Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Saña göz ‘āşıḳ u dil ‘āşıḳ u cān ile ten ‘āşıḳ
Tenümde her ḳılum cānā olupdur cümleten ‘āşıḳ
Ciger ḫūn-īn u ten pür-dāġ u nermī maġz u ḳaddüm ḫam
Gözüm giryān u dil biryān u cān ḥayrān u ben ‘āşıḳ
Çün irdi tīr-i ‘ışḳuñ cāna ayruḳ neylesün cismi
Şehīd-i ‘ışḳ olıcaḳ istemez ‘ömrüm kefen ‘āşıḳ
Alup cānını ġayruñ irgürürsin vaṣluña cānā
Ne dirsin ġamdan ölsün mi seni cāndan seven ‘āşıḳ
Ser-ā-ser sūz u ḥāl olmaḳ gerek iy Fażlī eş‘āruñ
Ki yanup yaḳıla ger-gāh anuñla oḳuyan ‘āşıḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Sana göz âşık, gönül âşık, can ile beden âşık; ey canan, bedenimde her kılım topyekûn âşık olmuştur.

2. Ciğerim kan, bedenim yara dolu, beynim yumuşamış, boyum bükülmüş; gözüm ağlar, gönlüm kebap olmuş, canım hayran ve ben âşığım. ("Nermī maġz" sözünün anlamı tam açık değildir.)

3. Aşkının oku cana erişince artık beden ne yapsın; ey ömrüm, aşk şehidi olan âşık kefen istemez.

4. Ey canan, başkasının canını alıp onu vuslatına erdirirsin; ne dersin, seni candan seven âşık gamdan ölsün mü?

5. Ey Fazlî, şiirlerin baştan başa yanış ve hâl olmalı ki onu okuyan âşık zaman zaman yanıp yakılsın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif Arapça "‘āşıḳ" kelimesidir; Özkat bu gazeli Arapça kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ten, cümleten, ben, kefen, seven, oḳuyan" kelimelerindeki "-en" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz on üçüncü gazeldir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Gazelin metni iki kaynaktan kurulmuştur. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuada (vr. 245b) sayfa eksikliği yüzünden yalnız ilk iki beyit bulunur. Gazel, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin tezkiresinde 1., 3., 4. ve 5. beyitleriyle dört beyit hâlinde yer alır; Özkat metni bu tezkireden yararlanarak tamamlamıştır. İkinci beytin ilk kelimesi mecmuada "ciger" yerine "çeker" biçimindedir. Gazelin matlaı neşirde hemen ardından gelen yüz on dördüncü gazelin matlaıyla aynıdır. Özkat, bir beytin farklı şiirlerde tekrarlanmasının müstensih hatası olabileceği gibi şairin beğendiği bir söyleyişi başka şiirlerde de kullanma isteğinden kaynaklanabileceğini söyler. İki gazel arasındaki benzerlik matlala sınırlı değildir: bu gazelin üçüncü ve dördüncü beyitleri, öbür gazelin beşinci ve dördüncü beyitleriyle küçük farklarla aynıdır. Bu ikinci benzerlik tespitimizdir ve iki metnin aynı gazelin farklı nüshalara yansımış iki söyleyişi olabileceği çıkarımımızdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, "‘āşıḳ" kelimesini bir mısrada üç kez tekrarlayarak âşığın bütün varlığını sayar: göz, gönül, can ve beden; ikinci mısrada bedenin her kılı da âşık olmuştur. İkinci beyit aynı yöntemle bir dizi kısa ad cümlesi kurar: ciğer kanlı, beden yaralı, boy bükük, göz yaşlı, gönül kebap, can hayran. Bu sıralama gazelin ahengini taşır. Üçüncü beyitte aşk oku cana erişmiştir ve âşık bir aşk şehididir; şehidin kefene ihtiyaç duymadığı düşüncesi beytin zeminidir. Bu beyitteki "‘ömrüm" kelimesi sevgiliye "ey ömrüm" diye bir hitap olarak okunmuştur.

Dördüncü beyit bir sitem sorusudur: sevgili başkasının canını alıp ona vuslat bağışlar, kendisini candan seveni ise gam içinde bırakır. Son beyit gazelin en çok anılan beytidir. Özkat bu beyti Fazlî'nin şiir anlayışını gösteren bir söz olarak birkaç yerde aktarır: şairin aşk konulu şiirlerin baştan başa yakıcı olması gerektiğini, âşıkların o şiirleri okurken âdeta yanıp yakılması gerektiğini söylediğini ve bu sözle lirizme verdiği önemi gösterdiğini belirtir. "Sūz" (yanış) ve "ḥāl" (iç durum, vecd) kelimeleri ile "yanup yaḳıla" sözü arasındaki ilgi beytin anlamını pekiştirir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 351, gazel no. 113 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 245b; Kınalızâde tezkiresi); ayrıca s. 39, 42, 63 ve 82 (şiir anlayışı), s. 69 (redifler) ve s. 115 (tekrarlanan matla), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
  • Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. İbrahim Kutluk, TTK, Ankara 1981, II, s. 756 (Özkat'ın aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar