Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Çeşm-i ser-mestüñden olmışdı göñül iy yār mest
Şevḳ-i cām-ı lā‘l-i nābuñ eyledi tekrār mest
Leblerüñ yādına ‘ālem şöyle düşdi bādeye
Sāḳiyā çeşmüñ gibi her gūşede biñ var mest
Lā‘lüñe geh cām u geh mey virse dil olmaz ‘aceb
Sāḳiyā eyler ġalaṭ çünkim ide güftār mest
Mestdür çeşmüñ ‘aceb mi ḳatlüme ḳaṣd eylese
Ḳan ider cānā olıcaḳ merdüm-i ‘ayyār mest
Fażlī’nüñ yārān ṣorarsa ḥālin iy dil diyesin
Gūşe-i mey-ḫānede düşmiş yatur evkār mest

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey yâr, gönül senin mahmur gözünden sarhoş olmuştu; saf la'l dudağının kadehine duyduğu şevk onu yeniden sarhoş etti.

2. Dudaklarının hatırına dünya öyle şaraba düştü ki, ey saki, her köşede senin gözün gibi bin sarhoş var.

3. Ey saki, gönül la'l dudağına kâh kadeh kâh şarap adını verse şaşılmaz; çünkü sarhoş konuşunca yanılır.

4. Gözün sarhoştur; beni öldürmeye kastetse şaşılır mı? Ey can, hilekâr insan (göz bebeği) sarhoş olunca kan döker.

5. Ey gönül, dostlar Fazlî'nin hâlini sorarsa de ki: meyhane köşesinde düşmüş, sarhoş yatıyor. (Mısradaki "evkār" kelimesinin anlamı açık değildir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "mest" (sarhoş) kelimesidir; Özkat bu gazeli Farsça kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "yār, tekrār, var, güftār, ‘ayyār, evkār" kelimelerindeki "-ār/-ar" sesiyle kurulur. Özkat'ın dipnotuna göre ilk beytin ilk mısraında nüshada "mest" yerine "dōst" yazılıdır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde kırk üçüncü gazeldir ve te harfiyle kafiyeli gazellerin ilkidir; yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 233a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifteki "mest" kelimesi gazeli bir sarhoşluk tablosuna çevirir: gönül, dünya, sevgilinin gözü ve sonunda Fazlî'nin kendisi sarhoştur. İlk beyitte gönlün iki sarhoşluğu anlatılır: önce sevgilinin mahmur gözü onu sarhoş etmiştir, sonra la'l dudağın kadehine duyulan şevk bu sarhoşluğu tekrarlamıştır. Göz ile dudak, "çeşm-i ser-mest" ile "cām-ı lā‘l" arasında bir tenasüp kurulur. İkinci beyitte dünya, sevgilinin dudaklarını hatırlayarak şaraba düşmüştür ve her köşede onun gözü gibi binlerce sarhoş vardır; sevgilinin baygın bakışlı gözünün sarhoşa benzetilmesi divan şiirinde yaygındır. "Leblerüñ yādına" (dudaklarının hatırına) sözü, meclislerde birinin hatırına kadeh kaldırma âdetini hatırlatır; dünyanın bütünü bu kadehe katılmıştır.

Üçüncü beyit, la'l dudağın kâh kadehe kâh şaraba benzetilmesini sarhoşun yanılmasıyla açıklar; bu, bir benzetmenin şiirsel bir sebebe bağlanmasıdır. Dördüncü beyitte "merdüm" kelimesi hem "insan" hem de "göz bebeği" anlamına gelir ve bir tevriye kurar: hilekâr insan sarhoşken kan dökebilir, sevgilinin sarhoş gözünün bebeği de âşığı öldürmeye kastedebilir. Son beyit gazeli Fazlî'nin kendi hâliyle bitirir; meyhanenin köşesinde düşüp kalmış sarhoş âşık, rint tavrının sade bir tablosudur.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 309, gazel no. 43 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 233a); ayrıca s. 69 (redifler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar