İstanbulludur. 1105 senesi şa’bânının on sekizinci günü Amasya mutasarrıfı olup, Budin muhafazasına me’mûr olmakla dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından sâbık silahdâr ağası Amasyalı Kadızâde Ahmed Ağa bi’l-iltizam Amasya mütesellimi olup İstanbul’dan geldi.
Çünkü meşâhir-i eşkıyâdan Gâvur Murâd Ağa, başına topladığı levent eşkıyâsıyla Amasya, Canik ve Karahisâr-ı Şarkî sancaklarını tehdid ve halkı fevkalâde iz‘âc etmekte idi. Ahmed Ağa’nın vusûlünde vaziyeti etrafıyla Bâb-ı Âlî’ye bildirdiğinden [219] şevvâl evâilinde Çakırcıbaşı Yûsuf Ağa eşkıyâyı tenkîle me’mûren İstanbul’dan kuvve-i kâfiye ile geldi. Mütesellim Ahmed Ağa da kapısı halkıyla Yûsuf Ağa’ya yardım etmeye me’mûr oldu.
Şevvâl evâhirinde Sultân Bâyezîd Câmii kürsü şeyhi Müfessir Hızır Efendizâde İbrâhim Efendi vefât edib Uzun Müderriszâde eş-Şeyh Mahmûd Efendi kürsü şeyhi oldu.
Zilhiccede nakîb es-Seyyid Abdüllâtif Ağa’nın azline binâen selefi es-Seyyid Osmân Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu. Kurban Bayramı’ndan sonra meşâhir-i ulemâdan Hızır Paşa Müderrisi Ma‘kûlzâde İbrâhim Efendi vefât edib yerine Sultân Bâyezîd kürsü şeyhi olan Mahmûd Efendi Hızır Paşa müderrisi oldu. Zilhiccenin selhinde Amasya sancağı sâbık Habeş Beylerbeyi Mehmed Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
İstanbulludur. 1105 [1694] yılı Şaban ayının on sekizinci günü Amasya mutasarrıfı oldu. Budin muhafazasıyla görevlendirildiği için, Dergâh-ı Âlî kapıcıbaşılarından eski silahdar ağası Amasyalı Kadızâde Ahmed Ağa iltizam yoluyla (sancağın gelirini belli bir bedel karşılığında üstlenerek) Amasya mütesellimi oldu ve İstanbul'dan geldi.
O sırada tanınmış eşkıya elebaşlarından Gâvur Murâd Ağa, başına topladığı levent eşkıyasıyla Amasya, Canik ve Karahisar-ı Şarkî sancaklarını tehdit ediyor, halkı son derece bunaltıyordu. Ahmed Ağa gelir gelmez durumu bütün ayrıntılarıyla Bâbıâli'ye bildirdi. Bunun üzerine Şevval başlarında Çakırcıbaşı Yûsuf Ağa eşkıyayı ortadan kaldırmakla görevli olarak yeterli bir kuvvetle İstanbul'dan geldi. Mütesellim Ahmed Ağa da kapı halkıyla (maiyetindeki askerlerle) Yûsuf Ağa'ya yardım etmekle görevlendirildi.
Şevval sonlarında Sultan Bayezid Camii kürsü şeyhi Müfessir Hızır Efendizâde İbrâhim Efendi vefat etti; Uzun Müderriszâde eş-Şeyh Mahmûd Efendi kürsü şeyhi oldu.
Zilhicce ayında Nakîb es-Seyyid Abdüllâtif Ağa'nın azli üzerine, ondan önceki nakîb es-Seyyid Osmân Ağa nakîbüleşraf kaymakamı oldu. Kurban Bayramı'ndan sonra tanınmış âlimlerden Hızır Paşa Medresesi müderrisi Ma'kûlzâde İbrâhim Efendi vefat etti; yerine Sultan Bayezid kürsü şeyhi olan Mahmûd Efendi Hızır Paşa müderrisi oldu. Zilhicce ayının son günü Amasya sancağı eski Habeş beylerbeyi Mehmed Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- muhâfaza: bir kaleyi ya da sınır şehrini koruma görevi
- bi'l-iltizâm: iltizam yoluyla, gelirini belli bir bedelle üstlenerek
- meşâhir-i eşkıyâ: eşkıyanın tanınmışları
- levent: başıboş kalmış, paralı askerlik ya da eşkıyalık yapan silahlı takım
- iz'âc: rahatsız etme, bunaltma
- vusûl: varış, gelme
- tenkîl: ortadan kaldırma, şiddetle cezalandırma
- kuvve-i kâfiye: yeterli kuvvet
- kapı halkı: bir paşanın ya da ağanın maiyetindeki adamları ve askerleri
- kürsü şeyhi: camide kürsüde vaaz ve ders veren şeyh
- selh: ayın son günü
Gâvur Murâd ve Levent Eşkıyası
Maddenin merkezinde, Amasya, Canik ve Karahisar-ı Şarkî sancaklarını bunaltan Gâvur Murâd Ağa ile başındaki levent takımı vardır. Mücteba İlgürel'in levent maddesi bu tür toplulukların nereden çıktığını anlatır: vezirlerin ve beylerbeyilerin yanlarında tuttukları sekban, sarıca ve gönüllü gibi kuvvetler de levent diye anılırdı. Bunlar bir şahsa bağlı olduğundan paşanın ölümü ya da azliyle başıboş kalır, "kapısız levent" adını alır, on-on beş, yirmi-otuz kişilik gruplar halinde dolaşarak eşkıyalık yaparlardı. Maddeye göre Anadolu'da halk üzerindeki levent baskısı 1099'da (1688) en yüksek noktasına ulaşmış, Konya müftüsünün fetvası üzerine genel seferberlik ilan edilerek levent öldürenden hesap sorulmayacağı bildirilmiş, 1688, 1689 ve 1695 yıllarında Anadolu'da levent teftişleri yapılmıştır. Yakalanan leventlerin derhal idamı emrediliyor, en hafif ceza olarak kürek cezası veriliyordu. Hüsâmeddin'in 1105 Şevvalinde İstanbul'dan gelen kuvveti anlatması bu teftişlerin hemen öncesine düşer.
Gâvur Murâd'a dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Ancak Hüsâmeddin'in kendi kitabında aynı adı taşıyan bir kişi daha önce de görünür: daha önceki yıllara ait bir Amasya âyanı listesinde "Murâd oğlu Gâvur Murâd Ağa" adı geçer, Köprülü Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı yıllarında Amasya'da yapılan idamlara sitem ettikleri için mütesellim tarafından zindana atılanlar arasında da bir Gâvur Murâd Ağa vardır. Bu kişinin 1694'teki eşkıya ile aynı kişi mi, yoksa ailesinden biri mi olduğu anlaşılamamaktadır. Eşkıyanın sonu ise bu cildin ilerleyen maddelerinde anlatılır: Yûsuf Paşa onu üç azılı adamıyla birlikte yakalatıp idam ettirecek, başlarını İstanbul'a gönderecektir.
Çakırcıbaşı Yûsuf Ağa Kimdir
Eşkıyanın üzerine gönderilen Çakırcıbaşı Yûsuf Ağa, sonraki yıllarda Rakka, Şehrizor ve Şam valiliklerinde bulunacak olan Topal Yûsuf Paşa'dır. Bekir Gökpınar'ın paşanın terekesi üzerine yaptığı çalışmaya göre Yûsuf, kaynaklarda Büyük ya da Koca diye anılan Halep valisi Câfer Paşa'nın küçük kardeşidir; Enderun'da Has Oda'ya kadar yükselmiş, 15 Mayıs 1694'te çakırcıbaşı olmuştur. Hüsâmeddin'in verdiği Şevval başı, bu tarihten yalnız birkaç hafta sonrasına, Mayıs 1694 sonlarına denk gelir; yani Yûsuf Ağa yeni rütbesini alır almaz Anadolu'ya gönderilmiştir.
Çakırcıbaşılık, saraydaki av teşkilatının en yüksek rütbesiydi. Abdülkadir Özcan'ın şikâr ağaları maddesine göre çakırcıbaşı, padişahın av kuşlarını yetiştiren ve avla ilgili işlere bakan şikâr ağalarının amiriydi ve dış hizmete genellikle beylerbeyi sıfatıyla çıkardı. Yûsuf Ağa'nın birkaç yıl içinde Rumeli pâyesiyle Amasya mutasarrıflığına ve Anadolu müfettişliğine yükselmesi bu kurala uygundur.
Budin Muhafazası Meselesi
Maddenin başında Mehmed Paşa'nın "Budin muhafazasına" görevlendirildiği söylenir. Oysa Budin, Orhan Kılıç'ın Budin ve Tımışvar paşaları üzerine çalışmasında da belirtildiği gibi, 2 Eylül 1686'da Kutsal İttifak kuvvetlerinin eline geçmişti ve 1694'te Osmanlı idaresinde değildi. Bu bakımdan kayıtta bir yanlışlık bulunduğu açıktır. Osmanlı yazısında birbirine çok benzeyen Budin ve Vidin adlarının karıştırılmış olması akla gelir; fakat bu bir tahminden ibarettir ve belgeyle doğrulanamamıştır.
Kadızâde Ahmed Ağa
İltizamla mütesellim olan Kadızâde Ahmed Ağa, Amasya'yı yöneten Kadızâdeler ailesindendir. Hüsâmeddin'in kayıtlarına göre 1106 Şabanında sipahiler ağası olacak, 1107'de Rakka valisi Kadızâde Hüseyin Paşa'nın ölüm haberi gelince onun yerine Rakka beylerbeyi yapılacaktır. Eski silahdar ağası ve kapıcıbaşı olarak İstanbul'dan gelmesi, ailenin saray çevresiyle de bağlarının güçlü olduğunu gösterir. Ahmed Ağa ile Hüseyin Paşa arasındaki akrabalığın derecesi metinde belirtilmez.
Hızır Paşa Medresesi
Müderrisliği el değiştiren Hızır Paşa Medresesi, II. Murad'ın lalası Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hayreddin Hızır Paşa'nın 1466'da Amasya'da kurdurduğu külliyenin parçasıdır. Külliye cami, hamam, medrese ve şadırvandan oluşuyordu. Bugün yalnız cami ile hamam ayaktadır; medrese günümüze ulaşmamıştır. Hızır Paşa Camii, Amasya'da ters T planlı (zaviyeli) erken Osmanlı camilerinin bir örneği olarak ibadete açıktır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 616–616. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mücteba İlgürel, "Levent", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/levent
- Abdülkadir Özcan, "Şikâr Ağaları", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/sikar-agalari
- Bekir Gökpınar, "Şam Valisi Vezir Topal Yusuf Paşa'nın Muhallefatı (1716)", SDÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 56 (2022), s. 130-150. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2364310
- Orhan Kılıç, "Budin ve Tımışvar Eyaletlerinin Paşaları: Karşılaştırmalı Bir Analiz", OTAM, 46 (2019), s. 191-229. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2160463
Resmî kaynaklar