İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Hacı Alî Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 664–666 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Caniklidir. Canik muhassılı iken halk elinde⁷¹⁶ [121] Fatsalı Hacı Ahmed Ağa bin Süleymân Ağa bin Abdurrahmân Ağa'nın ikinci oğlu yâhud kaynıdır. 1186 rebî'ulevvelinin on ikinci günü Amasya mutasarrıfı ve kendisi Boğdan seraskeri yanında olduğundan baş a'yân Hacı İbrâhim Bey Amasya mütesellimi oldu.

Paşalıoğlu Alî Ağa'nın ocakdan gelmesi ve müte'âkiben Hacı Alî Bey gibi gâyet şedîd bir derebeyinin Amasya mutasarrıfı olması üzerine dâru'l-harbden gelen yeniçeriler ve firârîler toplanıp başbuğları Yüzbaşıoğlu Mustafâ Ağa'nın bayrağı altında Rûmeli'ne gitdiler.

Rebî'ulâhirin sonlarında arda kalan yeniçerileri de yine ocakdan gelen turnacıbaşı Seyfullâh Ağa başbuğları olan Alî Hocaoğlu Sâlih Ağa'nın bayrağı altında sevk etdi.

Bunlardan başka Amasya a'yânından sipâhîler kethüdâsı Kömüş Mehmedoğlu Hacı Yûsuf Ağa, Müjdecioğlu Hacı Abdulkâdir Ağa, Şehir Kethüdâsıoğlu Hacı İbrâhim Ağa, tedârik etdikleri gönüllü neferlerine başbuğ olup dâru'l-harbe gitdiler. Hindîoğlu Hacı Ahmed Ağa bin Alî Bey de dört yüz deve tedârik ederek zehâ'ir-i askeriyyenin orduya nakl ve teslîmine me'mûr oldu.

Şevvâl evâ'ilinde Amasya mutasarrıfı Hacı Alî Bey vezâretle Erzurum vâlîsi ve Kars [122] seraskeri olup Amasya'dan kuvvet istedi. Hayli Amasyalılar müşârün-ileyhin dâ'iresine girip hizmetler kabûl etdiler.

Bu esnâda Amasya a'yânından serdengeçdiler ağası Akhasanoğlu Hacı Halîl Ağa mîr-i mîrânlıkla Tutrakan muhâfızı ve diğer serdengeçdiler ağası Cebecioğlu Hacı Osmân Ağa da kapıcıbaşılıkla Hacı Halîl Paşa'nın yanına me'mûr oldu.

Zilka'de evâ'ilinde asker sürücülüğüne me'mûren ocakdan turnacıbaşı Amasyalı Taşçıoğlu Mehmed Ağa Amasya'ya geldi. Buna Amasya yeniçerileri "Emîr Taş" demişlerdi. Zilhicce ibtidâsında Şerîf Mehmed Efendi Amasya kadısı olup mahkeme kâtibi Hacı Mehmed Emîn Efendi nâ'ibi ve Çalık Mehmedoğlu Halîl Ağa da turnacıbaşılık pâyesiyle Valis Kalesi muhâfızı oldu.

1187 muharreminde Rahtuvân Paşazâde Hacı İbrâhim Bey Amasya mütesellimi, Türedioğlu Hacı Alî Ağa hacıbaşı, Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa, Hacı Alî Paşa'nın vekîl-i umûru oldu. Bu esnâda silahdâr ağası Amasyalı Hacı Feyzullâhoğlu Yeğen Alî Ağa bin Hacı Hüseyin Ağa, rikâb-ı hümâyûn kethüdâsı Amasyalı Hacı Kadiroğlu Hacı Hüseyin Ağa'nın sevk ve himmeti sâyesinde vezâretle Erzurum vâlîsi oldu. [123]

Saferde mütesellim Hacı İbrâhim Bey, Göztaşoğlu'nun nüfûzuna boyun eğemediğinden isti'fâ edip Rebî'ulevvelde sipâhîler kethüdâsı Deli Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi ve Türedioğlu Hacı Alî Ağa baş a'yân oldu. Göztaşoğlu'nun her işe karışmasına Deli Hüseyin Ağa da dayanamadı. Şa'bân ibtidâsında çekilip baş a'yân Hacı Alî Ağa mütesellim oldu.

Bu esnâda Amasya fırkası ve a'yânı Rus harbinde oldukça yararlıklar gösterdiğinden Gürcüzâde Halîl Paşa, Yeğenzâde Ömer Paşa, Akhasanzâde Halîl Paşa vezâretle taltîf edildiler. Diğer Gürcüzâde Hacı Osmân Ağa mîr-i mîrânlıkla Çankırı ve Dalkılıç başbuğu ve serdengeçdiler ağası Cebecioğlu Osmân Ağa da mîr-i mîrânlıkla Alâ'iye mutasarrıfı ve serdengeçdiler kumandânı oldu.

Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa, Hacı Alî Paşa'ya vekâleti sâyesinde Amasya sancağının mâddeten mütesellimi ve âmiri mevki'inde idi. Ramazânın ibtidâsında İsmâ'il Es'ad Efendi Amasya kadısı olup fuzalâdan Ya'kûb Paşa müderrisi Gümüşhâneli Ebûbekir Efendi'yi nâ'ib ta'yîn etdi. Rusya harbi de hitâma erdi.

Zilka'denin sekizinci günü Üçüncü Sultân Mustafâ'nın vefâtıyla birâderi Birinci Abdulhamîd Han Osmanlı tahtına oturdu. [124]

Zilhiccenin yirmi birinci günü Kara Müftü İsmâ'il Efendi'nin azliyle Hacı Servahdî Mustafâ Efendi ikinci def'a Amasya müftüsü oldu.

1188 muharreminde Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa baş a'yân ve birâderi Hacı Ebûbekir Ağa hacıbaşı olup Hacı Alî Paşa'nın büyük oğlu Canik muhassılı Battâl Hüseyin Bey Amasya mütesellimi oldu. Beşinci günü haremeyn muhâsebe kâtibi Şerîf Mehmed Efendi evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olup geldi.

Muharremin on ikinci günü müftü Hacı Servahdî Efendi'nin azliyle Seküköylüoğlu Hacı Kâşif Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu. Safer evâ'ilinde mukaddemen esîr olan Sâdık Mehmed Paşa ile Yeğenzâde Ömer Paşa esâretden kurtuldu. Her ikisinin de vezâretleri alınıp Sâdık Mehmed Paşa Merzifon ve Ömer Paşa da Çorum'da ikâmete me'mûr oldu.

Çünkü muhârebe münâsebetiyle birçok zevâta vezâret verilmiş, bu vüzerâyı geçindirecek sancakların vâridâtı azalmış olduğundan vüzerâ tasfiyeye tâbi' tutulmuşdu. Bu esnâda vezâretleri alınan Amasyalılardan Akhasanzâde Hacı Halîl Paşa Erzurum'da, Gürcüzâde Halîl Paşa Amasya'da ikâme edildi.

Yine bu esnâda mahkeme başkâtibi Hacı Mehmed Emîn Efendi vefât eylediğinden oğlu [125] Ahmed Efendi kâtib ve Yörgüç Paşa müderrisi oldu. Rebî'ulevvelde Battâl Hüseyin Bey'e gelen Hacı Alî Paşa'nın şiddetli emri Köprü, Lâdik, Gümüş müftüleri ve ba'zı a'yânı nüfûz-ı hükûmete karşı koydukları, idâre işlerine karışdıkları bahânesiyle Amasya'ya celb ve habs edilerek ba'zılarından ağır fidye-i necât alındı, ba'zıları külliyen müsâdere ve ba'zıları da i'dâm edildi.

Lâdik müftüsü Hacı Mustafâ Efendi gâyet fakîh, zâhid bir pîr-i fânî idi. Hapishânede cefâya tahammül edemediğinden vefât etdi. Gümüş müftüsü Şeyh Mehmed Efendi, Merzifon müftüsü Hacı Alî Efendi ağır fidye-i necât verip yakalarını kurtardı. Köprü müftüsü Çelebizâde Hacı Abdullâh Efendi de para verip Köprü'ye giderek az sonra vefât etdi.

Bu esnâda Amasya sancağı müdhiş iki felâket içinde kıvranıyordu. Biri, kaht u gâlâ olanca şiddetiyle halkın üzerine çökmüşdü. Diğeri Hacı Alî Paşa'nın ve evlâd u etbâ'ının merhametsizce hareketleri, zulüm ve işkenceleri halkı canından bezdiriyordu.

Öteden beri Amasya sancağının halkı, Amasya a'yânının himâye-i müşfikânesiyle mes'ûdâne yaşardı. Hacı Alî Paşa Amasya a'yânının elinden iş gelen büyüklerini Amasya'dan uzaklaşdırdı, küçüklerini de ya kendisine uydurdu yâhud [126] pençe-i kahrı altında sindirdi. Halka tahammülünden ziyâde yüklendi.

Bundan dolayı bunalan halk, Amasya ulemâsının umdesi, cesâret-i medeniyyesiyle meşhûr Amasya müftüsü Hacı Kâşif Mehmed Efendi'ye mürâca'at etmişlerdi. Hacı Kâşif Efendi ulemâyı topladı. Hacı Alî Paşa'nın ve Battâl Hüseyin Bey'in mezâlim ve seyyi'âtını ta'dâd ederek dîvân-ı hümâyûna bir mahzar-ı umûmî yazıp takdîm ve feryâd etdi.

Bunu haber alan Hacı Alî Paşa, pâdişâhı ve bâb-ı âlîyi birtakım yalanlarla kandırdı. Lâzım gelen yerlere atiyyeler, hediyyeler takdîm ederek her tarafı susdurdu. Recebde bîçâre müftüyü azl etdikden sonra ertesi gece hânesinden ansızın kaldırıp Bafra'ya gönderdi. Yerine Sultâniyye müderrisi Âkif Efendizâde Hacı İsmâ'il Kâmil Efendi'yi Amasya müftüsü yapdı. Bu da yetmedi, ramazânın yirmi yedinci kadir gecesinde sahur vakti fâzıl Hacı Kâşif Mehmed Efendi Bafra'da salben i'dâm edildiği gibi mahzarı yazan şehîd-i müşârün-ileyhin yeğeni İbrâhim Efendi de Amasya'da Battâl Hüseyin Bey'in emriyle bayram günü i'dâm edildi. İmzâ sâhibleri olan Amasya âlimlerini çilyavrusu gibi birer tarafa sürüp dağıtdı.

Bu zâlimâne hareketlerden dolayı Amasya ve mülhakâtında ulemâ ve a'yânın gizlice [127] İstanbul'a gönderdikleri şikâyetler ve feryâd-nâmeler yeni sadr-ı a'zam olan Amasya evkâf-ı sultâniyyesi mütevellîsi Bolulu İzzet Mehmed Paşa'ya takdîm ve Hacı Alî Paşa ile oğlunun canlar yakan mezâlimini arz ve Amasya sancağını bunların zulüm ve tasallutlarından kurtarılması ricâ edildi.

Bâb-ı âlî ve hâsseten Birinci Sultân Abdulhamîd Hacı Alî Paşa'dan bayağı yılar, isyân etmesinden korkar, bunun için müdârâyı iltizâm ederdi. Çünkü Hacı Alî Paşa'nın askerî kuvveti diğer vâlîlere nisbetle hem çok hem de muntazamdı.

1189 muharreminde Hacı Alî Paşa halkın şikâyet etdiği mütesellim Battâl Hüseyin Bey'i Amasya'dan kaldırıp yerine ikinci oğlu Mikdâd Ahmed Bey'i mütesellim gönderdi. Vusûlüne kadar Merzifon voyvodası Kavaklı Deli Alî Ağa gibi bir cür'etkâr geldi.

Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa baş a'yân olup kapıcıbaşılık rütbesiyle okşandı. Birâderi Hacı Ebûbekir Ağa hacıbaşı oldu. Müntesiblerden Handânoğlu Şîrîn Alî Efendi Sa'dî Çelebi evkâfına mütevellî ve Osmân Çelebi dâru'l-hadîsin müderrisi oldu.

Fakat Kâşif Mehmed Efendi'nin i'dâmı, şeyhü'l-islâm İbrâhim Bey'i pek sinirlendirmişdi. [128] Gâlibâ Hacı Alî Paşa Amasya müftüsü İsmâ'il Kâmil Efendi'den aldığı fetvâyı göstermiş olmalıdır ki müftü efendi azl edilip İstanbul'a kaldırıldı. Yerine sâbık müftü Kara İsmâ'il Efendi Amasya müftüsü ve selefi de Eyyüb'de ikâmete me'mûr oldu. Çünkü İsmâ'il Kâmil Efendi ulemâ-i resmiyyeden olup tedrîs ve iftânın ehli değildi.

Muharremin onuncu günü Zeyneloğlu Hâfız Alî Efendi de azl edilip Sa'atçioğlu Sâlih Efendi şehir kethüdâsı ve cemâziyelevvel ibtidâsında Mehmed Efendi Amasya kadısı olup mahkeme başkâtibi Hacı Ahmed Efendi nâ'ibi oldu. Bu zât âlim, kâtib, şâ'ir olup Göztaş Oğulları'nın kafâdârı idi. Buna "Kafâdâr Efendi" denirdi.

Bu esnâda Mikdâd Ahmed Bey Amasya'ya gelip vekîli Merzifon'a gitdi. Mikdâd Ahmed Bey on altı yaşlarında bir genç olduğundan baş a'yân, mütesellim kâ'im-makâmı olup sancağı idâreye başladı.

Şevvâl evâ'ilinde Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa Amasya mütesellimi oldu. Mikdâd Ahmed Bey Samsun'a döndü. Hacı Alî Paşa'dan gelen emîr ve ta'lîmât üzerine ba'zı a'yân müsâdere ve nefy edilerek yine şikâyetler yükseldi.

Bu esnâda Sultân Bâyezîd kürsü şeyhi ve [129] şeyhü'l-muhaddisîn Seküköylü Hacı Hâfız Osmân Efendi vefât eylediğinden Çelebizâde Hacı Hüseyin Efendi şeyhu'l-muhaddisîn ve Abdulmuttalib Efendi bin Mustafâ Efendi de kürsü şeyhi oldu.

Hacı Alî Paşa, Sâdık Mehmed Paşa'yı şâkîleri tahrîk etmekle ittihâm ederek Merzifon'da i'dâm etdirdi. Meşhûr âlimlerden Hacı Servahdî Mustafâ Efendi, a'yândan miftâh ağası Mehmed Paşazâde Hacı Mustafâ Bey vefât etdi.

Dipnotlar

  • 716 Bu cümleden sonra anlam açısından bir kopukluk var. Baskı sırasında bazı cümle veya cümlelerin atlandığı hissediliyor (Haz.).
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Caniklidir. Canik muhassılı iken halk elinde [...] Fatsalı Hacı Ahmed Ağa bin Süleyman Ağa bin Abdurrahman Ağa'nın ikinci oğlu ya da kayınbiraderidir. 1186 rebiülevvelinin on ikinci günü [12 Haziran 1772] Amasya mutasarrıfı oldu; kendisi Boğdan seraskerinin yanında bulunduğundan başayan Hacı İbrahim Bey Amasya mütesellimi oldu.

Paşalıoğlu Ali Ağa'nın ocaktan gelmesi ve hemen ardından Hacı Ali Bey gibi son derece sert bir derebeyinin Amasya mutasarrıfı olması üzerine, cepheden dönmüş yeniçeriler ve firariler toplandılar ve başbuğları Yüzbaşıoğlu Mustafa Ağa'nın bayrağı altında Rumeli'ye gittiler.

Rebiülahirin sonlarında, geride kalan yeniçerileri de yine ocaktan gelen turnacıbaşı Seyfullah Ağa, başbuğları Ali Hocaoğlu Salih Ağa'nın bayrağı altında cepheye gönderdi.

Bunlardan başka Amasya ayanından sipahiler kethüdası Kömüş Mehmedoğlu Hacı Yusuf Ağa, Müjdecioğlu Hacı Abdülkadir Ağa ve Şehir Kethüdasıoğlu Hacı İbrahim Ağa, topladıkları gönüllü askerlerin başına geçerek savaş bölgesine gittiler. Hindîoğlu Hacı Ahmed Ağa bin Ali Bey de dört yüz deve bularak ordunun erzakını orduya taşıyıp teslim etmekle görevlendirildi.

Şevvalin ilk günlerinde [Aralık 1772] Amasya mutasarrıfı Hacı Ali Bey vezirlik rütbesiyle Erzurum valisi ve Kars seraskeri oldu ve Amasya'dan kuvvet istedi. Amasyalılardan birçoğu onun kapı halkına girip hizmet üstlendiler.

Bu sırada Amasya ayanından serdengeçtiler ağası Akhasanoğlu Hacı Halil Ağa beylerbeyi rütbesiyle Tutrakan muhafızı oldu; öteki serdengeçtiler ağası Cebecioğlu Hacı Osman Ağa da kapıcıbaşı rütbesiyle Hacı Halil Paşa'nın yanına verildi.

Zilkadenin ilk günlerinde asker sürmekle görevli olarak ocaktan turnacıbaşı Amasyalı Taşçıoğlu Mehmed Ağa Amasya'ya geldi. Amasya yeniçerileri buna "Emir Taş" demişlerdi. Zilhiccenin başında Şerif Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu, mahkeme kâtibi Hacı Mehmed Emin Efendi onun naibi oldu. Çalık Mehmedoğlu Halil Ağa da turnacıbaşı payesiyle Valis Kalesi muhafızı oldu.

1187 muharreminde [Mart-Nisan 1773] Rahtuvan Paşazade Hacı İbrahim Bey Amasya mütesellimi, Türedioğlu Hacı Ali Ağa hacıbaşı, Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa da Hacı Ali Paşa'nın işlerini yürüten vekili oldu. Bu sırada silahdar ağası Amasyalı Hacı Feyzullahoğlu Yeğen Ali Ağa bin Hacı Hüseyin Ağa, sadaret kethüdası Amasyalı Hacı Kadiroğlu Hacı Hüseyin Ağa'nın yönlendirmesi ve gayreti sayesinde vezirlik rütbesiyle Erzurum valisi oldu.

Saferde mütesellim Hacı İbrahim Bey, Göztaşoğlu'nun nüfuzuna boyun eğemediğinden istifa etti. Rebiülevvelde sipahiler kethüdası Deli Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi, Türedioğlu Hacı Ali Ağa da başayan oldu. Göztaşoğlu'nun her işe karışmasına Deli Hüseyin Ağa da dayanamadı; şaban başında çekildi ve başayan Hacı Ali Ağa mütesellim oldu.

Bu sırada Amasya birliği ve ayanı Rus savaşında hayli yararlık gösterdiğinden Gürcüzade Halil Paşa, Yeğenzade Ömer Paşa ve Akhasanzade Halil Paşa vezirlik rütbesiyle ödüllendirildiler. Öteki Gürcüzade Hacı Osman Ağa beylerbeyi rütbesiyle Çankırı mutasarrıfı ve Dalkılıç başbuğu, serdengeçtiler ağası Cebecioğlu Osman Ağa da beylerbeyi rütbesiyle Alaiye mutasarrıfı ve serdengeçtiler komutanı oldu.

Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa, Hacı Ali Paşa'nın vekili olması sayesinde fiilen Amasya sancağının mütesellimi ve âmiri konumundaydı. Ramazanın başında [Kasım 1773] İsmail Es'ad Efendi Amasya kadısı oldu ve faziletli âlimlerden Yakub Paşa Medresesi müderrisi Gümüşhaneli Ebubekir Efendi'yi naip tayin etti. Rusya savaşı da sona erdi.

Zilkadenin sekizinci günü [21 Ocak 1774] III. Sultan Mustafa'nın vefatı üzerine kardeşi I. Abdülhamid Han Osmanlı tahtına oturdu.

Zilhiccenin yirmi birinci günü Kara Müftü İsmail Efendi'nin azliyle Hacı Servahdî Mustafa Efendi ikinci defa Amasya müftüsü oldu.

1188 muharreminde [Mart-Nisan 1774] Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa başayan, kardeşi Hacı Ebubekir Ağa hacıbaşı oldu; Hacı Ali Paşa'nın büyük oğlu Canik muhassılı Battal Hüseyin Bey de Amasya mütesellimi oldu. Ayın beşinci günü Haremeyn muhasebe kâtibi Şerif Mehmed Efendi sultan vakıflarının mütevellisi olarak geldi.

Muharremin on ikinci günü müftü Hacı Servahdî Efendi'nin azliyle Seküköylüoğlu Hacı Kâşif Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu. Saferin başında, daha önce esir düşmüş olan Sâdık Mehmed Paşa ile Yeğenzade Ömer Paşa esaretten kurtuldular. İkisinin de vezirliği alındı; Sâdık Mehmed Paşa Merzifon'da, Ömer Paşa da Çorum'da oturmakla yükümlü tutuldu.

Çünkü savaş dolayısıyla pek çok kişiye vezirlik verilmiş, bu vezirleri geçindirecek sancakların gelirleri azalmış olduğundan vezirler bir ayıklamaya tabi tutulmuştu. Bu sırada vezirliği alınan Amasyalılardan Akhasanzade Hacı Halil Paşa Erzurum'da, Gürcüzade Halil Paşa da Amasya'da oturmaya mecbur edildi.

Yine bu sırada mahkeme başkâtibi Hacı Mehmed Emin Efendi vefat ettiğinden oğlu Ahmed Efendi kâtip ve Yörgüç Paşa Medresesi müderrisi oldu. Rebiülevvelde Battal Hüseyin Bey'e Hacı Ali Paşa'dan sert bir emir geldi. Bu emirle Köprü, Lâdik ve Gümüş müftüleri ile bazı ayan, hükümetin otoritesine karşı geldikleri ve idare işlerine karıştıkları bahanesiyle Amasya'ya getirilip hapsedildi. Bazılarından ağır kurtuluş fidyesi alındı, bazılarının bütün malları müsadere edildi, bazıları da idam edildi.

Lâdik müftüsü Hacı Mustafa Efendi son derece bilgili bir fıkıh âlimi, dünyadan el etek çekmiş, pek yaşlı bir zattı. Hapishanede çektirilen eziyete dayanamayarak öldü. Gümüş müftüsü Şeyh Mehmed Efendi ile Merzifon müftüsü Hacı Ali Efendi ağır fidyeler vererek yakalarını kurtardılar. Köprü müftüsü Çelebizade Hacı Abdullah Efendi de para verip Köprü'ye döndü ve kısa süre sonra vefat etti.

Bu sırada Amasya sancağı korkunç iki felaketin içinde kıvranıyordu. Birincisi, kıtlık ve pahalılık bütün şiddetiyle halkın üzerine çökmüştü. İkincisi, Hacı Ali Paşa ile çocuklarının ve adamlarının merhametsiz davranışları, zulüm ve işkenceleri halkı canından bezdiriyordu.

Öteden beri Amasya sancağının halkı, Amasya ayanının şefkatli himayesi altında huzur içinde yaşardı. Hacı Ali Paşa, Amasya ayanının elinden iş gelen büyüklerini Amasya'dan uzaklaştırdı, küçüklerini de ya kendine bağladı ya da baskısı altında sindirdi. Halka gücünün yetmeyeceği kadar yük bindirdi.

Bu yüzden bunalan halk, Amasya âlimlerinin dayanağı olan ve medeni cesaretiyle tanınan Amasya müftüsü Hacı Kâşif Mehmed Efendi'ye başvurdu. Hacı Kâşif Efendi âlimleri topladı; Hacı Ali Paşa ile Battal Hüseyin Bey'in zulüm ve kötülüklerini tek tek sayarak Divan-ı Hümayun'a toplu bir şikâyet dilekçesi yazıp sundu ve feryat etti.

Bunu haber alan Hacı Ali Paşa, padişahı ve Babıâli'yi birtakım yalanlarla kandırdı. Gereken yerlere bağışlar ve hediyeler sunarak her tarafı susturdu. Recepte zavallı müftüyü azlettirdikten sonra ertesi gece evinden ansızın kaldırıp Bafra'ya gönderdi. Yerine Sultaniye müderrisi Âkif Efendizade Hacı İsmail Kâmil Efendi'yi Amasya müftüsü yaptı. Bu da yetmedi; ramazanın yirmi yedinci kadir gecesi sahur vakti [Kasım 1774 sonu] faziletli Hacı Kâşif Mehmed Efendi Bafra'da asılarak idam edildi. Dilekçeyi yazan, adı geçen şehidin yeğeni İbrahim Efendi de Battal Hüseyin Bey'in emriyle bayram günü Amasya'da idam edildi. İmza sahibi olan Amasya âlimlerini de keklik yavrusu gibi birer tarafa sürüp dağıttı.

Bu zalimce davranışlar yüzünden Amasya ve bağlı kazalardaki âlimlerin ve ayanın gizlice İstanbul'a gönderdikleri şikâyet ve feryat mektupları, yeni sadrazam olan ve aynı zamanda Amasya'daki sultan vakıflarının mütevellisi bulunan Bolulu İzzet Mehmed Paşa'ya sunuldu. Hacı Ali Paşa ile oğlunun can yakan zulümleri anlatıldı ve Amasya sancağının bunların zulmünden ve tahakkümünden kurtarılması rica edildi.

Babıâli, özellikle de I. Sultan Abdülhamid, Hacı Ali Paşa'dan epeyce çekinir, isyan etmesinden korkar, bu yüzden onu idare etmeyi tercih ederdi. Çünkü Hacı Ali Paşa'nın askerî gücü öteki valilere göre hem daha çok hem de daha düzenliydi.

1189 muharreminde [Mart 1775] Hacı Ali Paşa, halkın şikâyet ettiği mütesellim Battal Hüseyin Bey'i Amasya'dan alıp yerine ikinci oğlu Mikdad Ahmed Bey'i mütesellim olarak gönderdi. O gelinceye kadar Merzifon voyvodası Kavaklı Deli Ali Ağa gibi gözü kara biri vekâlet etmek üzere geldi.

Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa başayan oldu ve kapıcıbaşı rütbesiyle gönlü alındı. Kardeşi Hacı Ebubekir Ağa hacıbaşı oldu. Paşaya bağlı olanlardan Handanoğlu Şirin Ali Efendi Sa'dî Çelebi vakıflarının mütevellisi ve Osman Çelebi Darülhadisi müderrisi oldu.

Fakat Kâşif Mehmed Efendi'nin idamı Şeyhülislam İbrahim Bey'i çok öfkelendirmişti. Herhalde Hacı Ali Paşa, Amasya müftüsü İsmail Kâmil Efendi'den aldığı fetvayı göstermiş olmalı ki müftü efendi azledilip İstanbul'a götürüldü. Yerine eski müftü Kara İsmail Efendi Amasya müftüsü oldu; kendisinden önceki müftü de Eyüp'te oturmakla yükümlü tutuldu. Çünkü İsmail Kâmil Efendi resmî ilmiye rütbesi taşıyan biri olduğu hâlde ders okutmanın ve fetva vermenin ehli değildi.

Muharremin onuncu günü Zeyneloğlu Hafız Ali Efendi de görevden alındı ve Saatçioğlu Salih Efendi şehir kethüdası oldu. Cemaziyelevvelin başında Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu, mahkeme başkâtibi Hacı Ahmed Efendi de onun naibi oldu. Bu zat âlim, kâtip ve şairdi; Göztaş Oğulları'nın can dostuydu. Bu yüzden ona "Kafadar Efendi" denirdi.

Bu sırada Mikdad Ahmed Bey Amasya'ya geldi, vekili de Merzifon'a döndü. Mikdad Ahmed Bey on altı yaşlarında bir genç olduğundan başayan, mütesellim vekili olarak sancağı yönetmeye başladı.

Şevvalin ilk günlerinde [Kasım 1775] Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa Amasya mütesellimi oldu, Mikdad Ahmed Bey de Samsun'a döndü. Hacı Ali Paşa'dan gelen emir ve talimat üzerine bazı ayanın malları müsadere edildi, bazıları sürgün edildi; şikâyetler yeniden yükseldi.

Bu sırada Sultan Bayezid Camii kürsü şeyhi ve hadis âlimlerinin başı Seküköylü Hacı Hafız Osman Efendi vefat ettiğinden Çelebizade Hacı Hüseyin Efendi hadis âlimlerinin başı, Abdülmuttalib Efendi bin Mustafa Efendi de kürsü şeyhi oldu.

Hacı Ali Paşa, Sâdık Mehmed Paşa'yı eşkıyayı kışkırtmakla suçlayarak Merzifon'da idam ettirdi. Meşhur âlimlerden Hacı Servahdî Mustafa Efendi ile ayandan anahtar ağası Mehmed Paşazade Hacı Mustafa Bey vefat ettiler.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • derebeyi: burada devlete karşı bile kendi gücüne dayanan, sert ve keyfî taşra hâkimi
  • turnacıbaşı: yeniçeri ocağında bir subay rütbesi
  • zehâ'ir-i askeriyye: ordunun yiyecek ve yem erzakı
  • serasker: bir cephenin başkomutanı
  • dâ'ire: bir paşanın kapı halkı, maiyeti
  • vekîl-i umûr: birinin işlerini onun adına yürüten vekil
  • taltîf: rütbe ya da ihsanla ödüllendirme
  • vüzerâ: vezirler
  • fidye-i necât: kurtulmak için ödenen fidye
  • müsâdere: mallara devletçe el konulması
  • pîr-i fânî: çok yaşlı kimse
  • evlâd u etbâ': çocukları ve adamları
  • mahzar: birçok kişinin imzasıyla verilen toplu dilekçe
  • mezâlim ve seyyi'ât: zulümler ve kötülükler
  • salben i'dâm: asılarak öldürülme
  • çilyavrusu gibi dağıtmak: keklik yavruları gibi dört bir yana dağıtmak
  • tasallut: zorbaca musallat olma, tahakküm
  • müdârâ: idare etme, gönlünü hoş tutarak yumuşak davranma
  • kafâdâr: can dostu, sırdaş
  • iftâ: fetva verme
  • şeyhü'l-muhaddisîn: hadis okutan âlimlerin başı

Canikli Hacı Ali Paşa'nın Kökeni

Hüsameddin, Ali Bey'i Fatsalı Hacı Ahmed Ağa'nın "ikinci oğlu ya da kayınbiraderi" olarak tanıtır; kitabı yayına hazırlayan Mehmet Arslan da cümlenin başında baskı sırasında bazı satırların atlanmış olabileceğini not eder. Bugünkü araştırmalar bu tereddüdü giderir. Özcan Mert ve Yücel Özkaya'ya göre Ali Bey 1133 [1720-21] yılında İstanbul'da doğmuştur ve dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Fatsalı Ahmed Ağa'nın küçük oğludur. Babasının Terme ve Fatsa çevresinde yaptığı zulümler yüzünden 1741'de onunla birlikte Ankara'ya sürülmüş, 1748'de babası öldükten bir süre sonra ağabeyi Süleyman Paşa ile Canik'e dönmüştür. Canik mukataası yüzünden ağabeyiyle çekişen Ali Bey, 1762'de Gürcistan'daki bir ayaklanmanın bastırılmasında Çıldır valisine yardım ederek Babıâli'nin güvenini kazanmış ve Canik muhassılı olmuştur. Hacca gitmesi de bölgedeki itibarını artırmıştır. Hüsameddin'in "Hacı Ali Bey" diye andığı kişi budur.

Seraskerlikler ve Savaşın Sonu

Hüsameddin, Ali Bey'in vezirlik rütbesiyle Erzurum valisi ve Kars seraskeri oluşunu 1186 şevvaline, yani 1772 sonuna yerleştirir. Arşiv belgelerine dayanan araştırmalar ise bu atamaları daha geç gösterir. Özkaya'ya göre Ali Bey 1773 martında hâlâ kapıcıbaşı rütbesiyle Canik muhassılı ve Amasya mutasarrıfıdır; vezirlikle Kırım seraskerliğine getirilmesi 1773 sonunda, Erzurum eyaleti ve Kars seraskerliği ise 24 Mart 1774'te gerçekleşmiştir. Özcan Mert, Kars seraskerliği için 3 Aralık 1776 tarihini de verir; Ali Paşa bu görevi birkaç kez almış olmalıdır. Hüsameddin'in "Rusya savaşı da sona erdi" kaydı da 1187 ramazanına, yani 1773 kasımına düşer. Oysa I. Abdülhamid 21 Ocak 1774'te tahta çıktığında savaş hâlâ sürüyordu; Küçük Kaynarca Antlaşması ancak 21 Temmuz 1774'te imzalanmıştır. Buna karşılık Hüsameddin'in I. Abdülhamid'in cülusu için verdiği 8 Zilkade 1187 tarihi doğrudur.

Müftü Kâşif Mehmed Efendi'nin İdamı

Maddenin en ağır sayfası, Amasya müftüsü Seküköylüoğlu Kâşif Mehmed Efendi'nin halkın şikâyetini İstanbul'a ilettiği için Bafra'da asılmasıdır. Bu olaya dair başka bir kaynağa rastlanmadı; ancak Hüsameddin'in anlatısındaki çerçeve bilgiler bugünkü araştırmalarla uyuşur. Şikâyetlerin sunulduğu "yeni sadrazam" Bolulu İzzet Mehmed Paşa, Fikret Sarıcaoğlu'na göre 10 Ağustos 1774'te sadrazam olmuş ve 7 Temmuz 1775'te azledilmiştir; müftünün idamı (1188 ramazanının sonu, 1774 kasımının sonu) tam bu döneme düşer. İdamdan öfkelenen "Şeyhülislam İbrahim Bey" de Mehmet İpşirli'nin incelediği İvazpaşazade İbrahim Beyefendi'dir. 29 Eylül 1774'ten 29 Temmuz 1775'e kadar şeyhülislamlık yapan bu zat, Ahmed Vâsıf Efendi'nin ifadesiyle iffet ve takva sahibiydi ve şer'î hükümlerin siyasette de geçerli kılınmasına özen gösterirdi. Bir müftünün şikâyet dilekçesi yüzünden asılmasına sert tepki göstermesi bu kişiliğiyle uyumludur.

Bafra Büyük Camii'nin kıble tarafındaki duvarla çevrili hazirede, aralarında Canikli ailesinin mezarlarının da bulunduğu on dokuz kabir vardır. Bu mezarların taşlarını okuyan yerel bir araştırmada, 1775 tarihli bir "Muhammed Kâşif Efendi" mezarı da sayılır. Tarih, Hüsameddin'in verdiği idam tarihine çok yakındır ve mezarın Bafra'da asılan Amasya müftüsüne ait olması kuvvetle muhtemeldir; ancak taşın tam kitabesi yayımlanmadığı için bu kesin olarak söylenemez. Aynı hazirede Ali Paşa'nın eşi ve Battal Hüseyin Paşa'nın annesi olan, "civarın büyük müftüsünün kızı" diye anılan Havva Hanım'ın (1776) mezarı da bulunmaktadır.

Ali Paşa'nın İstanbul'daki Gücü

Hüsameddin'in, Ali Paşa'nın gereken yerlere hediyeler sunarak her tarafı susturduğunu ve padişahın ondan çekindiğini söylemesi de başka kaynaklarda karşılık bulur. Özkaya, Ali Paşa'nın gerekli kişilere hediyeler göndererek önemli adamları tarafına çekmekte usta olduğunu belirtir. Özcan Mert'e göre ise Kırım'ın Rusya'ya katılmasından sonra I. Abdülhamid onun ortadan kaldırılmasını istemiş, fakat sadrazam Yeğen Mehmed Paşa ile Halil Hamîd Paşa padişahı bu kararından vazgeçirmişlerdir. Dikkat çekici bir ayrıntı, Ali Paşa'nın tam bu yıllarda, 1774'te Kırım'dan döndükten sonra yazmaya başlayıp 25 Kasım 1776'da bitirdiği Tedâbîrü'l-gazavât adlı risalesinde III. Mustafa ve I. Abdülhamid dönemlerinin bozukluklarını eleştirip devlet düzeninin nasıl ıslah edileceğine dair öneriler sıralamasıdır. Özcan Mert onu bu yüzden çağının vali ve kumandanları arasında "aydın bir zorba yönetici" olarak niteler.

Battal Hüseyin, Mikdad Ahmed ve Ailenin Sonu

Maddede adı geçen iki oğul, Canikli ailesinin sonraki tarihinde de önemli yer tutar. Hüsameddin'in 1189'da [1775] "on altı yaşlarında" dediği Mikdad Ahmed Bey'in, Özcan Mert'e göre 1778'de Sivas valiliğine getirildiğinde on sekiz yaşında olması, iki kaynağın bu konuda birbirini doğruladığını gösterir. Mikdad Ahmed Paşa'nın baskısına dayanamayan Amasya ayanı 1778 sonlarında Bozok'taki Çapanoğlu Mustafa Bey'e sığınmış, iki aile arasındaki çatışmayı Canikliler kaybedince Amasya 1779'da Çapanoğlu'nun eline geçmiş, Ali Paşa ile Battal Hüseyin Bey de Kırım'a kaçmıştır. 1781'de İzzet Mehmed Paşa'nın ikinci sadaretinde affedilen ailenin malları geri verilmiş, Mikdad Ahmed Paşa'ya Amasya sancağı yeniden arpalık olarak tevcih edilmiştir. Ali Paşa 1785 ortalarında Erzurum'da ölmüştür.

III. Selim döneminde ailenin talihi tersine döndü. Mikdad Ahmed Paşa 1792'de Filibe'de sürgündeyken idam edilmiş, Battal Hüseyin Paşa ise 1790'da Anapa'da Ruslara esir düşerek dokuz yıl Rusya'da kalmıştır. Rus çarı I. Pavel'in ricasıyla 1799'da affedilen Battal Hüseyin Paşa Trabzon valisi olmuş, oğlu Tayyar Mahmud Bey'e de Canik ve Amasya sancakları verilmiştir. Battal Hüseyin Paşa 1801'de ölmüş ve annesi Havva Hanım'ın da yattığı Bafra Büyük Camii haziresine gömülmüştür.

Maddenin sonunda idam edildiği kaydedilen Sâdık Mehmed Paşa, 58 ve 59. maddelerde Merzifon voyvodalığından vezirliğe yükselen paşadır; onun bu sonuna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Maddede adı geçen Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa, Deli Hüseyin Ağa ve "Kafadar Efendi" diye anılan Hacı Ahmed Efendi hakkında da başka kayıt bulunamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 664–666. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.