Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Çünki aġyār-ile yār oldı o yāruñ iy göñül
Göglere irse yiridür āh u zāruñ iy göñül
Baḥr-ı ġamda nā-bedīd oldı yine fülk-i ṣafā
Var ise esdi muḫālif rūzgāruñ iy göñül
Baña zülfinden n’ola ġam olsa ḥāṣıl ādeme
Çün bilürsin zehrdür virdügi yāruñ iy göñül
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, o yârin ağyar (rakipler) ile yâr olduğuna göre ah u zarın göklere erişse yeridir.
2. Gam denizinde safa gemisi yine gözden kayboldu; ey gönül, talihinin (zamanın) rüzgârı ters estiyse (ne yapalım).
3. Onun zülfünden bana, bir insana gam hâsıl olsa şaşılır mı; ey gönül, bilirsin ki yârin verdiği zehirdir. (İlk mısrada "baña" ile "ādeme" kelimelerinin birlikte kullanılması dizimi kapalı kılar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış bir gazelin ilk üç beytidir. Özkat bu parçayı "lâm harfinde kafiyeli eksik gazeller" başlığı altında, son beyitleri eksik olanlar arasında verir; başlığa koyduğu dipnotta bu gazellerin şair tarafından yarım bırakılmadığını, mecmualardaki sayfa eksikliklerinden dolayı bazılarının ilk, bazılarının son beyitlerinin kaybolduğunu açıklar. Parça, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 246b) bulunur ve Özkat'ın neşrinde yüz yirmi altıncı gazel olarak numaralanmıştır.
Redif "-uñ iy göñül" sözüdür; Özkat bu gazeli ek, Türkçe ve Farsça unsurlardan oluşan redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "yār, zār, rūzgār, yār" kelimelerindeki "-ār" sesiyle kurulur; "yār" kelimesi birinci ve üçüncü beyitlerde iki kez kafiye olur. Mahlas beyti kaybolduğu için gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, âşığın kendi gönlüne seslendiği bir iç konuşmadır. Matlada "yār" kelimesi üç ayrı biçimde gelir: "aġyār" (rakipler), "yār olmak" (dost olmak) ve "yāruñ" (yârin); bu ses tekrarı, sevgilinin rakiplerle dost olmasının acısını vurgular. Bu tekrar tespitimizdir. İkinci beyitte gam bir denize, safa bir gemiye benzetilir; gemi gözden kaybolmuştur. "Rūzgār" kelimesi hem rüzgâr hem zaman, talih anlamına gelir ve "muḫālif esmek" (ters esmek) sözüyle birlikte bu iki anlamı taşır; bu tevriye tespitimizdir. Deniz, gemi ve rüzgâr kelimeleri bir tenasüp kurar.
Üçüncü beyitte sevgilinin zülfünden gam gelir ve âşık bunu şaşılacak bir şey saymaz, çünkü yârin verdiği zehirdir. Divan şiirinde zülüf, biçimi ve kıvrımı yüzünden yılana benzetilir; zülüf ile zehrin aynı beyitte buluşması bu benzetmeyi akla getirir. Bu çağrışım yorumumuzdur.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 359, gazel no. 126 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 246b); ayrıca s. 62 (eksik gazeller) ve s. 69 (redifler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






