İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · DÖRDÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Hüseyin Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 613–615 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Amasyalıdır. Amasya alaybeyi olan Kadızâde Hasan Bey’in mahdûmudur. 1100 senesi şa’bânının altıncı günü Amasya sancağı mutasarrıfı olub Anadolu teftişine me’mûr olduğundan Hasan Ağa Amasya mütesellimi oldu.

Bu esnâda Merzifon Voyvodası Mehmed Ağa üçyüz nefer piyâde ve beşyüz nefer süvâri nefîr-i âmm askeriyle Rumeli Harbi’ne gidip Kara Hasanzâde Mustafa Bey Amasya alaybeyi oldu.

Ramazân-ı Şerîf evâilinde tâunun def‘i için bütün ulema ve huffâz cem‘ edilerek Kur’ân-ı Kerîm ve Sünen-i Buhârî ve Müslim kıraat edilip hatimler indirildi. Amasya’nın her tarafı tathîr ve hatm-i şerîf okunarak devr edildi.

Ramazân evâhirinde tâun mündefi‘ olup Kastamonu beylerbeyi ve sâdât başbuğu Mumcuzâde Seyyid Ahmed Paşa’nın irtikâbâtı sâbit olduğundan başı kesilip yerine Emîr Paşazâde es-Seyyid Lutfullah Paşa Kastamonu beylerbeyi ve sâdât başbuğu oldu.

Şevvâlin gurresinde Ebezâde Hüseyin Efendi Amasya kadısı olup geldi. Zilka’de evâilinde Alaybeyi Zor Mustafa Bey’e Kırşehir sancağı verilip yerine Deli Emîr Paşazâde es-Seyyid Mustafa Bey Amasya alaybeyi oldu. [211]

Bu sene kudât u mevâlîden el-Hâc Dâniş Mehmed, el-Hâc Zühdü Mehmed Efendilerle a‘yândan sâbık Tokat voyvodası ve Amasya beytü’l-mâl emîni Topçuzâde el-Hâc Mehmed Ağa, Hızır ve Mehmed paşalar evkâfı mütevellîsi Hayreddînzâde Ahmed Çelebi, Sultân Bâyezîd Câmii sermüezzini Bülbül Hâfız Ahmed Efendi vefât etdi.

Ahmed Çelebi mahdûmu Ali Bey Hızır ve Mehmed paşalar evkâfına mütevellî olup müezzin-i sânî İnce Ali Efendi müezzin başı ve meşhûr Yeniceli Hâfız Mehmed Efendi müezzin oldu. Bu esnâda Sultân Bâyezîd Câmii Şerîfi’nin imâm-ı evveli Hocazâde el-Hâc Halil Efendi bin Abdüllâtif Efendi de meşâhir-i huffâz ve sulehâdan idi.

1101 senesi muharreminin yirmi birinde Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa sadrâzam ve kapı kethüdâsı Çiğzâde Mehmed Ağa kethüdâ-yı sadr-ı âlî oldu. Safer evâilinde nakîb es-seyyid Mustafa Efendi’nin azliyle es-Seyyid Osmân Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı ve birkaç gün sonra vefât eden Şehir Kethüdâsı Mehmed Ağa’nın yerine Hacı Mansûrzâde el-Hâc Abdulkâdir Ağa bin el-Hâc Ali Ağa şehir kethüdâsı oldu.

Rebîülevvelde Amasya Serdârı Mustafa Ağa’nın ref‘inde İsmâîl Ağa yeniçeri serdârı oldu. Mutasarrıf Hüseyin Paşa, isyân eden Kayseriyye mutasarrıfı Polat Mehmed Paşa’yı te’dîbe me’mûren Halîl Ağa’sıyla beraber gitdiğinden a‘yândan Nasûhzâde Nasûh Ağa Amasya mütesellimi oldu.

Receb gurresinde Kadı Hüseyin Efendi İstanbul’a gidip yerine Müftü [212] zâde Ömer Efendi, Amasya nâibi oldu. Ramazân evâilinde sâdât ile yeniçeriler arasında hâsıl olan bir hâdise üzerine Serdâr İsmâil Ağa’nın ref‘iyle Apardı İbrâhim Ağa yeniçeri serdârı ve şevvâl evâilinde nakîb es-seyyid Osmân Ağa’nın da azliyle Emîr Ağazâde es-Seyyid Halîl Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı ve Amasyalı Abdulcelîlzâde Hasan Paşa Musul beylerbeyi oldu.

Zilka’de evâsıtında Müftü Şeyh Yakûbzâde Mustafa Efendi’nin uhdesinde bulunan Sultâniyye müderrisliği alınıp sâdât-ı ulemâdan es-Seyyid Mustafa Efendi’ye verildiğine müteessir olduğundan zilhicce evâilinde Amasya fetvâsından istifâ ederek İstanbul’a gitdi. Yerine Hâfız es-Seyyid Ali Efendi Amasya müftüsü oldu.

Çünkü türediler ortadan kaldırılmış ise de bunların bıraktıkları taraftarlık, halk arasında birbirine karşı dargınlık, a‘yân arasında geçimsizlik pek artmışdı ufak bir hâdise, büyük bir fitneye sebeb oluyordu.

Bunu nazar-ı dikkate alan Sadr-ı a’zam Fâzıl Mustafa Paşa, a‘yân ve müteneffizânın tagallüb ve istibdâdına meydân vermemek, kadılarla nâiblerin hükümlerini, muhâkemelerini murâkabe ederek sû-i istimâle mâni‘ olmak a‘yân ve halk arasında te’lîf-i kulûb etmek mülâhazasıyla Dîvân-ı Hümâyûn’un bir nâzırı olarak her beldede bir meclis-i a‘yân açtı.

