İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ümîdî Receb Efendi-Ebussu’ûdzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 352–353 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Merzifonludur. Ulemâ-yı kudâtdan el-Hâc Mehmed Efendi bin Ebussu’ûd Efendi bin Ahmed Efendi bin Bedreddîn Mahmûd Çelebi bin [290] Reîsülküttâb Ahmed Çelebi bin Ahî Toy el-Merzifonî mahdûmudur. Merzifon, Amasya ve İstanbul ulemâsından tahsîl-i ulûm ederek 98l senesinde Süleymaniye müderrisi iken vefât eden Şeyhülislâm Ebussu’ûd Efendizâde Abdülkerîm Çelebi bin Mehmed Meylî Efendi’den mülâzım ve ders-i âm olmuşdu.

Mülâzemeti uzadığı halde müderrisliğe nâil olamadığına muğber olarak tarîk-i tedrîsden ferâgat edib İstanbul’da Bezirgân Câmii imâmı oldu. Vazîfe-i imâmete kanâat ve ihtiyâr-ı kûşe-i uzlet edib l0l9’da vefât etdi. Âlim, kânî, şâir idi. Mahdûmu Mehmed Efendi’dir.¹⁶⁹

Kâfzâde Faizî Abdulhay Efendi “Zübdetü’l-Eş’âr” adlı tezkire-i şuarâsında diyor ki: “Ümîdî İmâm-Merzifonî Receb Çelebi olup İstanbul’da fevt olmuşdur. l0l9 tarih-i irtihâli:

Nevmîd gitdi dehr-i fenâdan Ümîdî hây

Şu gazeli yazılmışdır:

Tîr-i müjesine dime dil mürgı urulmaz
Ebrûlarının yâyı kolayına kurulmaz [291]
Âvâre gönül hâtıra-i vasl ile her şeb
Allah ki görür vâkı’alar hîç yorulmaz
Uşşâk tavâf itmede bir mertebe kesret
Kim Ka’be-i kûyunda durulmaz oturulmaz

Bu da onundur:

Nice aylar geçer bir gün kadem rencîde kılmazsın
Koya ey afitâbım zerrece hiç hâl bilmezsin
Varayın zahm-ı sînen dikeyin dimişdin ey hûnî
Beni gördükce ok gibi geçersin hiç ilmezsin
Tekellüfsüz girîbân çâk-ı ağyâra sevilirken
Benim yanımda ey gonce-dehen niçün açılmazsın

Birgili Mustafa Efendizâde Riyâzî Mehmed Efendi “Tezkîre-i Şu’arâ”sında Ümîdî Receb Efendi’nin tercemesini şöyle yazıyor:

“Ümîdî-i diğer: Nâmı recebdir. Merzifonî Ebussu’ûd Efendizâde Mehmed Efendi’nin ferzend-i kirâmîsi olup çâr-ı erkân-ı Kâbe-i devlet ve ikbâl olan Medârîs-i Süleymaniyye’den birinde müderris iken peder ve dehân-i fanî eden Abdülkerîm Çelebi’nin şeref-i mülâzemetine nâil oldukdan sonra tarîkden [292] ferağ edib Dârü’s-Saltana Konstantiniyye’de Bezirgân Câmiinin cihet-i imâmeti ile kanâat ve ihtiyâr-ı kûşe-i uzlet etmişdir.

Pâdişâhımız¹⁷⁰ asrında olan şuarâdandır. Bu gazel-i meşhûr ki Ümîdî-i sâbık nâmına şâyî’dir onundur”. Bu gazeli yukarıda yazıldı.

