Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlü Mefā‘īlü Fe‘ūlün
Dīdārını dil-dāruñ iden kimse temāşā
İy ṣūfi cinān bāġına meyl eyleye ḥāşā
Ser-nāmesini itdi meger nāme-i ḥüsne
Münşī-i ezel idicek ol nāmeyi inşā
‘Āşıḳlıġumı bildi gören ḫūn-ı sirişküm
Zīrā mey ider ādemüñ esrārını ifşā
Göñlüme ne bend eylese ol şāh revādur
Kim didi aña kākül-i dil-bende ṭolaşa
İy Fażlī cemālin o perīnüñ gören ādem
Dīvāne olur bencileyin ḫūn-ı temāşā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sofu, sevgilinin yüzünü seyreden kimse cennet bahçelerine meyleder mi? Hâşâ.
2. Ezel kâtibi o mektubu yazarken meğer (senin yüzünü) güzellik mektubunun başlığı yaptı.
3. Kanlı gözyaşımı gören âşık olduğumu anladı; çünkü şarap insanın sırlarını açığa vurur.
4. O şah gönlüme ne bağ vursa yerindedir; ona (gönlüme) kim dedi ki gönül bağlayan kâküle dolaşsın?
5. Ey Fazlî, o perinin yüzünü gören kişi benim gibi divane olur. (Mısra sonundaki "ḫūn-ı temāşā", yani "seyrin kanı" tamlaması kapalıdır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli zengin kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "temāşā, ḥāşā, inşā, ifşā, ṭolaşa, temāşā" kelimelerindeki "-āşā/-aşa" sesleriyle kurulur; matladaki "temāşā" kelimesi makta beytinde tekrarlanır. Özkat'ın dipnotuna göre ilk beytin ilk mısraındaki "temāşā" kelimesi nüshada bozuk yazılmış, ikinci mısradaki "ḥāşā" ise "ḫāşā" biçiminde yazılmıştır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde otuz beşinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 248a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit sofuya yöneltilmiştir ve sevgilinin yüzünü cennetten üstün tutar: o yüzü seyreden kişi cennete meyletmez. "Ḥāşā" sözünün kafiye yerine konması, sofunun cenneti en yüksek değer sayan bakışına karşı kesin bir reddi dile getirir. İkinci beyitte yaratılış bir yazı işine benzetilir: Allah "münşī-i ezel", yani ezel kâtibidir ve sevgilinin yüzü, güzellik adlı mektubun başına yazılmış başlıktır. "Ser-nāme", "nāme" ve "inşā" kelimeleri bir tenasüp kurar. Allah'ın bir zanaat ehli gibi anılması, on dokuzuncu gazeldeki "ezel terzisi" benzetmesini hatırlatır; orada naz kaftanını biçen terzi, burada güzellik mektubunu yazan kâtiptir. Matla ile makta beytinin aynı "temāşā" (seyir) kelimesiyle bitmesi de gazeli seyretmek fikriyle açıp kapatır.
Üçüncü beyit bir hikmet sözüyle biter: şarap insanın sırlarını açığa vurur. Âşığın kanlı gözyaşı şarap rengindedir ve onu gören herkes âşık olduğunu anlar; gözyaşı ile şarap arasında örtülü bir benzetme vardır. Dördüncü beyitte "bend" (bağ) ile "dil-bend" (gönül bağlayan) kelimeleri aynı kökten türemiş olarak yan yana kullanılır: gönle vurulan bağ, onun kendi isteğiyle kâküle dolaşmasının sonucudur. Son beyitte peri ile divane arasındaki ilgi kullanılır; periyi görenin aklını yitirdiği düşüncesi, sevgilinin yüzünü görenin divane olmasına bağlanır. Özkat bu beyti "divâne olmak" deyiminin örneği olarak verir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 305, gazel no. 35 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 248a); ayrıca s. 69 (kafiye), s. 91 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






![Gazel 38 — Nā-gehān bir serv-i ḫoş-reftār[e] oldum mübtelā](https://amasya05.com/storage/gallery/1734f3ab23207696f58a4a7e8c342aad.jpg)