Zilhicce de buna dâir olan fermân-ı âlî gelip merâsimle okundu. Bunun üzerine halk arasında nüfûz ve servetiyle temâyüz eden vücûh-ı [213] memleket, Mütesellim Nasûh Ağa’nın konağında toplanıp dokuz zât a‘yân ve bir baş a‘yân intihâb ve bir de esnâf şeyhi tâyin edildi.

1102 senesi gurre-i muharreminden i‘tibâren Meclis-i A‘yân açıldı. İlk Meclis-i A‘yân reisi Hacı Madenzâde el-Hâc Ahmed Ağa ve ilk esnaf şeyhi Hoca Sultân Tekkesi Şeyhi el-Hâc İbrâhim Efendi ve ilk sâ‘î-başı, ya’nî a‘yân ve esnâf-ı kâtibîde hutût-ı mütenevvi’ada mahâreti müsellem olan Kâtib Ali Efendi oldu.

Müteâkiben sâbık Tokat Kadısı Murtezâ Efendi Amasya kadısı ve tarafından Müftüzâde Ömer Efendi yine Amasya nâibi oldu. Safer evâilinde Müftü Hâfız es-Seyyid Alî Efendi’nin fetvasına ulemâ tarafından i‘tirâz edildiğinden azliyle Sultâniyye Müderrisi es-Seyyid Mustafa Efendi Amasya müftüsü oldu.

Safer ortalarında nakîb es-seyyid Halîl Ağa seyyidlerin şikâyetleriyle azl edilip yerine selefi es-Seyyid Osmân Ağa nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı ve bu esnada Van Vâlisi Erzurumlu Deli Ömer Paşa Sivas vâlisi oldu.

Şa’bânda Kethüdâ-yı Sadr-ı Âlî Çiğzâde Mehmed Ağa yeniçeri ağası olduğundan defter emîni olan Köprülü Dedezâde Mustafa Efendi kethüdâ-yı sadr-ı âlî oldu. Ba‘dehû Sadr-ı a’zam Fâzıl Mustafa Paşa serdâr-ı ekrem olup harbe gitdi.

Şevvâlin on beşinci günü İkinci Sultân Süleyman’ın vefâtına binâen kardaşı İkinci Sultân Ahmed Hân Osmanlı tahtına culûs etdi. [214]

Bu esnada Sofya Sahrâsı’nda bulunan Fâzıl Mustafa Paşa sadâret ve serdârlıkta ibkâ edildi.

Zilhicce evâilinde Sadr-ı a’zam Fâzıl Mustafa Paşa Ciğerdelen Muhârebesi’nde şehîd olduğunu bükâ’ ederek i‘lân edildiğinden dolayı Kethüdâ-yı Sadr-ı Âlî Köprülü Mustafa Efendi ve Sipâhîler Ağası Merzifonî Dayı Ömer Ağa azl u habs edildi.

1102 senesi gurre-i muharreminde Hacı Efendizâde İbrâhim Efendi Amasya kadısı ve Kaya Alî Ağa kethüdâyeri ve Amasya mütesellimi ve a‘yân-ı meşhûreden Şa’bânzâde Şa’bân Ağa Sivas vilâyeti ve Amasya sancağı cizye muhassılı ve müftüzâde el-Hâc Feyzullah Efendi bin İsmâil Efendi baş a‘yân oldu.

Muharremin onuncu günü bîçâre Kethüdâ-yı Sadâret Köprülü Mustafa Efendi ile Dayı Ömer Ağa i’dâm edilerek emvâl ü emlâkı müsadere edildi. On yedisinde çavuşândan Amasyalı Mehmed Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi olup geldi.

Saferde şehir kethüdâsı el-Hâc Abdulkâdir Ağa’nın azliyle yerine Yeğen es-Seyyid Hasan Ağa bin Hüseyin Ağa şehir kethüdâsı oldu, Yeğen es-Seyyid Hasan Ağa, Deli Emîr Paşa’nın hemşirezâdesi olduğundan “Yeğen Hasan Ağa” demekle meşhûr oldu.

Rebîülevvelde Müftü es-Seyyid Mustafa Efendi fetvadan azl edilip nakîb es-Seyyid Osmân Ağa’nın akrabasından olan es-Seyyid Ali Efendi yine Amasya müftüsü ve cumâdelûlâda Tokatlı Genç Mehmed Ağa Sivas [215] beylerbeyi olup receb evâilinde Diyarbakır Vâlisi Merzifonlu el-Hâc Ali Paşa sadrâzam ve kethüdâlığında bulunan Merzifonlu Burnaz Mehmed Ağa kethüdâ-yı âlî oldu.

Şevvâlinde Halep muhassılı olan Amasyalı Hacı Efendizâde Ahmed Ağa vezâretle Bağdat vâlisi ve Merzifon’da menfiyyen mukîm olan sâbık kul kethüdâsı Fâizeli es-Seyyid Şa’bân Ağa bâ rütbe-i mîrimirân-ı Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı oldu.

Zilka’denin sekizinde Hâcegân-ı Divân-ı Hümâyûn’dan Amasyalı Mehmed Efendi evkâf-ı sultânîyye mütevellîsi olarak İstanbul’dan geldi. Ba‘dehû Kuloğlu Halil Ağa’nın ref‘inden Amasyalı Ali Ağa kethüdâyeri oldu. Bu esnada baş a‘yân el-Hâc Feyzullah Efendi vefât edib el-Hâc Abdülbâkî Efendi baş a‘yân oldu.

Zilhicce gurresinde Müftü es-Seyyid Ali Efendi’nin azliyle fuhûl-i ulemâdan Merzifonlu Mustafa Efendi Amasya müftüsü ve müteakiben Deli Emîr Paşazâde es-Seyyid Mustafa Bey’in ref‘inden Gürcüzâde Mehmed Bey Amasya alaybeyi ve Yeğen es-Seyyid Hasan Ağa’nın azliyle el-Hâc Abdülkâdir Ağa yine şehir kethüdâsı oldu.

Bu senenin evâhirinde meşâhir-i fuzalâdan Eyraklı Yûsuf Efendizâde es-Seyyid Mehmed Efendi ile Gümüşlüzâde Câmii kürsü şeyhi Küçük Hızır Efendi yekdiğerini müteâkib vefât etdi. Meşhur Ders-i âm İnallı Hoca Mehmed Efendi Gümüşlüzâde kürsü şeyhi Fâtıma Hâtun müderrisi oldu. [216]

Bu esnada Amasya fuzalâsından Çorumlu Ahmed Efendi, Müftü Mustafa Efendi, Müftüzâde Abdullah Efendi, Mütevellizâde Ahmed Efendi, İnallı Mehmed Efendi, Kayyımzâde İsmâil Efendi, Çorumlu Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi pek meşhûr idiler. Ma‘kûlât ve menkûlâtta Müftüzâde Abdullah Efendi Sivas’ta Tefsîrî Mehmed Efendi ka‘bında bir zât idi.

1104 senesi gurre-i muharreminde Hocazâde el-Hâc Lütfullah Efendi bin Rahmi Mehmed Efendi baş a‘yân olup Emîr Hacı demekle meşhûr Hocazâde es-Seyyid Abdüllatif Çelebi bin Abdullatif Efendi nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.

Rebîülâhirde Sadr-ı a’zam Merzifonî el-Hâc Ali Paşa sadâretten azl ü tekâüde sevk edildiğinden Bozoklu Mustafa Paşa sadrâzam olmasıyla Gümrükçü Osmân Ağa kethüdâ-yı sadr-ı âlî ve cumâdelûlânın on sekizinde Kayseriyyeli Vezîr Ahmed Paşa, Sivas vâlisi ve kethüdâsı Amasyalı Küçük Ali Beyzâde Hüseyin Ağa, Sivas mütesellimi oldu.

Recebin yirmi altısında Kethüdâ-yı Sadr-ı Âlî Amasyalı Osmân Ağa vezîr-i sânî olarak kubbenişîn olup şa’bânın beşinde Yozgatlı Mahmûd Paşa Sivas beylerbeyi ve Amasyalı Osmân Paşa rikâb-ı hümâyûn kâ’im-makâmı oldu.

Şevvâlin gurresinde Bâkîzâde Ahmed Efendi Amasya kadısı oldu. İki aydan beri esîr-i firâş olan Mutasarrıf Hüseyin Paşa vefât etdiği iş‘âr olmakla Amasya sancağı sâbık Malatya Mutasarrıfı Ahmed Paşa’ya [217] tevcîh edildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Amasya alaybeyi Kadızâde Hasan Bey'in oğludur. 1100 [1689] yılı Şaban ayının altıncı günü Amasya sancağının mutasarrıfı (sancağı yöneten paşa) oldu; Anadolu teftişiyle görevlendirildiği için Hasan Ağa Amasya mütesellimi (sancakta paşanın yerine bakan vekil) oldu.

Bu sırada Merzifon voyvodası Mehmed Ağa, genel seferberlikle toplanan halk askerinden üç yüz piyade ve beş yüz süvariyle Rumeli savaşına gitti; Kara Hasanzâde Mustafa Bey de Amasya alaybeyi oldu.

Ramazan ayının başlarında vebanın def edilmesi için bütün âlimler ve hafızlar toplandı; Kur'ân-ı Kerîm ile Buhârî ve Müslim'in hadis kitapları okunup hatimler indirildi. Amasya'nın her tarafı temizlendi ve hatim okunarak şehir baştan başa dolaşıldı.

Ramazan sonlarında veba kalktı. Kastamonu beylerbeyi ve seyyidlerin komutanı (sâdât başbuğu) Mumcuzâde Seyyid Ahmed Paşa'nın yolsuzlukları sabit olduğundan başı kesildi; yerine Emîr Paşazâde es-Seyyid Lutfullah Paşa Kastamonu beylerbeyi ve seyyidlerin komutanı oldu.

Şevval ayının ilk günü Ebezâde Hüseyin Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Zilkade başlarında Alaybeyi Zor Mustafa Bey'e Kırşehir sancağı verildi, yerine Deli Emîr Paşazâde es-Seyyid Mustafa Bey Amasya alaybeyi oldu.

Bu yıl kadılar ve mollalardan el-Hâc Dâniş Mehmed ve el-Hâc Zühdü Mehmed efendiler ile ileri gelenlerden eski Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini (sahipsiz kalan mallara bakan görevli) Topçuzâde el-Hâc Mehmed Ağa, Hızır ve Mehmed paşalar vakıflarının mütevellisi Hayreddînzâde Ahmed Çelebi ve Sultan Bayezid Camii başmüezzini Bülbül Hâfız Ahmed Efendi vefat etti.

Ahmed Çelebi'nin oğlu Ali Bey Hızır ve Mehmed paşalar vakıflarına mütevelli oldu; ikinci müezzin İnce Ali Efendi başmüezzin, meşhur Yeniceli Hâfız Mehmed Efendi de müezzin oldu. Bu sırada Sultan Bayezid Camii'nin birinci imamı Hocazâde el-Hâc Halil Efendi bin Abdüllatif Efendi de tanınmış hafızlardan ve salih kişilerdendi.

1101 [1689] yılı Muharrem ayının yirmi birinde Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa sadrazam, kapı kethüdâsı Çiğzâde Mehmed Ağa da sadaret kethüdâsı oldu. Safer başlarında Nakîb es-Seyyid Mustafa Efendi'nin azliyle es-Seyyid Osmân Ağa nakîbüleşraf kaymakamı (peygamber soyundan gelenlerin işlerine bakan nakîbin Amasya'daki vekili) oldu. Birkaç gün sonra vefat eden Şehir Kethüdâsı Mehmed Ağa'nın yerine de Hacı Mansûrzâde el-Hâc Abdulkâdir Ağa bin el-Hâc Ali Ağa şehir kethüdâsı oldu.

Rebîülevvel ayında Amasya serdarı Mustafa Ağa'nın görevden alınmasıyla İsmâil Ağa yeniçeri serdarı oldu. Mutasarrıf Hüseyin Paşa, isyan eden Kayseri mutasarrıfı Polat Mehmed Paşa'yı cezalandırmakla görevlendirilerek Halil Ağa'sıyla birlikte gittiğinden, ileri gelenlerden Nasûhzâde Nasûh Ağa Amasya mütesellimi oldu.

Receb ayının ilk günü Kadı Hüseyin Efendi İstanbul'a gitti, yerine Müftüzâde Ömer Efendi Amasya nâibi (kadı vekili) oldu. Ramazan başlarında seyyidlerle yeniçeriler arasında çıkan bir olay üzerine Serdar İsmâil Ağa görevden alındı ve Apardı İbrâhim Ağa yeniçeri serdarı oldu. Şevval başlarında Nakîb es-Seyyid Osmân Ağa da azledildi; Emîr Ağazâde es-Seyyid Halîl Ağa nakîbüleşraf kaymakamı, Amasyalı Abdulcelîlzâde Hasan Paşa da Musul beylerbeyi oldu.

Zilkade ortalarında, Müftü Şeyh Yakûbzâde Mustafa Efendi'nin üzerinde bulunan Sultâniyye (Sultan Bayezid Medresesi) müderrisliği alınıp seyyid âlimlerden es-Seyyid Mustafa Efendi'ye verildi. Buna kırılan müftü, Zilhicce başlarında Amasya müftülüğünden istifa ederek İstanbul'a gitti; yerine Hâfız es-Seyyid Ali Efendi Amasya müftüsü oldu.

Gerçi türediler (başıbozuk eşkıya takımı) ortadan kaldırılmıştı; ama onların geride bıraktığı taraftarlık, halk arasında birbirine karşı küskünlük, ileri gelenler arasında geçimsizlik çok artmıştı. Küçük bir olay büyük bir kargaşaya sebep oluyordu.

Bunu göz önüne alan Sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa, ileri gelenlerin ve nüfuz sahiplerinin zorbalığına ve keyfî davranışlarına meydan vermemek, kadılarla nâiblerin hükümlerini ve davalarını denetleyerek kötüye kullanmayı önlemek, ileri gelenlerle halkın gönüllerini birleştirmek düşüncesiyle, Dîvân-ı Hümâyun'un bir benzeri olarak her şehirde bir âyan meclisi kurdu.

Zilhicce ayında bununla ilgili padişah fermanı geldi ve törenle okundu. Bunun üzerine halk arasında nüfuzu ve servetiyle sivrilen memleket ileri gelenleri, Mütesellim Nasûh Ağa'nın konağında toplandı; dokuz âyan ile bir baş âyan seçildi, bir de esnaf şeyhi tayin edildi.

1102 [1690] yılı Muharrem ayının ilk gününden itibaren Âyan Meclisi açıldı. İlk Âyan Meclisi reisi Hacı Madenzâde el-Hâc Ahmed Ağa, ilk esnaf şeyhi Hoca Sultan Tekkesi şeyhi el-Hâc İbrâhim Efendi oldu. İlk sâîbaşı, yani âyan ve esnafın kâtibi ise çeşitli yazı türlerindeki ustalığı herkesçe kabul edilen Kâtib Ali Efendi oldu.

Ardından eski Tokat kadısı Murtezâ Efendi Amasya kadısı oldu; onun tarafından Müftüzâde Ömer Efendi yine Amasya nâibi yapıldı. Safer başlarında Müftü Hâfız es-Seyyid Ali Efendi'nin fetvasına âlimler itiraz ettiğinden müftü azledildi ve Sultâniyye müderrisi es-Seyyid Mustafa Efendi Amasya müftüsü oldu.

Safer ortalarında Nakîb es-Seyyid Halîl Ağa seyyidlerin şikâyetleri üzerine azledildi; yerine ondan önceki nakîb es-Seyyid Osmân Ağa nakîbüleşraf kaymakamı oldu. Bu sırada Van valisi Erzurumlu Deli Ömer Paşa Sivas valisi oldu.

Şaban ayında Sadaret Kethüdâsı Çiğzâde Mehmed Ağa yeniçeri ağası olunca, defter emini olan Köprülü Dedezâde Mustafa Efendi sadaret kethüdâsı oldu. Ardından Sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa serdâr-ı ekrem (başkomutan) olarak savaşa gitti.

Şevval ayının on beşinci günü II. Sultan Süleyman'ın vefatı üzerine kardeşi II. Sultan Ahmed Han Osmanlı tahtına çıktı.

Bu sırada Sofya ovasında bulunan Fâzıl Mustafa Paşa sadrazamlıkta ve başkomutanlıkta bırakıldı.

Zilhicce başlarında Sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa'nın Ciğerdelen savaşında şehid düştüğü ağlanarak ilan edildi. Bu yüzden Sadaret Kethüdâsı Köprülü Mustafa Efendi ile Sipahiler Ağası Merzifonlu Dayı Ömer Ağa azledilip hapsedildi.

1102 yılı Muharrem ayının ilk günü Hacı Efendizâde İbrâhim Efendi Amasya kadısı oldu. Kaya Alî Ağa kethüdâyeri (sancaktaki sipahilerin kâhyası) ve Amasya mütesellimi, tanınmış ileri gelenlerden Şa'bânzâde Şa'bân Ağa Sivas vilayeti ve Amasya sancağının cizye muhassılı (gayrimüslimlerden alınan baş vergisini toplayan görevli), Müftüzâde el-Hâc Feyzullah Efendi bin İsmâil Efendi de baş âyan oldu.

Muharrem ayının onuncu günü zavallı Sadaret Kethüdâsı Köprülü Mustafa Efendi ile Dayı Ömer Ağa idam edildi, malları ve mülkleri müsadere edildi. Ayın on yedisinde çavuşlardan Amasyalı Mehmed Ağa padişah vakıflarının (evkâf-ı Sultâniyye) mütevellisi olarak geldi.

Safer ayında Şehir Kethüdâsı el-Hâc Abdulkâdir Ağa azledildi, yerine Yeğen es-Seyyid Hasan Ağa bin Hüseyin Ağa şehir kethüdâsı oldu. Yeğen es-Seyyid Hasan Ağa, Deli Emîr Paşa'nın kız kardeşinin oğlu olduğundan "Yeğen Hasan Ağa" diye tanındı.

Rebîülevvel ayında Müftü es-Seyyid Mustafa Efendi müftülükten azledildi; Nakîb es-Seyyid Osmân Ağa'nın akrabasından olan es-Seyyid Ali Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Cemâziyelevvel ayında Tokatlı Genç Mehmed Ağa Sivas beylerbeyi oldu. Receb başlarında Diyarbakır valisi Merzifonlu el-Hâc Ali Paşa sadrazam, onun kethüdâsı olan Merzifonlu Burnaz Mehmed Ağa da sadaret kethüdâsı oldu.

Şevval ayında Halep muhassılı (vergi toplayıcısı) olan Amasyalı Hacı Efendizâde Ahmed Ağa vezirlik rütbesiyle Bağdat valisi oldu. Merzifon'da sürgün olarak oturan eski kul kethüdâsı (yeniçeri ağasının yardımcısı) Fâizeli es-Seyyid Şa'bân Ağa da beylerbeyilik rütbesiyle Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı oldu.

Zilkade ayının sekizinde Dîvân-ı Hümâyun hâcegânından (divanın kıdemli kâtiplerinden) Amasyalı Mehmed Efendi padişah vakıflarının mütevellisi olarak İstanbul'dan geldi. Ardından Kuloğlu Halil Ağa'nın görevden alınmasıyla Amasyalı Ali Ağa kethüdâyeri oldu. Bu sırada Baş Âyan el-Hâc Feyzullah Efendi vefat etti ve el-Hâc Abdülbâkî Efendi baş âyan oldu.

Zilhicce ayının ilk günü Müftü es-Seyyid Ali Efendi azledildi ve âlimlerin önde gelenlerinden Merzifonlu Mustafa Efendi Amasya müftüsü oldu. Ardından Deli Emîr Paşazâde es-Seyyid Mustafa Bey'in görevden alınmasıyla Gürcüzâde Mehmed Bey Amasya alaybeyi oldu; Yeğen es-Seyyid Hasan Ağa'nın azliyle de el-Hâc Abdülkâdir Ağa yeniden şehir kethüdâsı oldu.

Bu yılın sonlarında tanınmış bilginlerden Eyraklı Yûsuf Efendizâde es-Seyyid Mehmed Efendi ile Gümüşlüzâde Camii'nin kürsü şeyhi (camide halka vaaz ve ders veren şeyh) Küçük Hızır Efendi birbiri ardından vefat etti. Meşhur ders-i âm (halka açık ders veren ileri derecede müderris) İnallı Hoca Mehmed Efendi, Gümüşlüzâde kürsü şeyhi ve Fâtıma Hâtun müderrisi oldu.

Bu sırada Amasya bilginlerinden Çorumlu Ahmed Efendi, Müftü Mustafa Efendi, Müftüzâde Abdullah Efendi, Mütevellizâde Ahmed Efendi, İnallı Mehmed Efendi, Kayyımzâde İsmâil Efendi ve Çorumlu Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi çok tanınmışlardı. Müftüzâde Abdullah Efendi, akli ve nakli ilimlerde Sivas'taki Tefsîrî Mehmed Efendi ayarında bir zattı.

1104 [1692] yılı Muharrem ayının ilk günü Hocazâde el-Hâc Lütfullah Efendi bin Rahmi Mehmed Efendi baş âyan oldu; "Emîr Hacı" diye tanınan Hocazâde es-Seyyid Abdüllatif Çelebi bin Abdüllatif Efendi de nakîbüleşraf kaymakamı oldu.

Rebîülâhir ayında Sadrazam Merzifonlu el-Hâc Ali Paşa sadaretten azledilip emekliye ayrıldı. Bozoklu Mustafa Paşa sadrazam olunca Gümrükçü Osmân Ağa sadaret kethüdâsı oldu. Cemâziyelevvel ayının on sekizinde Kayserili Vezir Ahmed Paşa Sivas valisi, onun kethüdâsı Amasyalı Küçük Ali Beyzâde Hüseyin Ağa da Sivas mütesellimi oldu.

Receb ayının yirmi altısında Sadaret Kethüdâsı Amasyalı Osmân Ağa ikinci vezir olarak kubbe veziri oldu. Şaban ayının beşinde Yozgatlı Mahmûd Paşa Sivas beylerbeyi, Amasyalı Osmân Paşa da rikâb-ı hümâyun kaymakamı (sadrazam seferdeyken padişahın yanında onun yerine bakan vezir) oldu.

Şevval ayının ilk günü Bâkîzâde Ahmed Efendi Amasya kadısı oldu. İki aydan beri yatağa düşmüş olan Mutasarrıf Hüseyin Paşa'nın vefat ettiği bildirildiğinden, Amasya sancağı eski Malatya mutasarrıfı Ahmed Paşa'ya verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mahdûm: oğul
  • nefîr-i âmm: düşman tehlikesi karşısında halkın topyekûn silah altına çağrılması, genel seferberlik
  • huffâz: hafızlar, Kur'an'ı ezbere bilenler
  • tathîr: temizleme, arındırma
  • irtikâb: yolsuzluk, kötü iş işleme
  • sâdât başbuğu: seyyidlerden kurulan silahlı topluluğun komutanı
  • gurre, evâil, evâsıt, evâhir, selh: ayın ilk günü, başları, ortaları, sonları ve son günü
  • kudât u mevâlî: kadılar ve büyük kadılıklara yükselmiş mollalar
  • ref': görevden kaldırma
  • te'dîb: cezalandırarak yola getirme
  • türedi: sonradan türeyip ortalığı karıştıran başıbozuk takımı
  • müteneffizân: nüfuz sahipleri
  • tagallüb ve istibdâd: zorbalık ve keyfî davranış
  • te'lîf-i kulûb: gönülleri birleştirme, uzlaştırma
  • vücûh-ı memleket: memleketin ileri gelenleri
  • sâîbaşı: âyan ve esnaf meclisinin kâtibi
  • hutût-ı mütenevvia: çeşitli yazı türleri
  • bükâ': ağlama
  • menfiyyen mukîm: sürgün olarak oturan
  • fuhûl-i ulemâ: âlimlerin önde gelenleri
  • ma'kûlât ve menkûlât: akli ilimler ile nakli (dinî) ilimler
  • kubbenişîn: Divân-ı Hümâyun'da kubbealtında oturan vezir
  • esîr-i firâş: yatağa düşmüş hasta
  • iş'âr: bildirme
  • tevcîh: bir görevi birine verme

Dördüncü Devreyi Açan Vali

Hüsâmeddin, Osmanlı idaresindeki Amasya tarihinin dördüncü devresini 1099 Şabanında başlatır ve bu devreyi açan kişi olarak Amasya'nın eski ailelerinden Kadızâde Hüseyin Paşa'yı gösterir. Ondan hemen önceki sayfalarda paşanın "Anadolu müfettişi" sıfatıyla Çorum havalisinde yağma yapan Cerîd oğlu Mehmed Paşa'yı basıp idam ettiği, Amasya sancağının ancak bu hizmetlerin ardından kendisine verildiği anlatılır. Bu maddede ise paşa sancağın başında beş yıla yakın kalır, fakat büyük kısmını teftiş ve eşkıya takibiyle Amasya dışında geçirir; şehrin işlerini Hasan Ağa, Nasûh Ağa ve Kaya Ali Ağa gibi mütesellimler yürütür. Hüsâmeddin'in bir önceki bölümün sonunda yaptığı gözlem burada açıkça görülür: mütesellimler çoğunlukla Amasya'nın kendi ileri gelenlerinden seçiliyordu.

Paşanın ölüm haberi, Hüsâmeddin'in de bir sonraki maddede yazdığı gibi, doğru çıkmamıştır. Bugünkü araştırmalar Kadızâde Hüseyin Paşa'nın asıl ününü Amasya'dan çok Rakka'da kazandığını gösterir. Kilis çevresindeki aşiretleri inceleyen bir çalışmada, Özcan Tatar'ın tezine dayanılarak, Haziran 1690'da bir Kürt cemaatinin komşu bir taifeye saldırması üzerine suçluların cezalandırılmasıyla "Rakka Beylerbeyi Kadızâde Hüseyin Paşa"nın görevlendirildiği aktarılır. Hüsâmeddin'e göre ise paşa o tarihte Amasya mutasarrıfıdır ve Rakka beylerbeyiliğine ancak 1105 Saferinde geçecektir. İki bilgi, paşanın Amasya'yı elinde tutarken Rakka'daki aşiret işleriyle de görevlendirildiğini düşündürür; ancak elimizdeki kaynaklarla bu ikiliği kesin olarak çözmek mümkün değildir.

Veba ve Okunan Hatimler

1100 Ramazanında, yani 1689 yazında Amasya'yı saran veba, Osmanlı ülkesinde o yıllarda süren uzun bir salgın dalgasının parçasıdır. Tâun maddesine göre XVII. yüzyılda görülen büyük salgınlardan biri 1685-1695 yılları arasında yaşanmış, 1697'de başlayan bir başkası XVIII. yüzyılın ilk yıllarına kadar sürmüştür. Hüsâmeddin'in anlattığı toplu hatimler, Buhârî ve Müslim okunması, şehrin dualarla dolaşılması, salgın karşısında dönemin şehir halkının başvurduğu yolu gösterir. Aynı madde, Hz. Peygamber'in veba çıkan yere gidilmemesini, salgın içinde bulunanların da yerlerinden ayrılmamasını istediğini; vebadan ölenin şehid sayılacağını bildiren hadislerin de bu iki kitapta yer aldığını kaydeder. Buhârî ve Müslim'in salgın günlerinde özellikle okunması bu bakımdan rastlantı değildir.

Fâzıl Mustafa Paşa'nın Âyan Meclisleri

Maddenin en değerli kısmı, Amasya'da âyan meclisinin kuruluşunu gün gün anlatan sayfalardır. Hüsâmeddin'in kaydına göre 1101 Zilhiccesinde gelen ferman törenle okunmuş, ileri gelenler mütesellimin konağında toplanarak dokuz âyan ile bir baş âyan seçmiş, bir de esnaf şeyhi tayin etmiş; meclis 1102 Muharreminin ilk günü, yani Ekim 1690 başında çalışmaya başlamıştır. İlk reis Hacı Madenzâde el-Hâc Ahmed Ağa, ilk esnaf şeyhi Hoca Sultan Tekkesi şeyhi el-Hâc İbrâhim Efendi, meclisin kâtibi de hattat Kâtib Ali Efendi'dir.

Bu bilgi bugünkü tarih yazımında da kaynak olarak kullanılır. Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa hakkındaki ansiklopedi maddesi, paşanın taşra idaresindeki yenilikleri arasında "kadılarla nâiblerin hükümlerini ve muhakemelerini kontrol edip suistimale engel olmak, âyan ve halk arasında âhenk kurmak düşüncesiyle her beldede merkezdeki Dîvân-ı Hümâyun'a benzer âyan meclisleri" oluşturduğunu yazar ve bu cümlenin kaynağı olarak doğrudan Amasya Târihi'nin dördüncü cildini gösterir. Yani Fâzıl Mustafa Paşa'nın âyan meclislerine dair bildiklerimizin önemli bir kısmı, Hüsâmeddin'in Amasya'dan verdiği bu örneğe dayanmaktadır.

Âyanlık üzerine yapılan çalışmalar da tabloyu tamamlar. Âyan maddesine göre bir bölgenin resmî âyanını belirlemek için seçim yapıldığı bilinmekle beraber bu seçimlerin usulünü gösteren bir nizamnâmeye rastlanmamıştır; belgelerde âyanlık seçimleri ilk defa 1680'li yıllarda görülür ve seçilen kişinin halktan mahzar, kadıdan ilâm, validen de buyruldu alması gerekirdi. Amasya örneği, seçimin kimler arasında yapıldığını da gösterdiği için ayrıca kıymetlidir: Hüsâmeddin seçmenleri "nüfuz ve servetiyle temâyüz eden vücûh-ı memleket" diye tarif eder. Aynı madde, 1695'ten itibaren bazı vergi kaynaklarının ömür boyu iltizama verildiği mâlikâne usulünün âyanı güçlendirdiğini, XVIII. yüzyılda âyan ailelerinin kendi bölgelerinde âdeta birer hanedana dönüştüğünü anlatır. Amasya'daki Rahtuvanzâdeler, Madenzâdeler ve Müftüzâdeler gibi ailelerin sonraki sayfalarda baş âyanlık ve mütesellimliği el değiştirerek ellerinde tutmaları bu gelişmenin yerel yüzüdür.

Salankamen ve Hüsâmeddin'in Tarihleri

Maddede İstanbul'daki büyük değişiklikler Amasya'dan bakılarak, haberin şehre ulaştığı sırayla verilir. Bu yüzden bazı tarihler bugünkü araştırmalardan ayrılır. Fâzıl Mustafa Paşa'nın sadrazamlığa getirilişi ansiklopedi maddesinde 11 Muharrem 1101 (25 Ekim 1689) olarak geçer; Hüsâmeddin ise ayın yirmi birini verir. II. Ahmed'in tahta çıkışı 23 Haziran 1691'dir; bu, 1102 Ramazanının son günlerine düşer. Hüsâmeddin'in "Şevvalin on beşi" demesi, büyük ihtimalle haberin Amasya'ya ulaştığı ya da orada ilan edildiği günü gösterir.

Fâzıl Mustafa Paşa'nın şehid düştüğü savaş kaynaklarda Salankamen Muharebesi olarak bilinir. Ansiklopedi maddesine göre 24 Zilkade 1102'de (19 Ağustos 1691) ikindi vakti başlayan savaşta, askeri cesaretlendirmek için öne atılan paşa bir kurşunla vurulmuş, ölümü ordunun dağılmasına yol açmış, naaşı bütün aramalara rağmen bulunamamıştır. Hüsâmeddin'in haberin Zilhicce başlarında "ağlanarak" ilan edildiğini yazması bu tarihle uyuşur; fakat savaşa verdiği "Ciğerdelen" adı yanlıştır, çünkü Ciğerdelen adıyla anılan muharebe bu dönemin savaşları arasında ayrı bir savaş olarak kayıtlıdır.

Metinde dikkat edilmesi gereken bir yazım yanlışlığı da vardır. Fâzıl Mustafa Paşa'nın ölümünden sonraki olaylar yeniden "1102 senesi gurre-i muharreminde" başlatılır. Oysa bu olaylar 1102 Zilhiccesinden sonra gelir; doğrusu 1103 olmalıdır. Nitekim aynı paragraf grubunda Merzifonlu el-Hâc Ali Paşa'nın Receb başlarında sadrazam olduğu söylenir; Hacı Ali Paşa maddesine göre bu atama 9 Receb 1103'te (27 Mart 1692) yapılmıştır. Hüsâmeddin, Fâzıl Mustafa Paşa'dan sonra yalnız iki ay kadar sadrazamlık yapan Arabacı Ali Paşa'yı hiç anmaz.

Hacı Ali Paşa'nın azli için verilen "1104 Rebîülâhiri" de doğru görünmemektedir. Aynı ansiklopedi maddesi, defterdar Cânib Ahmed Efendi'nin görevden alınmasına karşı çıkan paşanın 20 Receb 1104'te (27 Mart 1693) mührü padişaha teslim ettiğini, yerine Bozoklu Mustafa Paşa'nın getirildiğini yazar; Bozoklu Mustafa Paşa maddesi de aynı tarihi verir. Hüsâmeddin'in daha sonra Amasyalı Osmân Ağa'nın 26 Recebde kubbe veziri, 5 Şabanda da rikâb kaymakamı olduğunu söylemesi bu sırayla uyuşur. Osmanlı merkez bürokrasisinin sefer düzenini inceleyen Recep Ahıshalı'nın kullandığı bir arşiv kaydında, bir kâtibin "rikâbda sadaret kaymakamı Vezîr Osman Paşa'nın tezkirecisi" olduğu için 7 Şaban 1104 (13 Nisan 1693) tarihinde bir kayda şerh düşüldüğü görülür. Böylece Amasyalı Osmân Paşa'nın rikâb kaymakamlığı başka bir belgeyle de doğrulanmış olur.

Bağdat Valisi Hacı Efendizâde Ahmed Paşa

Hüsâmeddin'in 1103 Şevvalinde vezirlikle Bağdat valisi olduğunu yazdığı Halep muhassılı Hacı Efendizâde Ahmed Ağa hakkında ayrıntılı bir çalışma vardır. Merve Karaçay Türkal'ın bu paşanın terekesine ayırdığı makaleye göre eski Bağdat valisi Ömer Paşa'nın kethüdâsı ve Halep muhassılı olan Ahmed Ağa, 24 Zilhicce 1103'te (6 Eylül 1692) vezirlik rütbesiyle Bağdat valiliğine getirilmiştir. Göreve başlar başlamaz Şehrizor'daki karışıklıklarla ve Basra'da isyan eden Müntefik şeyhi Mâni' ile uğraşmış, 15.000 kadar askerle çıktığı sefer sonuçsuz kalmış, Bağdat'a döndükten kısa bir süre sonra vebaya yakalanarak 5 Cemâziyelevvel 1105'te (2 Ocak 1694) ölmüştür. Hazineye olan borcu yüzünden malları müsadere edilmiş, kızının padişaha yazdığı dilekçe üzerine ailesine 500 kuruş bağlanmıştır.

Burada iki ayrılık göze çarpar. Hüsâmeddin atamayı Şevvale koyar, makale Zilhicceye. Daha önemlisi, Silâhdar Mehmed Ağa paşadan "Ahıskalı Ahmed Paşa" diye söz eder ve makalenin yazarı paşanın aslen Ahıskalı olabileceğini düşünür; Hüsâmeddin ise onu Amasyalı Hacı Efendizâdeler ailesine bağlar. Hacı Efendizâdeler Amasya'da kadılık ve nâiblik yapmış bir ailedir; aynı maddede Hacı Efendizâde İbrâhim Efendi'nin Amasya kadısı olduğu görülür. Hüsâmeddin'in bu bağlantıyı hangi belgeye dayandırdığı belli değildir.

Devlet Merkezindeki Merzifonlu ve Amasyalılar

Maddenin sonlarındaki atamalar, Amasya ve çevresinden yetişenlerin 1690'lı yıllarda devlet merkezinde ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Sadrazam Hacı Ali Paşa Merzifonludur; ansiklopedi maddesine göre hemşehrisi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın yanında yetişmiş, onun silâhdarı ve kapıcılar kethüdâsı olmuş, Viyana Kuşatması'na katılmıştır. Kendisine verilen câize ve hediyeleri hazineye aktarması, azlinden sonra da yalnızca geçimine yetecek arpalık istemesiyle dürüstlüğü ile anılır. Sadaret kethüdâsı Burnaz Mehmed Ağa da Merzifonludur. Sadaret kethüdâlığından kubbe vezirliğine ve rikâb kaymakamlığına yükselen Osmân Paşa ise Amasyalıdır.

Gümüşlüzâde Camii

Hüsâmeddin'in kürsü şeyhlerini andığı Gümüşlüzâde Camii, bugün Amasya'da Hükümet Köprüsü karşısında, Yavuz Selim Meydanı'na yukarıdan bakan Gümüşlü Camii'dir. Kayıtlara göre cami 1326'da Tâceddin Mahmud Çelebi tarafından yaptırılmış, 1419 depreminde yıkılınca 1491'de Defterdar Mahmud Bey tarafından yeniden inşa edilmiş, 1612'deki yangından sonra Şemseddin Paşa tarafından onarılmıştır. 1688'de Gümüşlüzâde İbrâhim Bey'in yaptırdığı onarımdan sonra "Gümüşlü" adıyla anılmaya başlamıştır. Hüsâmeddin'in "Gümüşlüzâde Camii" demesi, bu onarımın üzerinden henüz birkaç yıl geçmişken adın yeni yeni yerleştiği bir döneme işaret eder. Cami bugün ayaktadır ve ibadete açıktır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.