İsmail Sıracüddin Şirvânî, XIX. yüzyılın ilk yarısında Kafkasya'da Nakşibendiyye'nin Hâlidiyye kolunu yayan, Rus baskısı yüzünden Şirvan'dan göç edip ömrünün son yıllarını Amasya'da geçiren şeyh ve âlimdir. Tarih kitaplarında daha çok bir mürşit, bir müderris ve Kafkasya'daki direnişin manevi önderlerini yetiştiren bir hoca olarak anılır. Yazar yönü ise uzun süre bilinmemiştir: Hüseyin Hüsameddin'in ayrıntılı biyografisi bile ona bir eser nispet etmez. Oysa Şirvânî tasavvufun nazarî ve amelî meselelerine dair Arapça kırk iki risale yazmıştır ve bu risaleler 2018'de neşredilip Türkçeye çevrilmiştir. Bu sayfa bu risaleleri ve Şirvânî'nin Amasya ile ilişkisini ele alır.

Hüsameddin'e göre 1197'de (1782-83) Şirvan eyaletinin Şamahı kazasına bağlı Kürdemir köyünde doğdu. Şamahı'da, Erzincan'da ve başka yerlerde okudu, 1228'de (1813) Bağdat'ta Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'den hilafet aldı ve Şamahı'da ders ve irşada başladı. Ruslara karşı çıkan şeyhlerin hareketine katıldı, bir süre Ruslarca tutuklandı ve 1242'de (1827) ailesiyle Amasya'ya geldi. Râbıta konusundaki görüşlerinin şehir âlimleri arasında tartışma yaratması üzerine 1247'de (1831-32) Sivas'a gitti, 1256'da (1840) ikinci kez Amasya'ya döndü ve 1264 Ramazanının on yedinci günü (1848) Amasya'da öldü. Ölüm yılı 2018 neşrinin tanıtımında 1269/1853 olarak geçer. Hayatı, halifeleri ve türbesi İsmail Sıracüddin Şirvânî biyografisinde ayrıntısıyla anlatılmıştır.

Eserleri

Risâleler

Türü ve dili: Tasavvufa dair kısa Arapça risaleler. Neşri hazırlayan Orkhan Musakhanov'un tanıtımına göre Şirvânî bu konularda kırk iki risale yazmıştır; bunların bir kısmı tercüme, bir kısmı teliftir. Risalelerin yazılış tarihleri ve yerleri tanıtımda belirtilmez.

İçeriği: Risalelerde tasavvufun temel konuları Müceddidî-Nakşibendî bakış açısıyla, özet hâlinde ele alınır. Musakhanov'a göre risalelerin içerik ve üslubu, İmâm-ı Rabbânî'nin (Ahmed Sirhindî) Mektûbât'ının bir özeti niteliğindedir ve Müceddidî-Nakşîliğin nazarî ve amelî esaslarını bir araya getirir; bu yüzden neşri hazırlayan onları Müceddidî-Nakşîlik için bir "mi'yâr-ı tarikat", yani tarikatın ölçüsü sayar. Hüsameddin'in verdiği silsilede Şirvânî'nin tarikat zinciri, Mevlânâ Hâlid ve Abdullah Dehlevî üzerinden İmâm-ı Rabbânî'ye ve Bahâeddin Nakşibend'e çıkar. Risalelerin bu zincirin kurucu metnine dayanması, onların yeni bir öğreti kurmaktan çok, bir şeyhin müritlerine tarikatın esaslarını kısa ve öğretici bir biçimde aktarma amacı taşıdığını düşündürür; bu bizim değerlendirmemizdir.

Biyografide anlatılan râbıta tartışması da bu bağlamda anlam kazanır. Şeyhi kalben göz önüne getirmek anlamına gelen râbıta, Hâlidîlerin önem verdiği bir uygulamaydı ve Mevlânâ Hâlid'in kendisinin de onu savunan bir risalesi vardır. Hüsameddin, Şirvânî'nin halka telkin ettiği "râbıta-i Hâlidiyye"nin Amasya ulemasının zihnini karıştırdığını, vaizlerin kürsülerden itiraz etmesine kırılarak 1247'de Sivas'a gittiğini yazar. Risalelerin Amasya'daki bu tartışmayla doğrudan bir ilgisi olup olmadığını, metinlerini göremediğimiz için söyleyemiyoruz.

Neşri: Orkhan Musakhanov, Risaleler: Müceddidî-Hâlidî Nakşîliğin Esasları, İstanbul: Büyüyen Ay, 2018 (280 sayfa). Neşirde risalelerin tahkikli metni ve Türkçe tercümesi, ayrıca yazarın hayatı, icazeti, halifeleri ve risalelerin kaynakları ile muhtevası üzerine bir inceleme yer alır.

Hâlid-i Bağdâdî'nin İcazetnâmesi

Şirvânî'nin kendi eseri sayılmamakla birlikte, onun yazılı mirası içinde en dikkat çekici belge, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin ona verdiği icazetnamedir. 2018 neşrinin tanıtımına göre bu icazetnamenin müellif hattıyla yazılmış nüshası, Arapça dizgisi ve Türkçe tercümesi neşre eklenmiştir. Hüsameddin de Şirvânî'nin Bağdat'ta on ay kadar Mevlânâ Hâlid'in riyazethanesinde kalıp tarikatı tamamladığını ve hilafet aldığını yazar.

Eserlerinde Amasya

Şirvânî'nin risalelerinden Amasya'yı anan bir pasaj tespit edemedik; hangilerinin Amasya'da yazıldığı da bilinmez. Hayatının iki dönemini, 1827-1831 ve 1840-1848 yıllarını Amasya'da geçirdiğine göre risalelerden bir kısmının burada yazılmış olması mümkündür, ama bu bir tahmindir. Amasya'da yazılı eserlerinden çok derslerini bıraktı: Hüsameddin'e göre ikinci gelişinde Yakutiye Mescidi'nde başladığı Tefsîr-i Beyzâvî derslerine ulema ve talebe devam etmiş, sekiz yıl kadar tefsir, hadis ve kelâm kitabı Mevâkıf okutmuş ve ileri talebelerine icazet vermiştir.

Şirvânî'nin Amasya'ya dair bilinen sözleri kendi yazılarında geçmez; Hüsameddin'in kaydı sayesinde bugüne ulaşmıştır:

Merhûm Amasya'yı ulemâ ve erkânıyla pek ziyâde sever ve takdîr eder, Amasya'ya "ilim ve ulemâ yatağı" derdi. Sivas'dan ikinci defa Amasya'ya geldiğini soranlara "cehâletden kaçıp ilim yatağına sığındım" demişti.

Günümüz Türkçesiyle: Merhum, Amasya'yı âlimleri ve ileri gelenleriyle birlikte çok sever ve takdir eder, Amasya'ya "ilim ve âlimler yatağı" derdi. Sivas'tan ikinci kez Amasya'ya neden geldiğini soranlara "Cehaletten kaçıp ilim yatağına sığındım" demişti. Bu söz, Amasya ulemasıyla yaşadığı râbıta tartışmasından sonra şehre dönüşünü de açıklar. Hüsameddin'e göre ikinci gelişinde Şeyhzâde Ahmed Rüşdü Efendi'nin meclisine devam ederek ulemanın teveccühünü kazanmıştır.

Etkisi ve Kaynaklarda Değerlendirilmesi

Şirvânî'nin etkisi, eserlerinden çok yetiştirdiği insanlar üzerinden yayıldı. Musakhanov'un tanıtımına göre Hâlidî-Nakşîliği Dağıstan'dan Karabağ'a kadar yaymış, Kafkasya'da Şeyh Şâmil hareketinin başlamasına yetiştirdiği halifeleriyle öncülük etmiştir. Amasya'da Azerbaycanlı Nakşî şair Mîr Hamza Nigârî onun halifesi, Îsâ Rûhî Efendi damadı ve öğrencisidir; Metin Hakverdioğlu, Şirvânî'nin Azerbaycan'dan Amasya'ya yönelen göçlerin en temel etkeni olduğunu, yüzlerce âlimin ve binlerce Azerbaycan Türkünün onun vesilesiyle buraya geldiğini yazar.

Yazar yönü ise yakın zamana kadar görünmez kaldı. 2018 neşrinin tanıtımı, Şirvânî'nin öteki yönleri bilindiği hâlde "müellifliğinin bilinmediğini" açıkça söyler. Hüsameddin'in onu "gâyet fâzıl, muhakkik, ulûm-ı akliyye ve nakliyyede mütebahhir" diye övüp bir eserini anmaması da bu tespiti doğrular. Risalelerin Arapça yazılmış olması, onların Amasya'da ve Anadolu'da Türkçe okuyan çevrelerden çok medrese ve tekke ehli arasında dolaştığını düşündürür. Oğlu Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa'nın sadrazamlığa yükselmesi ve Amasya'da babası için türbe ve cami yaptırması ise şeyhin adını şehrin taşına yazdırmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar