Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Başuma ḳavs-i ḳaderden yār-içün tīr-i ḳażā
Her ne deñlü kim gelürse dönmezem virdüm rıżā
Dilberüñ ġāyet cefā-kār olduġın ‘ayb eylemeñ
Neylesün yār olduġı-y-çün ḥüsne oldur muḳteżā
Kāfirem māyil olursam bāġ-ı firdevse baña
Ger teferrüc-gāh ola ol dergeh-i gerdūn-feżā
Zühd ü taḳvāyı ḳomazdum ben de elden zāhidā
Neyleyem kim pādişāh-ı ‘ışḳdan yoḳdur rıżā
Fażlī’ye raḥm eyleyüp öldür raḳīb-i kāfiri
Gel ‘Alīlik eyle arslanum be-ḥaḳḳ-ı Murtażā

Günümüz Türkçesiyle

1. Yâr için kader yayından başıma ne kadar kaza oku gelirse gelsin, geri dönmem; rıza gösterdim.

2. Dilberin son derece cefakâr olmasını ayıplamayın; ne yapsın, yâr olduğu için güzelliğin gereği budur.

3. O feleği andıran geniş dergâh bana gezinti yeri olursa, firdevs bahçesine (cennete) meylettiğim takdirde kâfirim.

4. Ey zahit, ben de zühdü ve takvayı elden bırakmazdım; ne yapayım ki aşk padişahı buna razı değil.

5. Fazlî'ye acıyıp kâfir rakibi öldür; ey arslanım, gel, Murtazâ hakkı için Alilik eyle.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli zengin kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḳażā, rıżā, muḳteżā, feżā, rıżā, Murtażā" kelimelerindeki "-żā" sesiyle kurulur; matladaki "rıżā" dördüncü beyitte tekrarlanır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde otuz altıncı gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 248a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana kavramı rızadır: âşık yâr uğruna gelen her belaya razı olur. İlk beyitte "ḳavs" (yay), "tīr" (ok), "ḳażā" ve "ḳader" kelimeleri bir tenasüp kurar; kader yayından atılan kaza okları âşığı geri döndüremez. İkinci beyit sevgilinin cefasını mazur gösterir: cefa güzelliğin gereğidir ve güzel olan cefakâr olmak zorundadır. Üçüncü beyitte sevgilinin gök kadar geniş dergâhı cennetten üstün tutulur; âşık oraya kavuşmuşken cennete meyletmeyi küfür sayar. Dördüncü beyitte zahide seslenilir: âşık da zühd ve takvadan vazgeçmek istemezdi, ama aşk padişahı buna razı değildir. Matladaki rıza burada sevgilinin rızasına döner.

Son beyit Özkat'ın üç ayrı yerde andığı beyittir. Birincisinde beyit, gazellerin konuları anlatılırken sevgili ve rakiple ilgili örnekler arasında yer alır. İkincisinde Özkat, dört halifeye karşı derin bir hürmet duyan Fazlî'nin onların adını daha çok benzetme unsuru olarak kullandığını söyler ve bu beyti örnek verir. Üçüncüsünde beyit tenasüp sanatına örnek gösterilir. Beyitte "‘Alī", "Murtażā" ve "arslan" kelimeleri bir arada kullanılır; Murtazâ, Hz. Ali'nin lakabıdır, arslan ise onun yiğitliğine bağlanan bir sıfattır. Âşık sevgiliye "arslanum" diye seslenir ve ondan, Hz. Ali'nin kâfirlere karşı gösterdiği yiğitliği kâfir rakibe karşı göstermesini ister. Rakibin "kāfir" diye anılması, matladan beri süren din ve küfür diline bağlanır.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 305-306, gazel no. 36 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 248a); ayrıca s. 63 (gazellerin konuları), s. 69 (kafiye), s. 75 (dört halife), s. 83 (tenasüp) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar