Amasyalıdır. Amasya’da türbesi ziyâretgâh-ı enâm olan Hazreti [181] Pir İlyâs’ın ahfâd-ı kirâmından Gümüşlüzâde Çelebioğlu İsmâil Çelebi mahdûmudur. 1097 senesi rebîülâhirinin yirmi altıncı günü Kars, Mar’aş sancağıyla Amasya sancağı mutasarrıfı ve İstanköy muhâfızı oldu.
Kendisi İstanköy’e gidip kethüdâsı Nasûhzâde Nasûh Ağa Amasya mütesellimi olup geldi. Cumâdelûlâda Yeğenliler’in davası, tehlikeli bir surette Dördüncü Sultân Mehmed’e arz edildiğinden Kara İbrâhim Paşa’nın emvâl ü emlâki müsâdere edildi. Müteâkiben Rodos’a gönderildi.
Amasya Alaybeyi Veli Bey, ber-mûceb-i fermân-ı âlî sadr-ı müşârün-ileyhin Amasya’da Atâbey, Akdağ, Harmanlı çiftliklerini bütün müştemilatıyla satıp esmân-ı hâsılasını İstanbul’a takdîm etdi.
Cumâdelâhire gurresinde Amasya Müftüsü es-Seyyid Mustafa Efendi’nin azliyle müftü-i sâbık Bayram Îydî Efendi dördüncü defa Amasya müftüsü oldu. On üçüncü günü kethüdâyeri Küçük Mehmed Ağa, Kılçaklı Ömer Ağa’yı Hüseyin Ağa Vakfı tevliyetinden azl etdirip kendisi mütevellî oldu.
Ancak azl-i müftü, sâdâtı ve hâssaten Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa’yı pek ziyade müteessir etdiğinden Âl-i Rasûl’e ihânet, yezîdâne hareket şekline konarak sâdât araulemâsında bir fitne kundağı olmuş, a‘yân ve halk arasında fena dedikodulara yol vermişdi.
Receb-i Şerîfin birinci Cuma gecesi olan Leyle-i Regâib’de Sultân Bâyezîd [182] Câmii Vâizi İnepazarlı Cuma Efendi esnâ-yı va’zında muhabbet-i âl-i âbâdan dem vurup sâdâtı açıktan iltizâm ve bunların seyyiâtı “hasenâtü’l-ebrâr(!)” kabîlinden demeye kadar kıyâm etdiğinden iki taraftan acı sözler söylendi.
Va’zın hitâmını müteâkip yoktan köpüren sâdât, manasız nümâyişlere cür’et ederek unutulmuş eski yaraları tazelediler. Büyük bir fitne vukûunun endişeleri baş gösterdiğinden derhal Cuma Efendi azl ve İnepazar’a nefyedilerek meşâyih-i ulemâdan İbrâhim Efendi Sultân Bâyezîd Câmii kürsü şeyhi oldu.
Şa’bânda sâbık Amasya Serdârı Amasyalı Çuçu Mustafa Ağa yeniçeri ocağında kethüdâyeri olduğundan vekîli olan Apardı İbrâhim Ağa Amasya serdârı oldu. Yeniçerilerin zabt u rabtına dikkat etmesine dair ağa mektubunu aldı.
Seyyid Ahmed Ağa, bu fermân-ı âlî üzerine çâr-nâ-çâr seyyidlerden bir gönüllü taburu teşkil ederek kendi taburuna başbuğ olup şevvâlde Amasya’dan hareket etdi.
Seyyid Ahmed Ağa’nın Amasya’dan gitmesi, Amasya’nın huzur ve emniyeti için bir nimet olmuşdu. Çelebi İbrâhim Paşa’nın mârûzâtı cümlesinden olan bu tedbir, bütün dedikoduları, endişeleri muvakkaten ortadan kaldırdı.
1098 senesi muharreminde Amasya kadısı el-Hâc Mehmed Efendi müftüsü Bayram Îydî Efendi, nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı Mumcuzâde es-Seyyid [183] Mustafa Ağa, şehir kethüdâsı el-Hâc Hamza Ağa, kethüdâyeri vekili Ali Ağa, serdâr vekili de Seksen Yedinin İsmâil Ağa idi.
Safer evâilinde Mumcuzâde nikâbetten azl edilip Saçlı Emîr Ömer Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu. Rebîülevvelde sâdât başbuğ Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa Ordu-yı Hümâyûn’a iltihâk etdikte serçeşmelikle taltif edildi.
Bu esnada Eğriboz muhâfızı olan Amasyalı İkincizâde Vezîr es-Seyyid Mustafa Paşa bin es-Seyyid Ali Efendi defterdâr olup diğer Amasyalı Sefer Ağazâde Yeğen Mehmed Bey de reîsü’l-küttâb idi.
Cumâdelûlâ gurresinde İstanbul’da nakîbü’l-eşrâf efendiden gelen tezkirede Saçlı Emîr’in nikâbetten ref‘iyle Mumcuzâde es-Seyyid Mustafa Ağa’nın tekrar nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı olduğu anlaşıldı.
Cumâdelâhirede Amasya’da mukîm olan Vezîr Çelebi İbrâhim Paşa Mar’aş eyâletiyle Ordu-yı Hümâyûn’a me’mûr olduğundan Amasya sancağı garîben serçeşme olan Seyyid Ahmed Bey’e tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya'da türbesi halkın ziyaret yeri olan Hazret-i Pîr İlyâs'ın değerli torunlarından Gümüşlüzâde Çelebioğlu İsmâil Çelebi'nin oğludur. 1097 [1686] yılı rebîülâhirinin yirmi altıncı günü Kars ve Maraş sancağıyla birlikte Amasya sancağının mutasarrıfı ve İstanköy muhafızı oldu.
Kendisi İstanköy'e gitti; kethüdası Nasûhzâde Nasûh Ağa Amasya mütesellimi olarak geldi. Cemaziyelevvelde Yeğenlilerin davası tehlikeli bir biçimde Dördüncü Sultan Mehmed'e arz edildiğinden Kara İbrâhim Paşa'nın malları ve mülkleri müsadere edildi; ardından kendisi Rodos'a gönderildi.
Amasya Alaybeyi Veli Bey, padişah fermanı gereğince adı geçen eski sadrazamın Amasya'daki Atâbey, Akdağ ve Harmanlı çiftliklerini bütün eklentileriyle satıp elde edilen bedeli İstanbul'a gönderdi.
Cemaziyelahirin ilk günü Amasya Müftüsü Seyyid Mustafa Efendi azledildi ve eski müftü Bayram Îydî Efendi dördüncü kez Amasya müftüsü oldu. Ayın on üçüncü günü kethüdayeri Küçük Mehmed Ağa, Kılçaklı Ömer Ağa'yı Hüseyin Ağa Vakfı'nın mütevelliliğinden azlettirip kendisi mütevelli oldu.
Ancak müftünün azli seyyidleri, özellikle de Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa'yı çok etkiledi. Olay, Peygamber soyuna hakaret ve Yezid'e yakışır bir davranış şekline sokuldu; seyyidlerle âlimler arasında bir fitne kundağı hâline geldi, ileri gelenler ve halk arasında kötü dedikodulara yol açtı.
Receb ayının ilk Cuma gecesi olan Regaib gecesinde Sultan Bayezid Camii vaizi İnepazarlı Cuma Efendi, vaaz sırasında Ehl-i Beyt sevgisinden söz edip seyyidleri açıkça kayırdı; hatta onların kötülüklerinin bile "iyilerin iyilikleri" türünden sayılacağını söyleyecek kadar ileri gitti. Bunun üzerine iki taraf birbirine acı sözler söyledi.
Vaazın bitmesinin ardından ortada sebep yokken köpüren seyyidler anlamsız gösterilere kalkışarak unutulmuş eski yaraları tazelediler. Büyük bir fitne çıkması endişesi baş gösterdiğinden Cuma Efendi hemen azledilip İnepazarı'na sürüldü; şeyh âlimlerden İbrâhim Efendi Sultan Bayezid Camii kürsü şeyhi oldu.
Şabanda eski Amasya serdarı Amasyalı Çuçu Mustafa Ağa yeniçeri ocağında kethüdayeri olduğundan, onun vekili olan Apardı İbrâhim Ağa Amasya serdarı oldu ve yeniçerilerin düzen ve disiplinine dikkat etmesine dair ağa mektubunu aldı.
Seyyid Ahmed Ağa bu padişah fermanı üzerine çaresiz seyyidlerden bir gönüllü taburu kurdu; kendi taburunun başbuğu olarak şevvalde Amasya'dan yola çıktı.
Seyyid Ahmed Ağa'nın Amasya'dan gitmesi şehrin huzuru ve güvenliği için bir nimet olmuştu. Çelebi İbrâhim Paşa'nın merkeze sunduğu önerilerden biri olan bu tedbir, bütün dedikoduları ve endişeleri geçici olarak ortadan kaldırdı.
1098 [1686] yılı muharreminde Amasya'nın kadısı Hacı Mehmed Efendi, müftüsü Bayram Îydî Efendi, nakîbüleşraf kaymakamı Mumcuzâde Seyyid Mustafa Ağa, şehir kethüdası Hacı Hamza Ağa, kethüdayeri vekili Ali Ağa, serdar vekili de Seksen Yedinci Cemaat'ten İsmâil Ağa idi.
Safer başlarında Mumcuzâde nakîblikten azledildi ve Saçlı Emîr Ömer Ağa nakîbüleşraf kaymakamı oldu. Rebîülevvelde seyyidlerin başbuğu Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa Ordu-yı Hümâyun'a katılınca serçeşmelikle ödüllendirildi.
Bu sırada Eğriboz muhafızı olan Amasyalı İkincizâde Vezir Seyyid Mustafa Paşa bin Seyyid Ali Efendi defterdar oldu. Yine Amasyalı olan Sefer Ağazâde Yeğen Mehmed Bey de reisülküttaptı.
Cemaziyelevvelin ilk günü İstanbul'daki nakîbüleşraf efendiden gelen tezkireden, Saçlı Emîr'in nakîblikten alınıp Mumcuzâde Seyyid Mustafa Ağa'nın yeniden nakîbüleşraf kaymakamı olduğu anlaşıldı.
Cemaziyelahirde Amasya'da oturan Vezir Çelebi İbrâhim Paşa, Maraş eyaletiyle Ordu-yı Hümâyun'a memur edildiğinden Amasya sancağı, garip bir şekilde, serçeşme olan Seyyid Ahmed Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ziyâretgâh-ı enâm: halkın ziyaret yeri
- ahfâd-ı kirâm: değerli torunlar, soyundan gelenler
- emvâl ü emlâk: mallar ve mülkler; müsâdere: devletçe el koyma
- ber-mûceb-i fermân-ı âlî: padişah fermanı gereğince
- müşârün-ileyh: adı geçen (büyük kimse)
- müştemilât: eklentiler; esmân-ı hâsıla: satıştan elde edilen bedeller
- tevliyet: vakıf mütevelliliği
- müteessir etmek: üzmek, etkilemek
- Âl-i Rasûl: Peygamber soyu; yezîdâne: Yezid'e yakışır biçimde
- Leyle-i Regâib: Receb ayının ilk Cuma gecesi, Regaib Kandili
- muhabbet-i âl-i abâ: Ehl-i Beyt sevgisi
- iltizâm: taraf tutma, kayırma
- seyyiât: kötülükler; hasenâtü'l-ebrâr: iyilerin iyilikleri
- nümâyiş: gösteri
- nefy: sürgün
- kürsü şeyhi: camide kürsüde vaaz eden görevli
- zabt u rabt: düzen ve disiplin
- çâr-nâ-çâr: çaresiz, ister istemez
- başbuğ: komutan, önder
- mârûzât: arz edilen görüş ve öneriler
- muvakkaten: geçici olarak
- nikâbet: nakîblik
- iltihâk: katılma
- serçeşme: gönüllü birliklerin başına verilen komutanlık unvanı
- garîben: tuhaf biçimde
Çelebi İbrâhim Paşa'nın Hayatı
Hüsameddin bu maddede Çelebi İbrâhim Paşa'yı kısaca tanıtır; ama biyografi ciltlerinde onun için uzun bir terceme yazmıştır. Buna göre paşa, İstanbul'da Küçük Ayasofya civarında oturan Amasya eşrafından İsmâil Ağa bin İbrâhim Çelebi bin Halîl Çelebi bin Mehmed Çelebi'nin oğludur ve soyu Pîr İlyâs Halvetî'ye çıkar. 1069 [1658-59] yılında Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Amasya'ya geldiğinde onun hizmetine girmiş, Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadaretinde 1072'de kapıcılar kethüdası olmuştur. 1078'de Eğri beylerbeyi, 1079'da Bursa mutasarrıfı olmuş, Kamaniçe'nin fethindeki hizmeti üzerine 1086'da vezirlikle Kamaniçe, 1087'de Tımışvar muhafızı olmuştur. 1090'da Erzurum, 1092'de Bağdat, 1095'te Şam valiliklerine getirilmiştir.
Terceme, bu maddede kısaca geçen "Tekfur Dağı'nda oturan eski Şam valisi" ifadesini de açıklar. 1096 muharreminde Macaristan savaşına gitmek üzere Üsküdar'a geldiğinde kethüdası topladığı paraları alıp kaçmış, paşa sıkıntıya düşmüştür. Şam'dan gelen şikâyetler giderilip görevinde bırakılmışsa da sefer masrafı istediği için 1096 cemaziyelevvelinde Şam valiliğinden azledilip Edirne'den Tekirdağı'na gönderilmiştir. 1097 rebîülâhirinin yirmi altıncı günü vezirliği korunarak itibarı iade edilmiş, Maraş'a bağlı Kars sancağıyla Amasya sancağı ona arpalık olarak verilmiş ve İstanköy muhafızlığına getirilmiştir. Hüsameddin, Silâhdar Târihi'ne dayanarak, Sadrazam Sarı Süleyman Paşa'nın ona hazineden beş bin kuruş harçlık ve bir samur kürk gönderdiğini de yazar.
Paşanın sonraki hayatı da hareketlidir: 1099'da ikinci kez Tımışvar, 1100'de Sofya, 1101'de Eğriboz muhafızı, 1102'de Mora seraskeri, 1107'de Macaristan serdarı ve Belgrad muhafızı, 1108'de İstanbul kaymakamı, 1109'da yeniçeri ağası ve Boğaz muhafızı, ardından Konya, ikinci kez Erzurum ve 1112'de Van valisi olmuş, 1113 cemaziyelevvelinde Van'da vefat etmiştir. Hüsameddin onu "cesur, tedbirli, dinine ve devletine hizmet eden bir vezir" diye niteler. Amasyalı Hocazâde Abdüllatîf Efendi'nin kızıyla evlenmiş, bu evlilikten Abdüllatîf ve Abdurrahîm adlı oğulları olmuştur. Çelebi İbrâhim Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı; hayatına dair bilgilerin tamamı Hüsameddin'in Silâhdar Târihi ve Zübdetü'l-Vekâyi' gibi kroniklerden yaptığı derlemeye dayanır.
Amasya'daki Hayratı
Çelebi İbrâhim Paşa'nın Amasya'da izleri de vardır. Hüsameddin'in mahalleler bahsinde anlattığına göre Selağzı'nın doğusundaki Gümüşlüzâde Mahallesi'nde, 725 [1324-25] yılında Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd Çelebi'nin yaptırdığı ve vakfiyesinde "Tâciye Camii" diye anılan cami, defalarca deprem ve yangın gördükten sonra 1099 [1687-88] yılında Gümüşlüzâde İbrâhim Paşa tarafından onarılmış ve vakıfları genişletilmiştir. Paşa 1100 yılında Selağzı'nda, Gümüşlüzâde Muhyiddîn Mehmed el-Halvetî Türbesi'nin önüne bir çeşme de yaptırmıştır. Biyografi kısmındaki bilgiye göre atası Pîr İlyâs Halvetî'nin türbesine bir dersiyye, yani ders vakfı bağlamış, türbe avlusuna bir çeşme yaptırmış ve evkafını düzenlemiştir; bu kayıt Cihat Defterleri'nde yer almaktadır.
Pîr İlyâs ve Gümüşlüzâdeler
Maddenin başında Çelebi İbrâhim Paşa'nın soyunun bağlandığı Pîr İlyâs, Amasya'nın manevi tarihinde önemli bir yer tutar. Kadir Özköse'nin Amasya'daki Halvetî tekkeleri üzerine çalışmasına göre Pîr Şücâeddîn İlyâs, Sadreddîn-i Hıyâvî'nin halifelerinden biridir ve Halvetîliği Amasya'ya getiren kişidir; 1406'da Timur'un ölümünden sonra Amasya'ya dönmüş, 833 [1429] yılında vefat etmiştir. Akrabası Hâce Celâl Çelebi, şeyhin Amasya'ya gelişinden bir yıl sonra Halvetîlere ayrılan ilk tekke olan Gümüşlüoğlu (Tâciye) Tekkesi'ni yaptırmıştır. Ailenin asıl Amasya'nın Gümüş kazasından geldiği için Gümüşlüoğlu diye anıldığı da kaydedilir. Tekkenin şeyhleri arasında, bu maddeyle aynı yıllarda yaşamış ve 1099 [1688] yılında vefat etmiş el-Hâc Mehmed Çelebi de bulunur.
Pîr İlyâs'ın türbesi, içinde üç pîrin, yani Pîr İlyâs'ın, damadı Pîr Abdurrahman Çelebi'nin ve torunu Pîr Hayreddin Hızır Çelebi'nin kabirleri bulunduğu için "Pirler Türbesi" ya da "Yukarı Pirler" adıyla anılır. Özköse'ye göre bugün de şehrin en önemli ziyaret yerlerinden biridir; Hüsameddin'in "ziyâretgâh-ı enâm" sözü böylece günümüze kadar geçerliliğini korumuştur. Aynı çalışmada Amasya'nın tanınmış kadın şairi Mihrî Hatun'un da Pîr İlyâs'ın soyundan geldiği belirtilir.
Seyyidlerle Âlimler Arasındaki Gerginlik
Maddenin orta kısmı, Amasya'da seyyidlerle âlimler arasında süregelen gerginliğin bir müftü azliyle nasıl alevlendiğini anlatır. Seyyid Mustafa Efendi'nin müftülükten alınması, seyyidler tarafından Peygamber soyuna yapılmış bir hakaret gibi sunulmuş, mesele Sultan Bayezid Camii'nin kürsüsüne kadar taşınmıştır. Regaib gecesindeki vaazda Cuma Efendi'nin seyyidlerin kötülüklerini "iyilerin iyilikleri" türünden saydığını söylerken Hüsameddin, bu ifadenin yanına hayretini belirten bir işaret koyar. Vaizin sürülmesiyle olay yatıştırılmış, ama bir süre sonra bir Kurban Bayramı'nda başka bir vaizin seyyidleri eleştirmesi bu kez onun azline yol açmıştır.
Gerginliğin sonraki yıllarda da sürdüğü anlaşılıyor. Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde 1099-1100 yıllarına ait "Emîrler Vak'ası" adlı bir olaydan söz edilir. Bu maddede serdar vekili olarak adı geçen Seksenyedi İsmâil Ağa'nın, 1099'daki Emîrler Vak'asında tarafsız davranmasının seyyidlerin yanını tutmak olarak yorumlanması üzerine emekliye ayrıldığı kaydedilir. Selâmet Hâtun vakfının mütevellisi Seyyid Mehmed Ağa'nın da bu olaya karıştığı için 1100'de görevinden alındığı yazılır. "Emîr" sözü seyyidler için kullanıldığından, olayın bu maddede başlayan seyyid çekişmesinin devamı olduğu düşünülebilir; ancak ayrıntıları bu maddelerde verilmez.
Kara İbrâhim Paşa'nın Sürgünü
Hüsameddin, Kara İbrâhim Paşa'nın mallarına el konulmasını ve Rodos'a gönderilmesini 1097 cemaziyelevveline koyar ve bunu Yeğenlilerin davasının padişaha "tehlikeli bir surette" arz edilmesine bağlar. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki bilgilere göre azledilen sadrazam bir süre Üsküdar'da oturmuş, hacca gitmek için izin alıp yol muhafızı olarak asker yazmaya başlamıştır. Muhalifleri onun çok parası olduğunu ve eski bir Celâlî olarak Anadolu'ya geçip isyan çıkarmak istediğini ileri sürünce padişah kendisinden sefer yardımı olarak beş yüz kese akçe istemiş, o da hac için biriktirdiği yetmiş bin altından başka parası olmadığını söyleyince Kapıarası'nda hapsedilmiştir. Kırk üç gün kadar tutuklu kalmış, 3540 kese akçesi, mücevherleri ve değerli eşyası müsadere edilmiş ve Rebîülâhir 1097'de [Mart 1686] Rodos'a sürülmüştür. İki kaynak arasında bir aylık bir fark vardır; Rodos'a gönderilişin sebebi de ansiklopedide Anadolu'da isyan çıkarma şüphesi olarak anlatılır. Hüsameddin'in "Yeğenliler" diye andığı taraftar topluluğu, bu şüphenin taşradaki karşılığı olarak okunabilir.
Hüsameddin, biyografi ciltlerinde paşanın Amasya'daki çiftliklerinin Alaybeyi Boyacızâde Veli Bey'in gayretiyle satılıp bedelinin İstanbul'a gönderildiğini tekrar eder ve paşanın servetini saklamakla suçlanan kapıcılar kethüdası Amasyalı Ömer Bey ile Gürcüzâde Mehmed Bey'in ağır baskıya uğradığını ekler. Çiftliklerin adları olan Atâbey, Akdağ ve Harmanlı, Amasya kırsalında paşanın mülk edindiğini gösterir.
Defterdar ve Reisülküttap
Maddenin sonlarına doğru iki Amasyalının devletin en yüksek kalemlerinde bulunduğu kaydedilir. Sefer Ağazâde Yeğen Mehmed Bey'in reisülküttaplığı, Recep Ahıshalı'nın arşiv belgelerine dayanan listesiyle doğrulanır; listeye göre sadaret mektupçusu Mehmed Bey 20 Aralık 1685'ten 4 Ekim 1687'ye kadar bu görevdedir. Defterdar İkincizâde Seyyid Mustafa Paşa ise bir önceki maddede maliye rûznamçecisi olarak Kandiye muhafızlığına giden Seyyid Mustafa Efendi'dir. İki Amasyalının akıbeti, ertesi yılın ordu isyanında birbirinden çok farklı olacaktır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 602–603. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Ciltler, "İbrâhim Paşa-Gümüşlüzâde Çelebi", "İbrâhim Paşa-Bayburtluzâde" ve "İsmâil Ağa-Seksenyedi" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page47.html ; https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page45.html ; https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page309.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1. Cilt, "Gümüşlüzâde Mahallesi" bahsi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page130.html
Akademik çalışmalar
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, 5, 2018, s. 91-118. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
- Abdülkadir Özcan, "İbrâhim Paşa, Kara", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2000. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-pasa-kara
- Recep Ahıshalı, "Arşiv Belgelerinden Oluşturulmuş Reisülküttablar Listesi", Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 50, 2023, s. 1-88. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3482068