Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün

Eylesem sūz ile bir āhı cigerden peydā
Yıḳa eflākı eger olsa ḥacerden peydā
Beñzer ol āl kirāsa leb-i lā‘lüñ cānā
K’itdi ḳannād-ı ezel anı şekerden peydā
Derde ṣabr eyle dilā çāre nedür çün dönmez
Her ḳażā tīri k’ola ḳavs-i ḳaderden peydā
Ādem iden beni kūyuñ itinüñ himmetidür
Bu mes̱eldür olur iy şāh er erden peydā
Şevḳle vaṣf-ı ruḫuñda senüñ iy şeh Fażlī
Gün gibi eyledi bu şi‘ri seḥerden peydā

Günümüz Türkçesiyle

1. Yanarak ciğerimden bir ah çıkarsam, o ah taştan bile çıkmış olsa felekleri yıkar.

2. Ey can, o la'l dudağın kırmızı kiraza benzer; ezel şekercisi onu şekerden yaratmıştır.

3. Ey gönül, derde sabret; çare nedir, çünkü kader yayından çıkan hiçbir kaza oku geri dönmez.

4. Beni adam eden, kûyunun (sokağının) köpeğinin himmetidir; ey şah, bu bir meseldir: er erden yetişir.

5. Ey şah, Fazlî senin yanağını şevkle vasfederken bu şiiri güneş gibi seherden doğurdu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-den/-dan peydā" (-den meydana gelir) sözüdür; Özkat bu gazeli bir ek ile Türkçe ve Farsça unsurlardan oluşan ek grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ciger, ḥacer, şeker, ḳader, er, seḥer" kelimelerindeki "-er" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde otuzuncu gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 247a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifteki "peydā" kelimesi her beyitte bir şeyin nereden doğduğunu sorar ve gazel bu soruya beş ayrı cevap verir: ah ciğerden, dudak şekerden, kaza oku kader yayından, er erden, şiir seherden doğar. İlk beyit mübalağaya dayanır: âşığın ahı öyle güçlüdür ki taştan bile çıksa felekleri yıkar. İkinci beyitte sevgilinin dudağı kırmızı kiraza benzetilir ve onu yapan Allah "ḳannād-ı ezel", yani ezel şekercisi olarak anılır; dudağın tatlılığı bu yaratılışla açıklanır. Üçüncü beyitte "ḳavs" (yay) ile "tīr" (ok), "ḳażā" ile "ḳader" arasında bir tenasüp vardır; kaderden gelen bela, yaydan çıkmış bir ok gibi geri dönmez ve âşığa sabretmekten başka çare kalmaz.

Dördüncü beyit Özkat'ın iki yerde andığı beyittir. Özkat onu bir atasözünü delil olarak getiren irsâl-i mesel sanatına ve Fazlî'nin şiirlerinde kullandığı atasözlerine örnek gösterir; atasözü "Er erden peyda olur" biçimindedir. Beyitte bu atasöz şaşırtıcı bir yere bağlanır: âşığı adam eden, sevgilinin sokağındaki köpeğin himmetidir. Köpek ile "er" arasındaki bu uzaklık beyte hafif bir şaka tadı verir; âşık sevgilinin köpeğini bile kendini yetiştiren bir yiğit sayar. Son beyitte "gün" (güneş) ile "seḥer" arasında bir tenasüp vardır; sevgilinin yanağını vasfeden şiir, sabahtan doğan güneş gibi parlak doğmuştur.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 302, gazel no. 30 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 247a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 84 (irsâl-i mesel), s. 88 (atasözleri) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar