Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

İy sözüñ naṭ‘-ı zemīnde āb-ı Ḥıżr’ı itdi māt
V’ey lebüñ yādına ‘Īsī gögde kesb eyler ḥayāt
Var iken lā‘lüñ şu kim ḳand u nebāta meyl ide
Aġzı dadın virür iy şīrīn-dehen aña nebāt
Ḳan ile yazmaġa himmet nāmesini eyledüm
Kirpigümden ḫāme idüp çeşm-i ḫūnīnüm devāt
Dōstum ‘ömrinde bir būseñ alanlar ḫaşre dek
Zinde ola Ḥıżr gibi görmeye hergiz memāt
Fażlī’ye maġrūr-ı ḥüsn olup cefālar eyleme
‘Ömr gibi çün geçer iy gül aña yoḳdur s̱ebāt

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey (sevgili), sözün, söz meydanında Hızır'ın suyunu (âb-ı hayatı) mat etti; ve dudağını anarak İsa gökte hayat bulur.

2. Ey tatlı ağızlı, senin la'l dudağın varken kim kand şekerine ve nebata meylederse, nebat onun ağzının tadını verir. (Söz hem "ona tat verir" hem de "ona hak ettiğini verir" diye anlaşılabilir.)

3. Himmet mektubunu kanla yazmak için kirpiğimi kalem, kanlı gözümü divit (mürekkep hokkası) yaptım.

4. Dostum, ömründe senden bir öpücük alanlar mahşere dek Hızır gibi diri kalır, hiçbir zaman ölüm görmez.

5. Ey gül, güzelliğine mağrur olup Fazlî'ye cefalar etme; çünkü güzellik ömür gibi geçer, onun kalıcılığı yoktur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli zengin kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "māt, ḥayāt, nebāt, devāt, memāt, s̱ebāt" kelimelerindeki "-āt" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde kırk beşinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 233a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk ve dördüncü beyitleri, ölümsüzlükle ilgili iki telmihe dayanır: Hızır ile âb-ı hayat ve göğe yükselen İsa. İlk beyitte sevgilinin sözü âb-ı hayatı bile "mat" etmiştir; "naṭ‘" satranç oynanan deri örtüdür, "māt" da satranç terimidir ve iki kelime bir tenasüp kurar. Özkat bu beyti "mat etmek" deyiminin örneği olarak verir. İkinci mısrada göğe yükselmiş olan İsa, sevgilinin dudağını anarak hayat bulur; dudağın can bağışlaması, İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiği inancını hatırlatır. Dördüncü beyitte aynı fikir öpücüğe taşınır: sevgiliden bir öpücük alan, Hızır gibi mahşere dek ölümsüz olur. "Ḥayāt" ile "memāt" (ölüm) arasında bir tezat vardır.

İkinci beyit tatlılık imgeleriyle kurulur: "ḳand", "nebāt" (şeker türleri) ve "şīrīn-dehen" (tatlı ağızlı). Özkat beyitteki sözü "ağız tadı" deyiminin örneği olarak verir. Üçüncü beyit yazı takımından alınmış bir benzetmeye dayanır: kirpik kalem, kanlı göz divit, kan da mürekkeptir; "nāme", "ḫāme" ve "devāt" bir tenasüp kurar. Bir mektubu kanla yazmak, bağlılığın en güçlü biçimde dile getirilmesidir; kirpiğin ince ve uzun biçimi kaleme, gözün yuvarlak çukuru ise divite benzetilmeye elverişlidir. Son beyit Özkat'ın, halk arasında atasözü olarak kullanılıp kullanılmadığı bilinmeyen veciz sözlere verdiği örnekler arasındadır; Özkat beyitteki düşünceyi "Güzellik geçicidir" diye özetler. Güzelliğin ömür gibi geçip gitmesi, kısa ömrüyle bilinen güle seslenilerek söylenir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 310, gazel no. 45 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 233a); ayrıca s. 69 (kafiye), s. 89-90 (atasözleri ve deyimler), s. 93 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar