Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
‘Aşḳ u ḥüsniyle iden şeydā beni zībā seni
İtdi Ḳays u Leyli’ye hem-pā beni hem-tā seni
Aṣıluben ḳarşuña sen ḳaṭ‘-ı peyvend itmedin
İtmemiş ḫālī Ḫudā aṣlā beni ḳaṭ‘ā seni
Ḳanı devlet iy perī bāb-ı sa‘ādet açılup
Ḫāneñ içinde görem peydā beni tenhā seni
Günümüz Türkçesiyle
1. (Kendi) aşkıyla beni çılgın, güzelliğiyle seni güzel eden (Allah), beni Kays'a (Mecnun'a) yoldaş, seni Leylâ'ya eş etti.
2. Ben karşına asılıp (sana bağlanıp) sen bağı kesmeden önce, Allah ne beni asla ne seni katiyen (birbirimizden) ayrı bırakmamıştı. (Beyit kapalıdır; bu okuyuş bir tahmindir.)
3. Ey peri, (o) devlet nerede ki saadet kapısı açılıp evinin içinde beni gelmiş, seni yalnız göreyim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış üç beyitlik bir parçadır. Özkat, Fazlî'nin tezkirelerde yer alan ve gazellerden alınmış olabileceğini düşündüğü beyitlerini "Tezkirelerde Müstakil Olarak Yer Alan Beyitler" başlığı altında gazeller bölümünün sonuna koymuştur; bu parça o bölümü açar ve Özkat'ın neşrinde yüz kırkıncı gazel olarak numaralanmıştır. Özkat'a göre bu başlık altındaki on dört parça yirmi beyit tutar. Beyitlerin kaynağı Latîfî'nin tezkiresidir (s. 432). Neşirde ilk iki beyit sehven "2" diye numaralanmıştır.
Parça redifli ve çift kafiyelidir. Redif "seni" kelimesidir; Özkat bu parçayı Türkçe kelime redifli şiirler arasında sayar. Her mısranın sonunda "beni ... seni" kalıbı içinde iki kafiye kelimesi yer alır: "şeydā / zībā", "hem-pā / hem-tā", "aṣlā / ḳaṭ‘ā", "peydā / tenhā". Özkat, Fazlî'nin iki gazelinin (bu parça ile yüz otuz beşinci gazel) Klasik Türk edebiyatında çok nadir görülen ẕü'l-ḳāfiyeteyn, yani çift kafiyeli biçimde yazıldığını söyler ve Latîfî'nin Fazlî için kullandığı "ẕü'l-ḳāfiyeteyn ġarrā ġazeller" sözünün buna işaret ettiğini belirtir. Mahlas bulunmadığı için parçanın gazelin hangi beyitlerinden alındığı bilinmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Parçanın bütün beyitleri "ben" ile "sen"i aynı mısrada karşı karşıya koyar. Matlada aşk âşığı "şeydā" (çılgın), güzellik de sevgiliyi "zībā" (güzel) yapmıştır; bu yüzden âşık Kays'a, yani Mecnun'a yoldaş, sevgili de Leylâ'ya denk olmuştur. Kays ve Leylâ adlarının "hem-pā" ve "hem-tā" kelimeleriyle eşleşmesi bir leff ü neşr kurar: birinci ad birinci kelimeyle, ikinci ad ikinci kelimeyle ilgilidir. Bu tespitimizdir. İkinci beyit kapalıdır; "aṣıluben" (asılıp, bağlanıp) fiili ile "aṣlā" (asla) kelimesi, "ḳaṭ‘-ı peyvend" (bağı kesmek) sözü ile "ḳaṭ‘ā" (katiyen) kelimesi arasında ses ve kök ilgisi vardır. Bu cinaslar tespitimizdir. Son beyitte âşık, saadet kapısının açılıp sevgilinin evinde kendisinin "peydā" (gelmiş, görünür) ve sevgilinin "tenhā" (yalnız) olacağı bir buluşma diler.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 368-369, gazel no. 140 (Latîfî tezkiresi, s. 432); ayrıca s. 62 (tezkirelerdeki beyitler), s. 69 (redifler), s. 71-72 ve 113-114 (çift kafiyeli gazeller), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, AKM, Ankara 2000, s. 432 ve 434 (Özkat'ın aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






