Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün Mefā‘ilün Fe‘ilün
Oldı rif‘atde sidreden a‘lā
Ḳāmetüñ servi ḳām-ı rif‘athā
Ḥüsnüñüñ kim bahāsı cümle cihān
Bārek-Allah zihī kemāl-i bahā
Baña her tīr ki atduñ oldı ‘ıyān
Ḥikmeten “ما رميت” (vü) sırr-ı “رمي”
Okunuş: Ḥikmeten "mā rameyte" (vü) sırr-ı "remā". Okuma ve anlam Özkat'ın dipnotundandır (s. 302).
Dehenidür o ḥoḳḳa-i yāḳūt
ليس الاّ شفاءنا فيها
Okunuş: Leyse illā şifā'enā fīhā. Okuma ve anlam Özkat'ın dipnotundandır (s. 303).
Nisbet itmek ḳadüñe nār u ney
Serv-i men nā-revā durur ne revā
Şöyle oldı yüzümde eşküm cem‘
Baḥre yoḳ nisbeti bivechin mā
Didi Fażlī ṣaçuña ‘ömr-i dırāz
طوّل الله عمره ابدا
Okunuş: Ṭavvelallāhu ‘ömrehu ebedā. Okuma ve anlam Özkat'ın dipnotundandır (s. 303; ayrıca s. 107).
Günümüz Türkçesiyle
1. Boyunun selvisi yükseklikte Sidre ağacından da yüce oldu; yüceliklerin dileği odur. (İkinci mısradaki "ḳām-ı rif‘athā" sözü kapalıdır; "yüceliklerin muradı" diye anlaşılabilir.)
2. Güzelliğinin değeri bütün dünyadır; maşallah, ne mükemmel bir değer.
3. Bana attığın her okta "Sen atmadın" sözünün hikmeti ve "(Allah) attı" sözünün sırrı açığa çıktı. (Enfâl sûresinin "Attığın zaman sen atmadın, Allah attı" mealindeki 17. âyetine işaret.)
4. O yakut kutu onun ağzıdır; "onda bizim için şifadan başka bir şey yoktur."
5. Ey selvim, boyunu nar ağacına ve kamışa benzetmek yakışıksızdır; bu nasıl reva görülür?
6. Gözyaşım yüzümde öyle birikti ki denizin bu suyla hiçbir yönden kıyaslanacak yanı yoktur.
7. Fazlî saçına "uzun ömür" diledi: "Allah ömrünü ebediyen uzatsın."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun hafif bahrinden "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye bütün beyitlerde "-ā" sesidir: a‘lā, rif‘athā, bahā, remā, fīhā, revā, mā, ebedā. Mustafa Özkat bu gazeli tam kafiyeli gazeller arasında sayar. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde otuz birinci gazeldir ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 247a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Gazelin üç mısraında Arapça söyleyişler vardır ve neşirde bunlar Arap harfleriyle basılmıştır: üçüncü beytin ikinci mısraındaki iki kısa Kur'an sözü, dördüncü ve yedinci beyitlerin ikinci mısraları. Özgün metindeki Arap harfli kısımlar neşrin basılı sayfasından harfi harfine aktarılmıştır. Okunuşlar ve anlamlar Özkat'ın dipnotlarından alınmıştır; Özkat yedinci beyti, Fazlî'nin şiirlerindeki Arapça ve Farsça unsurlar arasında da örnek olarak verir. İkinci beytin ikinci mısraında nüshada "kemāl-i bahār" yazılıdır; Özkat kafiye ve anlam bakımından "kemāl-i bahā" okumasını tercih etmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sevgilinin boyu, ağzı ve saçı üzerine kurulmuş bir güzellik övgüsüdür ve bu övgüyü dinî söyleyişlerle süsler. Matlada sevgilinin boyu, divan şiirinin bilinen selvi benzetmesiyle anlatılır; ama selvi bu kez cennetteki Sidre ağacından daha yüksektir. Böylece boy ile yücelik arasında bir abartma kurulur. İkinci beytin "bahā" (değer) kelimesi iki mısrada tekrarlanır; sevgilinin güzelliğinin bedeli bütün dünyadır.
Üçüncü beyit gazelin en dikkat çeken yeridir. Sevgilinin bakışları, divan şiirinde sık görüldüğü gibi âşığa atılan oklardır. Şair bu okları, Kur'an'ın "Attığın zaman sen atmadın, Allah attı" âyetine bağlar: sevgilinin attığı her okta, atanın aslında kendisi olmadığı, ilahî bir hikmetin işlediği görülür. Bu telmih Özkat'ın dipnotunda belirtilmiştir. Dördüncü beyitte sevgilinin ağzı, yakuttan bir kutuya benzetilir; dudakların kırmızılığı yakut, ağzın küçüklüğü kutu ile anlatılır. Eski hekimlikte ilaçların küçük kutularda saklandığı düşünülürse, ikinci mısradaki "onda bizim için şifadan başka bir şey yoktur" sözü kutu imgesini tamamlar; bu bağlantı çıkarımımızdır.
Beşinci beyitte sevgilinin boyunu nar ağacına ve kamışa benzetmenin yakışıksız olduğu söylenir. "Nā-revā" ve "revā" kelimeleri art arda gelir, tekrar ve karşıtlıkla mısra kurulur. Altıncı beyitteki "mā" kelimesi Arapçada "su" demektir; âşığın yüzünde biriken gözyaşı denizden çoktur. Son beyitte sevgilinin uzun saçı ile uzun ömür arasında ilgi kurulur: Fazlî saçın uzunluğunu "‘ömr-i dırāz" diye anar ve ardından Arapça bir dua söyler, "Allah ömrünü ebediyen uzatsın". Beyit saçın uzunluğu ile ömrün uzunluğunu aynı söyleyişte buluşturur; gazel bu dua ile güzellik övgüsünü bir iyi dilekle kapatır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 302-303, gazel no. 31 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 247a); ayrıca s. 69 (kafiye) ve s. 107 (Arapça ve Farsça unsurlar), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