Dipnotlar

  • 169 Mehmed Efendi, mevâlîden olup mührü “Şod bende-i Mehmed Mehmed” mısra’ı idi. Bu mührün üstünde; Bu kitap sâik-i Kadîr’in sevkinden 1021 [ مماساقهملك الفقير محمد بن رجب المرزفونى عفى عنهما سنة سائق القدير الى۱۰۲۱ yılında fakîr Muhammed bin Receb el-Merzifonî’nin -her ikisine de rahmet olsun- mülkiyetine intikal etdi.(Haz.)] ibâresi bir kitabının zahrında görüldü.
  • 170 Riyâzi Mehmed Efendi l045 senesi saferinde vefât etdiği münâsebetle Pâdişâhımız Sultan Murâd Hân-ı Râbi’den kinâye edilmiş olursa da Kâfzâde’nin zabtı üzere Ümîdî Çelebi l0l9’da vefât eylediğinden pâdişâhımız ta’birinden murâdı Sultan Ahmed Hân-ı Evvel olacakdır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Merzifonludur. Kadı sınıfı âlimlerinden Hacı Mehmed Efendi'nin oğludur. Hacı Mehmed Efendi, Ebussuud Efendi'nin; Ebussuud Efendi, Ahmed Efendi'nin; Ahmed Efendi, Bedreddîn Mahmûd Çelebi'nin; Bedreddîn Mahmûd Çelebi, reisülküttab Ahmed Çelebi'nin; Ahmed Çelebi de Ahî Toy el-Merzifonî'nin oğludur. Merzifon, Amasya ve İstanbul âlimlerinden ilim öğrenerek 981'de [1573-74] Süleymaniye müderrisi iken ölen şeyhülislâm Ebussuud Efendi'nin torunu Abdülkerîm Çelebi'den, Mehmed Meylî Efendi oğlundan mülâzım [müderrislik adayı] oldu ve ders-i âm [halka açık ders verme] yetkisi aldı.

Mülâzemeti uzadığı hâlde müderrisliğe ulaşamadığına gücenerek öğretmenlik yolundan vazgeçti ve İstanbul'da Bezirgân Camii imamı oldu. İmamlık göreviyle yetinip inzivaya çekilerek 1019'da [1610-11] öldü. Âlim, kanaatkâr, şair idi. Oğlu Mehmed Efendi'dir.

Kâfzâde Faizî Abdülhay Efendi "Zübdetü'l-Eş'âr" adlı şairler tezkiresinde şöyle diyor: "Ümîdî, imam, Merzifonlu Receb Çelebi'dir; İstanbul'da öldü. 1019'daki ölüm tarihi:

Nevmîd gitdi dehr-i fenâdan Ümîdî hây

Şu gazeli yazılmıştır:

Tîr-i müjesine dime dil mürgı urulmaz
Ebrûlarının yâyı kolayına kurulmaz
Âvâre gönül hâtıra-i vasl ile her şeb
Allah ki görür vâkı'alar hîç yorulmaz
Uşşâk tavâf itmede bir mertebe kesret
Kim Ka'be-i kûyunda durulmaz oturulmaz

Gazelin anlamı kabaca şudur: Gönül kuşu sevgilinin kirpik okuna vurulmaz deme; kaşlarının yayı da kolay kurulmaz. Avare gönül her gece kavuşma düşüncesiyle dolaşır. Âşıklar sevgilinin sokağını Kâbe gibi öyle kalabalık dolaşır ki orada ne durulur ne oturulur.

Bu da onundur:

Nice aylar geçer bir gün kadem rencîde kılmazsın
Koya ey âfitâbım zerrece hiç hâl bilmezsin
Varayın zahm-ı sînen dikeyin dimişdin ey hûnî
Beni gördükce ok gibi geçersin hiç ilmezsin
Tekellüfsüz girîbân çâk-ı ağyâra sevilirken
Benim yanımda ey gonce-dehen niçün açılmazsın

Bu gazelde sevgiliye serzeniş vardır: Aylar geçer, bir gün ayağını yormazsın; ey güneşim, hâlimi hiç sormazsın. "Varayım, göğsündeki yarayı dikeyim" demiştin, ey kanlı sevgili; beni gördükçe ok gibi geçip gidersin. Yabancılara karşı yakanı gönül rahatlığıyla açarken, ey goncaağızlı, benim yanımda neden açılmazsın.

Birgili Mustafa Efendizâde Riyâzî Mehmed Efendi "Tezkire-i Şu'arâ"sında Ümîdî Receb Efendi'nin hâlini şöyle yazıyor:

"Başka bir Ümîdî: Adı Receb'dir. Merzifonlu Ebussuud Efendizâde Mehmed Efendi'nin soylu oğludur. Devletin ve ikbâlin Kâbe'si sayılan Süleymaniye medreselerinden birinde müderris olan, [metindeki 'peder ve dehân-ı fânî eden' ibaresinin anlamı çözülemedi] Abdülkerîm Çelebi'nin mülâzemet şerefine eriştikten sonra tariki bırakıp İstanbul'da Bezirgân Camii'nin imamlık görevi ile yetinmiş ve inzivayı seçmiştir.

Padişahımızın çağında yaşayan şairlerdendir. Önceki Ümîdî adına yayılmış olan şu ünlü gazel onundur." Bu gazel yukarıda yazıldı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ulemâ-yı kudât: kadı sınıfından âlimler
  • mülâzım: müderrislik için sıra bekleyen, mülâzemet denen bekleme dönemindeki medrese mezunu
  • ders-i âm: herkesin dinleyebileceği, açık ders verme yetkisi
  • muğber: gücenmiş, kırgın
  • tarîk-i tedrîs: öğretmenlik, müderrislik yolu
  • ihtiyâr-ı kûşe-i uzlet: bir köşeye çekilip yalnız yaşamayı seçme
  • kânî: kanaatkâr
  • tezkire-i şuarâ: şairlerin hayatlarını ve örnek şiirlerini toplayan kitap
  • mevâlî: ilmiye sınıfı mensupları (kitaptaki kullanımıyla)
  • ferzend-i kirâmî: soylu, saygın oğul
  • ümîdî: umutlu; Receb'in mahlası

Hocası Abdülkerîm Çelebi

Receb'in hocası olarak anılan Abdülkerîm Çelebi, şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi'nin torunudur. Şeyhülislâm 982'de [1574] ölmüştür; üç oğlundan Mehmed Çelebi (ö. 971 [1563-64]) Halep ve Şam kadılığına kadar yükselmiş, Abdülkerîm de bu Mehmed Çelebi'nin oğludur. Abdülkerîm mülâzım olduktan sonra dedesine hürmeten Mahmud Paşa Medresesi müderrisliğine atanmıştır. Hüsameddin'in "Mehmed Meylî Efendi" dediği kişinin bu Mehmed Çelebi olması mümkündür, ama kaynaklar bunu açıkça yazmaz.

Receb'in kendi soy zincirindeki "Ebussuud Efendi" ile şeyhülislâm arasında bağ kurulamadı. Hüsameddin, Receb'in büyük dedelerini Merzifonlu olarak sıralar. Şeyhülislâm Ebüssuûd'un ise bir Bayramî şeyhinin oğlu olduğu ve babasının türbesinin İskilip'te bulunduğu yazılır. Aynı adın ikisinde de geçmesi bir tesadüf olabilir; bu bizim çıkarımımızdır.

Zübdetü'l-Eş'âr ve Şiirler

Kâfzâde Fâizî (ö. 1031 [1622]) tezkiresinde on beşinci yüzyılın ortalarından kendi ölümüne kadar yaşamış, sayısı kaynaklarda 514 ile 517 arasında verilen şairden örnek verir; Hüsameddin'in aktardığına göre Receb de bunların arasındadır. Eser tezkireden çok bir antoloji sayılır. Hüsameddin'in aktardığı tarih mısraının ebced hesabı doğrulanamadı.

Riyâzî'nin "Ümîdî-i sâbık nâmına şâyî" sözü, ünlü gazelin önceki bir Ümîdî'ye mal edilerek dolaştığını gösterir ve Riyâzî bunun Receb'e ait olduğunu söyler. Başka kaynaklarda Receb'in şiirlerine ya da bu ayrıma dair bilgiye rastlanmadı.

Bezirgân Camii

İstanbul'da Bezirgânbaşı Camii adıyla bilinen yapı, Mimar Sinan'a yaptırılmış, 994'te [1586] tekkesiyle birlikte Hâce Hüsrev tarafından kurulmuştur. Tekkenin ilk şeyhi Ramazan Efendi 1025'te [1616] ölmüş, bu yüzden cami Ramazan Efendi Camii olarak da anılır. Receb'in imam olduğu cami, ölüm tarihi 1019 [1610-11] olduğuna göre bu yapıyla aynı olabilir; metin yalnız "Bezirgân Camii" der ve eşleşmeyi doğrulayan bir kayda rastlanmadı. Bu da bizim çıkarımımızdır.

Dipnotlar

Hüsameddin'in dipnotuna göre Receb'in oğlu Mehmed Efendi, mevâlîdendir ve mührü "Şod bende-i Mehmed Mehmed" mısraıdır. Bir kitabın kapağında, "Bu kitap, Kadir olan Allah'ın sevkiyle 1021 [1612-13] yılında fakir Muhammed bin Receb el-Merzifonî'nin mülkiyetine geçti, ikisine de rahmet olsun" anlamında Arapça bir kayıt görülmüştür.

Riyâzî'nin "padişahımız" sözünü Hüsameddin şöyle açıklar: Riyâzî Mehmed Efendi 1045 safer ayında [1635] öldüğü için bu söz IV. Murad'a işaret ediyor gibi görünür. Ama Kâfzâde'nin kaydına göre Receb 1019'da öldüğünden kastedilen I. Ahmed olmalıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 352–353. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.