Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Başını ḳaṭ‘eyleseñ zülf[üñ] gibi iy dil-rübā
Lā dimez miskin durur göñl[üm] benüm ḳaṭ‘ā saña
‘Āri olsun bu libāsı ‘āriyetden evvelā
Kim ki baḥr-ı ‘ışḳ-ı yāre olmaġ ister āşinā
Yiller ile bulmadı bir şemme būy-ı zülfüñi
Ol hevāda gerçi kim çoḳ yeldi yopurdı ṣabā

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül alan, (gönlümün) başını zülfün gibi kessen, benim miskin gönlüm sana asla "hayır" demez.

2. Yârin aşk denizine yüzücü (tanış) olmak isteyen kişi, önce bu ödünç elbiseden (bedenden) soyunsun.

3. Saba o havada (o heves uğruna) gerçi çok yeldi yöpürdü (koşturdu), ama yıllar boyunca zülfünün kokusundan bir koku bile bulamadı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki metin üç beyitten ibarettir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli yarım kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "dil-rübā, ḳaṭ‘ā, evvelā, āşinā, ṣabā" kelimelerinin sonundaki "-ā" sesiyle kurulur; matlaın ikinci mısraı "ḳaṭ‘ā saña" diye biter. Gazel, Özkat'ın neşrinde kırk birinci gazeldir; Özkat onu elif harfinde kafiyeli eksik gazellerin "son beyitleri eksik olanlar" grubuna koyar, bu yüzden mahlaslı makta beyti elimizde değildir. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 219b) bulunur. İlk beyitteki "zülf[üñ]" ve "göñl[üm]" kelimelerinde köşeli parantez içindeki ekler Özkat'ın eklemeleridir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Özkat, divanın gazeller bölümünde sayfa noksanlığı yüzünden başı ya da sonu eksik kalan gazelleri, hangi harfle kafiyeliyse o harfin sonunda ayrı bir bölümde toplar ve bu gazellerin şair tarafından yarım bırakılmış olmadığını, mecmualardaki sayfa eksikliklerinden kaynaklandığını belirtir. Ona göre gazeller bölümündeki 153 şiir arasında, kaybolmuş ya da koparılmış varaklar yüzünden tamamı tespit edilemeyen 15 gazel vardır. Bu gazel bunlardan biridir ve Özkat onu üç beyit olarak kaydeder.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyitte âşığın gönlü bir saç örgüsü gibi düşünülür: sevgili kendi zülfünü kestirir gibi gönlün başını kesse bile gönül ona "lā" (hayır) demez. "Ḳaṭ‘ eylemek" (kesmek) ile "ḳaṭ‘ā" (asla) aynı kökten gelir ve yan yana kullanılmaları bir ses oyunu kurar. "Miskin" kelimesi zavallı anlamına gelirken zülf ile birlikte anıldığı için misk kokusunu da hatırlatır. İkinci beyitte "‘āri" (çıplak, soyunmuş) ile "‘āriyet" (ödünç) kelimeleri arasında bir cinas vardır; beden ruhun ödünç aldığı bir elbisedir ve aşk denizine giren onu çıkarmalıdır. "Āşinā" kelimesi hem "tanış" hem de Farsçada "yüzen, yüzücü" anlamına gelir; "baḥr" (deniz) ile birlikte bir tevriye kurar.

Üçüncü beyit, yirmi altıncı gazelin üçüncü beytinin hiçbir değişikliğe uğramadan tekrarıdır. Özkat bunu Fazlî'nin ifade kusurları arasında, aynı beytin farklı şiirlerde tekrarlanmasına örnek olarak gösterir. Beyitteki "yelmek yöpürmek" (koşup koşturmak) sözünü de günümüzde unutulmuş ya da az tanınan deyimlerin örneği sayar. "Yiller" kelimesi "yıllar" anlamına gelirken "yel" kelimesini de hatırlatır; "ṣabā" (sabah rüzgârı), "hevā" ve "yeldi" bu çağrışımı tamamlar.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 308, gazel no. 41 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 219b); ayrıca s. 61-62 (eksik gazeller), s. 69 (kafiye), s. 86-87 ve 93 (deyimler), s. 115 (ifade kusurları) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar