Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Dāne-i gendüm gibi derd-ile zerd oldı beñiz
Mürġ-i dil ṣayd itmede dām-ı cihānda bu beñiz
Tīre-dil Ḳaradeñiz’dür gözlerümdür Aḳdeñiz
Ḫūn-ı dil çeşmümden aḳarsa revādur aḳ deñiz
Olalı sen āşinādan dūr şāhā bendeñiz
Dürr-i dendānuñ ġamından yaşum itdüm ben deñiz
Kimsenüñ iy tīr-i dilber ḳatline göz dikmeñiz
Sīneye dik tīrüñi olsun cihānda dikmeñiz
Günümüz Türkçesiyle
1. Dertten benzimiz buğday tanesi gibi sarardı; dünya tuzağında gönül kuşunu avlamakta (yem olan) işte bu benizdir. (İkinci mısra kapalıdır; bu okuyuş bir tahmindir.)
2. Kararmış gönül Karadeniz'dir, gözlerim Akdeniz'dir; gönül kanı gözümden akarsa yeridir, ak ey deniz. ("Aḳ deñiz" hem "Akdeniz" adını hem "ak, ey deniz" seslenişini taşır.)
3. Ey şah, sen tanıdığından (âşinâ) uzak düşeli bendeniz, inci gibi dişlerinin gamından gözyaşımı deniz ettim. ("Bendeñiz" ile "ben deñiz" aynı sesle iki ayrı söz kurar.)
4. Ey sevgilinin oku (bakışı), kimseyi öldürmeye göz dikmeyin; okunuzu (benim) sineme dikin, dünyada sizin dikili nişanınız o olsun. ("Dikmeñiz" bir yerde "dikmeyiniz", öbür yerde "diktiğiniz şey" anlamındadır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış dört beyitlik bir parçadır. Özkat, Fazlî'nin tezkirelerde yer alan beyitlerini gazeller bölümünün sonunda "Tezkirelerde Müstakil Olarak Yer Alan Beyitler" başlığı altında toplar; Özkat'a göre bu başlık altındaki on dört parça yirmi beyit tutar. Bu parça o bölümde yüz kırk ikinci gazel olarak numaralanmıştır ve Âşık Çelebi'nin tezkiresinden (vr. 198a) alınmıştır. Neşirde parçanın başında "Mücennes ġazel-i muṣarra‘" başlığı yer alır: cinaslı ve bütün beyitlerinin iki mısraı da kafiyeli gazel. Gerçekten dört beytin sekiz mısraı da "-eñiz" sesiyle biter. Mahlas bulunmadığı için parçanın tam bir gazel olup olmadığı bilinmez. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Özkat'ın sayımına göre Fazlî'nin kafiyeli otuz altı gazelinden yalnız biri cinaslı kafiyelidir ve o da bu gazeldir. Özkat parçanın tamamını iki ayrı yerde örnek olarak verir: Fazlî'nin gazelleri arasında nadir de olsa cinaslı (mücennes) şiirlere rastlandığını gösterirken ve şairin söyleyişe de anlam kadar değer verip mahallî coğrafyaya ait kelimelerle cinaslı gazeller yazdığını belirtirken.
Anlam ve Söz Sanatları
Kafiye kelimeleri her beyitte aynı ses dizisini başka anlamlarla tekrarlar. Matlada "beñiz" önce yüz rengi anlamındadır: dertten sararan yüz buğday tanesine benzetilir. Buğday tanesi (dāne), tuzak (dām) ve kuş (mürġ) kelimeleri arasında tenasüp vardır; divan şiirinde sevgilinin yüzündeki ben de tuzaktaki yem tanesine benzetilir. İkinci mısradaki "beñiz" kelimesinin bu ben imgesiyle oynadığı bir tahmindir. İkinci beyitte kafiye "Aḳdeñiz" ile "aḳ deñiz" (ak, ey deniz) arasındadır; aynı mısrada "Ḳaradeñiz" de anılır: kararmış gönül Karadeniz'e, kanlı yaş döken gözler Akdeniz'e benzetilir. Özkat, mahallî yer adlarını benzetme unsuru olarak kullanması ve dilindeki sadelikten gelen kıvraklığı yüzünden Fazlî'nin âdeta Nedim'i müjdeleyen bir hâli olduğunu söyler ve bu beyti örnek verir.
Üçüncü beyitte "bendeñiz" (bendeniz, kulunuz) ile "ben deñiz" (ben deniz) cinaslıdır. İnci gibi dişler (dürr-i dendān) ile deniz arasında da tenasüp vardır, çünkü inci denizden çıkar. "Āşinā" kelimesinin tanıdık anlamının yanında Farsçada yüzücü anlamı da taşıması beyitteki deniz imgesine bağlanır; bu tespitimizdir. Son beyitte "dikmeñiz" bir kez "dikmeyiniz" (göz dikmeyiniz), bir kez de "dikmeniz, dikili nişanınız" anlamında kullanılır: âşık, sevgilinin okunun başkalarını öldürmek yerine kendi göğsüne saplanmasını, göğsünün onun dünyadaki nişanı olmasını ister. Özkat ilk beyti, Fazlî'nin Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimeleri ağırlıklı olarak kullandığına ve uzun terkiplere pek yer vermediğine örnek olarak da anar.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 369, gazel no. 142 (Âşık Çelebi tezkiresi, vr. 198a); ayrıca s. 62 (tezkirelerdeki beyitler), s. 69 (kafiye), s. 72 (cinaslı gazeller), s. 104-105 ve 107 (dil ve üslup) ve s. 114 (sonuç), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-Şu'arâ or Tezkere of 'Âşık Çelebi, haz. G. M. Meredith-Owens, London 1971, vr. 198a (Özkat'ın aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






