İranlıdır. Yirmi yıl kadar evvel Devlet-i Osmâniye’ye iltica eylediğinden uhdesine beylerbeyilik verilmişdi. 1099 senesi gurre-i muharreminde Amasya sancağı mutasarrıfı olup kethüdâsı Mehmed Ağa’yı mütesellim gönderdi. Kendisi de bir müddet sonra geldi.
Sadr-ı a’zam Siyavuş Paşa, orduyu Belgrat’tan kaldırıp Edirne’ye gelmiş, İstanbul’a müteveccihen Edirne haricine çıkmışdı. Sulak Çeşmesi mevkiinde ictima eden ordunun erkân ve zâbıtânı pek çok esbâbtan dolayı Dördüncü Sultân Mehmed’in hal‘ini bi’l-müzâkere kabûl edib İstanbul’a mahzar-ı umûmî göndermişlerdi.
Çünkü Yeğen Osmân Paşa, intikâmını almak için Süleyman Paşa’yı defetdikten sonra amcasını i’dâm etdiren Sultân Mehmed’in hal‘ini istemiş, bu maksadı, ocak ağalarına ve sipâhi zorbalarına gizlice propagandalarla kabûl etdirmişdi.
Gerek Sadr-ı a’zam Siyavuş Paşa ve gerek Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa da kendilerinin azl ve nekbetlerine müsaade etdiğinden dolayı Sultân Mehmed’e zâten kızgındılar. Ordunun bu talebi, her ikisinin de işine geliyordu.
Binâenaleyh: Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa, eniştesinin gönderdiği ordu mahzarını elde etdiği anda ricâl-i devleti ikna eylediğinden muharremin ikinci günü Avcı Sultân Mehmed hal‘ edilerek birâderi İkinci Sultân Süleyman Hân Osmanlı tahtına cülûs etdi. [189]
Sadr-ı a’zam Siyavuş, orduyu alıp İstanbul’a geldikten sonra Yeğen Osmân Paşa’nın kuvvet ve cemiyetinden istifade etmek emeliyle muharremin on yedinci günü mûmâ-ileyhe Rumeli ve dayısı Amasyalı Veli Bey’e Hersek eyaletlerini tevcîh ve acilen gitmelerini tenbîh etdi.
Muharremin yirmi ikinci günü Hazîne-i Hümâyûn kethüdâsı ve Köprülü ammizâde Hüseyin Paşa’nın damâdı olan Amasyalı Rus Rıdvan Ağazâde Ahmed Ağa’ya vezâretle Basra eyaleti verildi.
Bu esnada haps ü müsâdere edilen sâbık gümrük emîni Amasyalı Şa’bân Ağa, Sivas ve Karaman eyaletlerinin Bozaciyan mukâtaası emîni olarak Amasya’ya gönderildi. Bayram Îydî Efendi yine müftü oldu.
Kezâlik Mumcuzâde es-Seyyid Mustafa Ağa nikâbetten azledilip yerine ulemâdan müftü-i sâbık es-Seyyid Mustafa Efendi nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı, Peçelizâde Hasan Bey Amasya alaybeyi, Kurşunlu Ali Ağa Amasya kethüdâyeri olup selefi Küçük Mehmed Ağa’nın emvâl ü emlâki müsâdere edildi.
Çünkü Amasya’da pek ileri giden ve zâlimâne hareket eden seyyidlerden Koca Emîr, Saçlı Emîr, nakîb-i sâbık Mumcu Seyyid, Mirza Paşa’nın tedbiriyle ahz u bend edilerek Amasya’dan kaldırılıp Kal’a-i Bâlâ’da haps edilmişlerdi.
Safer evâilinde bunlar, Dizdâr Mustafa Ağa’nın musâmahasıyla gece şehre inip erâcîf-i müz‘ice neşr ve işâa etdikleri şâyî‘ oldukta [190] Dizdâr Ağa azledildi. Yerine Receb Ağa geldi. Müftü ve Sultâniyye Müderrisi Bayram Îydî Efendi Trablusşam mollası olup yerine Dursunzâde Pîrî Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu.
Rebîülâhirin yirmi yedinci günü Sadr-ı a’zam Siyavuş Paşa’nın İstanbul zorbaları elinde maktûl olup açıkta kalan kethüdâ-yı sadr-ı âlî Köprülü Şa’bân Ağa beylerbeyilikle Niğbolu’ya gönderildi.
Cumâdelûlâ gurresinde Evkâf-ı Sultâniye Mütevellîsi Murâd Beyzâde el-Hâc Ahmed Ağa ağır hasta olduğundan Kara Abdî Beyzâde Mustafa Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi ve Lâdikli İmâm-ı Sultânî Hâfız Mehmed Efendi Rumeli kazaskeri oldu. Cumâdelâhirenin yedinci günü mütevelli-i sâbık el-Hâc Ahmed Ağa vefât etdi.
Sadr-ı sâbık Siyavuş Paşa’nın şehâdetinde sadrâzam olan Nişancı Ayaşlı İsmâil Paşa Kara İbrâhim Paşa’nın sadâretinde Yeğen Osmân Paşa’dan gördüğü lütufların mükâfâtı olarak Yeğen Paşa’ya vezâretle Haleb eyaletini ve Macaristan seraskerliğini ve bundan münhal olan Rumeli eyaletini de dayısı Amasyalı Boyacızâde Veliyyüddîn Paşa’ya tevcîh etdi.
Yeğen Osmân Paşa, vezîr ve serasker oldukta her taraftan ikbâl düşkünleri başına üşüşüp nüfûz u kuvveti, kibr u nahveti o nispette şiddeti artmış, erkân-ı devleti telaşa düşürmüşdü. Bunun için bir sözü reddedilmezdi, her istediği verilirdi.
Binâenaleyh: Receb evâilinde kendi arz u inhasıyla kethüdâsı [191] Lâdikli Kara Mustafa Ağa’ya Karaman, dişli etbâından Gedik Bölükbaşı Ankaralı Mehmed Ağa’ya Sivas eyaletleri, büyük mahdûmu Hasan Bey’e Canik, küçük mahdûmu Hüseyin Bey’e Amasya, yeğeni Ahmed Bey’e Karahisâr-ı Şarkî, azılı etbâından Çorumlu Ceritoğlu Mehmed Ağa’ya Çorum sancakları bâ-rütbe-i mîrimîrânı tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
İranlıdır. Yaklaşık yirmi yıl önce Osmanlı Devleti'ne sığındığı için kendisine beylerbeyilik rütbesi verilmişti. 1099 [1687] yılı muharreminin ilk günü Amasya sancağı mutasarrıfı oldu ve kethüdası Mehmed Ağa'yı mütesellim (vekil yönetici) olarak gönderdi. Kendisi de bir süre sonra geldi.
Sadrazam Siyavuş Paşa orduyu Belgrad'dan kaldırıp Edirne'ye gelmiş, İstanbul'a doğru yola çıkmak üzere Edirne'nin dışına çıkmıştı. Sulak Çeşmesi mevkiinde toplanan ordunun ileri gelenleri ve subayları, pek çok sebepten dolayı Dördüncü Sultan Mehmed'in tahttan indirilmesini aralarında görüşerek kabul etmişler ve İstanbul'a ortak bir dilekçe (mahzar) göndermişlerdi.
Çünkü Yeğen Osman Paşa, intikamını almak için Süleyman Paşa'yı ortadan kaldırdıktan sonra, amcasını idam ettiren Sultan Mehmed'in de tahttan indirilmesini istemiş; bu amacını ocak ağalarına ve sipahi zorbalarına gizlice yürüttüğü propagandayla kabul ettirmişti.
Gerek Sadrazam Siyavuş Paşa gerekse Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa da, görevden alınmalarına ve gözden düşmelerine göz yumduğu için Sultan Mehmed'e zaten kızgındılar. Ordunun bu isteği ikisinin de işine geliyordu.
Bu sebeple Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa, eniştesinin gönderdiği ordu mahzarını eline aldığı anda devlet ileri gelenlerini ikna etti ve muharremin ikinci günü Avcı Sultan Mehmed tahttan indirilerek kardeşi İkinci Sultan Süleyman Han Osmanlı tahtına çıktı.
Sadrazam Siyavuş, orduyu alıp İstanbul'a geldikten sonra Yeğen Osman Paşa'nın gücünden ve başına topladığı kalabalıktan yararlanmak amacıyla muharremin on yedinci günü kendisine Rumeli, dayısı Amasyalı Veli Bey'e de Hersek eyaletlerini verdi ve hemen yola çıkmalarını tembihledi.
Muharremin yirmi ikinci günü Hazine-i Hümayun kethüdası ve Köprülü'nün amcasının oğlu Hüseyin Paşa'nın damadı olan Amasyalı Rus Rıdvan Ağazâde Ahmed Ağa'ya vezirlikle Basra eyaleti verildi.
Bu sırada hapsedilip malları müsadere edilen eski gümrük emini Amasyalı Şaban Ağa, Sivas ve Karaman eyaletlerinin Bozaciyan mukataası emini olarak Amasya'ya gönderildi. Bayram Îydî Efendi yeniden müftü oldu.
Aynı şekilde Mumcuzâde es-Seyyid Mustafa Ağa nakiplikten azledildi; yerine ulemadan eski müftü es-Seyyid Mustafa Efendi nakîbüleşraf kaymakamı, Peçelizâde Hasan Bey Amasya alaybeyi, Kurşunlu Ali Ağa da Amasya kethüdâyeri oldu; selefi Küçük Mehmed Ağa'nın mal ve mülküne el konuldu.
Çünkü Amasya'da çok ileri giden ve zalimce davranan seyyidlerden Koca Emîr, Saçlı Emîr ve eski nakip Mumcu Seyyid, Mirza Paşa'nın tedbiriyle yakalanıp bağlanmış, Amasya'dan uzaklaştırılarak Yukarı Kale'de (Kal'a-i Bâlâ) hapsedilmişlerdi.
Safer başlarında bunların Dizdar Mustafa Ağa'nın göz yummasıyla gece şehre inip halkı korkutan asılsız haberler yaydıkları duyulunca Dizdar Ağa azledildi, yerine Receb Ağa getirildi. Müftü ve Sultaniye Medresesi müderrisi Bayram Îydî Efendi Trablusşam mollası oldu; yerine Dursunzâde Pîrî Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve Sultaniye müderrisi oldu.
Rebîülâhirin yirmi yedinci günü Sadrazam Siyavuş Paşa İstanbul zorbalarının elinde öldürülünce açıkta kalan sadaret kethüdası Köprülü Şaban Ağa beylerbeyilikle Niğbolu'ya gönderildi.
Cemaziyelevvel başında Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi Murad Beyzâde el-Hâc Ahmed Ağa ağır hasta olduğundan Kara Abdî Beyzâde Mustafa Ağa Sultan Bayezid vakıfları mütevellisi, padişah imamı Lâdikli Hâfız Mehmed Efendi de Rumeli kazaskeri oldu. Cemaziyelahirin yedinci günü eski mütevelli el-Hâc Ahmed Ağa vefat etti.
Önceki sadrazam Siyavuş Paşa'nın öldürülmesi üzerine sadrazam olan Nişancı Ayaşlı İsmail Paşa, Kara İbrahim Paşa'nın sadrazamlığı sırasında Yeğen Osman Paşa'dan gördüğü iyiliklerin karşılığı olarak Yeğen Paşa'ya vezirlikle Halep eyaletini ve Macaristan seraskerliğini, bu yüzden boşalan Rumeli eyaletini de dayısı Amasyalı Boyacızâde Veliyyüddin Paşa'ya verdi.
Yeğen Osman Paşa vezir ve serasker olunca dört bir yandan makam ve mevki düşkünleri başına üşüşmüş; nüfuzu ve gücü, kibri ve azameti de aynı ölçüde artarak devlet ileri gelenlerini telaşa düşürmüştü. Bu yüzden hiçbir sözü geri çevrilmez, her istediği verilirdi.
Nitekim receb başlarında onun kendi isteği ve teklifiyle kethüdası Lâdikli Kara Mustafa Ağa'ya Karaman, sözü geçen adamlarından Gedik Bölükbaşı Ankaralı Mehmed Ağa'ya Sivas eyaletleri; büyük oğlu Hasan Bey'e Canik, küçük oğlu Hüseyin Bey'e Amasya, yeğeni Ahmed Bey'e Karahisâr-ı Şarkî, azılı adamlarından Çorumlu Ceritoğlu Mehmed Ağa'ya da Çorum sancakları mîrimîranlık (beylerbeyilik) rütbesiyle verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- iltica: sığınma
- gurre: ayın ilk günü; evâil: ayın ilk on günü
- mütesellim: sancak beyi yerinde bulunmadığında sancağı onun adına yöneten vekil
- mahzar: birçok kişinin imzası ya da mührü bulunan ortak dilekçe
- hal': hükümdarı tahttan indirme; cülûs: tahta çıkma
- nekbet: talihsizlik, gözden düşme
- ricâl-i devlet: devletin ileri gelen görevlileri
- tevcîh: bir görevi ya da yeri birine verme
- mukâtaa emîni: devlete ait bir gelir kaynağının vergisini toplamakla görevli memur
- nakîbüleşraf kâ'im-makâmı: seyyid ve şeriflerin işlerine bakan nakîbüleşrafın taşradaki vekili
- alaybeyi: sancaktaki tımarlı sipahilerin komutanı; kethüdâyeri: sipahilerin sancaktaki temsilcisi
- ahz u bend: yakalayıp bağlama; erâcîf: asılsız, korku yayan haberler
- dizdâr: kale komutanı
- mütevellî: vakıf yöneticisi
- bâ-rütbe-i mîrimîrân: beylerbeyi rütbesiyle
- etbâ: maiyetteki adamlar; dişli: sözü geçen, güçlü
Mirza Mehmed Paşa
Hüsameddin'in İranlı olduğunu ve yirmi yıl kadar önce Osmanlı'ya sığındığını söylediği Mirza Mehmed Paşa için yapılan aramalarda başka kaynaklarda bu kişiye dair bilgiye rastlanmadı. Bu maddede ve onu izleyen maddelerde anlatılanlara göre, seyyid zorbalarına karşı Amasya ayanıyla birlikte hareket eden ve bu yüzden şehirde iyi anılan bir yöneticidir.
Dördüncü Mehmed'in Tahttan İndirilmesi
Maddenin arka planındaki büyük olay, 1687 sonbaharında Dördüncü Mehmed'in tahttan indirilmesidir. Olayın başlangıcı, Sadrazam Sarı Süleyman Paşa'nın 3 Şevval 1098'de (12 Ağustos 1687) uğradığı ve Batılı tarihçilerin İkinci Mohaç adını verdiği yenilgidir. Ulufelerini alamayan ve sadrazamın düzenlemelerinden hoşnut olmayan asker 1 Eylül'de ayaklanarak Halep Valisi Siyavuş Paşa'yı ordu kaymakamı seçti. Kaçmak zorunda kalan Süleyman Paşa'nın yakalanmasını emrettiği isyan elebaşları arasında Amasya kethüdâsı ile Yeğen Osman Paşa'nın adları da geçer. Dördüncü Mehmed, durumu kurtarmak için sadaret mührünü getiren Süleyman Paşa'yı öldürtüp başını askere gösterdi, av takımlarını dağıtarak tövbe ettiğini ilan etti; fakat ordunun kararı değişmedi.
Hüsameddin ordu ileri gelenlerinin Edirne dışında Sulak Çeşmesi mevkiinde toplanarak mahzar hazırladığını yazar. Bugünkü araştırmalarda ise belirleyici kararın ordu Silivri'ye geldiğinde, 1 Muharrem 1099'da (7 Kasım 1687) alındığı ve bu kararın İstanbul'da sadaret kaymakamı olan Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa'ya gönderildiği belirtilir. Mustafa Paşa ertesi gün ulemayı ve devlet ileri gelenlerini Ayasofya Camii'nde topladı; avdan başını alamayan bir padişahın tahttan indirilmesinin dinen caiz olup olmadığı sorusu sessizlikle onaylandı ve 2 Muharrem 1099'da (8 Kasım 1687) İkinci Süleyman tahta çıkarıldı. Siyavuş Paşa'nın Köprülü Mehmed Paşa'nın kızı Ayşe Hatun ile evli olduğu bilindiğine göre, Hüsameddin'in Fâzıl Mustafa Paşa için "eniştesinin gönderdiği mahzar" demesi doğrudur. Kırk yıl kadar sarayın Şimşirlik denen dairesinde kapalı yaşayan Şehzade Süleyman'ın, öldürüleceğini sanarak yerinden ayrılmak istemediği de kaynaklarda anlatılır.
Yeğen Osman Paşa bu sırada ordudaki asilerin önde gelenlerindendi. "Minareli yere girme âdetleri olmadığını" söyleyerek İstanbul'a girmediği, kalabalık maiyetiyle şehrin dışında Çırpıcıçayırı ve Davutpaşa sahrasında beklediği kaydedilir. Sadrazamın İstanbul'a girişinden kısa süre sonra kendisine Rumeli beylerbeyiliğinin verilmesi, Hüsameddin'in "muharremin on yedinci günü" diye verdiği tevcihle uyuşur.
Yeğen Osman Paşa'nın Kimliği
Hüsameddin, Yeğen Osman Paşa'nın Dördüncü Mehmed'e kinini "amcasını idam ettirmesi" ile açıklar ve sonraki maddede onu "Bayburdluoğlu" diye anar. Bu, Yeğen'i Bayburtlu Kara İbrahim Paşa'nın yakını sayan bir yaklaşımdır. Kara İbrahim Paşa gerçekten de Dördüncü Mehmed'in fermanıyla Rodos'ta, Şaban 1098'de (Haziran-Temmuz 1687) öldürülmüştü. Ancak Yeğen'in bu aileyle akrabalığı başka kaynaklarda doğrulanmaz. Bugünkü araştırmalar onu Türkmen kökenli bir sekban önderi olarak tanıtır; Çorum yöresinde derlenen bilgilere göre Alaca'nın Çöplü köyündendir ve babasının adı Baba Paşa'dır. Bir Batılı yazarın onu Ermeni asıllı ve padişah damadı göstermesi ise Osman Karatay tarafından dönemle uyuşmadığı gerekçesiyle reddedilir. "Yeğen Gazi" mahlasıyla söylediği ve Çorumlu oluşunu vurguladığı bir şiiri de cönklerden derlenmiştir.
İsmail Paşa'nın Sadareti ve Yeğen'in Yükselişi
Siyavuş Paşa'nın ölüm tarihi, Hüsameddin'in kaydıyla büyük ölçüde örtüşür. Zorbalar sadrazamın sarayını 27 Rebîülâhir'de (1 Mart 1688) kuşattılar; çarpışma ertesi sabaha kadar sürdü ve Siyavuş Paşa 28 Rebîülâhir 1099'da (2 Mart 1688) öldürüldü, sarayı yağmalandı. Aynı gün sadarete getirilen Nişancı İsmail Paşa Ankara'nın Ayaş kazasındandır ve yaklaşık 1621'de doğmuş olmalıdır. Zorba gruplarını kısa sürede dağıttı; fakat altmış bir gün süren sadaretinin sonunu getiren olayların başında, Avusturya cephesine Yeğen Osman Paşa gibi zorbalıktan paşalığa yükselmiş birini serdar tayin etmesi gelir. Sadrazamlık mührünü de isteyen Yeğen'le uğraşırken rakiplerinin etkisiyle 1 Receb 1099'da (2 Mayıs 1688) azledildi; Mayıs 1690'da Rodos'ta idam edildi.
Hüsameddin'in İsmail Paşa döneminde Yeğen'e verilen görevler ve akrabalarına dağıtılan makamlar hakkındaki anlatımı, Meryem Kaçan Erdoğan'ın arşiv belgeleri ve vakayinamelere dayanan çalışmasıyla büyük ölçüde örtüşür. Bu çalışmaya göre İsmail Paşa sefere kendisi gitmeyip Yeğen Osman Paşa'yı serasker yapmış, Rumeli eyaletini Yeğen'in akrabası Deli Veli'ye vermiş, Yeğen de kethüdası Kara Mustafa'ya Karaman eyaletini aldırmıştır. Hüsameddin'in "dayısı Amasyalı Boyacızâde Veliyyüddin Paşa" dediği kişi bu Deli Veli olmalıdır. Kaynaklarda Yeğen'e Halep eyaletinin verildiğine dair bir kayda rastlanmadı; bunun yerine Rumeli beylerbeyiliğiyle Belgrad muhafızlığının, ardından Macaristan serdarlığının verildiği yazılır. Receb başında sözü geçen adamlarına sancak dağıtılması da İsmail Paşa'nın azliyle aynı günlere düşer. Gedik Bölükbaşı'nın Sivas valiliğine gönderilmesi, yeni sadrazam Tekirdağlı Bekrî Mustafa Paşa döneminde zorba önderlerine sancak verilerek dağıtılmaları politikası içinde anılır.
Bu tablo içinde Amasya'nın 1688 yılı, İstanbul'daki iktidar boşluğunun taşradaki aynasıdır. Yeğen Osman Paşa'nın oğulları, yeğeni ve adamları Amasya, Canik, Karahisar, Çorum ve Sivas gibi birbirine bitişik sancak ve eyaletleri aynı anda ele geçirmiş; Amasya böylece bir eşkıya önderinin ailesine bağlı bir bölgenin içinde kalmıştır. Sonraki maddelerde anlatılan yangın ve kıyım, bu tablonun doğal sonucudur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 604–606. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Abdülkadir Özcan, "Mehmed IV", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-iv
- Abdülkadir Özcan, "Süleyman II", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-ii
- Fikret Sarıcaoğlu, "Siyavuş Paşa, Köprülü Damadı", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/siyavus-pasa-koprulu-damadi
- Ziya Yılmazer, "İsmâil Paşa, Nişancı", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ismail-pasa-nisanci
- Abdülkadir Özcan, "Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kopruluzade-fazil-mustafa-pasa
- Abdülkadir Özcan, "İbrâhim Paşa, Kara", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-pasa-kara
- Meryem Kaçan Erdoğan, "Bozgun Yıllarında (1683-1699) Rumeli'de Eşkıyalık Faaliyetleri", Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 26 (2012), s. 19-66, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3172653
Kitaplar
Diğer kaynaklar