Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün Mefā‘ilün Fe‘ilün
Cāna derdüñ senüñ devā mı degül
Dile renc-i ġamuñ şifā mı degül
Bir baña zülfüñüñ belāsı nedür
Baña bālā ḳadüñ belā mı degül
Ġam-ı ḫaṭṭuñ çoġ olduġından dil
N’ola ḫaṭṭ eylese ṣafā mı degül
N’ola alḳışlar eylesem her gün
Baña sögdüklerüñ du‘ā mı degül
Ḫūn-ı Fażlī’yi çeşmüñ iy ḫūnī
Döke nā-ḥaḳ yire revā mı degül
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey can, senin derdin deva değil mi; gamının sıkıntısı gönle şifa değil mi?
2. Saçının belası bana nedir ki; yüksek boyun bana (asıl) bela değil mi?
3. Ayva tüylerinin gamı çok olduğundan gönül (bundan) zevk alsa ne olur, safa değil mi? (Metindeki "ḫaṭṭ eylese" sözü "ḥaẓẓ eylese", yani zevk alsa okunuşuyla anlaşılmıştır.)
4. Her gün (sana) alkışlar (dualar) etsem ne olur; bana sövdüklerin dua değil mi?
5. Ey kan dökücü, gözün Fazlî'nin kanını haksız yere döksün; (bu) reva değil mi?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hafif bahrinden "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; mısralar kısa ve akıcıdır. Redif "mı degül" sözüdür; Özkat bu gazeli Türkçe kelime grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "devā, şifā, belā, ṣafā, du‘ā, revā" kelimelerindeki "-ā" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz yirmi ikinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 246b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti bir soru ile biter ve bu sorular cevap beklemez; âşık, sevgiliden gelen her acının aslında bir iyilik olduğunu kabul ettirmeye çalışır. Matlada dert deva, gam şifadır. İkinci beyitte "bālā" (yüksek) ile "belā" kelimeleri arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır: zülfün belası âşığa bir şey değildir, asıl bela sevgilinin yüksek boyudur. Bu cinas tespitimizdir. Divan şiirinde boy selviye benzetilir ve "bālā-ḳad" (uzun boylu) sözü güzelliğin ölçüsü sayılır.
Üçüncü beyit kapalıdır. Metinde "N'ola ḫaṭṭ eylese" yazılıdır; "ḫaṭṭ" kelimesi hem yazı hem yanaktaki ayva tüyü anlamına gelir ve ilk mısradaki "ġam-ı ḫaṭṭ" sözünü tekrarlar. Arap harfli yazıda "ḫaṭṭ" ile "ḥaẓẓ" (zevk, haz) kelimelerinin yalnız noktaları farklıdır; "ḥaẓẓ eylese" okunuşu mısraın sonundaki "ṣafā" kelimesiyle iyi birleşir. Bu okuma çıkarımımızdır. Dördüncü beyitte "alḳış" kelimesi eski Türkçedeki övgü ve dua anlamıyla kullanılmıştır; âşık sevgiliye her gün dua eder, çünkü onun sövmesini bile dua sayar. Alkış ile sövgü arasındaki tezat beytin dayanağıdır. Son beyitte âşık, kanını haksız yere döken gözün bu işini "reva değil mi" diye sorar; soru, sevgilinin zulmünü bir hak gibi kabul eden ince bir alayla yüklüdür. Bu alay yorumumuzdur.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 356-357, gazel no. 122 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 246b); ayrıca s. 69 (redifler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






