Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātü Mefā‘īlü Fā‘ilün
Ol māh-rū eger ki ide bī-niḳāb raḳṣ
Şevḳ ile çerḫa girüp ider āfitāb raḳṣ
Şevḳ-i ruḫuñla yandı semā‘ itmeden göñül
Āteş ki germ ola ider artuḳ kebāb raḳṣ
Bir gün mezāruma gele ol āfitāb eger
Ḳabrümde ẕerre-vār ura herbir türāb raḳṣ
Emdükçe lā‘lüñi n’ola dil raḳṣ iderse kim
Bī-iḫtiyār ider kişi içse şarāb raḳṣ
Mey-ḫāne ṣadrına geçüben Fażliyā müdām
Eyler ṣafā-yı cām ile mest ü ḫarāb raḳṣ
Günümüz Türkçesiyle
1. O ay yüzlü eğer peçesiz raks etse, güneş şevkle dönmeye başlayıp raks eder. (Revan mecmuasında ilk mısra: "Gönül çalan (sevgili) nazla peçesiz raks etse".)
2. Gönül, yanağının şevkiyle semâ etmeden (önce) yandı; ateş kızgın olunca kebap daha çok raks eder (oynar). (Revan mecmuasında ikinci mısra: "Ateş kızdıkça kebabın raksını artırır".)
3. O güneş (yüzlü) bir gün mezarıma gelse, kabrimdeki her toprak (zerresi) zerre gibi raks eder.
4. Lal dudağını emdikçe gönül raks etse buna şaşılır mı? Çünkü şarap içen kişi elinde olmadan raks eder.
5. Ey Fazlî, (gönül) meyhanenin başköşesine geçip daima kadehin safasıyla sarhoş ve kendinden geçmiş olarak raks eder. (Revan mecmuasında "kadehin safasıyla" yerine "kadehin hevesiyle".)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif, Arapça "raḳṣ" (dans) kelimesidir; Özkat bu gazeli Arapça kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "bī-niḳāb, āfitāb, kebāb, türāb, şarāb, ḫarāb" kelimelerindeki "-āb" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz üçüncü gazeldir ve iki nüshada bulunur: Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 243b) ve aynı kütüphanenin Revan 1969 numaradaki "Mecmū‘a-i Eş‘ār"ında (vr. 153b). Özkat metni Hazine nüshasına göre kurar ve Revan nüshasının farklarını dipnotta verir: bu nüshada ilk mısra "Nāz-ile dil-rübā ide ger bī-niḳāb raḳṣ", ikinci beytin ikinci mısraı "Germ olduġunca arturur āteş kebāb raḳṣ" biçimindedir; ayrıca ikinci beyitte "itmeden" yerine "itmedin", son beyitte "ṣafā-yı" yerine "hevā-yı" yazılıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti, redifteki "raḳṣ" kelimesi etrafında bir dans sahnesi kurar ve dansı her seferinde başka bir şeye yükler: güneşe, kebaba, kabir toprağına, gönle ve meyhanedeki âşığa. İlk beyitte sevgili peçesiz raks ederse güneşin de şevkle dönmeye başlayacağı söylenir; "çerḫa girmek" sözü dönmeye başlamayı anlatır ve "çerḫ" kelimesinin gök anlamıyla birlikte güneşin gökteki dönüşünü de çağrıştırır. Yetmiş dokuzuncu gazelde de aynı söz semâ ile birlikte kullanılmıştır; bu tespitimizdir. İkinci beyitte gönül, semâa kalkmadan önce yanmıştır; ateşte kızaran kebabın sıçraması bir raksa benzetilir. Gönlün kebaba benzetilmesi divan şiirinde bilinen bir imgedir.
Üçüncü beyit güneş ışığında oynaşan zerre imgesini kullanır: güneş yüzlü sevgili âşığın mezarına gelirse kabrin her toprak zerresi, güneş ışığındaki zerreler gibi raks eder. "Āfitāb", "ẕerre" ve "türāb" kelimeleri bir tenasüp kurar. Dördüncü beyitte sevgilinin lal dudağı şaraba benzetilir; şarap içen nasıl elinde olmadan raks ederse, dudağı emen gönül de raks eder. Bu, bir olgunun genel bir yargıyla temellendirildiği irsâl-i mesel benzeri bir söyleyiştir; bu yorumumuzdur. Son beyit meyhane sahnesiyle kapanır: âşık meyhanenin başköşesine geçmiş, kadehin safasıyla mest ve harap olarak raks etmektedir. "Mest ü ḫarāb" sözü, sarhoşluğun en ileri derecesini anlatan bir ikilemedir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 345, gazel no. 103 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 243b; Revan 1969, vr. 153b); ayrıca s. 69 (redifler), s. 119-120 ve 121 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






