Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün
Şerbet-i bādeden ol zāhide iy sāḳi müfīż
Oldı niḳrīsi ayaḳ derdine düşdi o marīż
Ḳanda hem-menzil olam ben saña iy māh-ı münīr
Saña cā evc-i cemāl ü baña cā ḫāk-ı ḥażīż
İy perī diyü raḳībi görüp ādem didügüm
Ṣanma kim vech-i ṣaḥīḥ üzre ola añla naḳīż
Pākdur dāmeni çün gerd-i riyādan rindüñ
Dāmen-ālūde görüp eyleme ṣūfī ta‘rīż
Ten ü cān u dil ü dīnini fedā itdi saña
Bes durur Fażlī’ye bir būse iderseñ ta‘vīż
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey saki, o zahide şarap şerbetinden bol bol akıt; o hasta nikris (gut) oldu, ayak derdine düştü.
2. Ey parlak ay, ben seninle nerede aynı konakta olayım? Sana yer güzelliğin doruğu (evc), bana yer en alçak toprak (hazîz).
3. Ey peri, rakibi görüp ona "insan" dediğime bakıp bunu doğru anlamda söylendi sanma; tersini anla.
4. Rindin eteği riya tozundan temiz olduğuna göre, ey sofu, onu eteği kirlenmiş görüp ta'riz etme (dokundurma).
5. Fazlî tenini, canını, gönlünü ve dinini sana feda etti; karşılığını bir öpücükle versen Fazlî'ye yeter.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli zengin kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "müfīż, marīż, ḥażīż, naḳīż, ta‘rīż, ta‘vīż" kelimelerindeki "-īż" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażlī'ye" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz sekizinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 244b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, zahit ile rint arasındaki karşıtlığı alaycı bir dille işler. İlk beyitte zahidin "ayaḳ derdi"ne düştüğü söylenir; "niḳrīs" (gut) ayak eklemlerinde ağrıyla bilinen bir hastalıktır. Eski Türkçede "ayak" kadeh anlamına da geldiği için "ayak derdi" sözü, zahidin asıl derdinin kadehsizlik olduğunu da düşündürür ve saki ona şarap şerbeti vermeye çağrılır. Bu tevriye tespitimizdir. İkinci beyitte gökbilim terimleri kullanılır: "evc" bir gök cisminin yörüngesinde dünyaya en uzak noktası, "ḥażīż" ise en yakın, en alçak noktasıdır. "Māh-ı münīr" (parlak ay) ve "menzil" kelimeleri de bu alana bağlanır. Sevgili güzellik göğünün doruğundadır, âşık ise toprağın en alçak yerindedir; bu terimlerin beyitteki ilişkisi tespitimizdir.
Üçüncü beyit bir ironiye dayanır: âşık rakibe "ādem" (insan) demiştir, ama sevgiliye bunun doğru anlamda söylenmediğini, tersinin anlaşılması gerektiğini söyler. "Ṣaḥīḥ" (doğru) ile "naḳīż" (karşıt) kelimeleri tezat oluşturur; "perī" ile "ādem" arasında da bir karşılık vardır. Dördüncü beyitte "dāmen-ālūde" (eteği kirli) sözü günahkâr anlamına gelen bir deyimdir; rindin eteği ise riya tozundan temizdir. Sofunun rinde "ta‘rīż", yani dolaylı yoldan dokundurması, kendi riyasının işaretidir. Son beyitte âşık ten, can, gönül ve dinini feda etmiştir ve karşılık (ta‘vīż) olarak bir öpücüğe razıdır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 348, gazel no. 108 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 244b); ayrıca s. 69 (kafiye) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






