Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Ḫākuñuñ her ẕerresin ḳıl kuhl-i erbāb-ı naẓar
Gel ṭarīḳ-i ‘ışḳ-ı pāka ḫāk-i pā ol iy göñül
Devlet isterseñ bu ‘ālem devletinden fāriġ ol
Bā-nevā olmaḳ dilerseñ bī-nevā ol iy göñül
Ger devā isterseñ olma derdden Fażlī cüdā
Rāḥat isterseñ belāya mübtelā ol iy göñül

Günümüz Türkçesiyle

1. (Ey gönül), toprağının her zerresini nazar ehlinin gözüne sürme yap; gel, ey gönül, temiz aşk yolunda ayak toprağı ol.

2. Devlet istersen bu dünyanın devletinden vazgeç; ey gönül, nasip sahibi olmak dilersen nasipsiz ol.

3. Ey Fazlî, deva istersen dertten ayrı olma; ey gönül, rahat istersen belaya tutul.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış bir gazelin son üç beytidir. Özkat bu parçayı "lâm harfinde kafiyeli eksik gazeller" başlığı altında, ilk beyitleri eksik olanlar arasında verir ve başlığa koyduğu dipnotta bu gazellerin şair tarafından yarım bırakılmadığını, mecmualardaki sayfa eksikliklerinden dolayı bazılarının ilk, bazılarının son beyitlerinin kaybolduğunu açıklar. Parça, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 246a) bulunur ve Özkat'ın neşrinde yüz yirmi beşinci gazel olarak numaralanmıştır.

Redif "ol iy göñül" sözüdür; Özkat bu gazeli kelime grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḫāk-i pā, bī-nevā, mübtelā" sözlerindeki "-ā" sesiyle kurulur. İlk beytin ilk mısraı "naẓar" kelimesiyle bittiği ve öbür mısrayla kafiyeli olmadığı için bu beyit matla değildir; bu da gazelin baş tarafının kaybolduğunu gösterir. Mahlas son beyitte geçer. Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Üç beyit, gönle yöneltilmiş tasavvufî öğütlerdir ve her biri bir paradoks üzerine kurulur. İlk beyitte gönülden toprak olması istenir: toprağının her zerresi nazar ehlinin gözüne sürme olmalıdır. Divan şiirinde sevgilinin ya da ermişin ayak toprağı göze sürme yapılır; burada gönül kendisi bu toprak olmaya çağrılır. "Ḫāk" kelimesinin iki mısrada tekrarlanması ve "ḫāk-i pā" (ayak toprağı) sözü alçakgönüllülüğü anlatır.

İkinci beyitte iki karşıtlık vardır: gerçek devlete ulaşmak için dünya devletinden vazgeçmek gerekir; "bā-nevā" olmak için de "bī-nevā" olmak gerekir. "Nevā" kelimesi hem azık, nasip hem de ses, nağme anlamına gelir; bu iki anlamın birlikte düşünülebileceği tespitimizdir. Son beyitte aynı düşünce derde ve belaya uygulanır: deva dertten, rahat beladan geçer. Şairin mahlası bu beyitte "Fażlī" biçiminde gelir ve redifle birlikte gönle seslenişi tamamlar.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 358-359, gazel no. 125 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 246a); ayrıca s. 62 (eksik gazeller) ve s. 69 (redifler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar