Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

İy Mesīḥā-dem leb-i cān-baḫşuña cānum fedā
Zülf-i kāfir-kīşüñe dīnüm hem īmānum fedā
Cān ile dildür cihānda varı yoġı bendeñüñ
Cümlesi olsun senüñ yoluña sulṭānum fedā
İy gözüm nūrı daḫı nem evlā’ dirsin dünyede
Ḫāk-ı rāh-ı kūyuña bu çeşm-i giryānum fedā
Tek ḳabūl itsünler iy dil-dār ben bī-çāreden
İtlerüñe üstüḫᵛān-ı cism-i sūzānum fedā
Fażlī’yem ben ḳanumı dökmek dilerse dōstum
Ḫançer-i ḫūn-rīz ü ḫūn-efşānuña ḳanum fedā

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey Mesih nefesli, can bağışlayan dudağına canım feda; kâfir inançlı zülfüne dinim ve imanım feda.

2. Kulunun dünyada varı yoğu can ile gönüldür; sultanım, hepsi senin yoluna feda olsun.

3. Ey gözümün nuru, dünyada (sana sunacak) daha değerli neyin var diyorsun; işte bu ağlayan gözüm kûyunun yolunun toprağına feda.

4. Ey dildar, yeter ki ben çaresizden kabul etsinler; yanan bedenimin kemikleri köpeklerine feda.

5. Ben Fazlî'yim; dostum kanımı dökmek isterse, kan döken ve kan saçan hançerine kanım feda.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-um fedā" (-ım feda) sözüdür; Özkat bu gazeli bir ek ile Türkçe ve Arapça unsurlardan oluşan ek grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "cān, īmān, sulṭān, giryān, sūzān, ḳan" kelimelerindeki "-ān/-an" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte, alışılmış hitap biçiminde değil "Fażlī'yem ben" (ben Fazlî'yim) diye bir kendini tanıtma cümlesi içinde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde otuz dokuzuncu gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 248b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, redifteki "feda" kelimesi etrafında bir adak dizisi kurar: âşık beyit beyit canını, dinini, imanını, varını yoğunu, gözünü, kemiklerini ve kanını sevgiliye adar. İlk beyitte Hz. İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiği inancına bir telmih vardır; sevgilinin dudağı da "Mesīḥā-dem", yani Mesih nefeslidir ve can bağışlar. İkinci mısrada zülf, karanlığıyla küfre benzetilir ve "kāfir-kīş" (kâfir inançlı) diye anılır; âşık dinini ve imanını bu küfre feda eder. Dudak ile zülf, can ile din, can bağışlamak ile küfür arasında tezatlar kurulur. Özkat ikinci beyitteki "varı yoğu" sözünü deyimlerin örnekleri arasında sayar; "bende" (kul) ile "sulṭān" arasındaki tezat beyti taşır.

Üçüncü beyitte "gözüm nūrı" hitabı ile feda edilen "çeşm-i giryān" (ağlayan göz) arasında bir tenasüp vardır; âşık gözünün nuru olan sevgiliye gözünü sunar. Kûyun toprağı ile göz arasındaki ilgi, divan şiirinde sevgilinin yolunun toprağının göze sürme gibi sürülmesi imgesine bağlanır. Dördüncü beyit âşığın kendini küçültmesinin son noktasıdır: yanan bedeninin kemiklerini sevgilinin köpeklerine sunar ve bunun kabul edilmesini bile bir lütuf sayar. Son beyitte "ḳan" kelimesinin Türkçesi ile Farsçası olan "ḫūn" bir arada kullanılır; Özkat bu beyti "kan dökmek" deyiminin örneği olarak verir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 307, gazel no. 39 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 248b); ayrıca s. 69 (redifler), s. 92-93 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar