Girit Muharebâtında yararlıklar gösterdiğinden mirlivâ olmuşdu. “Çatal Bey” demekle meşhûr olan gâzi olduğu zannolunur. 1064 senesi saferinin onunda Amasya sancağı beyi olup geldi.
Cumâdelûlâda Kara Abdî Bey’in azliyle Zambak Mehmed Ağa, şehir [114] kethüdâsı olup recebde reîsü’l-küttâb Amasyalı Sıdkı Mustafa Efendi ma‘zûl ve şa’bân gurresinde es-Seyyid Abdülkerim Efendi’nin yerine Hayreddînzâde Mustafa Efendi Amasya kadısı oldu.
Zilhiccede Haleb Vâlisi Vezîr İbşir Mustafa Paşa, sadrâzam olduğundan kethüdâsı Amasyalı Salih Ağa kethüdâ-yı sadr-ı âlî ve kâtibi Hayreddînzâde Mehmed Efendi de mektûbî-i sadr-ı âlî oldu.⁶⁵¹ İki yıldan beri Köprü’de menkûbâne ikâmet eden Köprülü Mehmed Paşa, sadrâzamı istikbale gitdi.
1065 senesi muharreminde Amasyalı Serdârzâde Halil Ağa Ankara beylerbeyi olup saferinde nakîb es-Seyyid Mahmûd Ağa’nın ref‘inden es-Seyyid Halil Çelebi nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu. Rebîülâhirde Sadr-ı a’zam İbşir Paşa, büyük bir debdebe ve ihtişam içinde güç hal İstanbul’a girebildi.
Müteâkiben geçenlerde riyâsetten azledilen Amasyalı Sıdkı Mustafa Efendi Rumeli Beylerbeyliği pâyesiyle nişancı olup selefi “Mevkûfâtî” demekle meşhûr Bağdâdî Mehmed Efendi birâderi ve kethüdâsı Bağdatlıoğlu Osmân Ağa’sıyla beraber İbşir Paşa’nın kahrına uğrayıp maktûl oldular. Her ikisinin de emvâli müsâdere edildi yalnız damâdı Ali Ağa Mehmed Efendi’nin vakf-ı mütevellîsi olup kaldı.
Cumâdelâhirede Amasya Beyi Mustafa Bey’e hidemât-ı mesbûkasına mükâfâten [115] beylerbeyilik verildiğinden Amasya sancağı Anadolu beylerbeyi olan Hasan Paşa’ya hâss tâyin edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Girit savaşlarında yararlılıklar gösterdiği için mirliva (sancakbeyi) olmuştu. "Çatal Bey" diye tanınan gazinin bu kişi olduğu sanılır. 1064 [1653-54] yılı Safer ayının onunda Amasya sancağı beyi olarak geldi.
Cemâziyelevvel ayında Kara Abdî Bey'in azliyle Zambak Mehmed Ağa şehir kethüdâsı oldu. Receb ayında reîsülküttâb (Divan kâtiplerinin başı) Amasyalı Sıdkı Mustafa Efendi görevden alındı; Şaban ayının ilk günü es-Seyyid Abdülkerîm Efendi'nin yerine Hayreddînzâde Mustafa Efendi Amasya kadısı oldu.
Zilhicce ayında Halep Valisi Vezir İbşir Mustafa Paşa sadrazam olunca, kethüdâsı Amasyalı Salih Ağa sadâret kethüdâsı, kâtibi Hayreddînzâde Mehmed Efendi de sadâret mektûbcusu (sadrazamın yazı işleri başkanı) oldu. İki yıldır Köprü'de gözden düşmüş olarak oturan Köprülü Mehmed Paşa, sadrazamı karşılamaya gitti.
1065 [1654-55] yılı Muharrem ayında Amasyalı Serdârzâde Halil Ağa Ankara beylerbeyi oldu. Safer ayında nakîb es-Seyyid Mahmûd Ağa'nın görevden alınmasıyla es-Seyyid Halil Çelebi nakîbü'l-eşrâf kaymakamı oldu. Rebîülâhir ayında Sadrazam İbşir Paşa büyük bir debdebe ve görkem içinde, güçlükle İstanbul'a girebildi.
Ardından, bir süre önce reîsülküttâblıktan azledilen Amasyalı Sıdkı Mustafa Efendi, Rumeli beylerbeyiliği payesiyle nişancı (padişah tuğrasını çeken, Divan'ın yazı işlerini yöneten yüksek görevli) oldu. Ondan önce bu makamda bulunan ve "Mevkûfâtî" diye tanınan Bağdâdî Mehmed Efendi, kardeşi ve kethüdâsı Bağdatlıoğlu Osmân Ağa ile birlikte İbşir Paşa'nın gazabına uğrayıp öldürüldüler. İkisinin de malları müsadere edildi; yalnız damadı Ali Ağa, Mehmed Efendi'nin vakfının mütevellisi olarak kaldı.
Cemâziyelâhir ayında Amasya Beyi Mustafa Bey'e önceki hizmetlerine karşılık beylerbeyilik verildiğinden, Amasya sancağı Anadolu beylerbeyi olan Hasan Paşa'ya has olarak verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mirlivâ: sancakbeyi
- reîsülküttâb: Divân-ı Hümâyun kâtiplerinin başı; sonraki dönemde dışişleri işlerine de bakan görevli
- ma'zûl: görevden alınmış
- kethüdâ-yı sadr-ı âlî: sadrazamın kâhyası, sadâret kethüdâsı
- mektûbî-i sadr-ı âlî: sadrazamın yazışmalarını yürüten kalemin başı
- menkûbâne: talihsiz, gözden düşmüş olarak
- istikbâl: karşılamaya çıkmak
- pâye: fiilî görev olmadan verilen rütbe, unvan
- nişancı: fermanlara tuğra çeken, Divan'ın yazı işlerinden sorumlu yüksek görevli
- kahr: gazap, öfke
- maktûl: öldürülmüş
- emvâl: mallar
- müsâdere: devletçe el koyma
- hidemât-ı mesbûka: önceden yapılmış hizmetler
Mustafa Bey ve Çatal Bey
Maddenin adını taşıyan Mustafa Bey hakkında, Hüsâmeddin'in kendisi de "Çatal Bey diye tanınan gazi olduğu sanılır" diyerek ihtiyatlı konuşur. Yapılan aramalarda bu kişiye dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Amasya sancağını kısa süre elinde tutan bey, beylerbeyiliğe yükselince sancağı bırakmıştır.
İbşir Mustafa Paşa'nın Sadâreti ve Amasyalı Adamları
Maddede adı geçen olaylar, İbşir Mustafa Paşa'nın kısa ve fırtınalı sadrazamlığının başlangıcıdır. M. Münir Aktepe'nin maddesine göre sadâret mührü, Derviş Mehmed Paşa'nın felç geçirmesi üzerine 16 Zilhicce 1064'te (28 Ekim 1654) Halep'te bulunan İbşir Mustafa Paşa'ya gönderildi. İbşir İstanbul'a gelmekte uzun süre tereddüt etti, sonunda 18 Rebîülâhir 1065'te (25 Şubat 1655) Üsküdar'a geldi. Hüsâmeddin'in "Zilhiccede sadrazam oldu" ve "Rebîülâhirde güç hal İstanbul'a girebildi" ifadeleri bu tarihlerle tam olarak örtüşür. Aynı maddede İbşir'in İstanbul'a gelince azil, tayin ve müsadere işleriyle uğraştığı, muhaliflerini öldürtmeye ya da sürgüne göndermeye başladığı yazılır.
Amasya açısından önemli olan, İbşir'in en yakın çevresinde Amasyalıların bulunmasıdır. Kethüdâsı Salih Ağa'nın sadâret kethüdâsı, kâtibi Hayreddînzâde Mehmed Efendi'nin mektûbî olması, bir sonraki maddede anlatılacak 1065 olaylarının Amasya'ya neden bu kadar sert yansıdığını da açıklar. İbşir düştüğünde bu adamlar gizlenip Amasya'ya kaçacaklardır. Hüsâmeddin'in dipnotuna göre Hayreddînzâde Mehmed Efendi, annesi Mehmed Paşazâde Kurt Mahmud Bey'in kızı Aynî Hatun olduğu için "Aynîzâde" diye de bilinirdi.
Sıdkı Mustafa Efendi
Reîsülküttâblıktan azledilip nişancı olan Amasyalı Sıdkı Mustafa Efendi'nin hayatını Hüsâmeddin kitabın biyografi ciltlerinde ayrıca yazmıştır. Oradaki bilgiye göre Fethiye Mahallesi'nden, kadılar zümresinden bir ailenin oğluydu; amcası Küçük Mehmed Ali Efendi'nin yanında ilim ve güzel yazı öğrenmiş, sonra Amasyalı Hoca Ahmed Paşa'nın divan kâtibi olarak kalem mesleğine geçmişti. 1047'de Bayram Paşa'nın sadâretinde, 1054'te, 1058'de ve 1062'de olmak üzere dört kez reîsülküttâb oldu. İbşir Mustafa Paşa sadrazam olarak İstanbul'a gelince kethüdâsı Amasyalı Salih Ağa ile eski tanışıklığı sayesinde 1065 Cemâziyelevvelinde Rumeli beylerbeyiliği payesiyle nişancı oldu; İbşir'in öldürülmesi ve ardından gelen Kara Murad Paşa'nın da azli üzerine istifa etti. Daha sonra Tımışvar valisi olup vezirlik aldı, Köprülü Mehmed Paşa döneminde makamını korudu ve 1073 Muharreminde öldü. Hüsâmeddin onu âlim, şair ve hattat bir vezir olarak niteler; doğduğu mahalledeki Fethiye Camii'ni onarıp yanına bir mektep yaptırdığını da şer'iyye sicillerinden aktarır.
Mevkûfâtî Mehmed Efendi'nin Ölümü
Hüsâmeddin'in "Bağdâdî" diye andığı Mevkûfâtî Mehmed Efendi, Osmanlı medreselerinde uzun süre okutulan Mülteka tercümesinin yazarı olarak tanınan kişidir. Müjgân Çakır'ın bu yazar için hazırladığı maddede onun Midilli adasında doğduğu, defterdarlıkta "mevkûfât" denilen gelirlerle uğraşan memuriyeti yüzünden bu lakabı aldığı, Melek Ahmed Paşa'nın sadâretinde reîsülküttâb olduğu yazılır. Aynı madde, İbşir Paşa sadrazam olunca hamisi Melek Ahmed Paşa ile birlikte görevden alındığını, Kıbrıs'a sürülmek üzere yola çıkarıldığını, İznik'e varıldığında gelen fermanla 1065 (1655) yılında öldürülüp oraya gömüldüğünü belirtir.
İki kayıt arasında dikkat çeken farklar vardır. Hüsâmeddin onu "Bağdâdî" diye anarken madde Midillili olduğunu söyler. Hüsâmeddin, Sıdkı Mustafa Efendi'nin nişancılığa getirilmesini "selefi" Mevkûfâtî'nin ölümüyle birlikte anlatır; madde ise Mevkûfâtî'nin son görevinin başmuhasebecilik olduğunu kaydeder ve onun reîsülküttâblığa Sıdkî Efendi'nin yerine geçtiğini yazar. Ölüm yeri ve biçimi konusunda ise Hüsâmeddin ayrıntı vermez. Kardeşi ve kethüdâsı Bağdatlıoğlu Osmân Ağa'nın, bir önceki maddede 1062'de Amasya mütesellimi olan Bağdatlıoğlu el-Hâc Osmân Ağa ile aynı kişi olduğu anlaşılmaktadır; böylece İbşir'in tasfiyesi Amasya'nın yakın geçmişteki yöneticilerinden birini de doğrudan vurmuştur.
Kadı Hayreddînzâde Mustafa Efendi
1064 Şabanında Amasya kadısı olan Hayreddînzâde Mustafa Efendi, Neşe İnak'ın Amasya şer'iyye sicillerini tanıttığı çalışmasındaki kadılar listesinde 1064, 1069, 1075 ve 1083 yıllarında görev yapmış olarak yer alır. Aynı çalışmaya göre 1064-1065 yıllarını kapsayan 11 numaralı Amasya şer'iyye sicili bugün mevcuttur; bu maddedeki olayların bir kısmının sicil kayıtlarıyla karşılaştırılabileceğini gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 577–577. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Cilt, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 441-442. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page442.html
Akademik çalışmalar
Kitaplar