Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Ṭutuşup ‘ışk ile oldum eşk-i bī-pāyāna ġarḳ
Kim görüpdür baḥr-ı bī-pāyān içinde yana ġarḳ
Fülk-i ten girdāba düşdi Nūḥ-ı rūḥ olmaz ḫalāṣ
Oldı seyl-āb-ı sirişkümden cihān ṭūfāna ġarḳ
‘Işḳa düşdi dil ‘aceb mi göz yaşından el yusa
Neylesün dürr-i muṣaffāyı olan ‘ummāna ġarḳ
Var iken dendān u lā‘lüñ aña itmez ārzū
İtse dil ġavvāsını deryā dür ü mercāna ġarḳ
Murtażā ḥaḳḳı ‘Alī olmasun adum Fażliyā
Eylemezsem Düldül-i cismüm ser-ā-ser ḳana ġarḳ
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşk ile tutuşup sonu gelmez gözyaşına gark oldum; uçsuz bucaksız bir denizin içinde yanarak boğulanı kim görmüştür?
2. Beden gemisi girdaba düştü, ruh Nuh'u kurtuluşa eremez; gözyaşımın selinden dünya tufana gark oldu.
3. Gönül aşka düştü; gözyaşından el yusa (vazgeçse) şaşılır mı? Ummana gark olan saf inciyi ne yapsın?
4. Senin dişlerin ve dudağın varken deniz gönül dalgıcını inciye ve mercana gark etse bile gönül onlara heves etmez.
5. Ey Fazlî, Düldül gibi bedenimi baştan başa kana gark etmezsem, Murtazâ (Hz. Ali) hakkı için adım Ali olmasın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-a ġarḳ" sözüdür; Özkat bu redifi ek, Türkçe ve Arapça unsurlardan oluşan redifler arasında sayar. Kafiye "bī-pāyān, ṭūfān, ‘ummān, mercān, ḳan" kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur; matlaın ikinci mısraındaki "yana" (yanarak) kelimesi de bu sese yaslanır. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz on ikinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 245b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün imgeleri su ve boğulma etrafında toplanır. Matla bir tezatla açılır: âşık aşk ateşiyle tutuşmuş, ama sonsuz gözyaşı denizinde boğulmuştur; yanarak boğulan birini kimsenin görmediğini söyler. İkinci beyitte beden bir gemi, ruh ise bu gemideki Nuh'tur; gözyaşı seli dünyayı tufana boğar, fakat tufan gemisinin sahibi bu kez kurtulamaz. Nuh, gemi, girdap ve tufan kelimeleri bir tenasüp kurar. Üçüncü beyitte "göz yaşından el yumak" deyimi iki anlamıyla kullanılır: el yıkamak ve bir şeyden vazgeçmek. Özkat "el çekmek, el yıkamak, el yumak" deyiminin geçtiği yerler arasında bu beyti de sayar. Ummana düşmüş olan için tek bir incinin değeri yoktur; aşk denizine düşen gönül de gözyaşı damlalarını önemsemez.
Dördüncü beyitte sevgilinin dişleri inci, dudağı mercandır; divan şiirinde dişin inciye, dudağın mercana ve lale benzetilmesi yaygındır. Deniz gönül dalgıcını gerçek inci ve mercana boğsa da gönül onları istemez, çünkü daha değerlisi sevgilinin ağzındadır. Son beyit gazelin en dikkat çeken yeridir: şair Hz. Ali'nin lakabı Murtazâ adına yemin eder, bedenini Hz. Ali'nin atı Düldül gibi baştan başa kana boyamazsa adının Ali olmamasını diler. Beyitte Ali, Murtazâ ve Düldül kelimeleri bir telmih zinciri kurar.
Tarihî Bağlam
Bu beyit şairin adı tartışmasında kaynak olarak kullanılır. Özkat'a göre tezkirelerin çoğu şairin adını Mehmed olarak verir, bazı nüshalarda Mahmud adı da geçer; şair ise bu beytinde adının Ali olduğunu açıkça söyler. Özkat bu ifadeyi, şairin asıl adının Ali olduğunu belgeleyen bir kayıt sayar ve adının "Mehmed Ali" olabileceğini düşünür. Özkat, Fazlî'nin gazellerinden yalnız bu birinde bir vesileyle gerçek adını andığını belirtir ve dört halifeye derin bir saygı duyan şairin onların adlarını daha çok benzetme unsuru olarak kullandığını söyler.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 350-351, gazel no. 112 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 245b); ayrıca s. 9, 14 ve 62 (şairin adı), s. 69 (redifler), s. 75 (dört halife) ve s. 92 (deyimler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






