Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Ḳādir olsam tende yüz biñ dīde peydā eylesem
Ḥüsnüñi anuñla her laḥẓa temāşā eylesem

Günümüz Türkçesiyle

1. Gücüm yetse tenimde yüz bin göz var eder, onlarla her an güzelliğini seyrederdim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış tek bir beyittir. Özkat, Fazlî'nin tezkirelerde yer alan beyitlerini gazeller bölümünün sonunda "Tezkirelerde Müstakil Olarak Yer Alan Beyitler" başlığı altında toplar; Özkat'a göre bu başlık altındaki on dört parça yirmi beyit tutar. Bu beyit o bölümde yüz kırk birinci gazel olarak numaralanmıştır ve Latîfî'nin tezkiresinden (s. 435) alınmıştır. Redif "eylesem", kafiye "peydā / temāşā" kelimeleridir; Özkat bu parçayı Türkçe kelime redifli şiirler arasında sayar. İki mısraı da kafiyeli olduğu için beytin kayıp bir gazelin matlaı olması muhtemeldir; bu çıkarımımızdır. Gazelin geri kalanı ve kime, ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Latîfî, Fazlî'nin bir divanı olduğunu haber veren iki tezkireciden biridir; Özkat'ın aktardığına göre onu çok sayıda şiire sahip, kitap ve divan sahibi bir şair olarak tanıtır. Fazlî'ye ait başka parçalar da bu tezkireden gelir: yüz otuz beşinci gazelin bir kısmı ile yüz kırkıncı parça Latîfî'nin seçtiği beyitlerdir. Fazlî'nin eksiksiz ele geçen gazellerinin çoğu beş beyitliktir; Özkat'a göre yüz yirmi dört tam gazelin seksen üçü bu uzunluktadır. Tek başına kalan bu beytin ait olduğu gazelin uzunluğu ise bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, sevgilinin güzelliğini seyretmeye iki gözün yetmediğini söyleyen bir mübalağaya dayanır. Âşık, elinden gelse bedeninin her yerinde yüz bin göz yaratmak ister; böylece sevgilinin yüzünden bir an bile ayrı kalmayacaktır. Mısraların sonundaki "peydā eylesem" (var etsem) ve "temāşā eylesem" (seyretsem) aynı fiille kurulmuş iki dilektir ve biri ötekinin sebebidir: göz yaratmak, seyretmek içindir. Beyit "ḳādir olsam" şartıyla açılır; yüz bin göz var etmenin insanın gücünü aşan bir iş olması, dileğin imkânsızlığını baştan belli eder. Bu yorum bizimdir. "Dīde" (göz), "temāşā" (seyir) ve "laḥẓa" (an; aslında göz ucuyla bakış) kelimeleri arasında tenasüp vardır; bu tespit de bizimdir. Divan şiirinde sevgiliyi seyretmenin âşığın en büyük arzusu olarak işlendiği düşünülürse, beyit bu arzuyu son sınırına kadar götüren sade bir söyleyiştir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 369, gazel no. 141 (Latîfî tezkiresi, s. 435); ayrıca s. 21 (Latîfî'nin divan kaydı), s. 62 (tezkirelerdeki beyitler ve tam gazeller) ve s. 69 (redifler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
  • Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, AKM, Ankara 2000, s. 435 (Özkat'ın aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar