Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
İster-iseñ vuṣlat-ı cānān dilā
‘Āşıḳ-ı ser-bāz olup it cān fedā
Bulduñ o şem‘i yine ḥāmī göñül
Sūzuña pervāne gibi yansaña
Söger imiş luṭf ile ‘āşıḳlara
Eyleyelüm dilbere her an du‘ā
Derdle başum ḫoş olupdur ṭabīb
Raḥmeti ḳo eyleme dermān baña
Fażlī’ye kūyuñ ola me’vā eger
Ravżada reşk eyleye Rıżvān baña
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, sevgiliye kavuşmak istersen, başını ortaya koyan bir âşık ol ve canını feda et.
2. Ey gönül, o mumu yine kendine koruyucu (hâmî) olarak buldun; ateşinle pervane gibi yansana. ("Ḥāmī" kelimesi "koruyucu" demektir; mısra bu anlamla okunmuştur.)
3. (Sevgili) âşıklara lütufla söver imiş; o hâlde dilbere her an dua edelim.
4. Ey hekim, dertle başım hoş olmuştur; merhameti bırak, bana derman eyleme.
5. Eğer kûyun (sokağın) Fazlî'ye mesken olursa, cennetin bahçesinde Rıdvan bile bana imrenir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; bu kalıp, gazellerde sık kullanılan dört tef‘ileli kalıptan bir tef‘ile kısadır ve mısralar buna göre kısa ve çabuk akar. Redifsizdir; Özkat bu gazeli yarım kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "dilā, fedā, du‘ā" kelimelerinin sonundaki "-ā" sesiyle kurulur; ikinci beyitte "yansaña", dördüncü ve beşinci beyitlerde ise "baña" kelimesi bu sesi yalnız yaklaşık olarak karşılar ve son iki beyitte aynı kelime kafiye yerinde tekrarlanır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde otuz dördüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 247b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Kısa ve sade bir gazeldir; her beyit aşkın bir kuralını söyler. İlk beyitte vuslat ancak can feda edilerek kazanılır; "ser-bāz" (başını ortaya koyan) sıfatı âşığı kumarda her şeyini ortaya süren birine benzetir. İkinci beyitte mum ile pervane mazmunu kullanılır: gönül, kendini yakacak mumu bulmuştur ve pervane gibi onun ateşinde yanmaya çağrılır. Üçüncü beyit bir ironiye dayanır: sevgilinin sövgüsü bile lütuftur ve buna karşılık ona dua etmek gerekir. "Söger" ile "du‘ā" arasındaki tezat bu ironiyi taşır. İlk beyitte "cānān" ile "cān" kelimelerinin ses yakınlığı, sevgili için verilecek şeyin canın kendisi olduğunu hissettirir; ikinci beyitte ise "şem‘", "sūz" (yanış), "pervāne" ve "yanmaḳ" kelimeleri bir tenasüp kurar.
Dördüncü beyitte âşık hekimden tedaviyi esirgemesini ister; dert onun için bir hoşluk kaynağı olmuştur ve derman, dertten ayrılmak demektir. "Ṭabīb", "dermān" ve "raḥmet" kelimeleri hastalık ile tedavi arasında bir tenasüp kurar. Son beyitte sevgilinin sokağı cennetten üstün tutulur: Fazlî orada barınabilirse cennetin bekçisi Rıdvan bile ona imrenir. "Ravża" (bahçe, cennet bahçesi) ile "Rıżvān" arasında bir tenasüp vardır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 304, gazel no. 34 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 247b); ayrıca s. 69 (kafiye) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






