hüsameddin'in ümera biyografilerinde de bu zat Hasan Paşa olarak geçtiği için, "Hüseyin" bir yazım hatası olmalıdır. Aynı biyografiye göre Hasan Paşa, Viyana önünde 1094'te şehit düşen Beşli ağası Mehmed Ağa'nın oğludur. 1096'da Amasya alaybeyi olmuş, ardından "türediler" vakalarında yararlık göstererek 1100'de beylerbeyi rütbesiyle Canik mutasarrıfı, sonra Musul, Ankara ve Azak'ta görev almıştır.
Dipnot, idamın arka planına dikkat çeker: Hasan Paşa'nın Sadrazam Elmas Mehmed Paşa'nın kardeşi Mustafa Paşa'nın elinde haksız yere öldürüldüğü yazarın biyografi cildinde ayrıntılı anlatılır. Oradaki anlatıma göre Hasan Paşa, Musul beylerbeyiyken Elmas Mehmed Paşa'nın kardeşi Mustafa Ağa'dan beş bin kuruş borç almış, karşılığında on iki bin kuruşluk senet verdiği zannedilmiştir. Alacaklı mahkemeden ilam çıkarınca beş bin kuruşu ödemiş, kalan yedi bin kuruşu ödemekte ağır davranmıştır. Bunun üzerine Mustafa Ağa, kardeşinin sadareti sırasında Canik halkına zulmettiği yolunda şikâyetler düzenletmiş ve Hasan Paşa 1108 şevvalinde idam edilmiştir. Hüsameddin bu bilgiyi Ayasofya mahzeninde bulunan resmî bir zimmet defterine dayandırır. Aynı yazar, alacaklının da 1108'deki bir savaşta ağır yaralanarak "âh ü feryâd içinde" öldüğünü kaydetmeyi ihmal etmez.
Hüsameddin'in bu maddede idamı cemaziyelevvele koyması, biyografi cildinde ise şevvali vermesi arasında bir uyumsuzluk vardır. Pervane Bey Mahallesi'ndeki konağın oğullara bırakıldığı bilgisi ise iki yerde de aynıdır; ailenin torunlarından Mehmed Efendi'nin 1251'de hâlâ "Peçelizâde" lakabıyla müderris olduğu kaydedilmiştir.
Taşranın Savaş Yükü
Bu madde, 1690'ların uzun Avusturya savaşlarının bir Anadolu şehrine nasıl yansıdığını gösterir. Mutasarrıf, baş âyan, sipahi kethüdâyeri ve yeniçeri serdarı aynı anda cepheye gidince şehrin korunması alaybeyi ile kale dizdarına kalmıştır. Mütesellimin başkalarına kefil olmaktan doğan borçlarını ödemek zorunda kalması da, taşradaki görev ve iltizam ilişkilerinin kefalet zinciriyle birbirine bağlı olduğunu düşündürür. Mütesellimlik kurumunu inceleyen çalışmalar, bu görevin XVII. yüzyıl sonundan itibaren yerli ailelerin eline geçtiğini ve âyanın yükselişinde bir basamak olduğunu belirtir; Sancızâde, Bekir Beyzâde ve Peçelizâde gibi adların bu maddede art arda görünmesi bu gelişmenin Amasya'daki örneğidir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 618–618. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Cilt, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, "Hasan Paşa-Peçelizâde" maddesi, e-kitap s. 609-610. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page609.html
Akademik çalışmalar