Mutasarrıf-ı sâbıktır. 1099 senesi ramazânının beşinci günü Amasya mutasarrıfı oldu. Müteâkiben gelen emr-i âlî de Seyyid Paşa’nın Kastamonu beylerbeyi olup Rumeli Harbi’ne me’mûr olduğu ve âcilen hareket etmesi iş‘âr ve te’kîd edilmişdi.
Şevvâlin gurresinde Abdülbâkî Efendi yine Amasya kadısı oldu. Haftasında Mumcuzâde Seyyid Ahmed Paşa da ma’iyyet-i mevcûdesiyle Amasya’dan çıkıp gitdi.
Bunun üzerine Mirza Mehmed Paşa, kendisine muîn olan Amasya a‘yânının yardımıyla vak’anın müsebbibleri olan Koca Emîr Mahmûd Ağa, Saçlı Emîr Ömer Ağa, Mumcu Deli Seyyid Mustafa Ağa, Emîr Ağazâde Seyyid Halil Ağa, Seyyid İbrâhim Ağa ve sâir belli başlı adamları ve dişli zorbaları haps u tevkif ederek tahkîkâta başladı.
Türedilerle seyyidlerden çokları firâr u ihtifâ ederek yakalarını pençe-i te’dîbden kurtardılar. Bunlardan Zanalı es-Seyyid Ahmed Efendi Hicâz’a can attı. Ortaköylü es-Seyyid Abdülvehhâb Efendi ile Ilgazlı es-Seyyid Yûsuf Efendi köylerine gidip gizlendi.
Amasya Alaybeyi Rüstem Beyzâde Mustafa Bey aczinden dolayı azledilip Peçelizâde Hasan Bey Amasya alaybeyi [204] oldu. Kara Hasanzâde Zor Mustafa Bey, Amasya havâlisi muhâfızı olarak türedilere karşı bayrak açtı.
Amasya a‘yânı, hâssaten esbak Bostancıbaşı İnekçi Hüseyin Ağa, sâbık kul kethüdâsı Ömer Paşazâde Ebûbekir Ağa, kol kol olup sancağın etrafını eşkıyâdan muhafazaya me’mûr olmuşlardı.
A‘yândan Bekir Beyzâde Ömer Bey, Şamlıoğlu Rahtuvan Mehmed Ağa, Bağdatlıoğlu Kara Mehmed Ağa, Peçelizâde Hasan Bey, Kara Hasanzâde Mustafa Bey, Deli Hızır Beyzâde Kurd Mehmed Bey oldukça kuvvetli idiler.
Mutasarrıf Mirza Paşa, ma’iyyet-i mevcûdesiyle sancağı devr ü teftişe çıkıp Hacı Beyzâde Osmân Ağa Amasya mütesellimi oldu. “Çiğdem Beyzâdeler” denilen Ali, Osmân Ağalar kaçıp Zor Abbas Ağa’ya iltica etmişlerdi.
Amasya kethüdâyeri olan Kurşunlu Ali Ağa ve rüfekâsından olan sipâhiler İstanbul’da i’dâm edildiğinden yerine Hatîboğlu Halil Ağa Amasya kethüdâyeri olmuşdu. Halil Ağa da türedileri tenkîle me’mûr oldu.
Yine bu esnada meşâhir-i zu‘amâdan Deli Hızır Beyzâde Kurd Mehmed Bey alaybeyi vekili olarak Amasya’da kaldı. A‘yândan Türedizâde Hüseyin Ağa da Kurd Bey’e yardım etmeye me’mûren Amasya’da kalmışdı. Çünkü Amasya’da kalan kuvvet azdı.
Zilka’de evâhirinde bu halden istifade etmeye çalışan seyyidler [205] ve bunlara uyan bir takım avâm, ansızın Amasya Mahbushânesi’ne kale zindanlarına hücum ederek türedi emîrleri çıkarıp salıverdiler.
Emîrlerin mahpushâneden çıkarıldıkları halk arasında şâyî‘ oldukta bir kıyâmet daha koptu. Mütesellim Osmân, Türedizâde Hüseyin ağalarla Kurd Bey’e müsamahaları yüzünden yine kanlı bir arbede çıktı. Bu arbedeyi bastıracak kuvvet Amasya’da yoktu.
Mutasarrıf Mirza Paşa, vak’ayı derhal duyup bütün kuvvetiyle Amasya’ya geldi. Bekir Beyzâde Ömer Bey de gelip emirleri güç hâl ile tekrar elde ederek Kal’a-i Bâlâ zindanına attılar.
Fakat seyyidlere karşı zaaf ve tesâmuh gösteren Amasya Mütesellimi Osmân, alaybeyi vekili Kurd, Amasya A‘yânı Hüseyin ağalar azl u habsedildikleri gibi Kal’a-i Bâlâ Dizdârı Receb Ağa da azl u hapsedilip Hatîbzâde Halil Ağa Amasya mütesellimi ve kale kethüdâsı Osmân Ağa kale dizdârı oldu. Amasya fetvâsı, nakîb es-seyyid Mustafa Efendi’nin uhdesinden alınıp Şeyh Yâkubzâde Mustafa Efendi’ye verildi.
Sâbık Amasya Mutasarrıfı Hüseyin Paşa, birâderi Canik Mutasarrıfı Hasan Paşa, ammizâdeleri Kara Hisar-ı Şarkî Mutasarrıfı Kara İbrâhim Paşazâde Ahmed Paşa, Dayı Veli Paşazâde Mahmûd Bey, Çiğdem Beyzâde Ali ve Osmân beyler Amasya’dan çıkıp Geldiklân nâhiyesinde tertîb-i cemiyyet ederek icrâ-yı şekâvet etmeye başlamışlardı.
Bu esnada Sivas’ta Kuloğlu Zor Abbas Ağa, Çorum’da Cerîd [206] oğlu Mehmed Paşa, kuvvetli eşkıyâdan olmuşlardı. Zor Abbas Ağa, maiyetine aldığı bin nefer levendâtıyla Vâlî Gedik Mehmed Paşa’nın imdadına koşup Anadolu Müfettişi Bosnalı Topal Hüseyin Paşa’yı harben bozmuş ve öldürmüşdü.
Bundan dolayı Anadolu’ya müteaddid yerlerden müfettişler tâyin edildi. Bu müfettişlerden biri de Adana Beylerbeyi Kadızâde Hüseyin Paşa idi. Çünkü sancakların çoğu türedilerin elinde kalmış, her taraf eşkıyâ ile dolmuşdu.
Zilhiccede tâûn, Amasya’yı tedhiş edecek derecede arttı. Cenâzeleri gasl u tekfin etmeden olduğu gibi eşdikleri çukurlara defnetmeye başladılar. Çünkü kesret-i mevta, ufunet-i ecdâs herkesi şaşırtmışdı.
1100 senesi gurre-i muharreminde Amasya mutasarrıfı Mirza Mehmed Paşa, kadısı Abdülbâkî Efendi, müftüsü Şeyh Yâkûbzâde Mustafa Efendi, nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı es-Seyyid Mustafa Efendi, evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi Bekir Beyzâde Ömer Bey, alaybeyi Peçelizâde Hasan Bey idi.
Merzifon, Köprü, Lâdik, Mecitözü, Gümüş a‘yânı da Amasya a‘yânı kadar eşkıyâyı tâkip ve tenkîl etmekte hizmet ediyorlardı. Ancak Merzifon’da menfiyyen ikâmet eden Alalalı Ömer Ağa türedilere karışdığından Peçelizâde Hasan Bey’le Merzifon a‘yânı Nuhzâde Mehmed Ağa’nın himmetleri sâyesinde tutulup hapsedildiler.
Amasya Mutasarrıfı Mirza Paşa ve a‘yân büyük fedâkârlıklar ibrâz ederek [207] Amasya’nın üç tarafını eşkıyâdan tathîr etmişlerdi. Lâdik a‘yânı Hasan Ağa da büyük hizmetler gösterdi. Yalnız Amasya’nın garp tarafında kâin Geldiklân nâhiyesi, kâmilen Bayburdluoğulları’nın ve etbâının ellerinde kalmışdı.
Safer evâilinde gelen fermân-ı âlîde seyyidlerden mahpus olan Koca Emîr Mahmûd, Saçlı Emîr Ömer, Mumcu Deli Seyyid Mustafa, Amasya Mütesellim-i Sâbık Hacı Beyzâde Osmân ve Alalalı Ömer ağaların i’dâmı ve Kurd Bey’in İstanbul’a ve Türedizâde Hüseyin Ağa’nın nefyen Tokat’a i‘zâmı emredilmişdi. Emîrlerle Osmân ve Ömer ağalar, a‘lâ melei’n-nâs salben i’dâm ve emvâl ü emlâkleri müsâdere edildikten sonra Deli Hızır Beyzâde Kurd Mehmed Bey ve Dizdâr-ı Sâbık Receb Ağa mukayyeden İstanbul’a i‘zâm edilerek Yedikule’de hapsedildi. Türedioğlu Hüseyin Ağa da ceddînin vatanı olan Tokat’a gönderilip Çardak Zindanı’na kondu.
Merzifon Voyvodası Hozatlı Mehmed Ağa, Köprü Voyvodası Çomar Ali Ağa, Lâdik Voyvodası Yeğen Hasan Ağa, Gümüş Voyvodası Hâcıköylü Cevher Ağa, Mecidözü Voyvodası Avkatlı İbrâhim Ağa, beşer yüz nefer suvârî kuvvetleriyle büyük yardımları sebk etdi.
Lâkin gitdikçe şiddetlenen kaht u galâ, tâ‘ûn u vebâ, Amasya’yı kasıb kavuruyordu; herkese olan şeyleri unutturmuş halk arasında devâm edib giden ihtilâf u nizâ‘ı kaldırıp herkesi cânı başı telâşına düşürmüşdü.
Rebîülevvelin evâhirinde Sivas’a müstevlî olan Ankaralı Gedik [208] Mehmed Paşa, müfettişler tarafından tutulub i’dâm edildiğinde Sivas eyaleti Amasya’da himmeti ve yararlığı görülen Mirzâ Mehmed Paşa’ya ve Amasya sancağı da sâbık kul kethüdâsı Mustafa Ağa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Önceki mutasarrıftır. 1099 yılı ramazanının beşinci günü [Temmuz 1688] yeniden Amasya mutasarrıfı oldu. Ardından gelen padişah emriyle de Seyyid Paşa'nın Kastamonu beylerbeyi olarak Rumeli savaşına görevlendirildiği bildirilmiş ve hemen yola çıkması kesin bir dille istenmişti.
Şevvalin ilk günü Abdülbâkî Efendi yeniden Amasya kadısı oldu. Bir hafta sonra Mumcuzâde Seyyid Ahmed Paşa da maiyetindeki adamlarla birlikte Amasya'dan çıkıp gitti.
Bunun üzerine Mirza Mehmed Paşa, kendisine yardımcı olan Amasya ayanının desteğiyle olayın sorumluları olan Koca Emîr Mahmud Ağa, Saçlı Emîr Ömer Ağa, Mumcu Deli Seyyid Mustafa Ağa, Emîr Ağazâde Seyyid Halil Ağa, Seyyid İbrahim Ağa ve öteki belli başlı kişileri ve sözü geçen zorbaları hapsedip tutuklayarak soruşturmaya başladı.
Türedilerden ve seyyidlerden pek çoğu kaçıp saklanarak cezadan kurtuldu. Bunlardan Zanalı es-Seyyid Ahmed Efendi kendini Hicaz'a attı. Ortaköylü es-Seyyid Abdülvehhâb Efendi ile Ilgazlı es-Seyyid Yusuf Efendi köylerine gidip saklandılar.
Amasya Alaybeyi Rüstem Beyzâde Mustafa Bey beceriksizliği yüzünden azledildi ve Peçelizâde Hasan Bey Amasya alaybeyi oldu. Kara Hasanzâde Zor Mustafa Bey, Amasya çevresinin muhafızı olarak türedilere karşı bayrak açtı.
Amasya ayanı, özellikle eski bostancıbaşı İnekçi Hüseyin Ağa ile eski kul kethüdası Ömer Paşazâde Ebubekir Ağa, kol kol ayrılarak sancağın çevresini eşkıyadan korumakla görevlendirilmişlerdi.
Ayandan Bekir Beyzâde Ömer Bey, Şamlıoğlu Rahtuvan Mehmed Ağa, Bağdatlıoğlu Kara Mehmed Ağa, Peçelizâde Hasan Bey, Kara Hasanzâde Mustafa Bey ve Deli Hızır Beyzâde Kurd Mehmed Bey oldukça güçlüydüler.
Mutasarrıf Mirza Paşa maiyetiyle birlikte sancağı dolaşıp denetlemeye çıkınca Hacı Beyzâde Osman Ağa Amasya mütesellimi oldu. "Çiğdem Beyzâdeler" denilen Ali ve Osman ağalar kaçıp Zor Abbas Ağa'ya sığınmışlardı.
Amasya kethüdâyeri Kurşunlu Ali Ağa ile arkadaşlarından olan sipahiler İstanbul'da idam edildiğinden yerine Hatiboğlu Halil Ağa Amasya kethüdâyeri olmuştu. Halil Ağa da türedileri cezalandırmakla görevlendirildi.
Yine bu sırada tanınmış zeamet sahiplerinden Deli Hızır Beyzâde Kurd Mehmed Bey alaybeyi vekili olarak Amasya'da kaldı. Ayandan Türedizâde Hüseyin Ağa da Kurd Bey'e yardım etmekle görevli olarak Amasya'da kalmıştı. Çünkü Amasya'da kalan kuvvet azdı.
Zilkade sonlarında bu durumdan yararlanmaya çalışan seyyidler ve onlara uyan bir kısım halk, ansızın Amasya hapishanesine, yani kale zindanlarına saldırarak türedi emîrleri çıkarıp serbest bıraktılar.
Emîrlerin hapishaneden çıkarıldığı halk arasında yayılınca bir kıyamet daha koptu. Mütesellim Osman ve Türedizâde Hüseyin ağalar ile Kurd Bey'in göz yumması yüzünden yine kanlı bir arbede çıktı. Bu arbedeyi bastıracak güç Amasya'da yoktu.
Mutasarrıf Mirza Paşa olayı hemen duyup bütün kuvvetiyle Amasya'ya geldi. Bekir Beyzâde Ömer Bey de gelerek emîrleri güçlükle yeniden ele geçirip Yukarı Kale zindanına attılar.
Fakat seyyidlere karşı zaaf ve hoşgörü gösteren Amasya Mütesellimi Osman, alaybeyi vekili Kurd ve Amasya ayanından Hüseyin ağalar azledilip hapsedildikleri gibi Yukarı Kale Dizdarı Receb Ağa da azledilip hapsedildi; Hatibzâde Halil Ağa Amasya mütesellimi, kale kethüdası Osman Ağa da kale dizdarı oldu. Amasya müftülüğü nakip es-Seyyid Mustafa Efendi'nin elinden alınıp Şeyh Yâkubzâde Mustafa Efendi'ye verildi.
Önceki Amasya Mutasarrıfı Hüseyin Paşa, kardeşi Canik Mutasarrıfı Hasan Paşa, amcaoğulları Karahisâr-ı Şarkî Mutasarrıfı Kara İbrahim Paşazâde Ahmed Paşa, dayıları Veli Paşa'nın oğlu Mahmud Bey ile Çiğdem Beyzâde Ali ve Osman beyler Amasya'dan çıkıp Geldiklân nahiyesinde adam toplayarak eşkıyalık etmeye başlamışlardı.
Bu sırada Sivas'ta Kuloğlu Zor Abbas Ağa, Çorum'da Ceridoğlu Mehmed Paşa güçlü eşkıya önderleri olmuşlardı. Zor Abbas Ağa, maiyetine aldığı bin kişilik levendiyle Vali Gedik Mehmed Paşa'nın yardımına koşup Anadolu Müfettişi Bosnalı Topal Hüseyin Paşa'yı savaşta bozguna uğratmış ve öldürmüştü.
Bu yüzden Anadolu'ya birçok yerden müfettişler atandı. Bu müfettişlerden biri de Adana Beylerbeyi Kadızâde Hüseyin Paşa idi. Çünkü sancakların çoğu türedilerin elinde kalmış, her taraf eşkıyayla dolmuştu.
Zilhiccede veba Amasya'yı dehşete düşürecek kadar arttı. Cenazeleri yıkayıp kefenlemeden, oldukları gibi kazdıkları çukurlara gömmeye başladılar. Çünkü ölülerin çokluğu ve cesetlerin kokusu herkesi şaşkına çevirmişti.
1100 yılı muharreminin ilk günü [Ekim 1688] Amasya mutasarrıfı Mirza Mehmed Paşa, kadısı Abdülbâkî Efendi, müftüsü Şeyh Yâkubzâde Mustafa Efendi, nakîbüleşraf kaymakamı es-Seyyid Mustafa Efendi, Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi Bekir Beyzâde Ömer Bey, alaybeyi de Peçelizâde Hasan Bey idi.
Merzifon, Köprü, Lâdik, Mecitözü ve Gümüş ayanı da Amasya ayanı kadar eşkıyayı takip edip cezalandırmakta hizmet ediyorlardı. Yalnız Merzifon'da sürgün olarak oturan Alalalı Ömer Ağa türedilere karıştığından, Peçelizâde Hasan Bey ile Merzifon ayanından Nuhzâde Mehmed Ağa'nın gayretleri sayesinde yakalanıp hapsedildi.
Amasya Mutasarrıfı Mirza Paşa ve ayan büyük fedakârlıklar göstererek Amasya'nın üç tarafını eşkıyadan temizlemişlerdi. Lâdik ayanından Hasan Ağa da büyük hizmetler gösterdi. Yalnız Amasya'nın batı tarafında bulunan Geldiklân nahiyesi tamamen Bayburdluoğullarının ve adamlarının elinde kalmıştı.
Safer başlarında gelen padişah fermanında, seyyidlerden hapiste bulunan Koca Emîr Mahmud, Saçlı Emîr Ömer, Mumcu Deli Seyyid Mustafa, eski Amasya mütesellimi Hacı Beyzâde Osman ve Alalalı Ömer ağaların idam edilmesi, Kurd Bey'in İstanbul'a, Türedizâde Hüseyin Ağa'nın da sürgün olarak Tokat'a gönderilmesi emredilmişti. Emîrler ile Osman ve Ömer ağalar halkın gözü önünde asılarak idam edildi ve mal ve mülklerine el konuldu; ardından Deli Hızır Beyzâde Kurd Mehmed Bey ile eski Dizdar Receb Ağa bağlı olarak İstanbul'a gönderilip Yedikule'de hapsedildi. Türedioğlu Hüseyin Ağa da dedesinin memleketi olan Tokat'a gönderilip Çardak Zindanı'na kondu.
Merzifon Voyvodası Hozatlı Mehmed Ağa, Köprü Voyvodası Çomar Ali Ağa, Lâdik Voyvodası Yeğen Hasan Ağa, Gümüş Voyvodası Hacıköylü Cevher Ağa ve Mecitözü Voyvodası Avkatlı İbrahim Ağa, beşer yüz kişilik atlı kuvvetleriyle büyük yardımlarda bulundular.
