Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlü Mefā‘īlü Fe‘ūlün
Dirseñ ki ṣafā ile ola ṣafvete bā‘is̱
Ḳıl ṣūfi ṣafā ile yine ṭoluyı s̱ālis̱
Dil pādişeh-i ‘ālem-i ‘ışḳ idi ḳadīmī
Olmamış idi ‘ālem-i fānī daḫı ḥādis̱
Bilseñ bize ne ṭoġduġını duḫter-i zerden
İy ṣūfi dimezdüñ sen aña ümm-i ḥabā’is̱
Yüz yirden olursa n’ola ġam ṣūreti ẓāhir
Dil āyinesin pāreledi seng-i ḥavādis̱
Varum yaşumuñ sīmidür ancaḳ daḫı nem var
İy Fazlī ‘aceb ben ölicek nem ala vāris̱
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sofu, safanın (gönül hoşluğunun) arınmaya sebep olmasını istersen, safa ile yine dolu kadehi üçüncü kez iç (üçüncü kadehi doldur).
2. Fani âlem henüz yaratılmamışken gönül, kadimden beri aşk âleminin padişahıydı.
3. Ey sofu, üzüm kızından (şaraptan) bize ne doğduğunu bilseydin, ona "pisliklerin anası" demezdin.
4. Gam sureti yüz yerden görünse şaşılır mı; hadiselerin taşı gönül aynasını parça parça etti.
5. Ey Fazlî, varım yoğum gözyaşımın gümüşünden ibarettir, başka neyim var ki; acaba ben ölünce mirasçı neyimi alacak?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli yarım kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "bā‘is̱, s̱ālis̱, ḥādis̱, ḫabā’is̱, ḥavādis̱, vāris̱" kelimelerinin sonundaki "-is̱" sesiyle kurulur; bu sesin yazıda "se" harfiyle karşılanması, gazeli divanın se harfiyle kafiyeli bölümüne yerleştirir. Mahlas son beyitte "Fazlī" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde kırk altıncı gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 233b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sofuya karşı rint tavrını Arapça kökenli kelimelerin oyunlarıyla anlatır. İlk beyitte "ṣafā" (gönül hoşluğu), "ṣafvet" (arınmışlık) ve sofu anlamındaki "ṣūfī" kelimeleri ses bakımından birbirini çağırır; sofuya, aradığı arınmayı şarabın verdiği safada bulması ve üçüncü kadehi içmesi öğütlenir. İkinci beyitte kelam dilinden "ḳadīm" (öncesiz) ile "ḥādis̱" (sonradan olan) arasında bir tezat vardır: gönlün aşk âlemindeki padişahlığı, fani âlemin yaratılışından öncedir. Üçüncü beyitte şarap "duḫter-i rez", yani üzüm asmasının kızı olarak anılır; sofunun ona taktığı "ümm-i ḫabā’is̱" (pisliklerin anası) adı ise bu kızın bir "ana" olarak anılmasıyla karşılık bulur. Kız, ana ve doğmak kelimeleri bir tenasüp kurar.
Dördüncü beyit kırık ayna imgesine dayanır: hadiselerin taşı gönül aynasını parçalamıştır ve her parçada gamın sureti göründüğü için gam yüz yerden belirir. Son beyit Özkat'ın konular arasında ayrıca andığı beyittir. Özkat'a göre Fazlî burada halk arasında yaygın olan "Ölüm hak, miras helâl" düşüncesine parmak basar ve gümüşü andıran gözyaşlarından başka bir zenginliği olmadığını, "nem" kelimesini cinaslı kullanarak öldüğü zaman vârislerine bir şey bırakamayacağını söyler. "Nem" kelimesi hem "neyim" hem de "ıslaklık, yaş" anlamına gelir; mirasçının alacağı tek şey de gözyaşının nemidir. "Varum", "nem var" ve "vāris̱" kelimeleri arasındaki ses yakınlığı beytin ahengini güçlendirir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 310-311, gazel no. 46 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 233b); ayrıca s. 69 (kafiye), s. 80 (ölüm ve miras düşüncesi) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






