Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlü Mefā‘īlü Fe‘ūlün
A‘rāż ider ol şem‘ ḳaçan ‘arż ide ‘ārıż
Ṣūfī gözine oldı raṣad var ise ‘ārıż
Çāk itmez idi bād gelüp perde-i ‘ırżın
Gül olmasa ger ‘ārıż-ı dil-dāra mu‘ārıż
Basṭ eyle bisāṭ-ı keremi ḫāk-ı basīṭe
Ḳabż eylemeden rūḥuñı iy ḫᵛāce o ḳābıż
‘Ayb eyleme ṣūfī o büte secdeler itsem
Lāyıḳ mı k’ide mü’min olan terk-i ferāyiż
İy Fażlī bu şi‘r āb-ı ḥayāt oldı hemānā
Feyż itdi saña çeşme-i feyżinden o ḳābıż
Günümüz Türkçesiyle
1. O mum (gibi sevgili) ne zaman yanağını gösterse (herkesten) yüz çevirir; sofunun gözüne, eğer gözetlemek (yasak bakış) varsa, (bu) bir arıza (dert) oldu. (Beytin ikinci mısraı kapalıdır.)
2. Eğer gül sevgilinin yanağına rakip olmasaydı, rüzgâr gelip onun namus perdesini yırtmazdı.
3. Ey hoca (efendi), o can alıcı (Azrail) ruhunu almadan önce, kerem sofrasını yeryüzüne yay (cömert ol).
4. Ey sofu, o pute secdeler etsem ayıplama; mümin olanın farzları terk etmesi yakışır mı?
5. Ey Fazlî, bu şiir sanki ab-ı hayat oldu; o (feyzi elinde tutan) sana feyz çeşmesinden feyz verdi. (Son kafiye kelimesinin buradaki anlamı açık değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli yarım kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "‘ārıż, ‘ārıż, mu‘ārıż, ḳābıż, ferāyiż, ḳābıż" kelimeleriyle kurulur; matlaın iki mısraı aynı "‘ārıż" kelimesiyle, üçüncü ve beşinci beyitler de aynı "ḳābıż" kelimesiyle biter. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz yedinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 244b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, Özkat'ın iştikak örnekleri arasında gösterdiği beyittir: "a‘rāż" (yüz çevirme), "‘arż" (gösterme) ve "‘ārıż" kelimeleri aynı kökten gelir. Matlaın iki mısraındaki "‘ārıż" kelimeleri ise farklı anlamdadır: ilkinde yanak, ikincisinde arız olan, ortaya çıkan dert ya da engel anlamındadır; bu, cinas sanatıdır. Mumun yanakla, yanağın ışıkla birleşmesi sevgiliyi parlak bir mum gibi gösterir. İkinci mısraın dizimi kapalıdır; "raṣad" (gözetleme) kelimesiyle sofunun sevgiliye gizlice bakmasının onun gözüne bir dert olduğu anlaşılabilir, bu yorumumuzdur. İkinci beyitte hüsn-i ta‘lîl vardır: gülün yapraklarını rüzgârın açıp dağıtması, gülün sevgilinin yanağına rakip olmasının cezası olarak açıklanır. "‘Irż" (namus) kelimesi matladaki kelimelerle ses bakımından da ilgilidir.
Üçüncü beyitte "basṭ", "bisāṭ" ve "basīṭ" aynı kökten gelir; "basṭ" (yaymak) ile "ḳabż" (almak, sıkmak) ise tezat oluşturur. "Ḳābıż", ruhları kabzeden, yani Azrail anlamında kullanılır. El-Bâsıt ve el-Kâbız aynı zamanda Allah'ın isimleri arasında yer alır; beyitteki kelime seçimi bu ilgiyi de hatırlatır, bu tespitimizdir. Beyit, ölüm gelmeden cömert olmayı öğütler. Dördüncü beyit cüretli bir rint söyleyişidir: âşık, sevgiliye secdeyi bir farz gibi görür ve sofuya, müminin farzı terk etmesinin yakışmayacağını söyler. Son beyitte şiir ab-ı hayata benzetilir ve "feyż" kelimesi iki kez kullanılır. Kafiye kelimesi "ḳābıż"ın burada feyzi elinde tutan anlamında kullanıldığı düşünülebilir, ancak beytin bu kelimeyle kurulan anlamı açık değildir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 347-348, gazel no. 107 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 244b); ayrıca s. 69 (kafiye), s. 83 (iştikak) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