Ne var ki giderek şiddetlenen kıtlık ve pahalılık, veba ve salgın Amasya'yı kasıp kavuruyordu; herkese başına gelenleri unutturmuş, halk arasında süregelen ayrılık ve çekişmeyi ortadan kaldırarak herkesi can derdine düşürmüştü.
Rebiülevvel sonlarında Sivas'ı ele geçirmiş olan Ankaralı Gedik Mehmed Paşa müfettişler tarafından yakalanıp idam edilince, Sivas eyaleti Amasya'da gayreti ve yararlığı görülen Mirza Mehmed Paşa'ya, Amasya sancağı da eski kul kethüdası Mustafa Ağa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- iş'âr ve te'kîd: bildirme ve üsteleme
- muîn: yardımcı
- haps u tevkif: hapsetme ve tutuklama
- pençe-i te'dîb: cezanın pençesi
- acz: güçsüzlük, beceriksizlik
- devr ü teftiş: dolaşıp denetleme
- zu'amâ: zeamet sahipleri, büyük dirlik sahibi sipahiler
- tesâmuh: göz yumma, hoşgörü
- tertîb-i cemiyyet: adam toplama
- levendât: ücretli düzensiz askerler
- gasl u tekfîn: ölüyü yıkama ve kefenleme; kesret-i mevta: ölülerin çokluğu; ufunet-i ecsâd: cesetlerin kokuşması
- menfiyyen: sürgün olarak
- tathîr: temizleme
- a'lâ melei'n-nâs salben: halkın gözü önünde asarak
- mukayyeden i'zâm: bağlı olarak gönderme
- voyvoda: kaza ya da nahiyenin vergilerini toplayan, asayişinden sorumlu yönetici
- süvârî: atlı asker
- müstevlî: zorla ele geçiren
Mirza Mehmed Paşa'nın İkinci Mutasarrıflığı
Mirza Mehmed Paşa'nın ikinci kez Amasya'ya gönderilmesi, devletin Yeğen Osman Paşa ve adamlarına karşı genel seferberlik ilan ettiği aylara rastlar. Hükümet 31 Aralık 1688'de Yeğen'i "din ve devlet haini" sayarak hem onun hem de Sivas'ı yöneten adamı Gedik Paşa'nın ve öteki türedilerin ortadan kaldırılması için Anadolu ve Rumeli'deki görevlilere fermanlar göndermiş, eşkıyalığın kaynağı saydığı serçeşmelik ile sarıca-sekbanlığı kaldırmıştır. Hüsameddin'in anlattığı, Amasya ayanının voyvodalarla birlikte kol kol eşkıya takibine çıkması bu politikanın yerel uygulamasıdır. Mirza Mehmed Paşa'nın şahsına dair ise başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Gedik Mehmed Paşa ve Ceridoğlu'nun Sonu
Hüsameddin'e göre Sivas'ı elinde tutan Ankaralı Gedik Mehmed Paşa, 1100 yılı rebiülevvelinin sonlarında (Ocak 1689) müfettişlerce yakalanıp idam edilmiştir. Genel Osmanlı tarihine dair kaynaklar da Yeğen Osman Paşa'nın Anadolu'daki yoldaşlarından Sivas Beylerbeyi Gedik Mehmed Paşa ile Çorum sancağının başındaki Ceridoğlu'nun bu sırada ortadan kaldırıldığını yazar. Ceridoğlu'nun nasıl öldürüldüğünü Hüsameddin bir sonraki maddede anlatır.
Zor Abbas Ağa'nın bin kişilik levendiyle "Bosnalı Topal Hüseyin Paşa"yı öldürdüğü bilgisi ise başka kaynaklarla doğrulanamadı. Aynı lakapla anılan bir Topal Hüseyin Paşa'nın 1690'da Ösek kuşatmasında, 1692'de Belgrad seraskeri ve Halep beylerbeyi olarak görev yaptığı bilindiğinden, Hüsameddin'in sözünü ettiği kişi ya başka bir Hüseyin Paşa'dır ya da kayıtta bir karışıklık vardır.
Geldiklân Nahiyesi
Bayburdluoğullarının son sığınağı olan Geldiklân, Amasya sancağının batı kesimini kaplayan eski bir nahiye ve kazadır. Sabit Genç'in arşiv belgelerine dayanan çalışmasına göre merkezi bugün Amasya merkeze bağlı Ortaköy'dür. Adının, Danişmendliler döneminin başlarında Harezm Türklerinin Afşar boyundan Baygeldi Bey ile aşiretinin buraya yerleşmesinden geldiği, önce "Baygeldi Alan" (Baygeldi çiftliği), sonra "Geldi Alan" ve en sonunda "Geldiklân" denildiği belirtilir. Ad bazı belgelerde ve araştırmalarda "Geldigelen" diye okunur; halk arasında da bu söyleyiş daha yaygındır. Bölge zaman zaman komşusu Veray ile birlikte ya da ayrı ayrı nahiye yapılmıştır. Önceki maddede adı geçen Ortaköylü es-Seyyid Abdülvehhâb Efendi'nin de bu çevreden olması, seyyidlerin ve türedilerin neden Geldiklân'a çekildiğini anlamaya yardım eder.
Veba ve Cenazeler
Hüsameddin'in 1099 yılı zilhiccesinde (Eylül-Ekim 1688) vebanın Amasya'yı kırıp geçirdiğini, ölülerin yıkanıp kefenlenmeden çukurlara gömüldüğünü yazması, dönemin başka şehirlerden gelen tanıklıklarıyla benzerlik gösterir. Aynı yıl İstanbul'da tutulan bir günlükte, vebadan ölenlerin çokluğu yüzünden mezarlıklarda yer kalmadığı, gün içinde çoğu çocuk altı kişinin cenaze namazının art arda kılındığı kaydedilmiştir. Amasya için bu salgına dair başka bir kayda rastlanmadı. Bu döneme ait 1100-1101 tarihli Amasya şer'iye sicili henüz ayrıntılı olarak incelenmemiştir.
Yedikule ve Tokat
Cezalandırılanların bir kısmının İstanbul'da Yedikule'de, bir kısmının Tokat'ta "Çardak Zindanı"nda hapsedilmesi, devletin Amasya'daki çatışmayı yerel bir kavga olarak değil, merkezin doğrudan müdahale ettiği bir asayiş meselesi olarak gördüğünü gösterir. Tokat'taki Çardak Zindanı hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 610–612. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Meryem Kaçan Erdoğan, "Bozgun Yıllarında (1683-1699) Rumeli'de Eşkıyalık Faaliyetleri", Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 26 (2012), s. 19-66, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3172653
- Abdülkadir Özcan, "Süleyman II", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-ii
- Dilek Seniha Cenez Ülker, "Serhadlere Adanmış Bir Ömür: Koca Cafer Paşa'nın Askerî Faaliyetleri (1685-1697)", Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi, 7/13 (2024), s. 2-32, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3765218
- Sabit Genç, "XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Veray Kazasında Bir Yörük Cemaati: Sosyal ve Ekonomik Özellikleri ile Cemaat-ı Gökçeli", Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7 (2020), s. 39-68, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1170553
- Emrah İstek, "Veba Salgınlarına Karşı Osmanlı Toplumundaki Davranışlar ve Tepkiler (17 ve 18. yy.)", Marifetname, 10/2 (2023), s. 333-364, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3461536
- Neşe İnak, "Amasya Tarihinin Kaynaklarından Şeriye Sicilleri (17. Yüzyıl)", İnsan Bilimleri Dergisi, 4/2 (2023), s. 183-202, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3496542