Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün
Ruḫ-ı zerdüm ki yer yer nāḫun-ı ġamdan ḫırāş itdüm
Vücūdum defterinden ‘āfiyet ḥarfin tırāş itdüm
Döginmekden ḳararmış ḳollarum aḳ boynına ṣaldum
Ben anı ṣūret-i vaṣl-ı nigāra iki ḳaş itdüm
Atı ayaġına ferş olmaġa ol şeh-süvāruñ ṣīb
Tenüm zerd eyleyüp derdiyle altunlu ḳumāş itdüm
N’ola āh eyleyüp ḳan aġlasam sırr-ı ġam-ı ‘ışḳı
Gözüm yaşıyla āhumdan cihān ḫalḳına ḳaş itdüm
Hebā olup tozar gördüm hevāya bād-ı āhumdan
Anuñçün ten ġubārın eşk-i ḫūnīnümle yaş itdüm
Ayaġuñ ṭaşını ḳoçdum ḳılup eşkümle ḫūn-ālūd
Ben anı lā‘l-veş ol ḫāṭem-i zerrīne ṭaş itdüm
Bugün baş oynadup meydān-ı ġamda ‘ışḳ-ile Fażlī
Belālu başumı ser-bāzlar silkine baş itdüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Sarı yanağımı gam tırnağıyla yer yer tırmaladım; varlığımın defterinden sağlık harfini kazıdım.
2. Dövünmekten kararmış kollarımı onun ak boynuna sardım; ben onları sevgiliyle vuslatın suretinde iki kaş ettim.
3. O şah süvarinin atının ayağına döşenmek için tenimi onun derdiyle sarartıp altın işlemeli kumaş ettim. (İlk mısranın sonundaki "ṣīb" kelimesinin anlamı açık değildir.)
4. Ah edip aşk gamının sırrı için kan ağlasam şaşılır mı; gözyaşımla ve ahımla (o sırrı) cihan halkına açığa vurdum. (Metindeki "ḳaş" kelimesi "fāş" okunuşuyla anlaşılmıştır.)
5. Ahımın rüzgârından (bedenimin) heba olup havaya tozduğunu gördüm; bu yüzden ten tozunu kanlı gözyaşımla ıslattım.
6. Ayağının bastığı taşı gözyaşımla kana bulayıp kucakladım; onu lal gibi o altın yüzüğe taş ettim.
7. Ey Fazlî, bugün gam meydanında aşk ile baş oynatıp (canımı ortaya koyup) belalı başımı can verenlerin zümresine baş ettim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "itdüm" fiilidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḫırāş, tırāş, ḳaş, ḳumāş, yaş, ṭaş, baş" kelimelerindeki "-āş" sesiyle kurulur; "ḳaş" kelimesi ikinci ve dördüncü beyitlerde iki kez kafiye olur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz yirmi yedinci gazeldir ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Bağdat Köşkü 406 numaralı Pervâne Beg nazire mecmuasında (vr. 400b) bulunur; Özkat metni Kısmet Gül Şener'in bu mecmua üzerine hazırladığı tezden aktarır.
Tarihî Bağlam
Özkat'ın Şener'den aktardığı nota göre bu gazel Zâtî'nin "Ṣanurlar levḥ-i sīnem ben ḥarāretden ḫırāş itdüm / Ḥurūf-ı ‘ayn u şīn ü ḳāfdan ġayrın tırāş itdüm" matlalı gazeline nazire olarak yazılmıştır; Zâtî'nin bu gazeli Fazlî, Ayânî Beg ve Rahîmî tarafından birer gazelle tanzir edilmiştir. Özkat, Fazlî'nin hocası saydığı Zâtî'nin öğrencisi olmaktan gurur duyduğunu, onun bir gazeline tahmis yazdığını ve iki gazelini tanzir ettiğini söyler; bu gazel o iki nazireden biridir. Zâtî'nin matlaında göğüs levhası üzerinde "aşk" kelimesinin harfleri (‘ayn, şīn, ḳāf) dışında her şeyin kazındığı söylenir; Fazlî de aynı kafiye ve redifle varlığının defterinden "sağlık" harfini kazır. Yazı, harf ve kazıma imgesinin iki matlada ortak olduğu tespitimizdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla yazı ve defter terimleriyle kurulur: âşık gam tırnağıyla yanağını tırmalar, varlığının defterinden âfiyet harfini kazır. "Ḫırāş" (tırmalama) ile "tırāş" (kazıma) kelimeleri ses bakımından birbirine yakındır. İkinci beyitte âşık, dövünmekten kararmış kollarını sevgilinin ak boynuna sarar; kara kollar ak boyun üzerinde iki kaşa benzer. Üçüncü beyti Özkat, devrin âdetlerini yansıtan beyitler arasında anar: şair, usta binici olarak nitelediği sevgilinin atının ayağına, ayrılık derdinden sararmış tenini altın kumaş gibi serer ve Özkat'a göre burada devlet büyüklerini karşılarken ayaklarının altına kırmızı halı serme âdeti vurgulanır. Mısranın sonundaki "ṣīb" kelimesinin anlamı açık değildir.
Dördüncü beyitte metinde "cihān ḫalḳına ḳaş itdüm" yazılıdır. Kafiye kelimesi ikinci beyitte de "ḳaş" olduğu için ve anlam aşk sırrının herkese duyurulmasını istediği için burada "fāş" (açığa vurma) okunuşu çıkarımımızdır; Arap harfli yazıda "ḳ" ile "f" harfleri yalnız noktalarıyla ayrılır. Beşinci beyitte ahın rüzgârı bedeni toz gibi savurur; âşık bu tozu kanlı gözyaşıyla ıslatarak yerde tutar. Altıncı beyitte sevgilinin ayağının bastığı taş, gözyaşının kanıyla kızarıp lal gibi olur ve altın yüzüğe taş olur; "altın yüzük" sözünün âşığın sararmış bedenini anlattığı çıkarımımızdır. Son beyitte "baş oynatmak" deyimi canını tehlikeye atmak anlamındadır; âşık gam meydanında başını ortaya koyanların başı olmuştur. "Baş" kelimesinin aynı mısrada üç kez gelmesi beytin ahengini kurar.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 359-360, gazel no. 127 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Bağdat Köşkü 406, vr. 400b); ayrıca s. 69 (redifler), s. 80 (âdetler) ve s. 97-98 (nazireler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Kısmet Gül Şener, Pervâne Beg Nazire Mecmuası (392a-415b): Transkripsiyonlu, Edisyon Kritikli Metin, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2002, s. 55 (Özkat'ın aktarımıyla). katalog.marmara.edu.tr






