Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Kāf u nūn olalı ẓāhir künūz-ı ẕāt-ı ‘ışḳ
Noḳṭa noḳṭa ḥarfi kūyının der-i āyāt-ı ‘ışḳ
Ẕātına ġayb u şehādet şāhidin iy müdde‘ī
Gel beru inkārı ḳo olmış durur is̱bāt-ı ‘ışḳ
پیش ما قدری ندارد زاهدا الاّ و لات
نزد ما عزی نیابد عزّی الاّ لات عشق

Okunuş: Pīş-i mā ḳadrī nedāred zāhidā illā vü lāt / Nezd-i mā ‘izzī neyābed ‘Uzzā illā Lāt-ı ‘ışḳ. Neşirde bu beytin okunuşu yoktur; okuma bizimdir, anlam Özkat'ın dipnotuna dayanır (s. 350).

Ḳaṭ‘-ı menzil eylemez ferzīn gibi kej-revdür ol
Olmayan bu ‘arṣada fi’l-ḥāl şāhum māt-ı ‘ışḳ
Ġuṣṣadan fāriġ olup şādīden istiġnā bulur
Bü’l-‘aceb ḥāletdür el-ḥaḳ ṣūfiyā ḥālāt-ı ‘ışḳ
Ser virür her gūşede ‘uşşāḳ serverler gibi
Tekye-i ‘ışḳ içre çoḳ ḳurbāna gelmiş şāt-ı ‘ışḳ
Ger dilerseñ mün‘akis olmaġa
Ṣāf-ṭab‘ ol Fażliyā ḳıl ḳalbüñi mir’āt-ı ‘ışḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Kâf ile nûn, yani Allah'ın "Ol" emri belirdiğinden beri aşkın zatının hazineleri açığa çıktı; onun sokağının harfleri, nokta nokta, aşk âyetlerinin kapısıdır. (Mısralar kapalıdır; Özkat ilk mısrada veznin aksadığını belirtir.)

2. Ey iddiacı, onun zatına görünmeyen âlem de görünen âlem de tanıktır; beri gel, inkârı bırak, aşkın ispatı yapılmıştır.

3. Ey zâhid, bizim yanımızda "illâ" (ancak) ile "lâ"nın (hayır, yok) hiçbir değeri yoktur; bizim katımızda Uzzâ putu da itibar bulmaz, itibar bulan ancak aşkın Lât'ıdır. (Özkat'ın açıklamasıyla: "Bizim yanımızda Uzzā adlı putun hiçbir değeri ve itibarı yoktur; ancak aşkın putunun, Lāt'ının değeri vardır.")

4. Ey şahım, bu meydanda hemen aşka mat olmayan kişi satrançtaki ferz gibi eğri gider, yol alamaz.

5. Aşk, insanı kederden kurtarır, sevince de ihtiyacı bırakmaz; ey sofu, doğrusu aşkın halleri pek şaşılacak bir haldir.

6. Âşıklar her köşede önderler gibi baş verir; aşk tekkesinde aşkın nice koyunu kurban edilmiştir.

7. Ey Fazlî, eğer aşkın sende yansımasını dilersen tabiatını arı duru kıl, kalbini aşkın aynası yap. (Birinci mısra nüshada eksik yazılmıştır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif Arapça bir kelime olan "‘ışḳ"tır; Mustafa Özkat bu gazeli Arapça kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "-āt" sesidir: ẕāt, āyāt, is̱bāt, Lāt, māt, ḥālāt, şāt, mir'āt. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz on birinci gazeldir ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 245b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Gazelin üçüncü beyti bütünüyle Farsçadır ve neşirde Arap harfleriyle basılmıştır. Özgün metindeki bu beyit neşrin basılı sayfasından harfi harfine aktarılmıştır. Özkat beytin okunuşunu vermez, yalnız Türkçe anlamını dipnotta açıklar ve beyti Fazlî'nin Arapça ve Farsça söyleyişleri arasında da örnek gösterir. Latin harfli okuma bizimdir; anlam Özkat'ın açıklamasına dayanır. Okumamız veznin kalıbına uyar ve beytin ikinci mısraı, "Lāt-ı ‘ışḳ" sözüyle gazelin kafiye ve redifini tamamlar. Birinci mısrayı bitiren kelime basılı metinde "لات" diye yazılmıştır; Özkat ise anlamı verirken burada "lâ" edatını anar. Bu kelimenin hem "lâ" edatını hem de Lât putunun adını hatırlattığı tespitimizdir. Özkat ayrıca ilk beytin birinci mısraında veznin aksadığını, yedinci beytin birinci mısraının ise nüshada eksik bırakıldığını belirtir; bu mısra gerçekten de kalıbın gerektirdiğinden kısadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel tasavvufî bir aşk anlayışını işler: aşk, varlığın başlangıcından beri bulunan, ispat gerektirmeyen ve insanı bütünüyle değiştiren bir haldir. Matlada "kāf u nūn" sözü Arapça "kün", yani "ol" emrinin iki harfidir; Kur'an'da Allah'ın bir şeyin olmasını dilediğinde "Ol" dediği anlatılır. Şair yaratılışın bu ilk anından beri aşkın hazinelerinin ortaya çıktığını söyler ve harf, nokta, âyet kelimeleriyle bir tenasüp kurar. İkinci beyitte aşkı inkâr eden "müddeî" (iddiacı) karşısına görünmeyen ve görünen âlemin tanıklığı konur; "şāhid" ile "is̱bāt" mahkeme dilinden alınmış kelimelerdir.

Üçüncü beyit, Farsça olarak zâhide söylenmiş bir meydan okumadır. Kelime-i tevhidin "lā ilāhe illallāh" (Allah'tan başka ilah yoktur) cümlesindeki "lā" ve "illā" edatlarının anılması, zâhidin dış görünüşe bağlı dindarlığına bir göndermedir; bu bağlantı çıkarımımızdır. İkinci mısrada Câhiliye Araplarının iki putunun adı, Uzzâ ve Lât, birlikte geçer. Şair, zâhidin önemsediği şeylerin kendi katında değeri olmadığını, değer bulanın yalnız "aşkın Lât'ı", yani gönlün taptığı sevgili olduğunu söyler. "‘İzzī" (bir itibar) ile "‘Uzzā" kelimeleri arasında ses benzerliği vardır; bu cinas da tespitimizdir. Divan şiirinde sevgiliyi puta benzetmek yaygındır; beytin cüreti, bunu zâhide karşı ve Farsça bir söyleyişle yapmasındadır.

Dördüncü beyitte satranç terimleri kullanılır: "ferzīn" (vezir taşı), "‘arṣa" (satranç tahtası, meydan), "şāh" ve "māt". Aşka hemen yenik düşmeyen kişi, eğri giden ferz gibi hiçbir yere varamaz; "şāhum" hitabı hem sevgiliye seslenir hem de satrancın şah taşını çağrıştırır. Bu tevriye tespitimizdir. Beşinci beyitte aşkın âşığı hem kederden hem sevinçten bağımsız kıldığı söylenir; bu, tasavvuftaki hallerin üstüne çıkma düşüncesine yakındır. Altıncı beyitte "ser virür" (baş verir) ile "server" (baş, önder) arasında cinas vardır; tekke ve kurban kelimeleri, âşıkların aşk yolunda feda edilişini anlatır. Son beyitte gönül aynası imgesi kullanılır: kalp arınırsa aşk onda yansır.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 350, gazel no. 111 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 245b); ayrıca s. 69 (redif) ve s. 108 (Arapça ve Farsça unsurlar), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar